Emekli Maaşı Asgari Ücrete Eşitlensin

HAK-İŞ’ten Emeklilere Adil Yaşam ve Güvenceli Gelecek Çağrısı: Temmuz Zammı ve Sosyal Güvenlik Reformu Talepleri

Türkiye’nin sosyal ve ekonomik dokusunda vazgeçilmez bir yere sahip olan emeklilerimiz, yıllar süren çabalarıyla ülkenin kalkınmasına büyük katkılar sağlamış, toplumsal hafızanın ve üretim kültürünün taşıyıcıları olmuştur. Ancak ne yazık ki, günümüz ekonomik koşullarında birçok emeklimiz, yaşamlarını onurlu bir şekilde sürdürmekte zorlanmaktadır. Bu bağlamda, HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, 30 Haziran Dünya Emekliler Günü vesilesiyle yaptığı önemli açıklamada, emeklilerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekerek, kapsamlı çözüm önerileri sundu. Arslan, temmuz ayında belirlenecek emekli aylığı artışlarının, emeklilerin ve hak sahiplerinin alım gücünü koruyacak ve yaşam standartlarını destekleyecek bir seviyede olması gerektiğini vurguladı. Bu talep, sadece bir ekonomik beklentinin ötesinde, toplumsal adalet ve vefa borcunun bir yansımasıdır.

Mahmut Arslan, yazılı açıklamasında tüm emeklilerin bu özel gününü kutlayarak, onların ülkenin büyümesindeki ve gelişmesindeki emeğine minnet duyulduğunu ifade etti. Emeklilerin sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda sosyal yönden de güçlü bir şekilde desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Emeklilik döneminin, bireylerin tecrübelerini aktarabildiği, toplumsal hayata aktif katılabildiği ve onurlu bir şekilde yaşayabildiği bir evre olması gerektiğine dikkat çekildi. Bu vizyon, emeklilerin yaşlarına ve birikimlerine uygun bir yaşam kalitesine sahip olmalarını temel almaktadır.

Sosyal Güvenlik Sisteminde Derinleşen Hak Kayıpları Endişe Verici Boyutlara Ulaştı

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, mevcut sosyal güvenlik sisteminin emeğe dayalı ve hak temelli bir anlayışla acilen yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Mevcut sistemde emekli aylıklarının belirlenme kriterleri ve aylıkların düzeyi, emekçiler açısından ciddi hak kayıplarına yol açmakta ve yıllarca verilen emeğin karşılığının tam olarak alınamamasına neden olmaktadır. Özellikle yüksek enflasyonun ve hayat pahalılığının hissedildiği son dönemlerde, emekli aylıklarının alım gücü hızla erimiş, bu durum emeklileri derin bir yoksulluk riskiyle karşı karşıya bırakmıştır. Temel gıda, kira, elektrik, su ve sağlık gibi zorunlu harcamalardaki artışlar, emeklilerin bütçelerinde telafisi güç yaralar açmaktadır.

Arslan, sosyal güvenliğin, sigortalıların çalışma süreleri boyunca ödedikleri primler karşılığında elde ettikleri meşru ve anayasal bir hak olduğunun altını çizdi. Bu temel anlayışın göz ardı edilmesinin, hem sistemin mali sürdürülebilirliğini tehdit ettiğini hem de toplumsal adalet duygusunu zedelediğini ifade etti. Adil bir sosyal güvenlik sistemi, sadece bugünkü emeklilerin değil, aynı zamanda yarın emekli olacak çalışanların da sisteme olan güvenini artıracak ve ülke refahına katkı sağlayacaktır. Hak kayıplarının sürmesi, gelecekteki prim ödemelerini olumsuz etkileyebilir, kayıt dışı istihdamı tetikleyebilir ve genel olarak toplumsal huzursuzluğu artırabilir. HAK-İŞ, bu noktada, sistemin yeniden yapılandırılmasında katılımcı ve şeffaf bir sürecin işletilmesinin önemine dikkat çekmektedir.

En Düşük Emekli Aylığı Asgari Ücret Seviyesine Yükseltilmeli: Acil ve Elzem Bir Talep

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan emekli, dul ve yetim aylığı alan milyonlarca vatandaşımız ve onların aileleri, temmuz ayında yapılacak artış oranını büyük bir umutla beklemektedir. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak bu beklentinin farkında olduklarını ve haklılığını savunduklarını belirten Arslan, “Temmuz ayında belirlenecek emekli aylığı artışının emeklilerimiz ve hak sahiplerinin alım gücünü koruyacak ve yaşam standartlarını destekleyecek bir düzeyde olmasını talep etmekteyiz,” ifadelerini kullandı. Bu talep, sadece mevcut enflasyon oranlarını yansıtan bir artışın ötesinde, gerçek yaşam maliyetlerini ve insanca yaşama hakkını güvence altına alan bir düzenlemeyi hedeflemektedir.

