Aylık Dolar Yükselişi: Gözler Fed’de

ABD Doları Yükselişte: Güçlü Ekonomi ve Jeopolitik Gerilimlerle Küresel Piyasalarda Etkisini Artırıyor

Küresel piyasalarda önemli bir dönemeç yaşanırken, ABD doları güçlü bir yükseliş trendi sergileyerek Eylül ayından bu yana en büyük aylık kazancını elde etmeye hazırlanıyor. Bu güçlenme, Amerika Birleşik Devletleri’nin beklenenden daha dayanıklı ekonomik verileri ve merkez bankasının para politikasına dair sıkı duruşunu koruma sinyalleriyle destekleniyor. Öte yandan, Avrupa’da açıklanan zayıf enflasyon rakamları Euro’nun değer kaybetmesine neden olurken, İngiliz sterlini ve Japon yeni gibi diğer önemli para birimleri de farklı ekonomik ve politik faktörlerin etkisiyle dalgalanmalar yaşıyor.

Dolar endeksi, küresel döviz piyasalarında Amerikan dolarının altı majör para birimi karşısındaki değerini ölçen kritik bir gösterge olarak, 103,352 seviyesinden işlem görerek %0,1’lik bir artış kaydetti. Bu yükselişle birlikte dolar, ayı %2’nin üzerinde bir kazançla kapatma potansiyeli taşıyor. Bu durum, piyasa katılımcılarının Amerikan ekonomisine ve Fed’in gelecekteki adımlarına yönelik güvenlerinin arttığını gösteriyor.

Doların Küresel Gücü: Ekonomik Dayanıklılık ve Merkez Bankası Beklentileri

Amerikan dolarının son dönemdeki yükselişinin ardında birden fazla güçlü sebep yatıyor. Öncelikle, ABD ekonomisinin birçok göstergede dirençli kalmaya devam etmesi, yatırımcıların güvenini tazeliyor. İş gücü piyasasındaki güçlü görünüm, perakende satışlardaki olumlu seyir ve genel ekonomik aktivitedeki canlılık, Fed’in faiz indirimlerine başlama konusunda acele etmeyeceği algısını güçlendiriyor. Bu durum, diğer büyük ekonomilerin merkez bankalarının potansiyel faiz indirimlerine kıyasla Fed’in daha uzun süre yüksek faiz oranlarını koruyabileceği beklentisiyle doları cazip kılıyor.

Merkez bankacılarından gelen şahin açıklamalar ve piyasanın Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair beklentilerini aşağı yönlü revize etmesi, dolara olan talebi daha da artırdı. Başlangıçta piyasalar, Fed’in bu yıl içinde birden fazla ve erken faiz indirimi yapacağını fiyatlıyordu. Ancak, Fed yetkililerinin enflasyonla mücadeledeki kararlılıklarını vurgulamaları ve güçlü ekonomik verilerin gelmeye devam etmesiyle, bu beklentiler önemli ölçüde azaldı. Bu durum, doları, yatırımcılar için güvenli bir liman ve yüksek getiri sağlayan bir varlık olarak konumlandırdı.

Dolar, aynı zamanda Orta Doğu’daki tırmanan jeopolitik gerilimlerden de destek buldu. Bölgedeki çatışma risklerinin artması ve daha geniş çaplı bir istikrarsızlık korkusu, küresel risk iştahını olumsuz etkiledi. Belirsizlik zamanlarında yatırımcılar genellikle daha güvenli kabul edilen varlıklara yönelirler ve Amerikan doları da bu varlıkların başında gelir. Jeopolitik risklerin dolar üzerindeki bu “güvenli liman” etkisi, para biriminin değer kazanmasında önemli bir rol oynadı.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yaklaşan toplantısında faiz oranlarını değiştirmemesi bekleniyor. Bu nedenle piyasaların tüm odağı, toplantı sonrası Fed Başkanı Jerome Powell’ın yapacağı basın toplantısına çevrilmiş durumda. Powell’ın açıklamaları, Fed’in gelecekteki para politikası yönü, enflasyon ve istihdam piyasasına ilişkin değerlendirmeleri hakkında önemli ipuçları sunacak. ING analistleri, yayımladıkları bir notta, “ABD’de açıklanan güçlü veriler göz önüne alındığında (son olarak Aralık JOLTS verisi iş ilanlarının arttığını gösterdi), bu geceki FOMC sonucunun, piyasayı bu yıl için mevcut 130 baz puanlık faiz indiriminden daha fazlasını fiyatlamaya itmesi için pek bir sebep görünmüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Analistler, bu durumun dolar için “nötr/pozitif” bir gelişme olacağını belirtiyor. Yani, Fed’in beklentilerden daha az güvercin bir duruş sergilemesi, doların değerini desteklemeye devam edecektir. Gelecek haftalarda açıklanacak ABD ekonomik verileri de piyasanın Fed beklentilerini şekillendirmede kritik rol oynayacak. Perşembe günkü haftalık ilk işsizlik başvuruları ve ardından Cuma günkü aylık istihdam raporu (tarım dışı istihdam verileri) öncesinde, Ocak ayı için ADP özel sektör istihdam raporu dikkatle takip edilecek. Bu istihdam verileri, iş gücü piyasasının sağlığı hakkında önemli bilgiler sunarak Fed’in karar alma sürecini etkileyebilir.

Euro Bölgesi Enflasyon Endişesiyle Geriliyor: ECB Faiz İndirim Kapısı Açılıyor

Amerikan dolarının yükselişine karşın, Avrupa’da Euro, zayıf enflasyon verileri nedeniyle değer kaybediyor. Euro/dolar paritesi %0,1 düşüşle 1,0829 seviyesinden işlem gördü. Almanya ve Fransa’dan gelen tüketici fiyatları (TÜFE) verileri, bölgedeki enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu gösteriyor. Bu durum, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz oranlarını beklenenden daha erken düşürme olasılığını artırarak Euro üzerinde baskı oluşturuyor.

