Emtia piyasasında düşüş hız kesmiyor

Emtia Piyasalarında Küresel Belirsizlikler: Fed Kararları, Üretim Endişeleri ve Tedarik Zinciri Dinamikleri

Geçtiğimiz hafta emtia piyasaları, küresel ekonomik görünümdeki belirsizlikler ve merkez bankalarının para politikalarına ilişkin tereddütler nedeniyle belirgin bir düşüş eğilimi sergiledi. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından faiz indirimlerinin zamanlamasına yönelik süregelen soru işaretleri ile ABD imalat sanayisindeki zayıflığa işaret eden veriler, piyasaların genelini olumsuz etkiledi. Bu faktörler, yatırımcıların risk iştahını azaltarak değerli metallerden sanayi metallerine, hatta bazı enerji ve tarım ürünlerine kadar geniş bir yelpazede fiyat hareketliliklerine yol açtı.

Fed’in para politikasına ilişkin belirsizlikler, küresel piyasalar için adeta bir mihenk taşı haline gelmiş durumda. Beklenenden güçlü gelen ABD tarım dışı istihdam verileri, geçen hafta varlık fiyatları üzerinde önemli bir baskı oluşturdu. Mayıs ayında 272 bin kişilik artışla beklentileri aşan tarım dışı istihdam, Fed’in faiz indirimlerine başlama takvimini daha da öteleyebileceği yönündeki spekülasyonları artırdı. Güçlü istihdam verileri, ekonominin hala dirençli olduğuna işaret ederken, enflasyonist baskıların devam edebileceği endişesini de beraberinde getirdi. Bu durum, piyasaların faiz indirimi beklentilerini yeniden şekillendirmesine neden olarak, özellikle dolar üzerinde güçlenme etkisi yaratmış ve dolar bazlı emtialar için maliyeti artırmıştır.

Değerli Metallerde Negatif Bir Seyir İzleniyor: Yatırımcı Güvenindeki Değişim

Geçen hafta değerli metaller grubunda genel olarak negatif bir tablo gözlendi. Ons bazında altın fiyatları yüzde 1,4 oranında düşüş kaydederken, paladyum yüzde 0,1, gümüş yüzde 4,1 ve platin yüzde 6,9 oranında değer kaybetti. Bu düşüşlerin temel nedeni, Fed’in faiz indirimi beklentilerinin ertelenmesi ve dolayısıyla tahvil getirilerinin yüksek seyretmesiydi. Faiz getirmeyen varlıklar olan değerli metaller, yüksek faiz ortamında yatırımcılar için daha az cazip hale gelmektedir. Ayrıca, küresel ekonomik büyüme beklentilerindeki karamsarlık ve özellikle imalat sanayisindeki zayıflık, sanayi kullanımına da sahip olan gümüş ve platin gibi metaller üzerindeki talebi olumsuz etkiledi. Güçlü dolar, dolar cinsinden fiyatlanan değerli metallerin diğer para birimi sahipleri için daha pahalı hale gelmesine neden olarak, uluslararası talebi de baskılamıştır.

Altın genellikle ekonomik belirsizlik ve jeopolitik risk dönemlerinde güvenli liman varlığı olarak öne çıkar. Ancak mevcut piyasa koşullarında, Fed’in enflasyonla mücadeledeki kararlılığı ve faiz oranlarını uzun süre yüksek tutma eğilimi, altının geleneksel cazibesini bir miktar gölgelemiştir. Yatırımcılar, alternatif yatırım araçlarına yönelirken, değerli metallerin fiyatlarındaki dalgalanmaların devam edeceği beklentisi hakimdir. Özellikle gümüş ve platinin düşüş oranlarının daha yüksek olması, sanayi talebindeki zayıflığın bu metaller üzerindeki etkisini daha net ortaya koymaktadır.

Baz Metallerde Sert Düşüşler: İmalat Sanayii ve Tedarik Zinciri Endişeleri

Tezgah üstü piyasada işlem gören baz metaller de geçen hafta önemli düşüşler yaşadı. Libre bazında bakır fiyatları yüzde 3,8, nikel yüzde 8,5, kurşun yüzde 3,2 ve çinko yüzde 6,8 oranında azaldı. Bu sert düşüşlerin arkasındaki en büyük etken, ABD’de imalat sanayisine ilişkin açıklanan makroekonomik verilerin yol açtığı endişeler oldu.

