TEPAV Perakende Güven Endeksi Ağustos 2025: Perakende Sektöründe Güven Krizi Derinleşiyor
Türkiye ekonomi gündeminin önemli göstergelerinden biri olan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Perakende Güven Endeksi (TEPE), Ağustos 2025 verileriyle perakende sektöründe devam eden endişeleri bir kez daha gözler önüne serdi. Sektör temsilcilerinin mevcut iş durumları ve gelecek beklentilerine ilişkin değerlendirmelerini yansıtan bu kritik endeks, ağustos ayında hem bir önceki aya hem de geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla önemli bir düşüş kaydetti. Bu durum, ekonomideki belirsizliklerin ve maliyet artışlarının perakende sektörü üzerindeki baskısını açıkça ortaya koyuyor.
TEPAV tarafından yayımlanan 188. sayıya göre, TEPE Ağustos 2025’te bir önceki aya göre 3,4 puan, geçen yılın aynı ayına göre ise 5,4 puan azalarak -10,5 puan seviyesine geriledi. Bu negatif değer, perakende sektörünün genelinde güvenin azaldığını ve işletmelerin önümüzdeki dönem için daha temkinli bir bakış açısı benimsediğini gösteriyor. Endeksteki bu düşüşte, özellikle geçtiğimiz üç aya ilişkin olumsuz iş değerlendirmeleri ve geleceğe yönelik beklentilerdeki karamsarlık etkili oldu. Periyodik olarak açıklanan bu veriler, hem ekonomik analizler için bir referans noktası sunmakta hem de perakendecilerin stratejik kararlarını şekillendirmelerinde önemli bir rol oynamaktadır.
Perakendecilerin Gözünden Mevcut Durum ve Gelecek Beklentileri
TEPE anketine katılan perakendecilerin yanıtları, sektördeki genel hissiyatın ne denli bozulduğunu somut bir şekilde ortaya koyuyor. Son üç aylık dönemde işlerinin kötüleştiğini belirten perakendecilerin oranı, Temmuz ayındaki yüzde 32,4 seviyesinden Ağustos ayında yüzde 45,4’e yükseldi. Bu kayda değer artış, yaklaşık her iki perakendeciden birinin işlerinde gerileme yaşadığını düşündüğünü gösteriyor. Bu tablo, artan maliyetler, düşen alım gücü ve belirsiz ekonomik koşullar altında işletmelerin operasyonel zorluklarla karşı karşıya kaldığının en açık işaretlerinden biridir.
Mevcut durumun yanı sıra, geleceğe yönelik beklentilerde de ciddi bir düşüş gözlendi. Önümüzdeki üç ayda işlerinde iyileşme bekleyen perakendecilerin oranı yüzde 10,1’den yüzde 8,2’ye geriledi. Bu düşüş, sektördeki karamsarlığın kısa vadeli beklentilere de yansıdığını ve işletmelerin yakın gelecekte toparlanma konusunda umutsuz olduklarını düşündüğünü ortaya koyuyor. Ekonomik aktivitenin önemli bir parçası olan perakende sektöründe bu denli düşük iyileşme beklentileri, genel ekonomik büyüme ve istihdam açısından olumsuz sinyaller barındırmaktadır.
Anket sonuçlarının en dikkat çekici detaylarından biri ise satış fiyatı beklentileri oldu. Perakendecilerin satış fiyatında artış bekleyenlerin oranı yüzde 64’ten yüzde 82,8’e keskin bir yükseliş gösterdi. Bu oran, neredeyse her 10 perakendeciden 8’inin önümüzdeki dönemde ürün ve hizmet fiyatlarını artırmayı planladığını ifade ediyor. Bu durum, Türkiye ekonomisinin en temel sorunlarından biri olan enflasyon baskısının perakende sektöründe ne denli güçlü hissedildiğini ve bu baskının nihai tüketiciye yansıma eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Tedarik zincirindeki aksaklıklar, girdi maliyetlerindeki artışlar ve kur dalgalanmaları gibi faktörler, perakendecileri fiyat artışlarına yöneltmekte ve bu da tüketici alım gücünü daha da olumsuz etkileyebilecek bir döngü yaratmaktadır.
Geleceğe Yönelik Satış Beklentileri ve İş Durumu Göstergeleri
Perakende sektöründe geleceğe yönelik satış beklentileri de ne yazık ki olumsuz bir tablo çiziyor. Önümüzdeki üç aya ilişkin satış beklentilerinin denge değeri Ağustos 2025’te -1,4 puan olarak gerçekleşti. Bu değer, bir önceki aya göre 6,2 puan, bir önceki yılın aynı ayına göre ise 3,7 puan azalışa işaret ediyor. Satış beklentilerindeki bu düşüş, perakendecilerin önümüzdeki çeyrekte cirolarının artacağına dair inançlarının zayıfladığını ve genel talebin düşük seyredeceğini öngördüklerini gösteriyor. Düşük satış beklentileri, yeni siparişlerdeki yavaşlamaya, stok yönetiminde zorluklara ve potansiyel olarak istihdam kararlarının gözden geçirilmesine neden olabilir.
