Orta Vadeli Program (OVP) 2025-2027: Türkiye Ekonomisi İçin Bir Yol Haritası mı, Yoksa Temenniler Demeti mi?
Türkiye ekonomisinin gelecek üç yılına ışık tutması beklenen Orta Vadeli Program (OVP) 2025-2027, kamuoyu ile paylaşıldı. Ekonomik istikrar, büyüme ve refah hedefleriyle hazırlanan bu program, teoride ülkenin makroekonomik rotasını çizmekle yükümlü. Ancak, bir ekonomik programın sadece hedeflerden ibaret olup olamayacağı, bu hedeflere ulaşmak için atılacak somut adımların ve uygulama detaylarının ne denli açıklandığı gibi temel sorular, OVP’nin etkinliği ve güvenilirliği açısından kritik önem taşıyor. Bu makalede, OVP’yi ilkesel yaklaşım ve sunulan tahminler açısından detaylı bir analize tabi tutacak, programın gerçekçi bir yol haritası mı yoksa iyi niyetli dilekler bütünü mü olduğunu sorgulayacağız.
OVP’nin İlkesel Yaklaşımı: Bir Programın Olmazsa Olmazları
Ekonomik veya finansal bir program olmanın temel şartı, belirli hedefler koymanın ötesinde, bu hedeflere nasıl ulaşılacağını net, ölçülebilir ve zaman çizelgeleriyle desteklenmiş bir şekilde açıklamaktır. Söz konusu metinde, belirlenen hedefler doğrultusunda hangi eylemlerin, hangi oran ve rakamlarla, hangi dönem aralıklarında gerçekleştirileceğinin açıkça belirtilmesi esastır. Türkiye’de bu tanıma en iyi uyan metin, yıllardır süregelen tüm bozulmalara rağmen hala bütçedir. Yıl sonunda ulaşılacak bir gelir-gider toplamı, potansiyel bir açık veya fazla hedefi bulunur. Giderler harcamacı idarelere paylaştırılır, gelir kalemleri detaylandırılır ve olası bir açığın nasıl finanse edileceği baştan belirlenir. Her ay sonunda gerçekleşen gelirler, giderler ve bütçe dengesi açıklanır; hedeflerden sapma durumunda alınacak önlemler genellikle bellidir.
Ancak açıklanan Orta Vadeli Program (OVP), bu program tanımının gereklerini ne yazık ki tam olarak karşılayamıyor. Örneğin, yıl sonu enflasyonu veya büyüme için belirli bir hedef konulurken, bu hedeflere hangi somut adımlarla, hangi politikalarla, olası sapmalar karşısında hangi önlemlerle ulaşılacağına dair ayrıntılı bir yol haritası sunulmuyor. “Gerekli tasarruf önlemleri alınarak” gibi genel ifadeler, bir eylem planı niteliği taşımıyor. Tıpkı bütçede olduğu gibi, enflasyonla mücadele hedefi konulduğunda, faiz politikalarının, zorunlu karşılıkların, vergi düzenlemelerinin veya kamu harcamalarının ilk üç ayda nasıl yönetileceği, ardından sonraki dönemlerde hangi değişikliklerin yapılacağı gibi spesifik araçların ve dozajlarının açıklanması gerekir. Kamu harcamalarındaki, özellikle üst düzey yönetim kademelerindeki israfın nasıl önleneceğine dair somut mekanizmaların ve hedeflerin belirlenmesi, OVP’yi bir temenniler manzumesinden gerçek bir programa dönüştürebilir.
OVP’nin “Reform” Başlıkları ve İçeriksizliği
OVP’de yedi ana “reform” başlığı öngörülüyor. Ancak bu başlıkların içerikleri, bir reform programından ziyade genel temenniler olarak değerlendirilebilir:
- 1. Makroekonomik ve finansal istikrarın kalıcı hale getirilmesi: Mevcut durumda ortada kalıcı hale getirilebilecek bir istikrar bulunmadığı düşünüldüğünde, öncelikle istikrarı sağlamak için atılacak somut adımların detaylandırılması beklenirdi. Bu başlık, mevcut ekonomik dengesizliklerin nasıl giderileceğine dair net bir plan sunmaktan uzak.
