Küresel Piyasalarda Haftaya Kanlı Başlangıç

ABD Resesyon Endişeleriyle Küresel Piyasalar Alarmda: Asya Borsalarında Tarihi Düşüşler

Küresel piyasalar, ABD ekonomisine dair resesyon endişelerinin hızla artmasıyla yeni haftaya adeta bir şok dalgasıyla başladı. Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik aktivitenin beklenenden çok daha sert bir yavaşlama eğilimine girebileceği korkusu, dünya genelindeki risk iştahını önemli ölçüde azaltarak derin bir satış baskısı yarattı. Bu durum, özellikle Asya hisse senedi piyasalarında tarihi boyutlara ulaşan düşüşlere yol açarken, Japonya’da borsalar yüzde 10’un üzerinde, Güney Kore’de ise yüzde 10’a yakın değer kaybıyla karşı karşıya kaldı.

Geçtiğimiz hafta açıklanan kritik istihdam raporu verileri, halihazırda var olan resesyon kaygılarını daha da körüklemişti. Tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin çok altında kalması ve geçmiş verilerin aşağı yönlü revize edilmesi, yatırımcılar arasında geniş çaplı bir endişe dalgası yarattı. Her ne kadar ABD Merkez Bankası (Fed), haftanın ortasında gerçekleştirdiği toplantısında politika faizini sabit tutarak eylül ayında potansiyel bir faiz indirimi sinyali vermiş olsa da, takip eden günlerde açıklanan makroekonomik verilerin resesyon riskini beslemeye devam etmesi, risk algısının zirve yapmasına neden oldu. Bu durum, küresel piyasalarda cuma günü başlayan satış ağırlıklı seyrin yeni haftanın ilk işlem gününe de taşınmasına zemin hazırladı.

Açıklanan verilere göre, ABD’de tarım dışı istihdam sadece 114 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin oldukça gerisinde kaldı. Ayrıca, haziran ayına ait 206 binlik tarım dışı istihdam verisi de 179 bine revize edilerek ekonomik tablonun zayıfladığını teyit etti. Ülkede saatlik kazançlar yüzde 0,2 ile öngörülerin altında bir yükseliş gösterirken, işsizlik oranı da yüzde 4,3 seviyesine ulaşarak Ekim 2021’den bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü. Bu istihdam verileri, piyasaların ABD ekonomisinin gidişatına ilişkin endişelerini derinleştiren en önemli etkenlerden biri oldu.

İstihdam raporunun ardından Fed yetkililerinden de ilk değerlendirmeler geldi. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, Fed’in tek bir veriye aşırı tepki vermeyeceğini ve bir sonraki toplantı öncesinde birçok yeni verinin açıklanacağını vurguladı. Bununla birlikte Goolsbee, işsizlik oranının yüzde 4,1’in üzerine çıkmasının, Fed’in para politikası duruşunu yeniden değerlendirmesini gerektirecek bir durum olabileceğini de belirtti. Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin ise, para politikasında nasıl bir yanıt verileceğine dair kesin bir karar alınmadan önce bir istihdam raporunun daha açıklanacağını hatırlatarak temkinli bir duruş sergiledi. Bu açıklamalar, Fed’in veri odaklı yaklaşımının devam edeceğini gösterse de, piyasalardaki resesyon endişelerinin önüne geçmeye yetmedi.

Para piyasalarındaki fiyatlamalara baktığımızda, Fed’in eylül ayında politika faizini 50 baz puan indirme ihtimali yüzde 75’in üzerine çıkarak oldukça güçlendi. Bu durum, Fed’in agresif sıkılaşma döngüsünün sona erdiği ve ekonomik yavaşlamaya karşı bir tedbir olarak faiz indirimlerine yönelebileceği beklentisini pekiştirdi.

Resesyon endişelerinin artmasıyla birlikte yatırımcılar, daha güvenli liman olarak görülen varlıklara yöneldi. Bu durum, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 3,72’ye kadar gerileyerek 29 Haziran 2023’ten bu yana en düşük seviyeyi test etmesine neden oldu. Tahvil faizleri daha sonra yüzde 3,73 seviyelerinde dengelense de, riskten kaçış eğiliminin güçlü olduğu gözlendi. Dolar endeksi, risk iştahındaki azalma ve Fed’in faiz indirimi beklentileriyle 102,9 seviyelerine geriledi. Altının ons fiyatı ise güvenli liman talebiyle nispeten güçlü dururken, yüzde 0,3’lük hafif bir azalışla 2 bin 435 dolardan alıcı buldu. Küresel ekonomik büyüme endişeleri, enerji talebine yönelik belirsizlikleri artırarak Brent petrolün varil fiyatının baskı altında kalmasına neden oldu. Cuma gününü yüzde 3,3 azalışla 77,3 dolardan tamamlayan Brent petrol, yeni haftaya da yüzde 1,65’lik düşüşle 76,2 dolar seviyelerinde başladı.

Küresel riskten kaçış eğilimi, kripto para piyasalarında da sert düşüşlere yol açtı. Bitcoin’in fiyatı yüzde 10’un üzerinde değer kaybederek 52 bin 900 dolara geriledi. Kripto paraların yüksek volatiliteye sahip olması ve riskli varlık kategorisinde değerlendirilmesi, bu tür küresel ekonomik dalgalanmalardan en çok etkilenen varlık sınıflarından biri olmalarına neden oluyor.

Bu gelişmeler ışığında, New York Borsası’nda cuma günü Nasdaq endeksi yüzde 2,45, S&P 500 endeksi yüzde 1,84 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,51 gerileyerek haftayı kayıplarla kapattı. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise yeni haftaya yüzde 4’e yakın bir düşüşle başlayarak satış baskısının devam ettiğinin sinyalini verdi.

