Altın Fiyatları Fed Kararları ve Küresel Risklerle Dalgalanırken Piyasalar Faiz İndirimlerini Sorguluyor
Küresel piyasaların odağındaki değerli metal altın, son dönemde belirsizlikle dolu bir seyir izlemeye devam ediyor. Sarı metal, bir yandan yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın (Fed) erken faiz indirimlerine ilişkin beklentilerindeki azalışla darbe alırken, diğer yandan jeopolitik gerilimlerden kaynaklanan güvenli liman talebiyle kısmi destek buldu. Özellikle geçtiğimiz hafta boyunca, Fed’in para politikasına yönelik artan şüpheler, altın fiyatlarında sert düşüşlere yol açarak değerli metalin bir ayın en düşük seviyelerine gerilemesine neden oldu. Ancak, 2.000 dolar seviyesi, güvenli liman arayışındaki yatırımcılar için kritik bir destek noktası olarak öne çıktı ve fiyatların bu eşiğin altına inmesini bir nebze engelledi.
Güçlü ekonomik veriler ve Fed yetkililerinden gelen “şahin” eğilimli yorumlar, piyasaların Fed’in Mart ayında faiz indirimine gideceği yönündeki beklentilerini ciddi şekilde törpüledi. Bu durum, doların değer kazanmasına neden olarak altına yönelen yatırımcıları olumsuz etkiledi. Altın ve dolar arasında genellikle ters bir ilişki bulunur; dolar yükseldiğinde, diğer para birimleri cinsinden altın daha pahalı hale gelir ve bu da talebi azaltır. Ayrıca, Fed’in faiz oranlarını yüksek tutma eğilimi, faiz getirisi olmayan bir varlık olan altının cazibesini azaltarak, yatırımcıların getirisi olan diğer varlıklara yönelmesine neden oldu.
Bununla birlikte, Orta Doğu’daki askeri çatışmaların yeni bir boyuta taşınması, sarı metale bir miktar güvenli liman talebi sağladı. Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere güçleri, Kızıldeniz’de İran destekli Husi grubuyla çatışmalarını sürdürürken, bir dizi saldırının ardından İran ve Pakistan arasında da gerilimler yaşandı. Bu tür jeopolitik belirsizlikler, küresel ekonomideki risk algısını artırarak, yatırımcıları geleneksel olarak güvenli liman olarak görülen altına yönlendirir. Ancak, bu güvenli liman talebi, Fed’in para politikasına ilişkin beklentilerdeki değişimin yarattığı baskıyı tamamen ortadan kaldırmaya yetmedi.
Haftanın kapanışına doğru, spot altın fiyatları %0,1’lik hafif bir düşüşle 2.020,91 dolara gerilerken, Şubat vadeli altın da 2.022,75 dolarda yatay bir seyir izledi. Bu gelişmelerle birlikte, hem spot hem de vadeli altın, hafta genelinde yaklaşık %1,4 oranında değer kaybederek, yatırımcılara temkinli bir kapanış sundu.
Yatırımcılar, Mart ayı faiz indirimi beklentilerini ciddi ölçüde azaltınca altın düştü
Altın fiyatları üzerindeki en büyük baskının kaynağı, piyasaların daha önce güçlü bir şekilde fiyatladığı Mart 2024’teki Fed faiz indirimi beklentilerinin önemli ölçüde azalmasıydı. Bu eğilim, külçe altına yatırım yapmanın fırsat maliyetini artırarak, uzun vadede daha yüksek faiz oranlarının sarı metal üzerindeki olumsuz etkisinin devam ettiğine işaret etti. Faiz getirisi sunan diğer varlıklara kıyasla altın, faiz oranları yükseldiğinde veya yüksek kalmaya devam ettiğinde yatırımcılar için daha az cazip hale gelir.
Piyasaların faiz indirimi beklentilerini aşağı çeken gelişmelerin başında, Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinden gelen güçlü makroekonomik veriler yer aldı. Özellikle perakende satışların beklenenden daha yüksek gelmesi, ABD ekonomisinin dayanıklılığını ve büyüme momentumunu koruduğunu gösterdi. Bu tür veriler, Fed’in enflasyonla mücadelede henüz tam bir zafer ilan etmediği ve faiz indirimine gitmek için acele etmeyeceği algısını güçlendirdi. Analistler, bu dirençli ekonomik tablonun, yatırımcıların erken faiz indirimine yönelik coşkularını daha da azaltmasını bekliyor.
Fed yetkililerinden gelen “şahin” tonlu yorumlar da piyasa beklentilerini şekillendirmede önemli rol oynadı. Atlanta Fed Başkanı Ralph Bostic, erken faiz indirimi beklentilerine karşı uyarıda bulunan yetkililer arasına katıldı. Bostic, bankanın faiz indirimlerine ancak 2024’ün üçüncü çeyreğinde başlamasını beklediğini söyledi. Bu tür açıklamalar, Fed’in enflasyonu yüzde 2 hedefine kalıcı olarak düşürme kararlılığını ve ekonomik koşullar netleşmeden politika değişikliğine gitmekte tereddüt edeceğini açıkça ortaya koydu. Fed’in çift mandate’ı (maksimum istihdam ve fiyat istikrarı) göz önüne alındığında, işgücü piyasasının hala güçlü olması ve enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi, yetkililerin temkinli yaklaşımını destekliyor.
