Küresel piyasalar sarsılıyor

Küresel Piyasalar Enflasyon ve Fed Gölgesinde: Trump’ın Politikaları Ekonomik Görünümü Nasıl Şekillendirecek?

Küresel ekonomik arenada, son dönemde yaşanan gelişmeler piyasaların odağında yer alıyor. ABD Merkez Bankası (Fed)’nın faiz indirim süreçlerine ilişkin belirsizlikler, enflasyon baskıları ve ABD’de göreve başlayacak yeni yönetimin potansiyel politikaları, risk algısını yükseltiyor. Özellikle ABD’de açıklanan güçlü istihdam raporu, Fed’in faiz indirimlerini yılın ikinci yarısına erteleyebileceği yönündeki beklentileri güçlendirirken, bu hafta açıklanacak enflasyon verileri piyasalar için kritik önem taşıyor.

20 Ocak’ta göreve başlayacak olan Donald Trump yönetiminin ticaret politikaları başta olmak üzere atacağı adımlar, şimdiden küresel ekonomide büyük bir soru işareti yaratmış durumda. Korona virüs pandemisi sonrası tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıklar ve jeopolitik gerilimler, enflasyonist baskıların yeniden güç kazanabileceği endişesini tetikliyor. Bu karmaşık tablo, yatırımcıların ve analistlerin dikkatini ABD’deki ekonomik göstergelere çevirmesine neden oluyor.

ABD Piyasaları ve Fed’in Faiz Politikaları: Beklentiler ve Gerçekler

ABD ekonomisi, küresel piyasalar için her zaman belirleyici bir rol oynamıştır. Son açıklanan veriler, Amerikan ekonomisinin gücünü ve aynı zamanda mevcut zorluklarını gözler önüne seriyor. Piyasa analistleri, bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verilerinin piyasalarda önemli bir oynaklık yaratabileceği konusunda uyarıyor.

İstihdam Verileri ve Fed’in Temkinli Yaklaşımı

Geçtiğimiz cuma günü açıklanan ABD istihdam raporu, piyasa beklentilerinin üzerinde bir tablo sergiledi. Aralık ayında tarım dışı istihdam 256 bin kişi artarak ekonominin dirençli yapısını ortaya koydu. İşsizlik oranı ise yüzde 4,2’den yüzde 4,1’e gerileyerek iş gücü piyasasının sağlam bir zeminde olduğunu gösterdi. Fed’in para politikası kararlarında yakından takip ettiği ortalama saatlik kazançlar da yüzde 0,3 artışla 35,69 dolara yükseldi. Bu veriler, iş gücü piyasasının geçen seneyi oldukça güçlü tamamladığını ve istihdam artışının hız kazandığını işaret ediyor. Analistler, bu sağlam görünümün, Fed’in bu yıl içinde faiz indirimlerine yönelik daha temkinli ve kademeli bir yaklaşım sergileyeceğini desteklediğini belirtiyor. Güçlü bir işgücü piyasası, Fed’e enflasyonla mücadele konusunda daha fazla manevra alanı tanıyor, ancak aynı zamanda faiz indirimlerine başlama aciliyetini de azaltıyor.

Enflasyon Endişeleri ve Tüketici Güveni Dengesizliği

İstihdam piyasasındaki olumlu gelişmelere rağmen, enflasyon beklentileri endişe verici sinyaller vermeye devam ediyor. Michigan Üniversitesi tarafından ölçülen tüketici güven endeksi, ocak ayında 73,2’ye düşerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu düşüş, tüketicilerin genel ekonomik görünüme dair temkinli duruşunu yansıtırken, enflasyon beklentilerindeki artış dikkat çekiyor.

Tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi ocakta yüzde 2,8’den yüzde 3,3’e çıkarak Mayıs 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Benzer şekilde, uzun vadeli enflasyon beklentisi de yüzde 3’ten yüzde 3,3’e tırmanarak 2008’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü. Bu durum, hane halklarının gelecekteki fiyat artışlarına dair kaygılarının arttığını ve bu beklentilerin gerçek enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabileceğini gösteriyor. Söz konusu gelişmelerin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in yılın ilk faiz indirimini haziran ayından önce yapmama ihtimali güç kazandı. Bu da, piyasaların daha uzun süre yüksek faiz oranlarıyla yaşamak zorunda kalabileceği anlamına geliyor.

