ABD ekonomisi, resesyon beklentilerine meydan okudu

ABD Ekonomisi Resesyon Beklentilerini Nasıl Boşa Çıkardı? Güçlü Büyüme ve Yumuşak İniş Senaryosu

Geçtiğimiz yılın başlarında, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı agresif faiz artırımları, birçok ekonomist ve piyasa gözlemcisi tarafından kaçınılmaz bir ekonomik durgunluğa, yani resesyona yol açabileceği yönünde değerlendiriliyordu. Ancak, 2023’ün son çeyreğine ait büyüme verileri ve diğer makroekonomik göstergeler, bu karamsar tahminleri boşa çıkararak ABD ekonomisinin dikkat çekici bir dayanıklılık sergilediğini ortaya koydu. Beklentilerin üzerindeki büyüme performansı, ülkenin ekonomik gidişatına dair “yumuşak iniş” senaryosunu giderek daha olası hale getiriyor.

Ekonomik aktivitedeki bu olumlu tablo, tüketici güveninden imalat ve hizmet sektörlerine kadar geniş bir yelpazede hissedildi. Amerikalı tüketiciler, iş gücü piyasasının sağlam yapısı ve enflasyondaki düşüş eğilimi sayesinde ekonomik geleceğe daha umutla bakmaya başladı. Örneğin, Conference Board Tüketici Güven Endeksi, 2023 Aralık ayında 2021 başından bu yana en yüksek artışını kaydederek tüketici iyimserliğinin somut bir göstergesi oldu. Bu artış, tüketicilerin harcama eğilimleri ve genel ekonomik görünüm üzerindeki olumlu etkileri açısından büyük önem taşıyor.

Benzer şekilde, Michigan Üniversitesi tarafından yayımlanan öncü verilere göre, Ocak 2024’te tüketici güveni, Temmuz 2021’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Bu güçlü yükselişin yanı sıra, tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentileri de yüzde 2,9 ile son üç yılın en düşük seviyesine geriledi. Enflasyon beklentilerindeki bu düşüş, Fed’in para politikası kararları üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olup, gelecekteki faiz indirimi ihtimallerini güçlendiriyor ve tüketicilerin alım gücüne olan güvenini artırıyor.

İş dünyasının nabzını tutan Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri de ABD ekonomisinin canlılığını teyit etti. Son açıklanan verilere göre, imalat sanayi PMI 15 ayın, hizmet sektörü PMI ise 7 ayın en yüksek seviyesine çıktı. Bu endeksler, ülkedeki iş faaliyetlerinin Ocak ayında, özellikle yeni siparişlerdeki güçlü büyümenin etkisiyle önemli ölçüde arttığını gösteriyor. İmalat ve hizmet sektörlerindeki bu geniş tabanlı genişleme, genel ekonomik büyümenin sadece tek bir sektöre bağımlı olmadığını, aksine çeşitlilik arz ettiğini ortaya koyuyor.

“Yumuşak İniş” Beklentileri Güç Kazanıyor: Resesyon Korkusu Geçmişte Kalıyor

ABD ekonomisinin 2023’teki performansı, “yumuşak iniş” olarak adlandırılan, yani enflasyonun kontrol altına alınırken ekonomik durgunluktan kaçınılması senaryosunun giderek daha gerçekçi hale geldiğini gösteriyor. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verileri, bu iyimser tabloyu destekleyen en güçlü kanıtlardan biri oldu. 2023’ün ekim-aralık döneminde GSYH, yıllıklandırılmış olarak yüzde 3,3 gibi oldukça güçlü bir büyüme kaydetti. Yılın tamamına bakıldığında ise ABD ekonomisi, yüzde 2,5’lik dikkat çekici bir büyüme performansı sergiledi.

Yılın çeyreklik bazda incelenen büyüme rakamları da ekonominin ivmesini gözler önüne seriyor. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,2, ikinci çeyreğinde yüzde 2,1 büyüyen ekonomi, üçüncü çeyrekte ise yüzde 4,9 ile 2021’in son çeyreğinden bu yana kaydedilen en güçlü büyümeyi gerçekleştirdi. Dördüncü çeyreğe ilişkin öncü veriler de çoğu ekonomistin öngörülerinden daha güçlü bir büyüme ve harcama artışına işaret ederken, 2023’ün başlarında sıkça dile getirilen resesyon tahminleri tamamen boşa çıktı. Bu durum, piyasaların ve analistlerin ABD ekonomisinin direncini hafife aldığını gösteriyor.

