Ticaret Gerilimi Gölgesinde New York Borsası: Trump’ın Tarife Kararlarının Piyasalar ve Küresel Ekonomi Üzerindeki Etkileri
ABD Başkanı Donald Trump’ın Meksika’ya yönelik yüzde 25’lik ek gümrük tarifesi uygulamasını bir ay süreyle ertelediğini duyurması, New York borsasında gün içinde yaşanan sert düşüşlerin bir kısmının telafi edilmesine olanak sağlasa da, piyasalar günü yine de kayıplarla tamamladı. Küresel ticaret gerilimlerinin yatırımcı güveni üzerindeki baskısı, gün boyu endekslerin seyrini belirleyici bir faktör oldu.
Kapanış rakamlarına bakıldığında, piyasaların genel eğilimi satış yönünde seyretti. Sanayi devlerini kapsayan Dow Jones endeksi, 120 puanın üzerinde değer kaybederek yüzde 0,27 oranında azalışla 44.422,31 puana geriledi. Geniş tabanlı S&P 500 endeksi ise yüzde 0,76’lık bir düşüşle 5.994,67 puana inerek teknoloji şirketlerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq endeksinin yüzde 1,20 kayıpla 19.391,96 puana gerilemesine eşlik etti. Bu düşüşler, yatırımcıların belirsizlik ortamında daha temkinli davrandığını açıkça gösterdi.
Günün ilk saatleri, ABD Başkanı Trump’ın Meksika, Kanada ve Çin gibi önemli ticaret ortaklarına yönelik yeni tarifeler getirme tehditleriyle derin bir endişe atmosferiyle geçti. Bu durum, piyasalarda sert satış dalgalanmalarına neden oldu. Ancak Trump’ın Meksika’ya uygulanması planlanan tarifeleri bir ay süreyle ertelediğini açıklamasının ardından, piyasalardaki panik havası bir nebze dağıldı ve endekslerdeki düşüş ivmesi yavaşladı. Bu kısmi toparlanma, olası bir ticaret savaşının şimdilik ertelendiği algısıyla sınırlı kaldı.
Trump yönetimi, “Önce Amerika” mottosuyla yürüttüğü korumacı ticaret politikaları çerçevesinde, birçok ülkeye ek gümrük vergileri uygulaması başlatmıştı. Bu politikaların en somut adımlarından biri, 1 Şubat tarihinde imzalanan bir kararnameyle geldi. Kararnameye göre, Kanada ve Meksika’dan yapılan ithalata yüzde 25, Çin’den yapılan ithalata ise yüzde 10 ek gümrük vergisi getirilmesi öngörülüyordu. Ayrıca, Kanada’dan ithal edilen enerji kaynaklarına yüzde 10 gibi daha düşük bir tarife uygulanacağı belirtilirken, bu tarifelerin ABD yerel saatiyle 4 Şubat gece yarısından sonra yürürlüğe gireceği kamuoyuna duyurulmuştu.
Ancak, bu kararların ardından diplomasi trafiği hızlandı. Trump, 3 Şubat Pazartesi günü Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ile yaptığı kritik telefon görüşmesinin ardından önemli bir açıklama yaptı. Görüşmenin içeriği ve karşılıklı taahhütler sonucunda, Meksika’nın sınır güvenliğini artırmaya yönelik adımlar atması karşılığında, bu ülkeye getirilmesi planlanan yüzde 25’lik gümrük vergisini bir ay süreyle durdurduğunu ilan etti. Bu karar, iki ülke arasındaki ilişkilerde potansiyel bir krizi önlemiş ve küresel tedarik zincirleri açısından nefes alma alanı yaratmıştır.
Meksika ile varılan bu uzlaşma, piyasalar üzerinde olumlu bir etki yaratsa da, tüm gerilimleri ortadan kaldırmaya yetmedi. Trump, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ile yaptığı görüşmenin de “çok iyi geçtiğini” belirttikten sonra, piyasaların kapanmasının ardından yeni bir açıklama daha yaptı. Kanada’nın da sınır güvenliğine yönelik atacağı somut adımlar karşılığında, bu ülkeye uygulanması planlanan tarifelerin de en az 30 gün süreyle durdurulacağını duyurdu. Bu hamle, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’nın (NAFTA) yerini alan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) sürecindeki gerilimi bir nebze hafifletmiş oldu.