“İşlerin geçen yılın aynı dönemine göre durumu” göstergesi, perakendecilerin geçmiş performanslarını nasıl değerlendirdiklerini yansıtan kritik bir metriktir. Ağustos 2025’te bu gösterge -26,0 puan gibi oldukça düşük bir değer aldı. Bu, perakendecilerin büyük bir çoğunluğunun işlerinin bir yıl öncesine göre daha kötü durumda olduğunu düşündüğünü ifade ediyor. Bu değer, Temmuz 2025’e göre 13,9 puan azalarak mevcut durumun daha da kötüleştiğini, ancak Ağustos 2024’e göre 1,2 puan artarak (negatif değerdeki artış, olumsuzluğun artması anlamına gelir) uzun vadeli trendin de negatif yönde ilerlediğini gösteriyor. Bu göstergeler, perakende sektörünün son bir yılda karşılaştığı zorlukların derinleştiğini ve bu zorlukların üstesinden gelmek için kapsamlı stratejilere ihtiyaç duyulduğunu vurgulamaktadır.
Alt Sektörler Bazında Perakende Güveninde Farklılaşmalar
Perakende güven endeksi verileri, alt sektörler bazında incelendiğinde de farklı performanslar ortaya çıkmaktadır. Ağustos 2025’te, geçen yılın aynı dönemine göre “diğer (akaryakıt istasyonu, eczane, parfümeri, nalbur, züccaciye, kırtasiye, vb.)” ve “motorlu taşıtlar” sektörlerindeki değişim ortalamanın üzerinde gerçekleşti. Bu sektörlerin ortalamanın üzerinde bir değişim göstermesi, genellikle daha yüksek gelir grubuna hitap etmeleri veya zorunlu harcamalarla ilişkili olmalarıyla açıklanabilir. Özellikle motorlu taşıtlar sektöründeki hareketlilik, otomotiv pazarındaki arz-talep dengeleri, faiz oranları ve kredi koşulları gibi makroekonomik faktörlerle yakından ilişkilidir.
Buna karşılık, “birden fazla türde ürün satan bakkal, market ve büyük mağazalar”, “mobilya, aydınlatma ekipmanı ve ev içi kullanım ürünleri”, “yiyecek, içecek ve tütün ürünleri”, “elektrikli ev aletleri, radyo ve televizyonlar” ve “tekstil, hazır giyim ve ayakkabı” sektörleri ise ortalamanın altında bir değişim değeri aldı. Bu durum, temel tüketim maddeleri, dayanıklı tüketim malları ve moda sektörlerinin, enflasyonist baskılar ve düşen alım gücü nedeniyle daha fazla zorlandığını göstermektedir. Özellikle gıda ve giyim gibi temel ihtiyaçların karşılandığı sektörlerdeki güven kaybı, tüketicilerin harcamalarını kısma eğiliminde olduğunu ve zorunlu olmayan harcamaları ertelediğini düşündürüyor. Bu sektörlerin toparlanması, genel ekonomik istikrarın sağlanması ve tüketici güveninin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacaktır.
Bölgeler Bazında Perakende Güvenindeki Değişimler
Perakende güvenine bölgeler itibarıyla bakıldığında, Türkiye genelinde güven kaybının farklı bölgelerde farklı yoğunluklarda yaşandığı görülüyor. Ağustos 2025’te Ortadoğu Anadolu, Orta Anadolu, İstanbul, Batı Marmara, Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz bölgelerindeki değişim ortalamanın üzerinde bir düşüş yaşandığını gösterirken, Ege, Akdeniz, Batı Anadolu, Doğu Marmara, Kuzeydoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki değişim ise ortalamanın altında gerçekleşti. Ancak, önemli bir not olarak belirtmek gerekir ki, perakende güveninin en fazla Güneydoğu Anadolu bölgesinde azaldığı tespit edilmiştir. Bu durum, bölgenin ekonomik yapısı, bölgesel dinamikler ve belki de tarım, sanayi gibi ana sektörlerdeki gelişmelerle ilişkilendirilebilir. Güneydoğu Anadolu gibi potansiyeli yüksek bir bölgede yaşanan bu düşüş, bölge ekonomisinin daha yakından incelenmesi ve desteklenmesi gerektiğini düşündürüyor.
