Makine İhracatında Tarihi Zirve: 23,6 Milyar Dolar

Türkiye Makine İhracatında Rekor: 2024’te 23,6 Milyar Dolara Ulaşıldı

Türkiye’nin makine ihracatı, 2024 yılının ilk on ayında 23,6 milyar dolara ulaşarak tarihi bir rekora imza attı. Bu başarı, Türk makine sektörünün küresel pazardaki rekabet gücünü ve potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.

Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından açıklanan verilere göre, serbest bölgeler de dahil edildiğinde makine imalat sanayisinin konsolide ihracatı, 2024 yılının Ocak-Ekim döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0,8 oranında artarak 23,6 milyar dolara yükseldi. Bu artış, küresel ekonomik zorluklara rağmen Türk makine sektörünün dirençli ve başarılı bir performans sergilediğini gösteriyor.

İhracattaki tonaj bazında yaşanan düşüşe rağmen, kilogram başına ortalama ihracat fiyatlarının 8,1 dolara yükselmesi, tüm zamanların en yüksek Ocak-Ekim ihracat gelirinin elde edilmesini sağladı. Bu durum, Türk makine sektörünün katma değeri yüksek ürünlere odaklanmasının ve rekabet avantajını artırmasının bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Yıllıklandırılmış ihracat rakamı ise 28,3 milyar dolara ulaşarak sektörün büyüme potansiyelini ortaya koydu.

2024 yılının Ocak-Ekim döneminde en yüksek ihracat, 2,6 milyar dolar ve yüzde 4,7’lik artışla Almanya’ya gerçekleştirildi. Almanya, Türk makine sektörünün en önemli pazarlarından biri olmaya devam ediyor. Onu yüzde 6 yükseliş ve 1,6 milyar dolarla ABD izledi. ABD pazarındaki büyüme, Türk makine üreticilerinin Kuzey Amerika’daki varlığını güçlendirdiğini gösteriyor. İtalya’ya yüzde 16,4’lük artışla 1 milyar doların üzerinde ihracat yapılırken, bu rakam Birleşik Krallık’ta yüzde 12,2 yükselişle 997 milyon doları buldu. Bu veriler, Türk makine sektörünün Avrupa pazarındaki etkinliğini ve çeşitliliğini kanıtlıyor.

Makine Sektöründe Dönüşüm Kaçınılmaz: Değer Zincirinin Dışına İtilecek İmalatçılar

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, ihracat verilerine ve sektördeki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, Avrupa Birliği’nde (AB) açıklanan yeni sipariş ve sevkiyat verilerini, bölgedeki makine imalatçılarının yapısal bir yavaşlamaya girdiğinin göstergesi olarak yorumladı. Karavelioğlu, Avro Bölgesi’ndeki satınalma yöneticileri endeksinin (PMI) toparlanmasının bu yıl Almanya tarafından desteklenmemesinin sanayi zincirindeki momentum kaybını derinleştirdiğini belirtti.

Yılı dalgalı geçiren ve Eylül ayı itibarıyla siparişlerde yıllık yüzde 19 kayıp yaşayan Alman makine sanayisinde kapasite kullanımının son 5 yılın en düşük seviyesine indiğini vurgulayan Karavelioğlu, AB’nin hızlı toparlanma umudunu azaltan bu verilerde zayıf talep kadar maliyet baskısının da rolünün büyük olduğunu kaydetti. Çin’in ölçek, standardizasyon ve modüler üretim avantajları nedeniyle rekabetin artık tekil ürün bazında değil, üretim ekosisteminin bütününde yaşandığını dile getirdi.

