Kızıldeniz’de Konteyner Gemi Trafiği Yüzde 52,4 Çakıldı

Kızıldeniz Krizi: Küresel Ticaretin Kalbi Neden Durma Noktasında? Gemi Trafiği ve Tedarik Zincirindeki Son Durum

Küresel ticaretin en kritik su yollarından biri olan Kızıldeniz, 2024 yılının ilk günlerinden itibaren benzeri görülmemiş bir gerilimle karşı karşıya. İran destekli Yemen’deki Husilerin İsrail ile bağlantılı ticari gemilere yönelik başlattığı saldırılar, bölgede tansiyonu sürekli artırıyor. Bu saldırıların ardından, dünya devleri denizcilik şirketleri ya seferlerini askıya almak ya da rotalarını Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’na kaydırmak zorunda kaldı. Bu durum, Kızıldeniz’deki gemi trafiğinde belirgin ve sürekli bir düşüşe yol açtı ve küresel tedarik zincirleri üzerinde ciddi etkiler yaratmaya başladı.

AA muhabirinin gemi takip ve denizcilik analiz sağlayıcısı MarineTraffic’ten edindiği güncel verilere göre, Husilerin saldırılarının ilk evrelerinde düşüşler daha çok konteyner gemi trafiğinde yoğunlaşmıştı. Ancak bölgedeki gerilimin giderek tırmanmasıyla birlikte, şu anda tüm gemi türlerindeki seferlerde kayda değer bir yavaşlama gözlemleniyor. Bu durum, yalnızca belirli bir sektörü değil, küresel ekonominin geneline yayılma potansiyeli taşıyan bir krize işaret ediyor.

Kızıldeniz’de Gemi Trafiğindeki Dramatik Düşüşün Boyutları

Kızıldeniz’deki bu jeopolitik gelişmelerin somut yansımaları, gemi trafiği istatistiklerinde çarpıcı bir şekilde kendini gösteriyor. 1-10 Ocak 2024 tarihleri arasında Kızıldeniz’den geçen günlük toplam gemi trafiği, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 25’lik önemli bir azalma kaydetti. Bu genel düşüşün ardında, farklı gemi türlerinde gözlemlenen çok daha keskin gerilemeler bulunuyor.

Konteyner Gemileri: Tedarik Zincirinin Kilit Halka Kırılıyor

Küresel ticaretin omurgasını oluşturan konteyner gemileri, Kızıldeniz krizinden en çok etkilenen gemi türü oldu. Aynı dönemde, yani 1-10 Ocak 2024 tarihlerinde, bölgedeki günlük konteyner gemi trafiği, geçen yılın aynı dönemine göre tam yüzde 50 oranında yarı yarıya azaldı. MarineTraffic verilerine göre, 1-10 Ocak 2023 tarihlerinde Kızıldeniz’den geçen konteyner gemisi sayısı 248 iken, bu yılın aynı döneminde bu sayı 118’e düştü. Bu, tekstilden elektroniğe, oyuncaktan gıda ürünlerine kadar pek çok tüketim maddesini taşıyan gemilerin bölgeden uzak durduğunu gösteriyor. Konteyner taşımacılığındaki bu daralma, global tedarik zincirlerinin aksamasına, ürün sevkiyatlarında gecikmelere ve nihayetinde tüketiciye yansıyan fiyat artışlarına zemin hazırlıyor.

Kuru Yük ve Diğer Gemi Türlerinde de Alarm Zilleri Çalıyor

Konteyner gemilerindeki keskin düşüşün yanı sıra, kuru yük gemi trafiğinde de belirgin bir gerileme yaşandı. 1-10 Ocak 2024 tarihlerinde Kızıldeniz’deki kuru yük gemi trafiği, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5 oranında azaldı. Ancak bu yüzde 5’lik düşüş, krizin derinliğini tam olarak yansıtmıyor. Daha detaylı incelendiğinde, günlük kuru yük gemi trafiğinin 1 Ocak 2024 ile 10 Ocak 2024 arasında yüzde 53’lük şaşırtıcı bir düşüş kaydettiği görülüyor. Ayın başında, 1 ila 6 Ocak arasında bölgede 45 kuru yük gemisi seyir halindeyken, bu sayı 10 Ocak itibarıyla 21’e kadar geriledi. Bu, demir cevheri, tahıl, kömür gibi temel hammaddelerin taşınmasında da ciddi aksaklıklar yaşandığını gösteriyor. Ayrıca, ro-ro (tekerlekli araç taşıyan gemiler) gemi trafiği yüzde 35 ve yaş yük (petrol, LNG gibi sıvı yükler) gemi trafiği ise yüzde 31 oranında azaldı. Bu veriler, krizin, farklı sektörlerdeki ticari akışları da derinden etkilediğini ve küresel ekonomik dengeleri sarsabileceğini ortaya koyuyor.