Analistler, enflasyonun istikrarlı bir şekilde gerilemesi ve iş gücü piyasasının sağlam kalmasıyla birlikte, ABD’de tüketicilerin 2024 yılında da ekonominin ana itici gücü olmaya devam edebileceğini belirtiyor. Ülke ekonomisinin bu yıl da sağlam bir büyüme performansı göstermesi, “yumuşak iniş” senaryosunu daha da güçlendirecek. Bu sayede Fed’in, ekonomide ciddi bir daralmaya yol açmadan enflasyonu yüzde 2’lik hedefine döndürebileceği ve böylece hem fiyat istikrarını hem de sürdürülebilir ekonomik büyümeyi aynı anda sağlayabileceği düşünülüyor. Yumuşak inişin gerçekleşmesi, para politikası yapıcıları için büyük bir başarı ve küresel ekonomi için istikrar anlamına gelecek.

Fed’in Faiz İndirimi Stratejisi: “Emin Olana Kadar Bekleyecek”

Ekonominin güçlü performansı, Fed’in faiz indirimlerine başlama zamanlaması konusunda daha temkinli davranmasına yol açabilir. ING uluslararası başekonomisti James Knightley, ABD’de geçen yılın dördüncü çeyreğindeki yüzde 3,3’lük büyümenin, yüzde 2’lik piyasa beklentilerinin oldukça üzerinde gerçekleştiğine dikkat çekti. Knightley’ye göre, bu büyümede tüketici harcamalarındaki yüzde 2,8’lik güçlü artış, hükümet harcamalarındaki yüzde 3,3’lük artış, konut dışı sabit yatırımlardaki yüzde 1,9’luk ve konut yatırımlarındaki yüzde 1,1’lik artış önemli rol oynadı. Bu detaylı döküm, ekonominin farklı bileşenlerinin büyümeye nasıl katkı sağladığını açıkça gösteriyor.

Knightley ayrıca, ABD ekonomisinin 2023 yılının tamamında yüzde 2,5 büyümesinin, yılın başında sıkı para politikası ve kredi koşullarının resesyona yol açabileceği yönündeki geniş çaplı beklentileri tamamen geçersiz kıldığını ifade etti. Bu, Fed’in enflasyonu kontrol altına alırken aynı zamanda ekonomik büyümenin de devam edebileceğini gösteren önemli bir başarı hikayesi olarak değerlendiriliyor.

Ancak Knightley, dördüncü çeyrekteki bu çok yüksek büyüme rakamının, 2024’ün ilk çeyreğinin daha zayıf geçme ihtimalini artırdığına da işaret etti. Özellikle stoklardaki değişimlerin büyümeyi olumsuz etkileyebileceğini, dış ticaretin de olumsuz bir rüzgara dönüşmesinin muhtemel olduğunu ve tüketici ivmesinin bir miktar yavaşlayabileceğini belirtti. Bu uyarılar, ekonominin gelecekteki seyrine dair ihtiyatlı bir bakış açısı sunuyor ve aşırı iyimserlikten kaçınma gerekliliğini vurguluyor.

Fed’in enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksinin son çeyrekte yüzde 2 artması da dikkat çekici bir gelişme. Knightley, bu rakamın Fed’in enflasyon hedefine yaklaştığını gösterdiğini ve açıklanacak aylık verilerin de muhtemelen aylık eşiğin altında kalacağını tahmin etti. Bu durum, Fed için faiz indirimi konusunda geniş bir alan açtığını, ancak Bankanın faiz indirimlerini gerçekten karşılayabileceğinden ve enflasyonun yeniden yükselmeyeceğinden emin olmak için biraz daha bekleyeceğini düşündüklerini ifade etti. Bu temkinli yaklaşım, Fed’in veri odaklı politika yapışını ve uzun vadeli fiyat istikrarı hedefine olan bağlılığını yansıtıyor.

Tüketici Harcamaları Ekonomiyi Taşımaya Devam Edecek mi?

Oxford Economics ABD başekonomisti Ryan Sweet, ülke ekonomisinin tahminlerin üzerinde büyüme göstermesinin, piyasanın Fed’in faiz oranlarını Mart ayının başlarında düşüreceği yönündeki beklentisi için henüz erken olduğuna ilişkin görüşleri güçlendirdiğini dile getirdi. Bu durum, Fed’in aceleci davranmayacağının ve verileri daha kapsamlı bir şekilde değerlendireceğinin bir işareti olarak yorumlanıyor. Sweet’e göre, yurt içi alıcılara yönelik satışların dördüncü çeyrekteki gücü, ekonominin genel dayanıklılığını vurgulamaktadır. Tüketimin temel itici gücü olan harcanabilir gelirdeki hızlanmanın da desteğiyle, tüketici harcamalarının bu yıl da oldukça iyi bir şekilde devam etmesini beklediklerini bildirdi. Bu, istikrarlı bir işgücü piyasası ve ılımlı enflasyonun tüketici güvenini ve harcamalarını desteklemeye devam edeceği anlamına geliyor.

