Küresel piyasalar yol ayrımında

Küresel Piyasalar Fed, Ticaret Gerilimi ve Enflasyon Baskısı Altında: Belirsizliklerle Dolu Bir Dönem

Küresel ekonomi, ABD Merkez Bankası (Fed) ve yeni ABD yönetiminin atacağı adımlara ilişkin devam eden belirsizliklerin yanı sıra, dünyanın önde gelen ekonomilerinden gelen durgunluk sinyalleriyle çalkantılı bir seyir izliyor. Dünya genelinde merkez bankalarının enflasyonla mücadelesi sürerken, piyasalarda giderek güçlenen resesyon-enflasyon ikilemi, yatırımcıların fiyatlama yapma sürecini karmaşıklaştırıyor ve piyasalardaki risk algısını yüksek tutuyor.

ABD ekonomisinden gelen son makroekonomik veriler, ülke ekonomisinin hala beklenen ölçüde yavaşlamadığını gösteriyor. Bu durum, Fed’in faiz politikalarına yönelik beklentileri yeniden şekillendirirken, başkan seçilen Donald Trump’ın dile getirdiği tarifelerle ilgili olası ticaret savaşları ve bunun yaratacağı yeni sorunlar yatırımcılar için büyük bir soru işareti oluşturmaya devam ediyor. Mevcut piyasa beklentilerine göre, Fed’in bu yıl içinde sadece iki faiz indirimine gitmesi ve ilk indirimin de yılın ilk yarısının sonlarına doğru gerçekleşmesi öngörülüyor. Ancak, Trump’ın potansiyel politikalarının riskleri bu fiyatlamalara kısmen dahil edilmiş olsa da, ABD’nin en büyük üç ticaret ortağıyla (Çin, Meksika, Kanada) olası bir ticaret savaşının yaratacağı derin ekonomik ve siyasi sonuçlara dair belirsizlikler, Fed’in önümüzdeki dönemdeki yol haritasını belirlemedeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor.

ABD ekonomisinde Fed’in arzu ettiği yönde bir soğuma gözlenmezken, Trump’ın tarifelerinin getireceği ek fiyat artışları, zaten yüksek seyreden enflasyonla mücadeleyi olumsuz etkileyebilir. Bu durum, Fed’in enflasyonu dizginleme çabalarını zora sokarak, para politikası üzerindeki baskıyı artırabilir. Tüm bu belirsizlikler, küresel piyasalarda risk iştahını düşürürken, tahvil ve pay piyasalarındaki fiyatlamalara doğrudan yansıyor. Özellikle güvenli liman arayışı içinde olan yatırımcılar, dolara olan talebi güçlendirmeye devam ediyor.

ABD’deki enflasyon endişelerinin kalıcı olması, geçen yılki 100 baz puanlık faiz indiriminin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinde de benzer bir 100 baz puanlık yükselişe neden oldu. Yatırımcıların, ticaret tarifeleri ve jeopolitik gerilimler gibi endişelerle birlikte dolara yönelmesi, dolar endeksini yılın ikinci işlem gününde 109,1 seviyesine taşıyarak Kasım 2022’den bu yana en yüksek seviyeye çıkardı. Güçlü dolar, küresel ölçekte birçok varlığın alternatif maliyetini artırarak, özellikle gelişmekte olan ülkelerin para birimleri ve emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.

ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi şu sıralar yüzde 4,57 seviyesinde dengelenirken, dolar endeksinin son iki yılın zirvesine tırmanmasına rağmen altının ons fiyatı yükselişini sürdürüyor. Normal koşullarda değerli dolar ve yüksek tahvil faizleri altının alternatif maliyetini artırarak talebi düşürürken, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle tırmanması beklenen jeopolitik tansiyonlar, altın talebini güçlü bir şekilde destekliyor. Bu durum, altının küresel belirsizlik dönemlerindeki güvenli liman olma özelliğini bir kez daha kanıtlıyor. Altının ons fiyatı şu sıralarda 2.658 dolar seviyesinde işlem görüyor. Enerji piyasalarında ise Brent petrolün varil fiyatı 75,9 dolardan alıcı buluyor. Petrol fiyatları, küresel ekonomik büyüme beklentileri ve arz-talep dengesindeki değişikliklerle yakından takip ediliyor.

Küresel piyasalardaki bu gelişmeler, New York Borsası’nda da satış baskısı yarattı. Dün S&P 500 endeksi yüzde 0,22, Nasdaq endeksi yüzde 0,16 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,36 oranında geriledi. Ancak, ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne pozitif bir seyirle başlaması, yatırımcıların gün içinde toparlanma beklentisi taşıdığını gösteriyor.