Arslan’ın açıklamalarında öne çıkan en kritik noktalardan biri de, en düşük emekli aylığının asgari ücret düzeyine yükseltilmesi gerektiği yönündeki acil çağrıdır. Günümüzde asgari ücret, bir çalışanın ve ailesinin asgari yaşam standardını karşılaması gereken bir seviye olarak kabul edilirken, emekli aylıklarının bu seviyenin altında kalması kabul edilemez bir durumdur. Emeklilerin yıllarca bu ülkeye verdikleri hizmetin karşılığı olarak, yaşamlarını yoksulluk sınırının altında sürdürmeye mahkum edilmeleri, toplumsal vicdanı derinden yaralamaktadır. Emeklilerin onurlu bir hayat sürme hakkı, medeni bir toplumun temel göstergelerinden biridir.

Ayrıca, HAK-İŞ Konfederasyonu, bu aylıkların belirlenirken prim ödeme gün sayısı ve kazanç düzeyi dikkate alınarak adil biçimde artırılmasının da toplumun en büyük beklentileri arasında yer aldığını vurgulamıştır. Adil bir artış, prim ödeyen ile ödemeyen arasındaki dengeyi korurken, tüm emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir düzeyde olmasını sağlamalıdır. Bu talep, yalnızca ekonomik bir iyileşme değil, aynı zamanda sosyal bir onarım anlamına gelmektedir. Emeklilerin hayat pahalılığı karşısında ezilmemesi, gıda, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için bu adımın atılması hayati önem taşımaktadır. En düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesi, Türkiye’de yoksullukla mücadelede önemli bir eşik olacaktır. Bu, aynı zamanda sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir.

Emeklilik Hesaplama Sistemindeki Adaletsizlikler ve Güncelleme Katsayısı Sorunu Giderilmeli

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, emeklilik hesaplama sisteminde yaşanan çarpıcı adaletsizliklere de dikkat çekti. 2024 yılında emeklilik başvurusu yapan sigortalılar ile 2025 yılında emekli olacaklar arasında, emekli aylıklarının hesaplanmasında kullanılan güncelleme katsayısından kaynaklanan önemli farklar oluştuğunu anımsattı. Bu durum, sisteme duyulan güveni zedeleyen ve emekçiler arasında huzursuzluk yaratan, hatta bazen hukuki yollara başvurulmasına neden olan bir faktör olarak öne çıkmaktadır.

Arslan, mevcut sistemin, özellikle enflasyonun dalgalı seyrettiği dönemlerde, başvuru yılına göre kişilere avantaj veya dezavantaj sağlayarak eşitsiz sonuçlar doğurduğunu kaydetti. Geçtiğimiz yıllarda başvuru yılına bağlı olarak emekli aylığında yaşanan farklılıkların, bu yıl da benzer şekilde devam edeceği öngörülmektedir. Bu tür farklılıklar, aynı prim günü ve kazançla çalışan iki kişinin, sadece emeklilik başvuru tarihlerinin farklı olması nedeniyle farklı maaşlar almasına neden olabilmektedir. Bu durum, sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle temelden çelişmektedir. HAK-İŞ, bu adaletsizliğin, emeklilik planlaması yapan milyonlarca çalışanın geleceğe dair beklentilerini olumsuz etkilediğini belirtmektedir.

HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, emeklilik hesaplama sisteminin acilen yeniden ele alınarak, yaşanan bu tür hak kayıplarının önüne geçilmesi yönündeki taleplerini yeniden ve güçlü bir şekilde vurguladıklarını belirten Arslan, sistemin daha şeffaf, öngörülebilir ve adil bir yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade etti. Bu tür reformlar, emekçilerin gelecek kaygısını azaltacak, emeklilik planlamalarını daha sağlıklı yapmalarına olanak tanıyacak ve sisteme olan güveni yeniden tesis edecektir. Hesaplama yöntemlerinin basitleştirilmesi ve herkes tarafından anlaşılabilir olması da, adaletsizliğin önüne geçilmesinde kritik rol oynayacaktır.

Sendikalı Olmak: Emeğin Güvencesi, Emeklinin Kalkanı

Mahmut Arslan, açıklamasında sendikalı olmanın önemine de değinerek, sendikal hareketin sadece çalışanların değil, emeklilik dönemindeki bireylerin de haklarını korumadaki rolüne vurgu yaptı. Sendikalılığın, kayıt dışı istihdamın önüne geçilmesinde, primlerin eksiksiz ve düzenli yatırılmasında, iş kazalarına ve meslek hastalıklarına karşı işçinin korunmasında sendikaların hayati bir rol oynadığını vurguladı. Sendikalar, emeğin güvencesi anlamına gelmekte, çalışanların haklarını koruyarak daha iyi çalışma koşulları elde etmelerini sağlamaktadır. Yüksek prim ödeme gün sayısı ve düzeyi, gelecekte alınacak emekli aylıklarının da daha yüksek olmasının anahtarıdır.

