Sigorta Sektörü 2024’ü Rekor Büyümeyle Tamamladı: 2030 Hedefleri ve Ekonomiye Katkıları
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Uğur Gülen, sigorta sektörünün 2024 yılındaki dikkat çekici performansını ve gelecek dönem hedeflerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Kasım ayı sonu itibarıyla prim üretiminin 1 trilyon lirayı aşarak önemli bir kilometre taşını geride bıraktığını belirten Gülen, sektörün yılı 1,2 trilyon liranın üzerinde bir prim üretimiyle tamamlayacağını öngördü. Bu büyüme, 2024 yılı için yaklaşık yüzde 40’ın üzerinde bir prim artışı anlamına geliyor.
Gülen, 2024 yılının sigorta sektörü için oldukça başarılı bir yıl olduğunu vurgulayarak, bu başarının temel göstergelerle desteklenebileceğini ifade etti. Sektörün enflasyonun üzerinde bir büyüme performansı sergilemesinin, Türkiye ekonomisi için önemli bir gösterge olduğunu belirtti.
Kasım ayı sonu prim üretimi istatistiklerine değinen Gülen, “1 trilyon liranın üzerinde bir prim üretimine ulaştık. Bu gidişle yılı 1,2 trilyon liranın üzerinde bir prim üretimiyle tamamlayacağız. Bu da 2024’te yüzde 40’ın üzerinde bir prim büyümesine işaret ediyor. Enflasyonun yüzde 30’lar civarında seyrettiğini düşünürsek, enflasyonun üzerinde bir prim büyümesiyle yılı kapatacağımızı söyleyebiliriz,” şeklinde konuştu.
2024 yılının makroekonomik göstergeler açısından yüksek politika faizlerinin uygulandığı bir dönem olduğunu hatırlatan Gülen, bu durumun, enflasyonu ve döviz kurunu kontrol altında tutma amacına yönelik bir programın parçası olduğunu belirtti. Fon biriktiren bir sektör olarak sigorta şirketlerinin, Türk Lirası (TL) cinsinden varlıklara yatırım yaparak önemli bir mali gelir elde ettiğini vurguladı.
Elde edilen mali gelirlerin sektörün karlılığına olumlu yansıdığını ifade eden Gülen, “Henüz yıl sonu kar rakamları kesinleşmedi ancak dokuz aylık verilere baktığımızda, sermaye getirilerinin hem hayat dışı hem de hayat ve emeklilik sektörlerinde toplamda yüzde 40’ın üzerinde olduğunu görüyoruz,” dedi.
Gülen, mali gelirlerden elde edilen karların ürün fiyatlarında rekabeti artırdığını ve 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında reasürans piyasasında yaşanan sıkışıklığın da azaldığını, fiyatların daha makul seviyelere geldiğini ve kapasitelerin arttığını belirtti.
2030 Vizyonu: Sigorta Sektörünün GSYH’deki Payının Yüzde 5’e Çıkarılması Hedefi
Uğur Gülen, hayat dışı ve hayat emeklilik sektörlerinin prim üretiminin yıl sonunda 30 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini ve bu durumun sigorta sektörünün penetrasyon oranının yüzde 2,5’e yükselmesi anlamına geldiğini kaydetti.
Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içinde sigorta sektörünün payının yüzde 2,5 olmasının mevcut hedeflerle uyumlu olduğunu belirten Gülen, “Ancak bu oranı yeterli görmüyoruz. Hedefimiz, bu payı yüzde 5’e çıkarmak. 2030 yılında bu hedefe ulaşacağımızı umuyoruz,” dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de geçen yıl sonu itibarıyla yaklaşık 2,4 trilyon liralık sağlık harcaması yapıldığını hatırlatan Gülen, bu harcamaların yüzde 80’inin kamu, yüzde 17’sinin vatandaşlar, yüzde 3’ünün ise özel sağlık sigortaları ve tamamlayıcı sağlık sigortaları (TSS) tarafından karşılandığını belirtti.
Özel sağlık sigortalarının büyüme potansiyeline dikkat çeken Gülen, şu açıklamalarda bulundu:
“Özel sağlık sigortalarının payını yüzde 3’ten yüzde 6’ya çıkarabilsek, sağlık sigortacılığımız iki katına çıkacak. Bu durum, özel hastanelerin ve özel sağlık hizmeti sağlayıcılarının da büyümesi anlamına gelecek. Özel sağlık sigortalarındaki her 1 puanlık artış, kamunun bütçesinden yaklaşık 1 milyar dolarlık bir azalmaya yol açacaktır. Bugün yüzde 3 olan payı yüzde 6’ya çıkardığımızda, kamu harcamaları 3 milyar dolar azalacaktır. Bu, çok önemli bir tasarruf demektir. Örneğin, Türkiye’nin yerli otomobili TOGG’a yapılan yatırımın yaklaşık 3 milyar dolar olduğunu biliyoruz. Sağlanacak bu tasarrufla büyük bir üretim tesisi kurulabilir ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlanabilir. Kamunun üzerindeki yükü azaltarak, özel sağlık harcamalarını teşvik ederek önemli kazanımlar elde edebiliriz. Bu durum, enflasyonist baskıyı da azaltacaktır. Çünkü kamu, bu harcamaları finanse etmek için borçlanmak veya başka alanlardan kesinti yapmak zorunda kalmaktadır.”