Uzman Görüşleri ve Geleceğe Yönelik Beklentiler

Bölgedeki gerilim ve ABD ile İngiltere öncülüğünde Husilere karşı başlatılan askeri operasyonlar, uzmanları gelecek dönemdeki denizcilik faaliyetleri konusunda endişelendiriyor. Analistler, özellikle önümüzdeki birkaç hafta içinde gemi trafiğinde daha büyük bir yavaşlama yaşanmasını beklerken, denizcilik maliyetlerindeki artışın ne kadar süreceği ve bu gerilimin küresel ekonomiye etkilerinin, saldırıların ne kadar devam edeceğine bağlı olacağını vurguluyorlar.

Veri analitik şirketi Kpler’in Kıdemli Navlun Analisti Matthew Wright, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD ve İngiltere’nin Husilere yönelik saldırılarının ardından gemilere bölgeden uzak durmaları yönünde tavsiyelerde bulunulduğunu belirtti. Wright, “Şu anda bölgede 15 bin TEU’nun üzerinde konteyner gemisi bulunmuyor. Bu büyüklükteki gemilerin çoğu halihazırda Ümit Burnu çevresinden dolaşmayı tercih etmiş durumda. Dökme emtia tarafında ise, kuru yük ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) akışları başlangıçta daha az etkilendi. Ancak Süveyş Kanalı üzerinden geçişler, Aralık 2023’te başlayan rota değişimlerinden bu yana zaten düşüktü. Misilleme saldırıları endişesiyle, bölgeden uzak durulması yönündeki uyarıların ardından bu düşüşün daha da hızlanması bekleniyor.” şeklinde konuştu. Wright, halihazırda konteyner gemilerinin büyük bir kısmının Kızıldeniz’den kaçındığını ve saldırıların bu tür gemiler üzerindeki ek etkisinin nispeten sınırlı olduğunu kaydederken, “Ancak, dökme kuru yük gemilerinin geçişlerinde son üç haftada gördüğümüzden daha büyük bir yavaşlama bekliyoruz.” diyerek kuru yük taşımacılığına yönelik artan endişeleri dile getirdi.

Denizcilik Nakliye Maliyetlerinde Fahiş Yükseliş

Kızıldeniz’deki kriz, deniz taşımacılığı maliyetlerinde de keskin bir artışa neden oldu. Denizcilik araştırma ve danışmanlık şirketi Drewry Konteyner Araştırma Kıdemli Müdürü Simon Heaney, Süveyş Kanalı’nı kullanan konteyner gemilerinin önemli bir kısmının rotasını değiştirdiğini ve artık Ümit Burnu’na yönlendirecek çok fazla gemi kapasitesi kalmadığını ifade etti. Krizin deniz taşımacılığındaki en belirgin ilk etkisinin, spot piyasa navlun fiyatlarındaki sert artış olduğunu belirten Heaney, bu durumun küresel ticaretin maliyetlerini doğrudan etkilediğini söyledi.

Drewry’nin Dünya Konteyner Endeksi’ne göre, Şanghay-Rotterdam hattındaki 40’lık bir konteynerin ortalama spot navlun fiyatı, 21 Aralık 2023’teki 1667 dolar seviyesinden inanılmaz bir artışla yüzde 164 yükselerek 11 Ocak itibarıyla 4 bin 406 dolara ulaştı. Bu, sadece birkaç hafta içinde konteyner taşıma maliyetlerinin neredeyse üç katına çıktığı anlamına geliyor. Heaney, benzer bir artışın Şanghay-Cenova hattında da gözlemlendiğini dile getirerek, konteyner gemisi kiralama maliyetlerinin de, spot navlun fiyatları kadar olmasa da, yükseliş eğiliminde olduğunu ekledi. Bu maliyet artışları, nihai ürün fiyatlarına yansıyarak enflasyonist baskıları artırma potansiyeli taşıyor.

Tedarik Zinciri ve Küresel Ekonomiye Etkileri

Kızıldeniz’deki gerilimin küresel ekonomi üzerindeki potansiyel etkileri, uzmanlar tarafından yakından takip ediliyor. Simon Heaney, navlun fiyatlarındaki artışın Kovid-19 salgını döneminde görülen astronomik seviyelere ulaşmasını beklemediklerini belirtse de, maliyetlerdeki bu yükselişin ne kadar süreceği ve küresel ekonomiye tesirinin boyutunun, saldırıların süresine doğrudan bağlı olduğunu vurguladı. Heaney, krizin küresel ekonomideki etkilerinin özellikle enerji maliyetleri açısından görülebileceğini, ancak şu ana kadar enerji fiyatlarında somut ve kalıcı bir artış yaşanmadığını ifade etti. Ancak uzun vadede, bu durumun enerji piyasalarını da etkileme potansiyeli bulunuyor.

Heaney ayrıca, Kızıldeniz’den geçişlerin gecikmesi ve gemilerin rotalarını değiştirmesinin domino etkisi yaratacağını belirtti. Bu durum, gemilerin limanlarda yığılmasına, liman sıkışıklığına yol açmasına ve nihayetinde ekipman eksikliklerini ve seferlerdeki aksamaları daha da kötüleştirmesine neden olacak. Bu gelişmeler, küresel tedarik zincirlerini önemli ölçüde etkileyebilir ve normalleşmenin haftalar hatta aylar sürebileceği bir toparlanma süreci gerektirebilir. Nakliyecilerin, haftalık hizmet planlarını güvence altına almak için programlarını acilen ayarlamaları ve ek gemi kapasitesi sağlamaları gerektiği açıkça görülüyor.