ABD Tedarik Yönetim Enstitüsünün (ISM) mayıs ayı imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verisi, piyasa beklentilerinin altında kalarak 48,7 seviyesine geriledi. PMI endeksinde 50’nin altındaki değerler, sektördeki daralmayı işaret eder. Bu veri, dünyanın en büyük ekonomilerinden birinde imalat sektörünün üst üste daralmaya devam ettiğini göstererek, küresel endüstriyel talep beklentilerini aşağı çekti. İmalat sektöründeki bu yavaşlama, özellikle inşaat, otomotiv ve elektronik gibi sanayilerde yaygın olarak kullanılan bakır, nikel, çinko gibi baz metallere olan talebi doğrudan etkilemektedir. Sanayi üretimindeki yavaşlama sinyalleri, yeni siparişlerin azaldığı ve stokların biriktiği bir döneme girildiğini düşündürmektedir.

Çin’den gelen haberler de baz metaller üzerinde ek bir baskı oluşturdu. Şanghay Vadeli İşlemler Borsası’ndaki bakır stoklarının 2020’den bu yana en yüksek seviyeye çıkması, küresel piyasalarda bakır fiyatlarında sert bir düşüşe yol açtı. Çin, dünyanın en büyük bakır tüketicisi konumunda olduğundan, bu ülkedeki stok artışı, küresel arz fazlası endişelerini körükledi. Yüksek stok seviyeleri, gelecekteki talebin karşılanabileceği ve fiyatların daha fazla düşebileceği algısını yaratır. Bu durum, yalnızca bakırla sınırlı kalmayıp, diğer endüstriyel metaller için de genel bir karamsarlık havası estirdi. Uzmanlar, Çin ekonomisindeki toparlanmanın hızı ve emlak sektöründeki sorunların baz metaller üzerindeki etkisinin önümüzdeki dönemde de yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Enerji Piyasasında Karmaşık Bir Görünüm: Petrol Düşüşte, Doğal Gaz Yükselişte

Enerji grubunda geçen hafta farklı seyirler izlendi. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,4 oranında azalarak düşüş eğilimini üçüncü haftaya taşırken, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise yüzde 13,5 gibi dikkat çekici bir artış kaydetti.

Brent petroldeki düşüşün ana nedenleri arasında, ABD ham petrol stoklarında artışa işaret eden veriler ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ile OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun arzı artırma planları yer aldı. ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verileri, ülkenin stratejik petrol rezervlerini doldurmaya devam etmesi ve ticari stoklardaki artışın küresel arz fazlası endişelerini artırdığını gösterdi. Ayrıca, OPEC+ grubunun son toplantısında kademeli olarak petrol üretim kısıtlamalarını gevşetme kararı alması, piyasaya daha fazla petrol arz edileceği beklentisi yaratarak fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Küresel ekonomik büyüme beklentilerindeki yavaşlama da petrol talebine ilişkin endişeleri artırarak fiyatların düşüş eğilimini destekledi.

Doğal gaz piyasasında ise tam tersi bir tablo vardı. Fiyatlar, ABD’deki günlük üretimdeki düşüşler ve beklenen sıcak hava dalgası nedeniyle evlerin ve iş yerlerinin doğal gazla çalışan klimalara yönelmesiyle sert bir yükseliş yaşadı. Yaz aylarında artan sıcaklıklar, elektrik talebinde büyük artışlara yol açar ve elektrik üretimi için doğal gaz önemli bir yakıt kaynağıdır. Analistler, elektrik üreticilerinin artan elektrik kullanımını karşılamak için çok daha fazla doğal gaz kullanacağına dair beklentilerin de fiyat artışlarında etkili olduğunu belirtti. Üretimdeki azalma ve mevsimsel talebin keskin bir şekilde artması, doğal gaz piyasasında arz-talep dengesizliği yaratmış ve fiyatları yukarı yönlü tetiklemiştir. Bu durum, özellikle ABD’de doğal gaz depolama seviyeleri yakından izlenirken, kış sezonu öncesi stoklama faaliyetleri için de önemli sinyaller vermektedir.

Tarım Grubu Karışık Seyretti: İklimsel Faktörler ve Üretim Endişeleri

Tarım emtiaları grubunda ise geçen hafta karmaşık bir seyir izlendi. Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar, buğdayda yüzde 7,6 ve soya fasulyesinde yüzde 2,3 oranında azalırken, pirinç yüzde 2,8 ve mısır yüzde 0,4 değer kazandı. Buğdaydaki düşüş, küresel arz endişelerinin bir miktar hafiflemesi ve bazı bölgelerde rekolte beklentilerinin iyileşmesiyle ilişkilendirilebilirken, mısır ve pirinçteki yükseliş, belirli bölgelerdeki hava koşulları veya talep beklentileriyle açıklanabilir.

