HSBC: İndirim Beklemeyin Faiz Artışları Yolda

HSBC Analizi: TCMB Enflasyon Raporu Sonrası Faiz Politikası ve 2024 Beklentileri

Global finans kuruluşlarından HSBC, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan tarafından açıklanan son Enflasyon Raporu sunumunu detaylı bir şekilde değerlendirdi. Yapılan analize göre, HSBC’nin temel senaryosu 2024 yılı boyunca politika faizlerinde herhangi bir değişikliğe gidilmemesi yönünde. Ancak, mevcut ekonomik koşullar ve geleceğe yönelik riskler göz önüne alındığında, banka ek faiz artışlarının olası faiz indirimlerine kıyasla daha yüksek bir ihtimal taşıdığını belirtiyor. Bu değerlendirme, Türkiye ekonomisinin enflasyonla mücadele sürecindeki hassas dengesini ve para politikasının geleceğine dair piyasaların bakış açısını gözler önüne seriyor.

HSBC’nin değerlendirmeleri, TCMB’nin yeni yönetimi altında belirlenen para politikasının ne denli kararlı olduğu ve enflasyonla mücadelede ne kadar yol alındığına dair önemli ipuçları sunuyor. Bankanın 2024 yıl sonu enflasyon tahminini %36 seviyesinde tutması ve bu konuda bir değişikliğe gitmemesi, mevcut sıkı para politikasının sürdürüleceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor. Bu durum, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki kararlılığını ve hedeflerine ulaşma konusundaki tutumunu destekleyici nitelikte yorumlanıyor. Politika faizinin yakın vadede değişmeyeceğine dair yönlendirme, piyasalara istikrar ve öngörülebilirlik sağlamayı amaçlasa da, HSBC’nin “ilave artışlar daha olası” tespiti, gelecekteki olası gelişmelere karşı bir uyarı niteliği taşıyor.

TCMB, son Enflasyon Raporu’nu kamuoyuyla paylaşarak 2024 yıl sonu enflasyon tahminini %36, 2025 yıl sonu tahminini %14 ve 2026 yıl sonu tahminini ise %9 olarak korudu. Bu tahminlerde herhangi bir değişikliğe gidilmemesi, bankanın mevcut para politikası duruşuna olan güvenini yansıtıyor. Raporun orta nokta tahmin yörüngesi, yıllık enflasyonun kısa vadede yükselmeye devam ederek Mayıs ayında %73’e ulaşabileceğini gösteriyor. Ancak, bu zirvenin ardından üçüncü ve dördüncü çeyreklerde hızlı bir dezenflasyon sürecinin başlaması bekleniyor. Bu beklenti, yaz aylarından itibaren enflasyonda belirgin bir düşüş ivmesi yakalanabileceğine işaret ediyor ve yılın ikinci yarısına yönelik umutları artırıyor.

Kasım ayında yayımlanan önceki Enflasyon Raporu’na kıyasla, bazı makroekonomik göstergelerde yaşanan değişiklikler dikkat çekiyor. Daha küçük bir çıktı açığı tahmini, birim işgücü maliyetlerindeki artış, ithalat fiyatlarındaki yükseliş ve gıda fiyatlarındaki artış gibi faktörler, yılsonu enflasyon tahminine yaklaşık 3 puanlık bir yukarı yönlü baskı ekleyecek potansiyele sahipti. Ancak TCMB, parasal sıkılaştırmanın fiyatlama davranışları ve enflasyonun temel dinamikleri üzerindeki etkisinin beklenenden daha güçlü olduğuna inanarak bu yukarı yönlü baskıları bertaraf ettiğini belirtti. Bu sayede, banka yılsonu enflasyon tahmininde herhangi bir değişikliğe gitmeyerek piyasalara güçlü bir mesaj verdi. Bu, uygulanan sıkılaştırma adımlarının enflasyon beklentilerini ve davranışlarını olumlu yönde etkilediğine dair bir güven ifadesi olarak yorumlanıyor.

Başkan Karahan, para politikasının yakın vadedeki seyrine ilişkin olarak Ocak ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında verilen yönlendirmeyi büyük ölçüde yineledi. Bu, politikada tutarlılık ve öngörülebilirlik açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Karahan, sıkılaştırma döngüsünün artık sona erdiğini ve faiz indirimlerini tartışmak için henüz çok erken olduğunu net bir dille ifade etti. Bu açıklama, Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu ve enflasyonla mücadeledeki önceliğini vurgulamaktadır. Piyasalar, bu ifadeler ışığında, faiz indirimlerinin ancak enflasyon hedeflerine ulaşma yolunda belirgin ve kalıcı ilerlemeler kaydedildikten sonra gündeme geleceğini anlıyor.