Marmara Depremi Uyarısı: Sigorta Sektörünün Büyümesi Ekonomik Zararları En Aza İndirecek
TSB Başkanı Gülen, son dönemde kamu yönetimiyle yapılan toplantılarda bütçe açığı, enflasyonun kontrol altına alınması, yatırımlara kaynak bulunması ve yaşlanan nüfus gibi dört önemli başlığın öne çıktığını belirterek, bu sorunların çözümünün sigorta sektörünün büyümesinden geçtiğini vurguladı.
Kahramanmaraş merkezli depremlere yönelik yapılan harcamalara değinen Gülen, depremlerin toplam ekonomik maliyetinin 105 milyar dolar olduğunu, bu maliyetin 100 milyar dolarlık kısmının kamu tarafından karşılandığını ve şu ana kadar yaklaşık 90 milyar dolarlık harcama yapıldığını ifade etti. Sadece 5-6 milyar dolarlık kısmın sigorta sektörü tarafından karşılandığını belirtti.
Olası bir Marmara depreminde bu kaybın 4 katına kadar çıkabileceği uyarısında bulunan Gülen, şu önemli açıklamalarda bulundu:
“(Olası Marmara depreminde) 350-400 milyar dolarlık bir ekonomik kayıp yaşanabilir. Şu anda sigortalanmış kısım sadece 35 milyar dolar civarında. Kahramanmaraş depreminin son 2-3 yıldır Türk ekonomisini ne kadar olumsuz etkilediğini, bütçe açığını, enflasyonu ve borçlanmanın artmasını hepimiz gördük. Olası bir Marmara depremini düşünmek bile istemiyoruz. Çünkü bu sefer 90 milyar dolar değil, 300-400 milyar dolarlık bir harcama yapmak zorunda kalacağız. Bu sorunun çözümü, sigorta penetrasyonunu artırmak, DASK’ın (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) kapsamını yüzde 100’e çıkarmak ve Zorunlu Afet Sigortası’nın (ZAS) bir an önce yasalaşarak devreye alınmasını sağlamaktır. Olası bir Marmara depreminde Türkiye ekonomisinin en az zararla çıkmasının tek yolu, sigorta sektörünü büyütmektir. Bu nedenle her zaman söylüyoruz: Sigorta sadece bir kağıt parçası veya bir taahhüt değil, aynı zamanda makroekonominin en büyük güvencesidir.”
Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES): Türkiye İçin Hayati Bir Ürün
TSB Başkanı Gülen, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES) mevcut durumunu da değerlendirerek, sistemdeki katılımcı sayısının 17-18 milyon civarında olduğunu ve fon büyüklüğünün 2 trilyon lirayı aştığını hatırlattı.
BES’teki devlet katkısına ilişkin görüşlerini ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) hakkındaki düşüncelerini paylaşan Gülen, şunları söyledi:
“Bireysel emeklilik, sadece bugünün konusu değil. BES, ekonomiye çok ciddi bir fon sağlıyor. 2 trilyon liranın üzerinde bir kaynak, yatırım fonları aracılığıyla ekonominin hizmetine sunuluyor. Bu fonlar, kalıcı fonlardır, çekilen fonlar değildir. Yüzde 30’luk devlet katkısı, vatandaşlarımızın gönüllü BES’e girmesini teşvik eden çok önemli bir unsurdur. Bu oranın değiştirilmemesini, hatta teşviklerin artırılmasını istiyoruz.
TES, üç dönemdir Orta Vadeli Program’da yer alıyor. Bu sistemin de hayata geçmesini istiyoruz. Çünkü tamamlayıcı emeklilik, işverenin, işçinin ve devletin katkısıyla oluşturulan zorunlu bir ikinci basamak emeklilik sistemidir. TES’in hayata geçmesi, bireysel emeklilikteki fonların çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlayacaktır. Bu fonların büyümesi, bugün ekonomiye sağladığı katkının yanı sıra, gelecekte bu fon sahiplerinin emekli olduklarında yoksul olmamalarını ve varlıklı bir şekilde emekli olmalarını da sağlayacaktır. TES, zorunlu olması, işveren, işçi ve devlet katkısı içermesi açısından Türkiye için hayati öneme sahip bir üründür.”
Gülen, kamu-özel sektör iş birliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Kamunun penetrasyonu artıracak düzenlemeler yapması, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) vatandaşı düşünürken katı değil, esnek bir tutum sergilemesi ve sigorta sektörünün de yalın ürünler üreterek bunları müşteriye ulaştıracak kanalları oluşturması çok önemlidir. Bu üç unsurun aynı anda işlemesi gerekmektedir,” dedi.