Intercontinental Exchange’de libre bazında pamuk fiyatları yüzde 2 azalış kaydederken, şeker yüzde 3,6 ve kahve yüzde 1,1 arttı. Kakao ton başına fiyatı ise yüzde 6,5 gibi önemli bir yükseliş kaydetti. Buğdaydaki düşüş, küresel piyasalarda büyük üreticilerden gelen iyi hasat beklentileri ve Ukrayna ihracatının bir miktar istikrara kavuşmasıyla ilişkilendirilebilir. Soya fasulyesindeki düşüş ise Güney Amerika’daki iyi hasat beklentileri ve küresel talebin bir miktar zayıflamasıyla açıklanabilir.

Önemli Tarım Ürünlerinde Tedarik Endişeleri: Kahve, Şeker ve Kakao

Kahve fiyatlarının yükselmesinin ardında Vietnam’daki kuraklık endişeleri yatıyor. Vietnam, dünyanın en büyük robusta kahve üreticilerinden biridir ve buradaki olumsuz hava koşulları, küresel robusta arzını tehdit etmektedir. Kuraklık, kahve ağaçlarının gelişimini olumsuz etkileyerek gelecekteki hasat beklentilerini düşürmektedir. Bu durum, kahve fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturmaktadır.

Şeker piyasasında da üretim açığı olacağına yönelik tahminler fiyatların yükselmesine yol açtı. Uluslararası Şeker Organizasyonu (ISO), 2023/24 sezonunda 689 bin tonluk bir üretim açığı olacağını tahmin ediyor. Küresel şeker talebi artarken, başta Hindistan ve Tayland gibi büyük üretici ülkelerdeki hava koşullarının ve ihracat kısıtlamalarının etkisiyle arzın beklentilerin altında kalacağı öngörülüyor. Bu durum, global stok seviyelerini düşürerek fiyatları desteklemektedir.

Kakao ton başına fiyatında ise yüzde 6,5’lik sert yükselişin ana nedeni, dünyanın en büyük kakao üreticisi olan Fildişi Sahili’ndeki satış kısıtlamaları oldu. Fildişi Sahili kakao düzenleyicisi Le Conseil du Cafe-Cacao, ülkede işleme tesisi olmayan şirketlere ve ihracatçılara, en azından bu ayın sonuna kadar kakao çekirdeklerini satın alamayacaklarını bildirdi. Bu karar, halihazırda sıkışık olan küresel kakao arzının daha da daralacağı endişelerini artırdı. Batı Afrika’daki olumsuz hava koşulları ve hastalıklar nedeniyle zaten düşen kakao üretimi, bu kısıtlamalarla birlikte tarihin en yüksek fiyat seviyelerini görmeye devam etmektedir. Kakao pazarındaki bu tedarik şoku, çikolata üreticilerini ve tüketicilerini doğrudan etkileyecek önemli bir gelişme olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç ve Gelecek Beklentileri

Genel olarak, emtia piyasaları Fed’in para politikasına ilişkin belirsizlikler, küresel imalat sanayisindeki yavaşlama ve bölgesel arz-talep dengesizliklerinin etkisiyle oldukça dalgalı bir hafta geçirdi. Değerli metaller ve baz metallerdeki düşüşler, ekonomik yavaşlama ve yüksek faiz beklentilerini yansıtırken, enerji piyasasında petrolün düşüşü ve doğal gazın yükselişi arz-talep dinamiklerindeki farklılaşmayı gösterdi. Tarım ürünlerinde ise iklimsel faktörler ve üretim politikaları fiyatları belirleyici rol oynadı.

Önümüzdeki dönemde piyasaların seyrini belirleyecek ana faktörler; Fed’in faiz kararları ve yönlendirmeleri, küresel ekonomik büyüme verileri, özellikle Çin’den gelecek imalat ve talep göstergeleri, jeopolitik gelişmeler ve iklim olayları olmaya devam edecektir. Emtia piyasalarında oynaklığın yüksek kalması beklenirken, yatırımcılar ve piyasa aktörleri, makroekonomik göstergeleri ve arz-talep dengelerini dikkatle takip etmek durumundadır.