Fed Faiz Sinyali Küresel Risk İştahını Yükseltti

Küresel Piyasalarda Yükseliş Dalgaları: Fed Faiz İndirimleri ve Yapay Zeka Rüzgarının Etkileri

Küresel finans piyasaları, son dönemde güçlü bir pozitif seyir izleyerek yatırımcıların yüzünü güldürüyor. Bu olumlu atmosferin temelinde, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın (Fed) önümüzdeki dönemde faiz indirimlerine başlayacağına dair artan iyimserlik ve teknoloji hisselerinin yapay zeka alanındaki çığır açan gelişmelerle kaydettiği güçlü yükselişler yatıyor. Dünya genelindeki yatırımcılar, hem makroekonomik verileri hem de şirket haberlerini yakından takip ederek piyasalardaki bu hareketliliği anlamlandırmaya çalışıyor.

ABD ekonomisi, bu süreçte önemli dinamiklerle gündemde. Ülkedeki bütçe görüşmeleri, siyasi arenadaki anlaşmazlıklar nedeniyle yatırımcıların dikkatini çekmeye devam ediyor. Senato’da yapılan oylamalarda Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında geçici bütçe tasarıları üzerinde bir uzlaşıya varılamaması, daha önceki beş oylamada olduğu gibi sonuçsuz kaldı. Bu durum, federal hükümetin bütçe anlaşmazlığı nedeniyle kapalı kalmasına yol açtı. Hükümetin kapanması, başta istihdam verileri olmak üzere Fed’in para politikası kararları üzerinde doğrudan etkili olabilecek kritik ekonomik verilerin açıklanmasını geciktiriyor. Ancak, istihdam piyasasındaki yavaşlamanın giderek belirginleştiğine dair öngörüler, Fed’in faiz indirim beklentilerini güçlü tutan en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. İşgücü piyasasındaki soğuma işaretleri, enflasyonist baskıların hafiflediği ve Fed’in daha güvercin bir duruş sergileyebileceği yönündeki inancı pekiştiriyor.

Fed’in Faiz İndirim Sürecine Yönelik Beklentiler ve Powell’ın Mesajları

Para piyasalarında Fed’in 29 Ekim’deki toplantısında 25 baz puanlık bir faiz indirimine gitmesine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Bu, piyasaların mevcut ekonomik koşullar ve enflasyon görünümü doğrultusunda Fed’den beklediği ilk somut adım olacak. Yılın son toplantısı olan Aralık ayı için ise bankanın yüzde 78 ihtimalle bir 25 baz puanlık ek indirim daha yapması bekleniyor. Bu beklentiler, küresel risk iştahını artıran ve hisse senedi piyasalarında ralliye zemin hazırlayan temel unsurlardan biri olarak kabul ediliyor. Faiz indirimleri, borçlanma maliyetlerini düşürerek şirket karlarını ve tüketici harcamalarını destekleyebilir, bu da ekonomik aktiviteyi canlandırıcı bir etki yaratabilir.

Fed Başkanı Jerome Powell’ın Washington’da düzenlenen Community Bank Konferansı’nda önceden kaydedilmiş video aracılığıyla yapacağı açıklamalar da piyasaların odağında yer alıyor. Powell’ın konuşması, Fed’in faiz indirim patikasına ilişkin yeni ipuçları barındırabilir ve piyasaların mevcut beklentilerini şekillendirebilir. Özellikle enflasyon, istihdam piyasası ve ekonomik büyüme hedeflerine yönelik vurguları, yatırımcıların gelecekteki para politikası adımlarını daha net anlamalarına yardımcı olacaktır. Başkanın tonu ve kullandığı ifadeler, piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynayabilir.

Para piyasalarındaki güçlü beklentilerin yanı sıra, dün açıklanan Fed’in son toplantısına ilişkin tutanaklar da faiz indirimi iyimserliklerini destekler nitelikteydi. Tutanaklar, yılın geri kalanında daha fazla politika gevşemesine gidilebileceğini net bir şekilde ortaya koydu. Buna göre, Fed’in para politikası oluşturma organı olan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin neredeyse tamamı, eylül ayı toplantısında politika faizinin 25 baz puan düşürülmesini destekledi. Ayrıca, yetkililerin büyük bir çoğunluğu, bu yılın geri kalanında politikayı daha da gevşetmenin uygun olacağını değerlendirdi. Bu tutanaklar, Fed içinde genel bir konsensüsün oluştuğunu ve mevcut ekonomik gidişatın faiz indirimlerini meşru kıldığı yönündeki görüşün ağırlık kazandığını gösteriyor. Politika gevşemesi, ekonomiyi durgunluk riskinden korumak ve enflasyonu hedeflenen seviyelerde tutarken istihdamı maksimize etmek amacıyla Fed’in kullanabileceği önemli bir araçtır.