Avrupa piyasalarında da cuma günü satış ağırlıklı bir seyir hakimdi. Analistler, Avrupa’da halihazırda açıklanan makroekonomik verilerden alınan sinyallerin ekonomik aktiviteye ilişkin endişeleri ve resesyon risklerini öne çıkardığını belirtti. ABD’den gelen benzer zayıflama sinyalleriyle birlikte, risk algısının Avrupa’da da oldukça güçlendiği dile getirildi. Bu gelişmelerin ardından Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) gelecek ay faiz indirimine gitmesine kesin gözüyle bakılırken, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) ise yüzde 50 ihtimalle faiz indirimlerine devam edeceği piyasalarda fiyatlanmaya başladı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,31, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,61, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 2,33 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 2,55 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar da haftaya düşüşle başladı.

New York borsasında cuma günü öne çıkan satış ağırlıklı seyrin, haftanın ilk işlem gününde Asya pay piyasalarına taşındığı ve burada çok daha sert düşüşlere neden olduğu gözlendi. ABD’deki resesyon endişesinin artması, Asya piyasalarında tarihi boyutlarda bir gerilemeye yol açtı. Özellikle Japon pay piyasalarında düşüş yüzde 10’u aşarken, Güney Kore’de de yüzde 10’a yaklaştı. Analistler, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) potansiyel bir faiz artırım döngüsüne girmiş olabileceği yönündeki beklentilerin ABD’deki resesyon endişeleriyle birleşmesinin ardından, ülke varlıklarına ilişkin risk algısının had safhaya ulaştığını dile getirdi. Öte yandan, dolar/yen paritesi 142,2 ile ocak ayından bu yana en düşük seviyeyi test etti. Analistler, hem BoJ’un şahinleşmesiyle güçlenen yenin, hem de dünya genelinde artan resesyon endişesinin ihracatçı Japon şirketlerin performansını olumsuz etkileyebileceği kaygısının, Japonya pay piyasalarındaki satış baskısının derinleşmesinde önemli rol oynadığını bildirdi.

Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 12,6, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 9,4, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 değer kaybederken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi ise yüzde 0,1 yükseliş kaydetti. Japonya piyasalarındaki aşırı düşüşler o kadar belirgindi ki, Nikkei 225 vadeli işlemlerinde devre kesici çalıştı ve işlemler durduruldu. Bu durum, piyasadaki panik havasının ve oynaklığın ciddiyetini gözler önüne serdi. Öte yandan, bugün açıklanan verilere göre Çin’de Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 52,1 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşerek, Çin ekonomisinin nispeten daha dirençli olabileceğine dair sınırlı bir olumlu sinyal verdi.

Yurt içinde de küresel satış baskısından etkilenen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, cuma günü yüzde 3,01 değer kaybederek 10.473,47 puandan tamamladı. Dolar/TL kuru ise cuma günü yüzde 0,3 artışla 33,2052’den kapanırken, yeni haftanın bankalararası piyasa açılışında yüzde 0,2 artışla 33,2840 seviyesinden işlem gördü. Küresel risk algısının artması ve doların uluslararası piyasalardaki seyrinin, yerel piyasalar üzerinde de etkili olduğu gözlemlendi.

Analistler, bugün yurt içinde temmuz ayı enflasyon verilerinin (Tüketici Fiyat Endeksi – TÜFE) açıklanacağını ve bu verinin piyasalar için kritik önem taşıdığını belirtti. Yurt dışında ise Avrupa ve ABD’de açıklanacak hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ile Avro Bölgesinde Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve Sentix yatırımcı güven endeksinin yakından takip edileceğini kaydetti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.450 ve 10.400 puanın destek, 10.700 puanın ise direnç konumunda olduğunu ifade ettiler.

AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, temmuz ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) yüzde 3,51 artacağını tahmin ediyor. Ekonomistlerin temmuz ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, bir önceki ay yüzde 71,60 olan yıllık enflasyonun yüzde 62,23’e ineceği öngörülüyor. Bu düşüş beklentisi, hükümetin enflasyonla mücadele politikalarının ilk etkilerini göstermesi açısından önemli bir işaret olarak kabul ediliyor. Öte yandan, ekonomistlerin 2024 sonu enflasyon beklentisi temmuzda yüzde 42,20 olarak belirlendi. Bu beklentiler, Türkiye ekonomisinin enflasyonla mücadelesinin seyrini ve Merkez Bankası’nın gelecekteki para politikası adımlarını etkileyecek ana faktörler arasında yer alıyor.

Piyasalarda bugün takip edilecek kritik veriler şöyle sıralanıyor:

* 10.00 Türkiye, temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
* 10.00 Türkiye, temmuz ayı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE)
* 10.55 Almanya, temmuz ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
* 11.00 Avro Bölgesi, temmuz ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
* 11.30 Avro Bölgesi, Ağustos Sentix yatırımcı güven endeksi
* 11.30 İngiltere, temmuz ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
* 12.00 Avro Bölgesi, haziran ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)
* 16.45 ABD, temmuz ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
* 17.00 ABD, temmuz ISM Hizmet Sektörü PMI

Bu veriler, küresel piyasalardaki mevcut dalgalanmanın yönünü belirlemede ve yatırımcıların risk algısını şekillendirmede kritik rol oynayacak. Özellikle ABD ve Avrupa’dan gelecek PMI verileri, ekonomik aktivitenin yavaşlama hızına dair yeni ipuçları sunarken, yurt içindeki enflasyon rakamları da Türkiye piyasalarının gidişatını doğrudan etkileyecektir.