Bu bağlamda, HAK-İŞ Genel Başkanı, sendikasız çalışan tüm işçileri sendikalı olmaya ve HAK-İŞ çatısı altında birleşmeye davet etti. Örgütlü olmanın, bireysel hak arayışlarının ötesinde, kolektif bir güç oluşturarak sistemik sorunlara karşı daha etkili mücadele etmenin yolu olduğunu belirtti. Sendikal hareket, sadece ücret ve sosyal haklar konusunda değil, aynı zamanda sosyal güvenlik politikalarının belirlenmesinde de aktif rol oynayarak emeklilerin ve çalışanların sesini duyurmaktadır. Güçlü bir sendikal yapı, hem çalışma hayatının kalitesini artırır hem de emeklilik döneminde hakların korunmasını sağlar.

Emeklilerin Örgütlü Mücadelesi ve Kurumsal Destek İhtiyacı

Arslan, emekli olan bireylerin haklarını savunabilmesi, toplumsal dayanışmayı sürdürebilmesi ve örgütlü mücadelenin bir parçası olabilmesi için uygun hukuki ve kurumsal zeminlerin oluşturulmasının önemine de dikkat çekti. Emekli dernekleri, federasyonlar ve konfederasyonlar gibi örgütlü yapılar, emeklilerin ortak sesini yükselterek politika yapım süreçlerinde etkili olmalarını sağlayabilir. Bu yapılar, emeklilerin karşılaştığı sorunları daha geniş kitlelere duyurarak kamuoyu farkındalığı yaratmada da kilit rol oynar.

Bu zeminlerin oluşturulması, emeklilerin sadece ekonomik taleplerini değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını da dile getirebilmelerine olanak tanıyacaktır. Yaşlı dostu şehirler, erişilebilir sağlık hizmetleri, sosyal aktivite merkezleri, yaşam boyu öğrenme programları gibi pek çok alanda emeklilerin yaşam kalitesini artıracak politikaların geliştirilmesi için örgütlü yapıların rolü büyüktür. HAK-İŞ, bu tür yapıların güçlendirilmesi ve emeklilerin toplumsal hayatta daha aktif rol alabilmesi için devlet ve ilgili kurumlarla iş birliği yapmaya hazır olduğunu belirtti. Emeklilerin deneyim ve bilgeliği, toplum için değerli bir kaynak olup, bu potansiyelin değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Sonuç: Onurlu Bir Emeklilik, Güvenceli Bir Gelecek İçin HAK-İŞ’ten Çağrı

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın 30 Haziran Dünya Emekliler Günü’nde yaptığı açıklamalar, Türkiye’deki emeklilerin karşı karşıya olduğu zorlukları ve bu zorluklara karşı geliştirilmesi gereken çözüm yollarını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Emeklilerimizin refahı, yalnızca bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal adalet ve sürdürülebilir bir gelecek için hayati öneme sahip bir konudur. Emeklilerimizin ekonomik sıkıntılarının hafifletilmesi, toplumsal huzurun ve refahın artırılmasına doğrudan katkı sağlayacaktır.

HAK-İŞ’in talepleri; temmuz ayındaki zammın alım gücünü koruması, en düşük emekli aylığının asgari ücrete yükseltilmesi, emeklilik hesaplama sistemindeki adaletsizliklerin giderilmesi ve emeklilerin örgütlü mücadelesine destek verilmesi üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu talepler, yıllarını ülkesine hizmet etmeye adamış emeklilerimizin, emeklilik dönemlerini onurlu, huzurlu ve güvenceli bir şekilde geçirebilmeleri için atılması gereken acil ve zaruri adımlardır. Bu adımlar, aynı zamanda gelecekte emekli olacak tüm çalışanlar için de umut ışığı olacaktır.

Hükümetin, HAK-İŞ ve benzeri sendikal kuruluşların çağrılarına kulak vererek, emeklilerimizin haklı beklentilerini karşılayacak adımları atması, sosyal barışın ve toplumsal refahın artırılmasına büyük katkı sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki, bugün emekliler için atılan her olumlu adım, yarın emekli olacak milyonlarca çalışanın da geleceğine ışık tutacaktır. HAK-İŞ, emeği temsil eden güçlü bir konfederasyon olarak, emekçilerin ve emeklilerin haklarını savunmaya, daha adil ve insanca bir yaşam için mücadelesini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir. Bu mücadele, sadece bir grup insanın değil, tüm toplumun ortak refahını hedeflemektedir.