Mart enflasyonu yanıltmasın, asıl mesele sonrası

Mart Ayı Enflasyon Beklentileri: Akaryakıt ve Kur Etkisiyle Kapsamlı Bir Analiz ve Gelecek Tahminleri

Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri olan enflasyon, her ay açıklanan rakamlarla birlikte kamuoyunun ve piyasaların en çok merak ettiği konulardan biri olmaya devam ediyor. Özellikle son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalar ve piyasalardaki belirsizlikler göz önüne alındığında, mart ayına ilişkin enflasyon tahminleri de büyük bir ilgiyle karşılanıyor. Peki, genel beklentilerin aksine, mart ayında enflasyonun neden “düşük” gelebileceği yönündeki bir değerlendirme, akıllarda nasıl sorular uyandırıyor?

Pek çok kişi haklı olarak, “Enflasyonun martta yüksek gelmeyebileceğini neye dayanarak söylüyorsun? Ayrıca tahminin kaç?” diye soracaktır. Bu makalede, ilk sorunun yanıtını detaylarıyla vermeye çalışacağız. İkinci soru için ise kesin bir rakam vermek yerine, mevcut veriler ve piyasa dinamikleri ışığında oluşan genel tahmini sizlerle paylaşacağız.

Ancak, bir ayda enflasyonun görece düşük gelmesinin, genel ekonomik tabloya dair yanıltıcı ve aşırı iyimser sonuçlar çıkarmamamız gerektiğini de baştan belirtmek önemlidir. Son birkaç gündeki gelişmeler piyasalarda kısa süreli bir yatışma izlenimi yaratmış olsa da, Türkiye ekonomisi öyle derin bir girdabın içine sürüklenmiş durumda ki, bunun etkilerinin yakın dönemde çok daha ağır bir fatura olarak önümüze gelme olasılığı oldukça yüksek.

Mart Ayı Enflasyonu Neden Beklenenin Altında Kalabilir?

Mart ayında enflasyon rakamlarının genel piyasa beklentilerinin biraz altında kalabileceğine dair bu öngörünün temelinde birkaç önemli faktör bulunmaktadır. Bu faktörler, hem yukarı yönlü baskı oluşturan unsurları hem de aşağı yönlü bir etki yaratması muhtemel gelişmeleri içeriyor. Bu dengenin nasıl oluştuğunu ve hangi kalemlerin bu dengeyi şekillendirdiğini yakından inceleyelim.

Ramazan Ayının Enflasyona Etkisi: Gıda Fiyatlarındaki Geleneksel Artış

Ne yazık ki, Türkiye’de Ramazan ayına özgü olarak gıda fiyatlarında diğer aylara göre daha yüksek bir artış yaşanması kanıksanmış bir durum haline geldi. “Ramazan ayı demek,” her ne kadar istemesek de, “daha yüksek fiyat demek” gibi bir algı yerleşmiş durumda. Bu durum, kısmen toplu alışveriş yapma eğiliminin artmasından kaynaklansa da, ağırlıklı olarak Ramazan ayının bir bahane olarak kullanılarak zam yapma isteğinin bir yansımasıdır.

Fiyatlama davranışlarının bir türlü düzelmemesi ve tüketicinin bu durumu kabullenip olağan karşılaması, zam yapmak için adeta fırsat kollayan işletmelerin elini güçlendiren önemli bir etkendir. Gıda maddeleri, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) içinde önemli bir ağırlığa sahip olduğu için, Ramazan ayında yaşanan bu artışlar enflasyon üzerinde ciddi bir yukarı yönlü baskı oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Ancak mart ayında bu baskının, başka güçlü kalemler tarafından bir miktar dengelenmesi söz konusu olabilir.

Enflasyonun Anahtar Bileşenleri: Akaryakıt Fiyatlarının Rolü

Tüketici fiyat endeksi, yalnızca gıda maddelerinin fiyatlarından ya da genel bir ifadeyle çarşı pazardaki fiyatlardan ibaret değildir. Tüm fiyatlar için adeta bir “girdi” niteliğinde olan, yani diğer tüm ürün ve hizmetlerin maliyetlerini doğrudan etkileyen bazı kalemler bulunmaktadır. Bu kalemlerin fiyatındaki değişimler, genel enflasyon seyri üzerinde belirleyici bir rol oynar.