Çin Yeni Yılı Öncesi Zorlu Süreç

Krizin zamanlaması da ayrı bir önem taşıyor. 10 Şubat’ta kutlanacak olan Çin Yeni Yılı’na kadarki sürecin deniz taşımacılığı için oldukça zorlu geçebileceğini söyleyen Heaney, “Çin Yeni Yılı’na kadar olan önümüzdeki birkaç hafta, gemilerin ve konteynerlerin gecikmesi veya yanlış yerlerde olması nedeniyle nakliye için çok zorlu olacak. Ancak, gemicilik sektörünün Ümit Burnu çevresindeki gemileri yönlendirmek için yeterli kapasiteye sahip olduğuna ve spot fiyatların Çin Yeni Yılı’ndan sonra tekrar düşeceğine inanmak için gerekçelerimiz var.” diyerek, kısa vadede zorluklara rağmen uzun vadede bir miktar iyimserlik payı olduğunu dile getirdi. Bu durum, özellikle Çin’den yapılan sevkiyatlarda büyük gecikmelere ve aksaklıklara neden olabilir, bu da küresel pazarları doğrudan etkileyecektir.

En Kötü Senaryo: Süveyş Kanalı’nın Uzun Süre Bypass Edilmesi

Simon Heaney, Kızıldeniz krizine ilişkin en kötü senaryonun, Süveyş Kanalı’ndan geçişlerden 2024 yılı boyunca kaçınılması olduğunu belirtti. Bu senaryonun gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak tabloyu şöyle özetledi: “Bu, daha önce Süveyş’ten geçen konteyner gemi kapasitesinin yaklaşık yüzde 30’u için ticaret mesafesinde yüzde 30’luk bir artış olacağı ve efektif konteyner kapasitesinin küresel çapta yüzde 9 azalabileceği anlamına geliyor. Bu da bizim Küresel Arz-Talep Endeksi’nin 82 değerine yükselmesi demek ki bu seviye piyasada hala büyük ölçüde arz fazlası bulunduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, bazı ticaret akışları etkilenecek olsa da küresel çapta arz-talep dengesini tamamen tersine çevirecek bir ihtimal görmüyoruz.” Heaney, bu durumun belirli rotalarda büyük aksaklıklara yol açacağını ancak genel küresel kapasite üzerinde Kovid-19 dönemindeki gibi bir kıtlık yaratmayacağını ima etti. Ancak yine de, ticaret hacimleri üzerindeki tam etkinin anlaşılması için henüz çok erken olduğunu sözlerine ekledi.

Kızıldeniz’deki Gerilimin Kökenleri ve Küresel Tepkiler

Kızıldeniz’deki mevcut durumun temelinde, İran’ın desteklediği Yemen’deki Husilerin (Ensarullah Hareketi) eylemleri yatıyor. İsrail’in Gazze’deki saldırılarına bir tepki olarak Husiler, 31 Ekim’de Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere el koymaya ve bazılarına drone ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı. Bu saldırılar, dünyanın en işlek deniz ticaret yollarından birini güvensiz hale getirdi.

ABD güçleri, bu süreçte Yemen’den atılan birçok füze ve kamikaze dronunu düşürdüğünü duyurdu. Gerilimin artmasıyla birlikte, ABD ve İngiliz savaş uçakları 12 Ocak’ta Yemen’de Husilere ait bazı noktalara hava saldırıları düzenleyerek duruma müdahale etti. Bu askeri müdahaleler, bölgedeki risk algısını daha da artırdı.

Husilerin eylemlerinin ardından, küresel çapta birçok büyük gemicilik şirketi, Kızıldeniz’deki seferlerini durdurma kararı aldı. Bu şirketler arasında Danimarkalı denizcilik devi Maersk, dünyanın en büyük konteyner şirketi İtalyan-İsviçre ortaklı Mediterranean Shipping Company (MSC), Alman taşımacılık şirketi Hapag-Lloyd, Fransız gemicilik şirketi CMA CGM ve İngiliz enerji devi bp gibi sektörün önde gelen isimleri bulunuyor. Danimarkalı tanker şirketi Torm da Kızıldeniz’in güneyinden tüm geçişlerini durdurdu. Son olarak, enerji şirketi Shell’in de Kızıldeniz’den geçişlerini askıya aldığı belirtildi. Bu kararlar, küresel ticaretin aksamasına neden olarak, Süveyş Kanalı’nın stratejik önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’si, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayarak Avrupa ile Asya arasındaki en kısa ve en verimli rotayı sunan Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor. Kızıldeniz’deki bu kriz, bu hayati su yolunun güvenliğinin ve işlerliğinin küresel ekonomi için ne kadar vazgeçilmez olduğunu bir kez daha kanıtladı.