İstanbul ve Marmara gibi büyükşehirlerin ve sanayi yoğun bölgelerin ortalamanın üzerinde düşüş göstermesi, kentsel ekonomilerin ve yüksek rekabetin yaşandığı pazarlardaki zorlukları yansıtabilir. Karadeniz bölgelerindeki düşüşler ise turizm sezonunun sona ermesi veya bölgesel ticaret faaliyetlerindeki yavaşlama ile ilişkili olabilir. Ege ve Akdeniz gibi turizm odaklı bölgelerde ise düşüşün ortalamanın altında kalması, sezonluk turizmin bir miktar olumlu etki yaratmış olabileceğine işaret edebilir. Bölgesel farklılıklar, ekonomik politikaların bölgelerin kendine özgü ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
AB Perakende Güven Endeksi ile Karşılaştırma
Uluslararası bir kıyaslama yapmak gerekirse, AB-27 Perakende Güven Endeksi de incelenen dönemde önemli veriler sunmaktadır. Mart 2022’den bu yana genel olarak olumsuz bir görünüm sergileyen ve negatif değerler alan AB-27 Perakende Güven Endeksi, Ağustos 2025’te -5,3 puan değerini aldı. Ancak bu negatif değere rağmen, AB’de bir önceki aya göre 0,2 puan, geçen yılın aynı dönemine göre ise 1,2 puan artış yönünde bir değişim yaşandı. Bu artış, AB perakende sektöründe güvenin yavaş da olsa toparlanma emareleri gösterdiğini ifade ediyor.
Türkiye’deki TEPE’nin ağustos ayında hem aylık hem de yıllık bazda düşüş kaydetmeye devam etmesi ve AB’nin aynı dönemde bir miktar iyileşme göstermesi, Türkiye ekonomisinin iç dinamiklerinin AB ülkelerinden farklı bir seyir izlediğini ortaya koyuyor. AB’deki iyileşme sinyalleri, küresel ekonomideki toparlanma beklentilerinin veya daha stabil iç ekonomik koşulların bir yansıması olabilir. Türkiye’de ise yüksek enflasyon, kur dalgalanmaları ve buna bağlı olarak düşen alım gücü gibi iç sorunlar, perakende güvenini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu farklılaşma, Türkiye’nin perakende sektörünün mevcut ekonomik ortamda daha kırılgan olduğunu ve dış etkenlerden ziyade iç ekonomik sorunlardan daha fazla etkilendiğini düşündürüyor.
Sonuç ve Ekonomik Çıkarımlar
TEPAV Perakende Güven Endeksi’nin Ağustos 2025 sonuçları, Türk perakende sektörünün zorlu bir dönemden geçtiğini ve geleceğe yönelik beklentilerin giderek karamsarlaştığını net bir şekilde gözler önüne sermektedir. İşlerin kötüleştiğini belirten perakendecilerin oranındaki artış, iyileşme beklentilerindeki düşüş ve özellikle fiyat artışı beklentilerindeki keskin yükseliş, enflasyonist baskının sektöre ve dolayısıyla tüketicilere yoğun bir şekilde yansıdığını göstermektedir. Satış beklentilerindeki düşüşler ve işlerin geçen yıla göre daha olumsuz seyretmesi, sektördeki genel durgunluğun derinleştiğine işaret ediyor.
Motorlu taşıtlar gibi bazı sektörler ve İstanbul gibi büyükşehirlerin de dahil olduğu bazı bölgeler, ortalamanın üzerinde bir düşüş yaşarken, temel tüketim ürünleri ve dayanıklı tüketim malları sektörleri de önemli zorluklarla karşı karşıyadır. Güneydoğu Anadolu bölgesindeki en büyük düşüş ise bölgesel ekonomik analizlerin ve hedeflenmiş destek politikalarının önemini vurgulamaktadır. AB perakende sektöründeki hafif toparlanmaya karşın Türkiye’de güven endeksinin düşüşünü sürdürmesi, ülkenin kendine özgü ekonomik meydan okumalarını daha belirgin kılmaktadır.
Bu veriler ışığında, perakende sektörünün sürdürülebilirliği ve genel ekonomik istikrar için kapsamlı politikaların hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Enflasyonla mücadele, tüketici alım gücünü destekleyici önlemler ve işletmelerin maliyet yükünü hafifletecek adımlar, perakende güvenini yeniden tesis etmek ve sektörün toparlanmasına katkıda bulunmak adına kritik olacaktır. Aksi takdirde, perakende sektöründeki bu güvensizlik, zincirleme bir etkiyle istihdamdan yatırımlara kadar pek çok alanı olumsuz etkileyerek genel ekonomik büyümeyi tehdit edebilir.