- 2. Kamu mali reformlarının hayata geçirilmesi: Hangi kamu mali reformları? Bütçe disiplinini artıracak, gelir ve gider dengesini kalıcı olarak iyileştirecek spesifik düzenlemeler nelerdir? Örneğin, üst düzey yöneticilerin harcama alışkanlıklarındaki israfın nasıl ve ne ölçüde azaltılacağına dair somut hedefler ve denetim mekanizmaları açıklanmalıydı. Bu tür genel ifadeler, somut eylem planlarının yerine geçemez.
- 3. Ar-Ge ve yenilikçilik kapasitesinin genişletilmesi: Yıllardır her programda yer alan bu hedef, bugüne kadar elle tutulur adımlarla desteklenmediği için bir söylemden öteye gidemiyor. Bu kapasitenin nasıl genişletileceğine dair spesifik yatırım alanları, teşvik mekanizmaları, üniversite-sanayi iş birliği modelleri ve ölçülebilir çıktılar belirtilmeliydi.
- 4. Yeşil ve dijital ekonomiye geçişe yönelik teknolojik dönüşümün sağlanması: Bu iddialı hedefe ulaşmak için hangi adımlar hangi zaman dilimlerinde atılacak, hangi sektörlere öncelik verilecek, ne kadarlık bir yatırım öngörülüyor gibi temel sorular cevapsız kalıyor. Bir eylem planı olmaktan çok, gelecek trendlere uyum sağlama arzusunu yansıtan genel bir ifade olarak dikkat çekiyor.
- 5. Beşeri sermayenin güçlendirilmesi ve işgücü piyasasının etkinleştirilmesi: Türkiye’nin mevcut eğitim sistemi ve işgücü piyasası yapısı göz önüne alındığında, beşeri sermayenin güçlendirilmesi için köklü reformlara ihtiyaç var. Eğitim müfredatının güncellenmesi, mesleki eğitimin niteliğinin artırılması, aktif işgücü piyasası politikalarının uygulanması gibi detaylar olmadan bu hedefe ulaşmak mümkün görünmüyor.
- 6. İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesine devam edilmesi: İş ve yatırım ortamının gerçek anlamda iyileşmesi için öncelikle enflasyonun düşürülmesi, piyasalara yapılan müdahalelerin sona ermesi, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının güçlenmesi elzemdir. Ancak mevcut durumda piyasalara müdahalenin giderek arttığı gözlemlenirken, bu başlık inandırıcılığını yitiriyor.
- 7. Ekonomide kayıt dışılığın azaltılması: Kayıt dışılıkla mücadelenin temelinde hukukun üstünlüğünün sağlanması ve şeffaflığın artırılması yatar. Servet beyanının yeniden getirilmesi gibi mekanizmalar, kayıt dışı ekonominin daraltılmasında önemli rol oynayabilir. Ancak bu iktidar döneminde bu tür adımların atılması oldukça zor görünüyor.
Sonuç olarak, OVP’de bir şeyleri hedeflemek ilk adım olsa da, o hedeflere nasıl, ne yaparak, hangi araçları kullanarak ve hangi engelleri aşarak varılacağını açıklamazsanız, ve periyodik bir gelişim takvimi sunmazsanız, ortaya çıkan metin bir program değil, iyi niyetli dilekler ve temenniler koleksiyonu olmaktan öteye gidemez. Bu haliyle OVP’nin adındaki “program” ifadesi, gerçeği yansıtmıyor; adının “Orta Vadeli Temenniler” olarak değiştirilmesi daha isabetli olacaktır.
Tahminler Yönünden Değerlendirme: Gerçekçilik ve Beklentiler
Aslında bir program niteliği taşımayan bir metni, içerdiği tahminler açısından değerlendirmek ne kadar doğru bir çaba bilinmez ama alışılagelmiş bir yöntem olduğu için OVP’nin 2024 ve 2025 yıllarına ilişkin tahminlerini ele alalım.