Fed Yetkililerinden Gelen Sinyaller

Fed yetkililerinin açıklamaları da piyasaların yönünü belirlemede etkili oluyor. Cuma günü konuşan St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem, faiz oranlarını düşürme konusunda daha temkinli olunması gerektiğinin altını çizdi. Bu açıklama, Fed içinde faiz indirimleri konusunda aceleci davranılmaması gerektiği yönündeki görüşlerin ağırlık kazandığını gösteriyor. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ise son istihdam verilerinin iş gücü piyasasının tam istihdam seviyesinde istikrar kazandığını ve ekonominin aşırı ısındığına dair bir işaret olmadığını belirtti. Faiz indirimlerinin hızının ekonomik koşullara bağlı olacağını dile getiren Goolsbee, enflasyon yükselmediği sürece faiz oranlarının gelecek 12 ila 18 ay içinde daha düşük olacağı tahmininde bulundu. Bu farklı tonlardaki açıklamalar, Fed’in içindeki tartışmaları ve gelecek dönemdeki para politikası kararlarının ne kadar karmaşık olabileceğini gözler önüne seriyor.

Tahvil Piyasası, Dolar ve Emtia Fiyatlarındaki Hareketlilik

Enflasyonist baskıların devam edebileceğine dair endişeler, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizlerinde yükselişe neden oldu. İstihdam verilerinin ardından yüzde 4,79 ile Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini gören tahvil faizi, sonrasında yüzde 4,77 seviyesinde dengelendi. Tahvil faizlerindeki yükseliş, borçlanma maliyetlerini artırarak ekonomik büyümeyi yavaşlatma potansiyeli taşıyor. Dolar endeksi ise yeni işlem gününe yüzde 0,2 artışla 109,9 seviyesinde başlayarak Kasım 2022’den bu yana en yüksek seviyelerinde seyretmeye devam ediyor. Güçlü dolar, ihracat yapan ABD şirketleri için olumsuz bir durum yaratırken, ithalatı ucuzlatma etkisi de yaratabilir.

Emtia piyasalarında ise karmaşık bir seyir izlendi. Altının ons fiyatı cuma günü yüzde 0,8 yükselişle 2 bin 691 dolardan kapanırken, yeni güne yüzde 0,2 düşüşle 2 bin 687 dolardan başladı. Altın, genellikle enflasyona karşı bir koruma ve güvenli liman olarak görülse de, güçlü dolar ve yükselen faiz beklentileri zaman zaman fiyatlar üzerinde baskı oluşturabiliyor. Brent petrol fiyatları ise ABD’nin Rus enerji şirketlerine yeni yaptırımlar uygulayacağına yönelik haber akışının ardından yeni işlem gününe yüzde 1,9 artışla 80,6 dolar seviyesinde başladı. Bu yükselişle Brent petrol, Ekim 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Jeopolitik gerilimler ve arz endişeleri, petrol fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.

New York Borsası’nda cuma günü, S&P 500 endeksi yüzde 1,54, Nasdaq endeksi yüzde 1,63 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,63 düşüşle kapandı. ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni haftaya da negatif seyirle başladı. Bu düşüşler, yatırımcıların Fed’in faiz indirimlerini geciktireceği ve potansiyel ekonomik yavaşlama endişelerini fiyatlamaya başladığını gösteriyor.

Avrupa Ekonomisinde Resesyon ve Ticaret Politikaları Belirsizliği

Avrupa piyasaları da ABD’deki gelişmelere ve kendi iç dinamiklerine bağlı olarak satış ağırlıklı bir seyir izledi. Bölge genelinde göreve gelecek yeni ABD yönetiminin izleyeceği ticaret politikalarına yönelik endişeler, risk algısını artırıyor. Özellikle Donald Trump’ın daha önceki dönemlerinde uyguladığı korumacı politikalar, Avrupa ekonomisi için ciddi bir tehdit olarak görülüyor.