Ticaret savaşının en büyük cephelerinden biri olan Çin ile ilişkiler de mercek altındaydı. Trump, Çinli yetkililerle muhtemelen 24 saat içinde görüşeceklerini belirterek, bu ticaret devine yönelik de bir açıklama yaptı. Çin’den yapılan ithalata halihazırda uygulanan yüzde 10’luk ek gümrük vergisinin, taraflar arasında kapsamlı bir anlaşma sağlanamaması halinde daha da artırılabileceği uyarısında bulundu. Bu tehditkar açıklama, küresel ekonomideki en büyük ikinci oyuncu olan Çin ile olan gerilimin devam ettiğini ve her an tırmanabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
ABD’nin en büyük üç ticaret partnerine yönelik bu tarife açıklamaları ve ardından gelen erteleme kararları, yatırımcılar arasında büyük bir belirsizlik yarattı. Bu belirsizlik ortamında, yatırımcılar doğal olarak daha güvenli limanlara yöneldi. Güvenli varlıklara olan talebin artmasıyla, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,56 seviyelerine kadar geriledi. Tahvil faizlerindeki bu düşüş, sermayenin riskli varlıklardan kaçarak daha garantili ve düşük getirili enstrümanlara kaydığını teyit etti ve piyasalardaki genel endişe havasını destekledi.
Tarifelerin sektörel bazdaki etkileri de dikkat çekiciydi. ABD’nin Kanada ve Meksika’ya yönelik gümrük vergilerinden en çok etkilenecek sektörlerin başında otomotiv endüstrisi geliyordu. Kuzey Amerika’daki karmaşık tedarik zincirleri ve ülkeler arası entegre üretim süreçleri nedeniyle, bu vergiler otomobil üreticileri için ciddi maliyet artışları anlamına gelecekti. Nitekim, piyasalarda yaşanan bu endişe, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin hisselerinde belirgin düşüşlere yol açtı. ABD’nin önde gelen otomobil üreticilerinden Ford Motor Company’nin hisseleri yüzde 1,7 oranında değer kaybederken, General Motors (GM) hisseleri ise yüzde 3,2 gibi daha büyük bir düşüşle karşılaştı. Bu düşüşler, sektörün kırılganlığını ve ticaret politikalarından ne denli etkilenebileceğini gösterdi.
Öte yandan, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkilileri de ticaret politikalarının olası ekonomik sonuçları hakkında endişelerini dile getirdi. Fed yetkilileri, özellikle gümrük vergilerinin enflasyon üzerinde oluşturabileceği risklere işaret etti. Boston Fed Başkanı Susan Collins, tarifelerin ithalat maliyetlerini artırarak genel fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir etki yaratmasının beklendiğini belirtti. Bu durum, Fed’in fiyat istikrarı hedefini doğrudan etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendirildi.
Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic de Collins’in görüşlerini destekler nitelikte açıklamalarda bulundu. İş dünyasındaki bağlantılarıyla yaptığı görüşmelerde, birçok şirketin tarifelerden kaynaklanan artan maliyetleri ürün ve hizmet fiyatlarına yansıtmayı planladığını aktardı. Bu tür maliyet geçişleri, tüketici fiyatları üzerinde baskı oluşturarak genel enflasyon oranını yükseltebilir ve Fed’in para politikası kararlarını daha da karmaşık hale getirebilir.
Makroekonomik veri tarafında ise, ABD ekonomisi bazı olumlu sinyaller verdi. Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) tarafından açıklanan imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), ocak ayında 50,9 ile piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergiledi. Bu rakamın en önemli yanı, tam 26 ay süren daralmanın ardından ilk kez bir genişlemeye işaret etmesiydi. PMI verisinde 50’nin üzeri genişlemeyi, altı ise daralmayı gösterir. Bu, imalat sektöründe bir toparlanma emarelerinin ortaya çıktığına işaret etti.
Benzer şekilde, S&P Global tarafından yayımlanan imalat sektörü PMI verisi de ocak ayında 51,2 olarak gerçekleşti. Bu rakam da tahminlerin üzerinde gelerek, sektörün son yedi ayda ilk kez genişleme kaydettiğini gösterdi. Bu iki önemli PMI verisi, ticaret gerilimlerinin yarattığı endişelere rağmen, ABD imalat sektörünün güçlü bir duruş sergilediğini ve ekonomik aktivitede bir canlanma potansiyelinin olduğunu gözler önüne serdi. Bu veriler, piyasalar için kısmen olumlu bir dengeleyici faktör oluşturdu.
Sonuç olarak, New York borsası, Donald Trump’ın ticaret politikalarının belirsizliği ve küresel ticaret gerilimlerinin yarattığı baskı altında, günü kayıplarla tamamladı. Meksika ve Kanada tarifelerinin ertelenmesi kısmi bir rahatlama sağlasa da, Çin ile olan ticaret savaşının devam etmesi ve Fed yetkililerinin enflasyon uyarıları, piyasaların geleceğe dair endişelerini canlı tuttu. Makroekonomik verilerdeki olumlu sinyaller, genel tabloyu dengelemeye çalışsa da, ticaret politikalarındaki dalgalanmaların küresel piyasalar üzerindeki etkisi, önümüzdeki dönemde de ana gündem maddesi olmaya devam edecektir.