Bu kritik kalemlerden biri de şüphesiz akaryakıttır. Benzin, motorin ve LPG fiyatlarındaki değişimlerin yönü ve boyutu, enflasyon hesaplamaları açısından büyük önem taşır. Akaryakıt fiyatları, sadece ulaşım maliyetlerini değil, aynı zamanda üretimden dağıtıma kadar pek çok sektörün girdi maliyetlerini etkileyen temel bir bileşendir.

Mart Ayı Akaryakıt Fiyatlarındaki Seyir ve TÜFE’ye Etkisi

Her ne kadar mart ayının son günlerinde benzin ve motorine zam gelmiş olsa da, bu kalemlerin ay ortalamasındaki fiyatı şubat ayının altında seyretmiştir. Enflasyon hesaplamalarında kullanılan fiyat endeksleri, ay sonundaki anlık fiyatlara göre değil, ay boyunca oluşan “gün ağırlıklı ortalama fiyatlara” göre hesaplandığı için, ay ortalamasındaki fiyatın şubatın altında kalması kritik bir öneme sahiptir.

Özellikle döviz kurunda yaşanan dalgalanmaların ardından, geçen haftaki siyasi gerilimlerin piyasalar üzerindeki etkisine rağmen, akaryakıt fiyat ortalamasının düşük kalması dikkat çekicidir. Yapılan hesaplamalar, benzin ve motorindeki son fiyatların ay sonuna kadar bir daha değişmeyeceği varsayımıyla, mart ayı ortalaması itibarıyla benzinin şubata göre yaklaşık %2,2, motorinin ise yaklaşık %1,7 oranında ucuzladığını göstermektedir. LPG fiyatları ise mart ortalaması itibarıyla şubata göre yüzde 0,9 oranında bir artış göstermiştir.

Ancak bu noktada önemli bir detayı bir kez daha vurgulamakta fayda var: Enflasyon hesaplaması son fiyata göre değil, ay ortalamasındaki fiyatlara göre yapılmaktadır. Dolayısıyla, ay sonunda gerçekleşen zamlar bile, ay ortalamasının düşük kalması durumunda genel enflasyon rakamına olumlu yansıyabilir.

Akaryakıtın TÜFE Ağırlığı ve Dolaylı Etkileri

Akaryakıtın Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) içindeki ağırlığı %3,33 gibi önemli bir orana sahiptir. Eğer akaryakıt fiyatları ay sonuna kadar çok büyük bir sıçrama yaşamaz ve belirtilen ortalama oranlar gerçekleşirse, akaryakıt kalemi mart ayında genel fiyat artışını aşağı çeken önemli bir etki yapacaktır. Bu doğrudan etkidir.

Akaryakıtın doğrudan etkisi kadar, hatta belki daha da önemlisi, dolaylı etkisidir. Akaryakıt fiyatlarındaki düşüş, teorik olarak taşımacılık, üretim ve dağıtım maliyetlerini düşürerek diğer kalemlerde de bir fiyat düşüşünü tetiklemelidir. Ancak Türkiye ekonomisinin kronik sorunlarından biri de burada ortaya çıkmaktadır: Akaryakıt fiyatları yükselince ona göre belirlenen ürün ve hizmet fiyatlarının hızla arttığı görülürken, akaryakıt ucuzlayınca bu fiyatların aşağı çekildiği pek sık rastlanan bir durum değildir. İşletmeler artan maliyetleri hemen yansıtırken, düşen maliyetleri fiyatlara yansıtmaya direnç gösterirler. Bu durum, akaryakıttaki ucuzlamanın diğer kalemleri olumlu yönde etkileme potansiyelini ne yazık ki kısıtlamaktadır.

Döviz Kuru Hareketlerinin Enflasyona Etkisi

Mart ayının tamamlanmasına çok az bir süre kala, ay boyunca oluşan ortalamaya göre, bir dolar ve bir eurodan oluşan “sepet kurda” geçen ayın ortalamasına göre yaklaşık %4’lük bir artış gerçekleşmiştir. Bu oran, geçtiğimiz yılın mart ayından bu yana kaydedilen en yüksek aylık artışlardan biridir. İlginç bir şekilde, geçen yılın mart ayında da sepet kurda %4,4’lük bir artış yaşanmıştı.

Ay tamamlanana kadar geçecek kısa sürede ortalama artış oranı yüzde 4’ün bir miktar üzerine de çıkabilir. Döviz kurundaki bu artış, ithal girdi maliyetlerini doğrudan yükselterek, enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturmaktadır. Eğer mart ayının başında başlayan siyasi gerginlikler döviz kurunda bu denli bir atak yaratmamış olsaydı, ortalama kur artışı çok daha düşük seviyelerde oluşur ve döviz kuru kaynaklı akaryakıt zamları da muhtemelen gerçekleşmezdi.