Avrupa borsaları ise dün alış ağırlıklı bir seyir izledi. Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı sonrasında doğal gaz tedarik kaynaklarını başarıyla çeşitlendiren bölge ekonomileri, Rusya’nın doğal gazı kesebileceği yönündeki haberlere karşı kayıtsız bir duruş sergiledi. Bu durum, Avrupa’nın enerji bağımsızlığını güçlendirme çabalarının meyvelerini verdiğini gösteriyor. Bununla birlikte, bölge ekonomilerinde resesyon riskinin devam etmesi, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) bu yıl en az dört faiz indirimine gideceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor. Ancak, açıklanacak yeni makroekonomik verilerden alınacak sinyallerin, bu fiyatlamaları değiştirebileceği ihtimali de göz önünde bulunduruluyor.

ECB’nin Fed’den daha agresif faiz indirimine gitme beklentisi, avro/dolar paritesini de etkiledi. Parite, Kasım 2022’den bu yana en düşük seviyesine gerilerken, doların küresel çapta güçlenmesi, Avrupa Birliği ve ABD arasındaki ticari ilişkileri ve Avrupa şirketlerinin rekabet gücünü de olumsuz yönde etkileyebilir. Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,07, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,18, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,58 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,55 yükselişle kapandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise yeni güne karışık bir seyirle başladı.

Asya borsalarında da karışık bir seyir öne çıkarken, özellikle Çin’in 10 yıllık tahvil faizlerindeki düşüş dikkat çekiyor. Analistler, bu düşüşün hem Çin ekonomisindeki deflasyon riskinin devam etmesinden hem de ABD ile yaşanması beklenen ticaret savaşları nedeniyle yatırımcıların güvenli liman arayışından kaynaklanabileceğini belirtiyor. Çin’in 10 yıllık tahvil faizi yüzde 1,6 seviyesinin altını test ederken, bu durum pay piyasalarında satış baskısının derinleşmesine neden oluyor. Çin ekonomisinde hükümetin teşvik edici adımlarına rağmen ekonomik aktivitenin istenilen seviyeye bir türlü yükselememesi, ülkede deflasyon riskinin güçlenmesine yol açıyor. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yaşanacak olası bir yavaşlamanın küresel ekonomiye yansımaları, tüm piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Ayrıca, Asya genelinde güçlenen dolar karşısında yerel para birimlerinin değer kaybetmesi, bölge ekonomileri için ek bir risk faktörü oluşturuyor.

Bu gelişmelerle birlikte kapanışa yakın Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1 gerilerken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,5 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,9 yükselişle günü tamamladı. Asya piyasalarındaki bu farklılaşma, ülke özelindeki ekonomik koşulların ve yatırımcı beklentilerinin çeşitliliğini yansıtıyor.

Yurt içinde ise Borsa İstanbul, dün alış ağırlıklı bir seyir izleyerek günü pozitif tamamladı. BIST 100 endeksi, yüzde 0,91 değer kazancıyla 9.961,34 puandan kapandı. Bugün ise piyasaların gözü kulağı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanacak olan kritik enflasyon verilerine çevrildi. AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, aralık ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 1,61 oranında arttığını tahmin ediyorlar. Ekonomistlerin aralık ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, bir önceki ay yüzde 47,09 olan yıllık enflasyonun yüzde 45,21’e gerilemesi öngörülüyor. Bu veri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) gelecekteki para politikası adımları üzerinde belirleyici olacak. Dolar/TL kuru dün yüzde 0,1 azalışla 35,3159’dan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 35,3990 seviyesinden işlem görmeye başladı. Kurdaki hareketlilik, küresel dolar endeksinin yanı sıra yurt içi ekonomik gelişmelerle de yakından ilgili.

Analistler, bugün yurt içinde açıklanacak TÜFE ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerinin yanı sıra, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özeti ve haftalık para ve banka istatistiklerinin de yakından takip edileceğini belirtiyor. Yurt dışında ise Almanya’da işsizlik oranı ve ABD’de ISM imalat sanayi PMI verileri, küresel ekonomik görünüm açısından önem taşıyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.000 ve 10.100 puanın önemli direnç seviyeleri olduğunu ifade eden analistler, 9.900 ve 9.800 seviyelerinin ise destek olarak izleneceğini belirtiyorlar. Bu direnç ve destek seviyeleri, endeksin kısa vadeli hareketleri için yol gösterici nitelikte.

Piyasalarda bugün takip edilecek kritik veriler şunlardır:

  • 10.00 Türkiye, aralık ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
  • 10.00 Türkiye, aralık ayı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE)
  • 11.55 Almanya, aralık ayı işsizlik oranı
  • 14.00 Türkiye, PPK toplantı özeti
  • 14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri
  • 18.00 ABD, aralık ayı ISM imalat sanayi PMI