Teknoloji Hisselerinde Yapay Zeka Rüzgarı ve Yarı İletken Sektörünün Yükselişi

Küresel piyasalarda risk iştahının yüksek kalmasında teknoloji hisselerinin ve özellikle yapay zeka (AI) sektöründeki gelişmelerin etkisi büyük. Hafta başından bu yana teknoloji şirketlerinden gelen peş peşe anlaşma haberleri ve yapay zeka sektörüne ilişkin artan iyimserlik, piyasalara adeta doping etkisi yapıyor. Bu hafta, yapay zeka dünyasının öncü şirketi OpenAI ile yarı iletken devi AMD’nin yapay zeka altyapısı için stratejik bir ortaklık kurduklarını duyurması, sektördeki beklentileri tavan yaptırdı. Benzer şekilde, IBM’in de yapay zeka girişimi Anthropic ile ortaklığa gideceğini açıklaması, teknoloji hisselerindeki yükseliş trendini perçinledi.

Yapay zeka sistemlerinin eğitilmesi, geliştirilmesi ve kullanıma sunulmasında çok sayıda yüksek performanslı çip ve yarı iletken ürün kullanılıyor. Bu durum, gelecek dönemde yarı iletken ve genel olarak yüksek teknoloji ürünlerine olan talebin güçlü kalacağına yönelik beklentileri artırıyor. Bu beklentiler, yarı iletken firmalarına olan yatırımcı iyimserliğini belirgin bir şekilde yükseltti. Piyasalardaki bu olumlu algı, söz konusu şirketlerin hisse senetlerine doğrudan yansıdı. ABD’li yarı iletken imalatçısı AMD’nin hisseleri dün yüzde 11,4 gibi çarpıcı bir oranda değer kazanırken, Micron Technology’nin hisseleri yüzde 5,8, Broadcom’un hisseleri yüzde 2,7, Texas Instruments’in hisseleri yüzde 2,6, Nvidia’nın hisseleri yüzde 2,2 ve Qualcomm’un hisseleri de yüzde 1,4 oranında yükseliş kaydetti. Bu performanslar, yapay zeka devriminin sadece yazılım tarafında değil, donanım tarafında da büyük bir büyüme potansiyeli taşıdığını gözler önüne seriyor.

ABD Borsalarında Rekorlar, Altın ve Emtia Piyasaları

New York borsasında yarı iletken ve teknoloji hisselerindeki bu muazzam yükselişin etkisiyle Nasdaq ve S&P 500 endeksleri tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşarak rekor tazeledi. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 1,12 oranında değer kazanırken, S&P 500 endeksi yüzde 0,58 yükselişle günü tamamladı. Ancak, geleneksel sanayi şirketlerini barındıran Dow Jones endeksi bu rüzgardan fazla etkilenmeyerek yatay bir seyir izledi. Yeni işlem gününde ise ABD’de endeks vadeli kontratlar hafif satıcılı bir başlangıç yaparak yatırımcıların kar realizasyonu eğiliminde olabileceğine işaret etti.

Küresel piyasalardaki bir diğer önemli dinamik ise ons altın fiyatlarındaki hareketlilik oldu. Merkez bankalarının devam eden altın talepleri, küresel jeopolitik risklerin varlığı ve Fed’in faiz indirim sürecine yönelik artan iyimserliklerden destek bulan ons altın, dün 4 bin 59,29 dolar seviyesini görerek rekor tazeledi. Altın, geleneksel olarak belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görülürken, düşük faiz ortamı da alternatif yatırım araçlarının cazibesini azaltarak altına olan talebi artırmaktadır. Dün yüzde 1,4 yükselişle 4 bin 42 dolardan kapanan ons altın, yeni işlem gününde hafif bir düzeltme yaşayarak yüzde 0,2 düşüşle 4 bin 35 dolardan işlem gördü.