Fransa’da Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Ocak ayında aylık bazda %0,2 düşerken, yıllık bazda Aralık ayındaki %3,7 seviyesinden %3,1’e geriledi. Bu keskin düşüş, Fransa’da enflasyon baskılarının hafiflediğine dair güçlü bir işaret olarak yorumlandı. Benzer şekilde, Euro Bölgesi’nin en büyük ekonomisi olan Almanya’dan da enflasyonun gerilemekte olduğuna dair göstergeler geliyor. Almanya’nın federal eyaletleri tek tek kendi enflasyon rakamlarını bildirmeye başlarken, tüm bu veriler yıllık rakamlarda keskin düşüşlere işaret ediyor. Bu durum, Euro Bölgesi genelinde enflasyonun hedeflenen seviyelere doğru gerilediği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.

Enflasyon verilerinin yanı sıra, Almanya’nın perakende satışları da Euro Bölgesi ekonomisinin karşı karşıya olduğu zorlukları gözler önüne serdi. Aralık ayında aylık bazda %1,6 düşüş gösteren perakende satışlar, tüketicilerin yüksek enflasyon ve faiz oranları karşısında baskı altında kaldığını ve harcamalarını kıstığını gösteriyor. Tüketici harcamalarındaki bu daralma, ekonomik büyümeye ilişkin endişeleri artırarak ECB’nin faiz indirimi konusunda daha esnek davranabileceği sinyalini veriyor.

ING analistleri, bu rakamların “ECB’ye Nisan ayında faiz indirimi yapması için kapıyı açık tuttuğunu” belirtti. Bu değerlendirme, piyasaların ECB’nin ilk faiz indirimini ikinci çeyrekte gerçekleştirebileceği yönündeki beklentilerini destekliyor. Analistler, ayrıca, “Bu bizim kendi görüşümüz değil ancak EUR/USD’nin, Cuma günkü ABD istihdam verileri ile bitecek olan haftayı zayıf tarafta sonlandırması gerektiği anlamına geliyor,” diyerek Euro’nun kısa vadede zayıf seyrini koruyabileceğine işaret etti. ABD’den gelecek güçlü istihdam verileri, Fed’in faiz indirimi beklentilerini daha da öteleyerek doların Euro karşısındaki üstünlüğünü pekiştirebilir.

Diğer Majör Para Birimleri ve Küresel Ekonomik Dinamikler

Küresel döviz piyasalarındaki dalgalanmalar sadece dolar ve Euro ile sınırlı kalmıyor. İngiliz sterlini, Japon yeni ve Çin yuanı da kendi iç dinamikleri ve küresel faktörlerin etkisiyle önemli hareketler sergiliyor. İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) yakında yapacağı politika toplantısı öncesinde sterlin/dolar paritesi %0,1 düşüşle 1,2683 seviyesinden işlem gördü. BoE’nin faiz kararları ve enflasyon görünümüne ilişkin açıklamaları, sterlinin seyrini belirleyecek anahtar faktörler olacak.

İngiltere’de konut piyasasında da dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Nationwide Building Society’nin raporuna göre, Aralık ayında sabit kalan konut fiyatları, Ocak ayında bir önceki aya göre %0,7 artış gösterdi. Bu beklenenden daha fazla yükseliş, İngiliz ekonomisindeki bazı canlanma işaretlerini yansıtabilir ancak BoE’nin faiz politikası üzerindeki etkisi henüz belirsizliğini koruyor.

Asya piyasalarına baktığımızda, Japon yeni önemli bir değer kaybı yaşıyor. Dolar/yen paritesi %0,1 düşüşle 147,43’e gerilese de, Japon yeni bu ay neredeyse %5 düşerek Haziran 2022’den bu yana en büyük aylık düşüşünü kaydetmeye hazırlanıyor. Bu sert düşüşün temel nedeni, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ultra genişlemeci para politikasını sürdürmesi. Diğer büyük merkez bankaları faiz artırımları veya sıkılaştırma politikaları uygularken, BoJ’un düşük faiz oranlarını koruması, yenin uluslararası yatırımcılar nezdindeki cazibesini azaltıyor ve faiz farklılığı nedeniyle değer kaybetmesine yol açıyor.

Çin yuanı da aylık bazda yaklaşık %1’lik bir düşüş yaşadı. Dolar/yuan paritesi 7,1759 seviyesine yükseldi. Bu durumun ana tetikleyicisi, Çin’in üretim faaliyetlerinin Ocak ayında dördüncü ay üst üste daralması oldu. İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerinin beklenenin altında gelmesi, Çin ekonomisindeki toparlanmanın yavaşladığına ve hatta bazı sektörlerde daralma yaşandığına işaret ediyor. Bu durum, küresel tedarik zincirleri ve emtia fiyatları üzerinde de baskı oluşturarak yuan üzerinde olumsuz bir etki yaratıyor.

Genel olarak, küresel döviz piyasaları merkez bankalarının para politikası duruşları, makroekonomik veriler ve jeopolitik gelişmeler arasındaki hassas dengeyi yansıtmaya devam ediyor. ABD dolarının güçlü seyrini koruması beklenirken, Euro ve Japon yeni gibi diğer majör para birimlerinin, kendi bölgelerindeki ekonomik zorluklar ve merkez bankası politikaları nedeniyle baskı altında kalmaya devam etmesi öngörülüyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik veriler ve merkez bankalarının açıklamaları, piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynayacaktır.