BIST 100 Yükselişle Kapanırken, Küresel Endişeler ve Fed Beklentileri Piyasaları Şekillendiriyor
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftanın son işlem gününü pozitif bir seyirle tamamlayarak yüzde 0,49 oranında değer kazandı ve 9.659,48 puandan kapandı. Toplam işlem hacmi ise 105,2 milyar lira olarak gerçekleşti. Bu kapanış, piyasalardaki genel havayı ve yatırımcı beklentilerini şekillendiren hem yurt içi hem de yurt dışı dinamiklerin bir yansıması oldu.
Endeksin önceki kapanışa göre 46,64 puan artış kaydetmesi, seçici hisse bazlı hareketler ve bazı sektörlerdeki güçlü performansın etkisiyle gerçekleşti. Ancak küresel piyasalardaki karmaşık tablo ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) olası faiz politikalarına yönelik belirsizlikler, endeks üzerinde dalgalanmaların devam edebileceğine işaret ediyor.
Sektörel Dinamikler: Yükselenler ve Gerileyenler
Borsa İstanbul’da işlem gören sektör endeksleri incelendiğinde, yatırımcıların farklı alanlara yöneldiği gözlendi. Bankacılık endeksi günü yüzde 1,81 oranında değer kaybıyla tamamlarken, holding endeksi yüzde 1,55 oranında değer kazandı. Bu durum, genellikle piyasadaki risk algısının ve faiz beklentilerinin bankacılık sektörü üzerindeki etkisini gösterirken, holdinglerin çeşitlendirilmiş portföyleri sayesinde daha defansif bir performans sergileyebildiğini ortaya koyuyor.
Sektörler arasında en dikkat çekici performanslardan biri madencilik sektöründe yaşandı. Madencilik endeksi, yüzde 6,33’lük kayda değer bir artışla günün en çok kazandıran sektörü oldu. Bu yükseliş, global emtia fiyatlarındaki hareketlilik, enerji geçişiyle artan maden talebi veya sektöre yönelik olumlu haber akışları gibi faktörlerden kaynaklanmış olabilir. Türkiye ekonomisi için stratejik öneme sahip madencilik sektörü, zaman zaman bu tür ani yükselişlerle yatırımcıların odağına oturabiliyor.
Öte yandan, finansal kiralama ve faktoring sektörü endeksi, yüzde 3,06’lık düşüşle günün en fazla kaybettiren sektörü oldu. Yüksek enflasyon ortamı ve faiz oranlarındaki artışlar, bu sektördeki işletmelerin maliyetlerini etkileyebilir ve kredi talebini düşürebilir, bu da sektördeki genel performansı olumsuz etkileyebilir.
Küresel Piyasalar: Ticaret Savaşları Endişesi ve ABD Verileri
Küresel piyasalar, ABD’de gelecek hafta açıklanacak yeni tarife kararları öncesinde ticaret savaşlarının daha da şiddetlenebileceği endişesiyle negatif bir seyir izliyor. Özellikle ABD’nin Çin gibi büyük ticaret ortaklarına yönelik olası yeni gümrük vergileri, küresel tedarik zincirlerini bozma, enflasyonu artırma ve ekonomik büyümeyi yavaşlatma potansiyeli taşıyor. Bu tür jeopolitik ve ticari gerilimler, yatırımcıların risk iştahını azaltarak gelişmekte olan piyasalar üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Piyasalarda dikkatle takip edilen bir diğer önemli gündem maddesi ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikalarına yön verecek ekonomik verilerdi. Bugün açıklanan verilere göre, Fed’in enflasyon göstergesi olarak büyük önem atfettiği, gıda ve enerji kalemlerinin dışarıda tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, şubat ayında aylık bazda yüzde 0,4 ve yıllık bazda yüzde 2,8 arttı.