Piyasa algısındaki bu değişimi en net gösteren araçlardan biri olan CME Fed İzleme Aracı (FedWatch Tool), yatırımcıların Mart ayında 25 baz puanlık bir faiz indirimi ihtimalini, bir hafta önceki %70,2 seviyesinden %51,9’a düşürdüğünü ortaya koydu. Bu keskin düşüş, piyasaların artık Mart ayında bir faiz indirimi konusunda eskisi kadar emin olmadığını, hatta yarı yarıya bir ihtimalle indirimin gerçekleşmeyebileceğini fiyatladığını gösteriyor. ING’deki analistler de bu belirsizliğe dikkat çekerek, bir notta, “Fed fonları vadeli işlemlerinde, yıl sonuna kadar hâlâ 140 baz puandan fazla indirim ve Mart ayında bir artış için %50’den fazla şans var, bu nedenle genişleme hakkında tekrar düşünmeye başlamadan önce bu belirsizliğin biraz çözülmesi gerekiyor,” ifadelerini kullandılar. Bu durum, piyasaların Fed’in adımlarını çok yakından takip etmeye devam edeceğini ve gelecek ekonomik verilerin faiz politikası üzerindeki etkisinin her zamankinden daha belirleyici olacağını gösteriyor.
Bakır fiyatları Çin’deki zayıflığın baskısı altında
Endüstriyel metaller arasında bakır fiyatları da hafif bir düşüş yaşadı ve haftayı sakin bir şekilde bitirme yolunda ilerliyor. Bu durumun ana nedeni, dünyanın en büyük bakır ithalatçısı olan Çin’e ilişkin devam eden ekonomik endişeler oldu. Mart ayında vadesi dolan bakır fiyatları %0,3 düşerek 3,7477 dolara geriledi. Bakır, küresel ekonomik aktivitenin önemli bir göstergesi olarak kabul edilir ve fiyat hareketleri genellikle ekonomik sağlığa dair önemli ipuçları verir; bu nedenle “Dr. Copper” olarak da anılır.
Kırmızı metal fiyatları 2024 yılına olumsuz bir başlangıç yaptı. Dünyanın en büyük bakır ithalatçısı Çin’den gelen ve beklentilerin altında kalan ekonomik büyüme verileri, bu hafta yeni bir satış baskısını tetikledi. Çin’in Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) büyümesindeki yavaşlama, sanayi üretimindeki düşüş eğilimleri ve özellikle emlak sektöründeki devam eden sorunlar, ülkenin bakır talebini olumsuz etkileyeceği endişelerini artırdı. Küresel bakır talebinin önemli bir kısmını karşılayan Çin’deki bu zayıflık, uluslararası piyasalarda bakır fiyatlarının düşüşüne zemin hazırladı.
Piyasalar ayrıca elektrikli araçlara (EV) yönelik küresel talepteki olası bir azalmaya karşı da daha temkinli bir duruş sergiliyor. Elektrikli araç üretimi, büyük miktarda bakır gerektiren önemli bir endüstri koludur. Şayet elektrikli araç satışlarındaki ivme düşerse veya üretim hedefleri aşağı yönlü revize edilirse, bu durum küresel bakır talebi üzerinde ek bir baskı yaratabilir. Bu iki ana faktör, yani Çin’deki ekonomik yavaşlama ve EV talebine ilişkin belirsizlikler, endüstriyel metal piyasasında genel bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor ve bakırın kısa vadeli görünümünü olumsuz etkiliyor.
Özetle, küresel emtia piyasaları, özellikle altın ve bakır, bu hafta hem makroekonomik hem de jeopolitik faktörlerin etkisi altında önemli dalgalanmalar yaşadı. Altın, Fed’in faiz indirimlerine ilişkin beklentilerdeki erteleme ve güçlü ABD ekonomik verileriyle baskılanırken, Orta Doğu’daki gerilimlerden sınırlı bir güvenli liman desteği aldı. Bakır ise, dünyanın en büyük tüketicisi Çin’deki ekonomik yavaşlama ve elektrikli araç talebine dair endişelerle düşüşe geçti. Önümüzdeki dönemde, Fed’in para politikasına ilişkin sinyaller, küresel ekonomik büyüme görünümü ve jeopolitik gelişmeler, hem değerli metaller hem de endüstriyel metaller için fiyat hareketlerini belirlemeye devam edecek. Yatırımcıların, bu karmaşık ve değişken piyasa koşullarında güncel gelişmeleri yakından takip etmeleri büyük önem taşımaktadır.
Kaynak: İnvesting.com