Faiz belirleme komitesinin, enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir düşüş yaşanana ve enflasyon beklentileri bankanın enflasyon tahminlerine doğru gerileyene kadar mevcut politika duruşunu koruyacağı da Başkan Karahan tarafından belirtildi. Bu iki önkoşul, TCMB’nin gelecekteki para politikası adımlarını belirlemede anahtar rol oynayacak. Bu koşullardan ilki olan enflasyonun ana eğilimindeki düşüşü ölçmek, banka için daha kolay bir süreç olarak görülüyor. TCMB, bu eğilimi belirlemek amacıyla çeşitli iç talep göstergelerinin yanı sıra, mevsimsellikten arındırılmış çekirdek enflasyon ölçütlerindeki aylık değişimi yakından takip ediyor. Bu göstergeler, enflasyonun temel dinamiklerini ve yapışkanlığını anlamak adına kritik öneme sahip.

Merkez Bankası’nın tahminlerine göre, çekirdek enflasyonun aylık bazdaki değişimi Ekim ayında yaklaşık %7 seviyesine ulaşmışken, Aralık ayında %2,9’a geriledi. Ocak ayında ise, bankanın geçici olarak gördüğü bir yükselişle yaklaşık %4 seviyesine çıktı. Politika yapıcılar, bu oranın üçüncü çeyrekte %2,5’in altına, dördüncü çeyrekte ise %1,5 civarına inmesini bekliyorlar. Bu bekleyiş, TCMB’nin yılın ikinci yarısına yönelik keskin dezenflasyon senaryosunun temelini oluşturuyor. Bu hedeflere ulaşılması, para politikasının etkinliği ve enflasyonla mücadelenin başarısı açısından belirleyici olacak. Bu düşüş ivmesi, enflasyonun kalıcı olarak düşüş eğilimine girdiğini teyit edecek ve gelecekteki faiz adımlarına zemin hazırlayacaktır.

Enflasyon beklentilerine ilişkin olarak ise banka, başta finans sektörü olmak üzere aylık bir piyasa anketi yayımlıyor. Bu anket, piyasa katılımcılarının gelecekteki enflasyon seviyelerine dair öngörülerini ortaya koyuyor. Ocak ayında yapılan ankette yıl sonu enflasyon beklentisi %42 olarak gerçekleşirken, HSBC’nin kendi tahmini %47,9 seviyesinde bulunuyor. Bu iki tahmin arasındaki fark, piyasa beklentilerinin Merkez Bankası’nın hedeflerinden ne kadar saptığını gösteren önemli bir veri. Ancak, bankanın beklentilerin ve fiyatlama davranışlarının nasıl geliştiğini ölçmek için başka hangi göstergeleri izlediği konusunda net bir bilgi bulunmuyor. Bu belirsizlik, enflasyon beklentilerinin şekillenmesinde farklı dinamiklerin de etkili olabileceği ihtimalini düşündürüyor.

HSBC, tüm bu değerlendirmeler ışığında, Türkiye’de politika faizinin 2024 yılı boyunca sabit kalacağı yönündeki görüşünü koruyor. Ancak banka, kısa vadede risklerin daha fazla sıkılaşma yönünde olduğunu vurguluyor. Bu, mevcut ekonomik koşulların ve küresel gelişmelerin, Merkez Bankası’nı beklenenden daha sıkı bir para politikası uygulamaya itebileceği anlamına geliyor. Özellikle enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve hedeflere ulaşma çabası, gerekirse ek adımların atılabileceği sinyalini taşıyor. Bu durum, piyasaların gelecek dönemde Merkez Bankası’nın kararlarını ve ekonomik verileri daha dikkatli takip etmesine neden olacak.

Başkan Karahan’ın yorumlarında, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde enflasyonun beklenenden daha az yükseldiğine ve temel fiyatlama davranışlarında bir iyileşme olduğuna önemli vurgu yapıldı. Bu iyileşmenin sürdürülebilir olup olmayacağı, gelecekteki para politikası duruşu için kritik öneme sahip. HSBC, bu olumlu eğilimin devam etmemesi halinde, Merkez Bankası’nın daha fazla sıkılaştırma adımlarını düşünmek zorunda kalabileceğini belirtiyor. Bu, enflasyonla mücadelede kararlılığın ve gerekli aksiyonları alma konusundaki istekliliğin sürdürüleceğine dair güçlü bir mesaj olarak algılanmalı. Ekonomik istikrar ve fiyat istikrarı hedefleri doğrultusunda, TCMB’nin tüm araçlarını kullanmaktan çekinmeyeceği anlaşılmaktadır.

HSBC’nin değerlendirmeleri, Türkiye ekonomisindeki enflasyonla mücadele sürecinin hassasiyetini ve para politikasının gelecekteki yönünü anlamak adına önemli bir perspektif sunuyor. Faiz oranlarının sabit kalması beklentisiyle birlikte, olası bir ek sıkılaşma ihtimali, piyasaları temkinli olmaya çağırıyor. Bu durum, yatırımcılar ve iş dünyası için makroekonomik göstergelerin ve Merkez Bankası açıklamalarının yakından takip edilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye’nin enflasyonla mücadelesindeki başarısı, orta ve uzun vadeli ekonomik görünüm için belirleyici bir faktör olmaya devam edecektir.

Kaynak: Foreks