ABD tahvil piyasalarında uzun vadeli tahvillerde alıcılı bir seyir öne çıktı. ABD’nin 10 yıllık devlet tahvilinin faizi, düşüşünü üçüncü işlem gününe taşıyarak yüzde 4,12 seviyesine geriledi. Tahvil faizlerindeki düşüş, yatırımcıların daha az riskli varlıklara yöneldiğini veya ekonomik büyüme beklentilerinin hafiflediğini gösterir. Dolar endeksi de dün yüzde 0,1 yükselişle 98,8’den kapanmasının ardından yeni günde yüzde 0,1 azalışla 98,7 seviyesinde seyrediyor. Doların zayıflaması, genellikle küresel risk iştahının arttığı ve yatırımcıların gelişmekte olan piyasalar gibi daha riskli varlıklara yöneldiği dönemlerde gözlemlenir.

Enerji emtiaları tarafında ise Brent petrolün varil fiyatı, dört günlük yükseliş serisinin ardından yeni işlem gününde hafif bir düşüş yaşadı. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,5 düşüşle 66,2 dolardan işlem gördü. Petrol fiyatları, küresel ekonomik büyüme beklentileri, arz-talep dengesi ve jeopolitik gelişmeler gibi çok sayıda faktörden etkilenmeye devam ediyor.

Avrupa Piyasalarında Savunma ve Çelik Sektöründeki Gelişmeler

Avrupa borsaları da dün pozitif bir seyir izleyerek küresel piyasalardaki iyimser havaya katıldı. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin, AB Komisyonu’nun 800 milyar avroluk savunma harcamalarını artırma hedefini içeren “Avrupa’yı yeniden silahlandırma” programına onay verdiğini açıklaması, bölgedeki risk iştahını önemli ölçüde artırdı. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirme ihtiyacı, bu programın ana itici gücü oldu. Bu karar, savunma sanayi şirketlerinin hisselerinde belirgin yükselişlere neden oldu.

Öte yandan, AB’nin üye ülkelerdeki çelik sektörünü korumak amacıyla bu ürüne yönelik ithalat kotalarını azaltmayı ve gümrük vergilerini yükseltmeyi içeren planlarına ilişkin haber akışı da piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Bu korumacı tedbirler, yerel çelik üreticilerini desteklemeyi hedeflerken, Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) gibi sektör temsilcilerinden tepki gördü. ACEA, AB’nin çelik sektörünü korumak için ithalat kotalarını düşürmeyi ve kota dışı tarifeleri yükseltmeyi içeren planının enflasyonist etkileri olacağını ve nihayetinde otomobil üreticilerinin maliyetlerini artıracağını belirtti. Bu durum, ticaret politikalarının farklı sektörler üzerindeki karmaşık etkilerini bir kez daha gözler önüne serdi.

Söz konusu gelişmelerin ardından bölgedeki savunma sanayi ve çelik imalatçısı şirketlerin hisselerindeki artış dikkat çekti. Alman savunma devi Rheinmetall’in hisseleri yüzde 2,6, İngiliz BAE Systems’in hisseleri yüzde 1,7, İtalyan savunma sanayi şirketi Leonardo’nun hisseleri yüzde 2,4 ve Fransız havacılık ve savunma şirketi Thales’in hisseleri yüzde 1,7 yükseldi. Çelik sektörü tarafında ise İsveçli çelik üreticisi SSAB’nin hisseleri yüzde 5,3, Alman Thyssenkrupp’un hisseleri yüzde 4,7, Lüksemburg merkezli ArcelorMittal’in hisseleri yüzde 6,7, Avusturyalı Voestalpine Grubu’nun hisseleri yüzde 2,2 ve Alman Salzgitter Grubu’nun hisseleri ise yüzde 3 oranında değer kazandı. Bu güçlü performanslar, AB’nin politikalarının ilgili sektörler üzerindeki doğrudan ve hızlı etkisini gösterdi.

Bu gelişmelerle birlikte, Avrupa’nın önde gelen borsaları da günü kazançla kapattı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,69, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,07, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,87 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,96 değer kazandı. Ancak, Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni işlem gününe hafif satıcılı başladı, bu da kar realizasyonlarının görülebileceği sinyalini verdi.