Yeni ABD Yönetiminin Potansiyel Etkileri

Trump’ın açıklayacağını belirttiği tarife adımlarının Avrupa ekonomisine etkileri merak konusu olmaya devam ederken, bölge genelinde resesyon endişeleri ana ekonomik gündem maddesi olmayı sürdürüyor. Analistler, ABD’nin gümrük vergilerinde güçlü artışlara gitmesinin Avrupa’dan gelen siparişleri ve kar oranlarını olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor. Zaten halihazırda devam eden imalat sanayi aktivitesindeki daralmanın, bu tür korumacı politikalarla daha da güç kazanabileceği dile getiriliyor. Bu durum, Avrupa ekonomisinin toparlanmasını geciktirebilir ve şirketlerin karlılıklarını baskılayabilir.

Enflasyon ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) Rolü

Bu hafta açıklanacak nihai enflasyon verileri de Avrupa piyasalarının odağında bulunuyor. Analistler, söz konusu verilerin Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nın gelecek dönemdeki para politikası adımlarına yönelik fiyatlamaları değiştirebileceğini ifade ediyor. Eğer enflasyon beklentilerin üzerinde gelirse, ECB’nin faiz indirimlerine başlama konusunda daha temkinli davranması gerekecek ve bu da Avrupa ekonomisi üzerindeki baskıyı artıracaktır.

Cuma günü İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,86, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,79, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,64 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,50 değer kaybetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne de negatif bir seyirle başladı. Bu kayıplar, yatırımcıların hem bölgesel ekonomik sorunlara hem de küresel belirsizliklere tepki verdiğini gösteriyor.

Asya Piyasalarında Beklentiler ve Çin’in Ekonomik Gündemi

Asya piyasaları da haftanın ilk işlem gününde negatif bir seyir izlerken, bugün Japonya’da tatil sebebiyle işlemler gerçekleşmedi. Başta Çin olmak üzere bölge ekonomilerinde, gelecek hafta göreve başlayacak yeni ABD yönetimi öncesinde risk algısı yüksek seyretmeye devam ediyor. ABD’nin korumacı ticaret politikaları, Asya’nın ihracata dayalı ekonomileri için önemli bir tehdit oluşturuyor.

Çin’in Tüketim Odaklı Büyüme Stratejisi

Çin Merkez Bankası (PBoC) Başkanı Pan Gongşıng, bugün yaptığı açıklamalarda tüketimi teşvik etmeye daha çok önem verilmesi gerektiğini işaret etti. Pan, “Makroekonomik politikanın önceliği daha fazla yatırımı teşvik etmekten, hem tüketimi hem de yatırımı teşvik etmeye, tüketime daha fazla önem vermeye kaydırılmalıdır,” dedi. Bu açıklama, Çin ekonomisinin yapısında köklü bir değişikliğe gidilmek istendiğini ve iç tüketimin büyümenin ana motoru haline getirilmeye çalışıldığını gösteriyor. Pan, Çin’in tüketimi artırmak için vatandaşların gelirini ve tüketicilere yönelik sübvansiyon desteğini artırabileceğini ifade ederek, sosyal güvenliği iyileştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Bu adımlar, Çin’in iç pazarı canlandırma ve dış şoklara karşı direncini artırma çabasının bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Dış Ticaret Fazlası ve Gümrük Vergileri Endişesi

Bugün açıklanan verilere göre Çin’de aralık ayına ilişkin dış ticaret fazlası 104,8 milyar dolarla beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Bu güçlü dış ticaret performansı, Çin ekonomisinin ihracat tarafındaki gücünü gösteriyor. Ancak analistler, gelecek hafta ABD’de göreve başlayacak Trump’ın açıklayacağını söylediği ek gümrük vergileri öncesinde kaydedilen yüksek dış ticaret fazlalarının önümüzdeki dönemlerde azalabileceğini kaydediyor. Trump’ın olası gümrük vergileri, Çin’in ihracatını ciddi şekilde etkileyerek dış ticaret fazlasını düşürebilir ve ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturabilir.