Ekonomik Büyüme Tahminleri
OVP’de 2024 yılı için ekonomik büyüme tahmini yüzde 3,5 olarak belirlenmiş. Ancak bu tahmini gerçekçi bulmak zor. Türkiye ekonomisi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,3 gibi güçlü bir büyüme kaydetmişken, ikinci çeyrekte bu oran yüzde 2,5’e geriledi. Üçüncü çeyrekte ise talepteki düşüşün hızlandığı, sanayi üretimi ve kapasite kullanımının da azaldığı göz önüne alındığında, büyümenin sıfıra yakın hatta eksi çıkma olasılığı oldukça yüksek. Eğer hükümet, büyümedeki bu yavaşlamadan endişe duyarak enflasyonla mücadeleyi ikinci plana atıp ekonomiyi canlandırmaya yönelik genişleyici adımlar atmazsa, dördüncü çeyrek büyümesi de negatif seyredebilir. Bu durumda, 2024 yılsonu büyümesinin yüzde 1 – 1,5 bandında kalması daha olası görünüyor.
2025 yılı için büyüme tahmini ise yüzde 4 olarak öngörülüyor. Enflasyonun da 2024’teki yüzde 41,5 seviyesinden 2025’te yüzde 17,5’e gerileyeceği beklentisi mevcut. Yani, OVP’ye göre enflasyon hızla düşerken, büyümenin (ki 2024 tahmini zaten iyimserdi) daha da artması bekleniyor. Bu, adeta bir ekonomik mucizeye işaret ediyor. Böyle bir durumun tek itici gücü, toplumun gelecek beklentilerini olumlu yönde etkileyecek, güven ortamını yeniden tesis edecek kapsamlı ve inandırıcı yapısal reformlar olabilir. Ancak yukarıda değindiğimiz “reform” başlıklarının, hukukun üstünlüğü, demokrasiye dönüş, eğitimde bilimin öne çıkarılması gibi gerçek yapısal reformlarla uzaktan yakından ilgisi bulunmuyor. Bu koşullarda hem enflasyonun hızla düşmesini hem de büyümenin artmasını beklemek, tamamen bir dilek ve temenniden öteye geçmiyor.
Enflasyon ve Kişi Başına Gelir Tahminleri
2024 yılı için yüzde 41,5 olarak hedeflenen enflasyon tahmini, eğer genişleyici politikalar terk edilmez ve sıkı duruş korunursa, gerçekçi bir beklenti olarak değerlendirilebilir. Ancak bu oranın gerçekleşmesi, hükümetin büyümedeki yavaşlamadan tedirgin olarak ekonomiyi canlandırıcı adımlardan kaçınmasına bağlıdır.
Kişi başına gelirde ise OVP, 2024 yılında 15.551 dolar, 2025 yılında ise 17.028 dolara yükselme öngörüsünde bulunuyor. 2023 yılında 12.875 dolar olan kişi başına gelirin, GSYH’nin yüzde 3,5 büyüyeceği tahmin edilirken yüzde 21 artması dikkat çekiyor. Bu durum, “kur illüzyonu” olarak bilinen bir mekanizmayı işaret ediyor. Bilindiği üzere, GSYH Türk Lirası cinsinden ve cari fiyatlarla hesaplanır, ardından yıllık ortalama kur ile dolara çevrilir. Dolar kurunun ne kadar düşük belirlenirse, dolar cinsinden GSYH ve kişi başına gelir de o kadar yüksek çıkar. Bu durum, yerel para biriminin satın alma gücündeki gerçek değişimi yansıtmaktan ziyade, döviz kurundaki dalgalanmaların sayısal bir yansımasıdır. 2025’te enflasyonun düşeceği ve kurun biraz daha yükseleceği beklentisiyle, kişi başına gelir artışının yüzde 9 civarında olacağı öngörülüyor, bu da kurun etkisinin daha az olacağı anlamına geliyor.
İşsizlik ve Cari Açık Tahminleri
2024 yılı için işsizlik oranı yüzde 9,3, 2025 yılı için ise yüzde 9,6 olarak tahmin ediliyor. Haziran ayı itibarıyla yüzde 9,2 olan işsizlik oranı göz önüne alındığında, 2024 yılını yüzde 9,3 ile tamamlamak, mevcut koşullar altında bir başarı olarak kabul edilebilir. Ancak yılın son çeyreğinde bu oranın yüzde 9,5 civarına tırmanması bekleniyor. Türkiye’nin asıl işsizlik tablosunu gösteren geniş işsizlik oranının yüzde 29,2 olduğu unutulmamalıdır; bu durum, işsizlik oranının sadece dar tanımla ele alınmasının eksik bir tablo çizdiğini göstermektedir.