Asya Borsaları ve Bölgesel Dinamikler

Asya borsaları da, ABD’de yarı iletken ve teknoloji hisselerindeki yükselişin Asya tarafına taşınmasıyla pozitif bir seyir izliyor. Küresel tedarik zincirlerinin entegrasyonu sayesinde, ABD’deki teknoloji devlerinin performansı, Asya’daki yarı iletken ve donanım üreticilerini doğrudan etkiliyor. Zira Asya’daki bu firmalar, önemli siparişlerini genellikle ABD tarafındaki şirketlerden almaktadır. Bu durum, bölgede yarı iletken ve teknoloji şirketlerinin hisselerindeki yükselişin devam etmesinde etkili oluyor.

Bölgesel gelişmeler de yakından takip edilmekte. Özellikle Japonya’da Takaiçi Sanae’nin Liberal Demokrat Partisi’nin (LDP) yeni lideri olarak seçilmesinin ardından devam eden haber akışı önemli. Ülkede ana muhalefetteki Anayasal Demokrat Partisi (CDP), dün başbakanlık seçimlerinde Takaiçi Sanae’ye karşı muhalefetten ortak aday çıkarılması önerisinde bulundu. Bu siyasi gelişmeler, Japonya ekonomisi ve piyasaları üzerinde potansiyel etkilere sahip olabilir. Bu gelişmelerle dolar/yen paritesi şu sıralarda yüzde 0,2 düşüşle 152,4 seviyesinde seyrediyor.

Diğer taraftan, Çin’de Şanghay bileşik endeksi, 6 iş günlük tatilin ardından bugün yükselişle açıldı. Tatil sonrası yatırımcıların piyasaya dönmesi ve küresel olumlu havadan etkilenmesi bu yükselişte rol oynadı. Güney Kore’de ise Kospi endeksi, tatil sebebiyle işlem yapılmadığı için piyasa kapalı kaldı. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,4, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,2 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 yükselişle işlem görüyordu. Bu tablo, Asya piyasalarının da genel olarak iyimser bir seyirde olduğunu gösteriyor.

Borsa İstanbul’un Günü ve Türkiye Piyasaları

Küresel piyasalardaki genel pozitif seyre rağmen Borsa İstanbul’da (BIST 100 endeksi) dün satış ağırlıklı bir seyir izlendi. Endeks, günü yüzde 0,53 değer kaybederek 10.756,27 puandan tamamladı. Bu durum, küresel rüzgarların yerel dinamiklerle farklılaşabileceğini gösteriyor. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) ise BIST 30 endeksine dayalı ekim vadeli kontrat, dün akşam seansında yüzde 0,22 yükseldi, bu da vadeli piyasada belirli bir toparlanma eğilimi olduğunu işaret etti.

Döviz piyasalarında ise dolar/TL, dün yatay seyirle 41,6950’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışın hemen üstünde 41,7210 seviyesinde seyretti. Dolar/TL’deki bu yatay ve stabil seyir, piyasalarda belirgin bir volatilite olmadığını ve dengeli bir görünümün sürdüğünü gösteriyor. Ancak küresel dolar hareketleri ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeler, kurun gelecekteki seyrini etkilemeye devam edecektir.

Analistler, bugün yurt içinde açıklanacak ağustos ayı sanayi üretimi verilerinin ve haftalık para ve banka istatistiklerinin yakından takip edileceğini belirtiyor. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin gidişatı hakkında önemli ipuçları sağlayacak. Yurt dışında ise Fed Başkanı Jerome Powell’ın açıklamaları, küresel para politikası beklentileri açısından kritik önem taşıyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.700 ve 10.600 seviyelerinin destek, 10.800 ve 10.900 puan ise direnç konumunda olduğunu kaydeden analistler, bu seviyelerin üzerinde veya altında oluşacak kapanışların endeksin kısa vadeli yönünü belirleyeceğini vurguluyor. Destek seviyeleri, düşüşlerde piyasayı tutabilecek noktaları, direnç seviyeleri ise yükselişleri sınırlayabilecek engelleri ifade eder.

Piyasalarda Bugün Takip Edilecek Veriler ve Gelişmeler:

  • 10.00 Türkiye: Ağustos ayı sanayi üretimi verileri
  • 14.30 Türkiye: Haftalık para ve banka istatistikleri
  • 15.30 ABD: Fed Başkanı Powell’ın Konuşması

Bu gelişmeler, hem yerel hem de küresel piyasaların önümüzdeki dönemdeki hareketlerini şekillendirecek kritik referans noktaları olacaktır. Yatırımcıların, ekonomik takvimi ve önemli açıklamaları dikkatle takip etmesi, bilinçli kararlar alabilmeleri için büyük önem taşımaktadır.