Bu gelişmelerle kapanışa yakın Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,3 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1 düştü. Asya borsalarındaki bu düşüşler, hem küresel belirsizliklere hem de Trump’ın ticaret politikalarının potansiyel etkilerine yönelik endişeleri yansıtıyor.

Yurt İçi Piyasalar: BIST ve Cari İşlemler Dengesi

Yurt içinde cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,90 değer kaybederek 9.910,61 puandan tamamladı. Yeni haftada ise yurt içinde gözler kasım ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerine çevrildi. Türkiye ekonomisi için cari işlemler dengesi, ülkenin dış kaynak ihtiyacını ve döviz kuru üzerindeki baskıyı gösteren önemli bir gösterge konumundadır.

Borsa İstanbul ve Ekonomik Beklentiler

AA Finans Ödemeler Dengesi Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, cari işlemler hesabının kasım ayında 2 milyar 963 milyon dolar açık verdiğini tahmin etti. Ekonomistler, 2024 yılına ilişkin cari işlemler açığının ise 10 milyar 273 milyon dolar olarak gerçekleşeceğini öngördü. Cari açığın boyutu, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacını ve döviz piyasalarındaki kırılganlığı doğrudan etkiliyor. Eğer beklentilerin üzerinde bir açık gerçekleşirse, bu durum piyasalarda olumsuz bir algı yaratabilir.

Dolar/TL Kuru ve Teknik Analizler

Dolar/TL kuru, cuma günü yüzde 0,3 düşüşle 35,4350’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üzerinde 35,4410 seviyesinden işlem görüyor. Dolar/TL kurundaki hareketlilik, küresel dolar endeksindeki yükseliş ve yurt içi ekonomik verilerle yakından ilişkili. Analistler, bugün yurt içinde cari işlemler dengesinin yanı sıra perakende satışlar verilerinin de takip edileceğini belirtti.

Yurt dışında ise ABD’de tüketici enflasyon beklentisi ve federal bütçe dengesi verileri önemli olacak. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.900 ve 9.800 puanın destek, 10.000 ve 10.100 seviyelerinin ise direnç konumunda olduğu ifade edildi. Bu teknik seviyeler, kısa vadede endeksin seyrini belirlemede etkili olabilir.

Haftanın Önemli Verileri ve Piyasa Beklentileri

Piyasaların nabzını tutan ekonomik veriler, haftalık bazda yatırımcıların kararlarını şekillendirmede kilit rol oynar. Bu hafta takip edilecek başlıca veriler ve beklentiler ise şöyle:

  • 10.00 Türkiye, kasım ayı cari işlemler dengesi: Türkiye ekonomisinin dış ticaret performansını ve döviz ihtiyacını gösteren kritik bir veri.
  • 10.00 Türkiye, kasım ayı perakende satışlar: Tüketici harcamaları ve iç talebin gücü hakkında bilgi verecek.
  • 19.00 ABD, aralık ayı tüketici enflasyon beklentisi: Fed’in faiz politikası kararları için önemli bir gösterge olan enflasyon beklentilerini ortaya koyacak.
  • 22.00 ABD, aralık ayı federal bütçe dengesi: ABD hükümetinin mali sağlığı hakkında bilgi sunacak.

Önümüzdeki dönemde, Fed’in enflasyonla mücadelesi ve faiz indirimi takvimi, Trump yönetiminin uluslararası ticaret politikaları ve küresel jeopolitik gelişmeler, piyasaların ana gündem maddeleri olmaya devam edecektir. Yatırımcıların bu belirsizlik ortamında daha dikkatli ve selektif hareket etmesi beklenmektedir. Küresel ekonomideki bu dalgalanmaların, hem büyük ekonomileri hem de gelişmekte olan ülkeleri farklı şekillerde etkileyeceği aşikardır. Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, önümüzdeki haftalar ve aylar, finansal piyasalar için oldukça dinamik ve belirleyici bir dönem olacağa benziyor.