Cari açığın 2024’te yüzde 1,7 civarında seyredeceği tahmini, altın ithalatına getirilen kısıtlamaların etkisiyle gerçekçi görünüyor. 2025 yılında ise büyümedeki artışa paralel olarak cari açığın biraz yükselerek yüzde 2 civarına gelmesi bekleniyor. OVP’nin cari açık tahminleri, programın en tutarlı ve gerçekçi kısmı olarak öne çıkıyor.
Bütçe Dengesi Tahminleri
2024 yılı bütçe dengesi, başlangıç bütçesine göre daha olumlu bir revizyonu yansıtıyor. Başlangıçta 2.652 milyar lira bütçe açığı ve 1.398 milyar lira faiz dışı açık öngörülmüşken, OVP’de bu rakamlar sırasıyla 2.149 milyar 851 milyon lira olarak revize edilmiş. Deprem etkisiyle artan bütçe açığının yıl içinde bir miktar kontrol altına alınmış olması olumlu bir gelişme olarak kaydedilebilir. 2025 yılında bütçe açığının 2 trilyon liranın altına düşmesi ve 19 milyar lira faiz dışı fazla yaratılması öngörülüyor. Bu, 2025 yılında vergilerde ciddi artışlar yapılacağının ve ücretlerin sıkı bir denetim altında baskılanarak harcama alanında ciddi tasarrufların hedeflendiğinin güçlü bir işareti olarak yorumlanabilir. Ancak bu durumun, iç talep ve genel refah üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri de dikkate alınmalıdır.
Genel Değerlendirme: OVP Bir Yol Haritası Sunuyor mu?
OVP 2025-2027, tabloları ve ekleri dahil olmak üzere yaklaşık 100 sayfalık kapsamlı bir metin. Metinde hedefler ortaya konulduktan sonra bu hedeflere ulaşılması için yapılması gereken adımlar sıralanıyor. Ancak bu adımların nasıl, ne zaman yapılacağı, hangi kurumun sorumlu olacağı, ilerlemenin kim tarafından denetleneceği ve hedeflere ulaşılamaması durumunda ne tür önlemler alınacağına dair somut bilgiler yer almıyor. Dahası, yapılacaklarla ilgili somut veriler de bulunmuyor. Yani, “şu adım atıldıktan sonra ilgili alandaki durumun şöyle gelişmesi bekleniyor ve ardından bir sonraki adımın şu tarihte atılması gerekiyor” gibi öngörücü ve yönlendirici bir yapıya sahip değil.
Uluslararası Para Fonu (IMF) programları gibi uluslararası kabul görmüş ekonomik programlar, her üç ayda bir en azından temel göstergelerde nereye ulaşılması gerektiğini somut olarak ortaya koyar ve bu sayede bir program olarak kabul görür. Benzer şekilde, Türkiye’nin kendi bütçesi de (son yıllardaki bazı aksaklıklara rağmen) her ay nereye varıldığını ve mevcut durumu net bir şekilde ortaya koyan bir program niteliğindedir. OVP ise, bu düzeyde bir somutluk ve denetlenebilirlik sunmaktan uzaktır.
Özetle belirtmek gerekirse, Orta Vadeli Program 2025-2027, önceki benzer metinlerde olduğu gibi, Türkiye ekonomisinin geleceği için bir dizi iyi niyetli dilek ve temenniden oluşan bir metin olarak karşımızda durmaktadır. Gerçek bir ekonomik programın gerektirdiği detay, somutluk ve hesap verebilirlik unsurlarını içermemesi, OVP’nin etkinliğini ve inandırıcılığını önemli ölçüde zayıflatmaktadır.
Ek: OVP 2025 – 2027 Önemli Tabloları

Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.
Kaynak: mahfiegilmez.com