Net ihracatın GSYH büyümesine olumlu katkıda bulunduğunu belirten Sweet, ancak tedarik zincirlerinde yaşanan son kesintiler ve küresel ekonomik dalgalanmalar nedeniyle bu yılın başında stoklar ve ticaretin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle jeopolitik gerilimler ve olası lojistik aksaklıklar, dış ticaret üzerindeki belirsizlikleri artırabilir. Hükümet harcamalarının da GSYH’ye destek verdiğini dile getiren Sweet, buna karşın maliye politikasının bu yıl büyüme üzerinde hafif bir engel oluşturabileceğini ve dolayısıyla aynı desteğin tekrarlanmayacağını söyledi. Bu, federal bütçe açığının yönetimi ve kamu borcunun sürdürülebilirliği gibi konuların, gelecekteki büyüme yörüngesinde önemli bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.

Para politikası ile ekonomideki değişiklikler arasında uzun ve değişken gecikmeler olduğuna dikkat çeken Sweet, “Dolayısıyla yumuşak iniş yapmak istiyorsa Fed’in bu yıl para politikasını gevşetmesi gerekecek” değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklama, Fed’in faiz indirimlerini sadece enflasyon hedefine ulaşıldığında değil, aynı zamanda ekonomik momentumu korumak ve olası bir yavaşlamayı önlemek için de düşünmesi gerektiğini gösteriyor. GSYH’nin bu yıl da yüzde 2 civarında artmasını beklediklerini ifade eden Sweet, ekonomide göze çarpan ciddi çatlakların olmaması nedeniyle “yumuşak iniş” ihtimalinin gözle görülür şekilde arttığını kaydetti. Bu, ABD ekonomisinin kriz potansiyelini başarıyla bertaraf ettiğini ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına girdiğini gösteriyor.

Tüketici Harcamaları ve Güven: Büyümenin Temel Dinamiği

American Enterprise Institute kıdemli uzmanı Steven Kamin de GSYH’deki güçlü büyümenin büyük bölümünün tüketici harcamalarından kaynaklandığına işaret ederek, tüketicilerin hala Kovid-19 salgını sırasındaki birikimlerinden harcama yapıyor gibi göründüğünü belirtti. Bu “fazla tasarrufların” erime hızı ve tüketim üzerindeki etkisi, ekonominin geleceği için kilit bir faktör. Ayrıca, benzin fiyatlarının düşmesi ve Fed’in faiz oranlarını düşüreceği beklentisiyle iyileşen tüketici güveninin de harcamaları desteklemiş olabileceğini ifade etti. Bu faktörler, tüketicilerin mali durumlarına ve geleceğe dair beklentilerine olumlu yansıdı.

ABD ekonomisinde yumuşak inişin kesin olarak gerçekleştiğini söylemek için henüz erken olduğunu vurgulayan Kamin, ancak dördüncü çeyrekteki güçlü performansın, yumuşak inişin gerçekleştirilebileceğine dair kanıtlara önemli katkıda bulunduğunu dile getirdi. Bu durumun, Fed’in ilerleyen dönemlerdeki faiz indirimlerine daha fazla alan açtığını, çünkü enflasyon baskılarının azaldığını ve ekonominin aşırı ısınma riskinin kontrol altında olduğunu gösterdiğini belirtti. Kamin, bu değerlendirmeyle Fed’in manevra alanının genişlediğini ve politika kararlarını daha esnek bir şekilde alabileceğini vurguluyor.

Kamin, ABD ekonomisinin büyümesinin bu yıl yüzde 2’nin oldukça altına düşeceğini tahmin ettiğini söylerken, Fed’in faiz indirimlerine başlama zamanının büyüme üzerinde büyük bir fark yaratacağını düşünmediğini belirtti. Bu bakış açısı, ekonominin kendi iç dinamiklerinin ve yapısal faktörlerinin, kısa vadeli para politikası ayarlamalarından daha etkili olabileceğini öne sürüyor. Sonuç olarak, ABD ekonomisi, beklenenin üzerinde bir dayanıklılık göstererek resesyon korkularını geride bırakmış ve “yumuşak iniş” senaryosunu güçlendirmiştir. Bu başarı, Fed’in sıkı para politikasının, enflasyonu kontrol altına alırken büyümeyi tamamen baltalamadığını ortaya koyuyor, ancak 2024 yılına dair ihtiyatlı bir iyimserlik, piyasaların ve politika yapıcıların önceliği olmaya devam ediyor.