Sektörün geleceğini sadece mekaniğin değil, yazılım ve dijital mimarinin belirleyeceğini vurgulayan Karavelioğlu, “Dönüşemeyen, ürünleri, atıkları ve hatta hizmetleri mevzuatla uyumlanmayan imalatçıların büyük pazarlardan başlayarak değer zincirinin dışına itileceği çok açık” şeklinde konuştu. Bu açıklama, Türk makine sektörünün dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında adımlar atmasının ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Türkiye, Avrupa Sanayisinin Doğal Uzantısı: Orta Segmentte Oluşan Boşluğu Dolduruyor

Kutlu Karavelioğlu, rekabetçiliğin Avrupa’yı mühendislikte daha “niş” alanlara ittiği bu dönemde, orta segmentte oluşan boşluğun Türkiye’yi esneklik ve hız avantajıyla daha görünür hale getirdiğini belirtti. Karavelioğlu, “Türkiye, Avrupa sanayisinin doğal uzantısı konumunda. Gümrük Birliği ile başlayan entegrasyon uzunca bir süredir mühendislik, teknoloji ve sürdürülebilirlik düzleminde ilerliyor. Aramızdaki yakınlık sadece coğrafi değil, beklentiler, kalite anlayışı ve üretim kültürü ile de ilgili. Avrupa’da iş gücünün hizmet sektörlerine kaydığı ve sanayi kimliğinin tartışılır hale geldiği bu süreçte, Türkiye’nin orta segmentteki talep dalgalanmalarına daha hızlı yanıt verebilmesi kritik önem taşıyor. AB makine imalat ve otomotiv sektörünün savunma sanayisine meyletmesi de ayrı bir pencere” ifadelerini kullandı.

Karavelioğlu, Türkiye’nin sipariş çeşitliliğine uyum sağlayan çevik ve dayanıklı üretim yapısının doğru tedbirlerle güçlendirildiğinde Avrupa’nın gelecekteki taleplerine de cevap vereceğini ifade etti. “Son 5 yıldır çabaladığı düşük donanımlı makineler üretme ya da kıt kaynakla üretim yapma (frugal konsept) teşebbüsünde istediğini elde edemeyen AB, giderek sıkışmakta olduğu ileri teknolojili makineler evreninde Türkiye’nin kabiliyetleri ile nefes alabilecektir” diye ekledi. Bu değerlendirme, Türk makine sektörünün Avrupa pazarındaki stratejik önemini vurguluyor.

Eximbank Faiz Desteği Beklentisi: Rekabet Gücünü Artıracak Kritik Adım

Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Karavelioğlu, Avrupa’daki dönüşümün Türkiye için yeni bir fırsat alanı oluştursa da yurt içindeki göstergelerin bu sürecin kendiliğinden avantaja dönüşmeyeceğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Makine üretiminde daralma yaşandığına değinen Karavelioğlu, “Ana pazardaki hareketlenme asgariye inmiş ölçeklerimizi yeniden büyütmek için fırsat olarak ufukta belirmişken, Eximbank’ın yatırım malı ihracatına mahsus alıcı kredilerine verileceği açıklanan faiz desteğinin hayata geçmesini sabırsızlıkla bekliyoruz. Müşterinin finansmanı, rakiplerimizin çok etkili çözümler geliştirdiği ama bizim zaafımız olan bir alandı. Bu destekle makine ve diğer yatırım mallarının ihracatı kolaylaşırken, müteahhitlerimizin yurt dışı projelerinde yerli malını öncelemeleri için çok önemli bir gerekçe de oluşacaktır” şeklinde konuştu.

Karavelioğlu, rekabetçiliğin önemine işaret ederek, Türkiye Makina Federasyonu (MAKFED) ev sahipliğinde 26 Kasım’da, “Yeni gelecek: rakip-siz misiniz?” temasıyla İstanbul’da 5. Makine Zirvesi’nin düzenleneceğini bildirdi. Bu zirve, sektörün geleceğine yönelik stratejilerin belirlenmesi ve işbirliği imkanlarının değerlendirilmesi açısından önemli bir platform oluşturacak.

Sonuç olarak, Türkiye makine ihracatındaki rekor, sektörün potansiyelini ve rekabet gücünü kanıtlamıştır. Ancak, sektörün sürdürülebilir büyüme için dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve finansman gibi alanlarda adımlar atması gerekmektedir. Eximbank’ın faiz desteği gibi teşvikler, Türk makine sektörünün küresel pazarda daha da güçlenmesine katkı sağlayacaktır.