Döviz kurundaki bu hareketlilik, başta ithal ürünler olmak üzere, birçok mal ve hizmetin fiyatına yansıyarak enflasyonu besleyen önemli bir kanal görevi görmektedir. Ancak akaryakıt fiyatlarındaki yukarıda bahsedilen ortalama düşüş, döviz kurunun bu olumsuz etkisini kısmen dengeleyebilir.

Mart Ayı Enflasyon Tahmini: Yüzde 2,5 Civarı Beklenti

Yukarıda detaylandırılan tüm faktörleri bir araya getirdiğimizde, mart ayı enflasyonuna etki eden zıt yönlü güçleri gözlemlemekteyiz. Ramazan ayının geleneksel etkisi ve döviz kurundaki artış enflasyonu yukarıya çeken önemli unsurlar olarak öne çıkarken, akaryakıt fiyatlarındaki ortalama düşüş ise bu baskıyı aşağıya çeken olumlu bir etki yaratmaktadır.

Piyasadaki genel eğilimler, beklentiler ve bu faktörlerin ağırlıkları dikkate alındığında, mart ayı enflasyonunun %2,5 ile %3,0 arasında bir seviyede gerçekleşebileceği tahmin edilmektedir. Bu, son aylardaki yüksek enflasyon oranlarına kıyasla “görece” düşük bir aylık artış anlamına gelebilir.

Peki Ya Sonrası? Geçici Bir Nefes Mi, Yoksa Kalıcı Bir Çözüm Mü?

Mart ayı enflasyonunun beklenen seviyede gerçekleşmesi durumunda dahi, bu durumdan aşırı büyük bir mutluluk duymak veya ekonomik sorunların çözüldüğü yanılgısına kapılmak yanıltıcı olacaktır. Zira önemli soru şudur: “Mart ayı böyle geçilebilir. Peki sonrası, sonraki aylar ne olacak?”

Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyon, kurdaki dalgalanmalar, artan yaşam maliyetleri ve genel belirsizliklerle karakterize edilen derin bir yapısal sorunlar yumağının içerisindedir. Tek bir ayda görülebilecek görece düşük bir enflasyon rakamı, bu köklü sorunların çözüldüğü anlamına gelmez. Kısa vadeli bir rahatlama getirse bile, orta ve uzun vadede enflasyonist baskılar devam edecektir.

Gelecek aylara yönelik enflasyon beklentileri üzerinde etkili olacak pek çok faktör bulunmaktadır:

  • Süregelen Kur Baskısı: Döviz kurundaki oynaklık devam ettikçe, ithal girdilere bağımlı ekonomimizde maliyet enflasyonu baskısı sürecektir.
  • Talep Enflasyonu: Tüketici talebi güçlü kaldığı sürece, fiyat artışları için zemin oluşmaya devam edecektir.
  • Beklentiler: Enflasyon beklentileri yüksek kaldığı sürece, firmalar fiyatlarını önden belirleme eğilimine devam edecek, bu da enflasyonun kendi kendini beslemesine yol açacaktır.
  • Küresel Faktörler: Emtia fiyatları, enerji maliyetleri ve küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar gibi dış etkenler, Türkiye’nin enflasyon görünümünü etkilemeye devam edecektir.
  • Para ve Maliye Politikaları: Enflasyonla mücadelede kararlı ve tutarlı para ve maliye politikalarının uygulanması, gelecek aylardaki enflasyon seyri için hayati öneme sahiptir.

Özetle, mart ayında akaryakıt fiyatlarındaki olumlu seyir, Ramazan ayının ve kur artışının yarattığı baskıyı bir miktar dengeleyebilir ve aylık enflasyonun piyasa beklentilerinin biraz altında kalmasını sağlayabilir. Ancak bu durum, Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu enflasyon girdabından çıktığı anlamına gelmez. Uzun vadeli ve sürdürülebilir bir fiyat istikrarı için kapsamlı yapısal reformlara ve güçlü ekonomik politikalara ihtiyaç duyulmaktadır. Aksi takdirde, önümüzdeki dönemlerde enflasyonun ağır faturasıyla yeniden yüzleşmek kaçınılmaz olacaktır.

Gelecek aylardaki enflasyon beklentileri ve ekonomik gelişmelerin detaylı analizi ise başka bir yazının konusu olacaktır.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com