Bu artış, Ocak 2024’ten bu yana görülen en yüksek aylık artış oranı olmasıyla dikkat çekti. Piyasa beklentisi ise çekirdek PCE’nin aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 2,7 artması yönündeydi. Beklentilerin üzerinde gelen bu veri, Fed’in enflasyonla mücadelede henüz tam zafer ilan etmediği ve faiz indirimleri için daha fazla kanıta ihtiyaç duyabileceği şeklinde yorumlandı. Bu durum, Fed’in faiz indirimlerine başlama zamanlaması ve sıklığına ilişkin belirsizlikleri artırarak, küresel çapta riskli varlıklara olan talebi etkileyebilir.
Öte yandan, ülkede kişisel tüketim harcamaları ise şubatta yüzde 0,4 ile piyasa beklentilerinin altında artış kaydetti. Çekirdek enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesine karşın tüketim harcamalarının beklentilerin altında kalması, ABD ekonomisi için karmaşık bir tablo çiziyor. Bu durum, tüketicilerin enflasyonist baskılar altında harcama eğilimlerini gözden geçirdiğini veya daha temkinli davrandığını gösterebilir. Analistler, bu karmaşık veri setinin Fed’in gelecekteki yol haritasına yönelik belirsizlikleri artırabileceğini ve piyasalarda volatilitenin devam edebileceğini ifade ettiler.
Gelecek Haftanın Yoğun Gündemi: Bayram Tatili ve Kritik Veriler
Türkiye piyasaları için gelecek hafta, Ramazan Bayramı nedeniyle pazartesi ve salı günleri kapalı olacak. Bu tatil, yurt içi piyasalarda işlem hacimlerinin düşmesine ve genel piyasa aktivitesinin yavaşlamasına neden olacak. Ancak tatil sonrası piyasaları bekleyen yoğun bir veri gündemi bulunuyor.
Yurt içinde, mart ayı enflasyon verileri büyük bir merakla bekleniyor. Enflasyonun seyrine ilişkin sinyaller, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası kararları üzerinde doğrudan etkili olacak. TCMB’nin sıkılaşma döngüsünün devam edip etmeyeceği veya ne kadar süreyle devam edeceği, enflasyon verilerine bağlı olarak şekillenecek.
Yurt dışında ise ABD’de açıklanacak istihdam raporundaki tarım dışı istihdam verisi piyasaların odağında olacak. İstihdam piyasasının gücü, Fed’in faiz kararlarında ana belirleyicilerden biri olduğu için bu veri, küresel dolar likiditesi ve faiz beklentileri açısından kritik öneme sahip. Ayrıca, Fed Başkanı Jerome Powell ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın yapacakları açıklamalar da yakından takip edilecek. Her iki merkez bankası başkanının sözle yönlendirmeleri, küresel para politikalarının geleceğine dair önemli ipuçları taşıyacak ve piyasaların seyrini etkileyecek.
BIST 100 İçin Teknik Görünüm ve Kritik Seviyeler
Piyasa analistleri, BIST 100 endeksi için teknik açıdan belirli seviyelerin önemini vurguluyor. Endekste 9.700 ve 9.800 seviyelerinin önemli direnç noktaları olduğu belirtiliyor. Bu seviyelerin üzerinde kalıcılık sağlanması, endekste yukarı yönlü ivmenin devam edebileceğine işaret edebilir. Özellikle 9.800 seviyesinin aşılması, yatırımcı güvenini artırarak yeni zirvelere doğru bir hareket başlatabilir.
Destek noktaları olarak ise 9.400 ve 9.300 puan seviyeleri öne çıkıyor. Bu seviyelerin altına inilmesi durumunda, endekste satış baskısının artabileceği ve kısa vadeli düzeltmelerin yaşanabileceği tahmin ediliyor. Yatırımcıların bu teknik seviyeleri yakından takip etmeleri, pozisyonlarını belirlemede ve risk yönetiminde önemli rol oynuyor.
Türkiye Enflasyon Beklentileri: AA Finans Anketi Sonuçları
AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, mart ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) ortalama yüzde 2,87 artmasını tahmin ediyor. Bu beklenti, aylık enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret edebilir, ancak yine de yüksek seviyelerde seyrediyor.
Ekonomistlerin mart ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre (yüzde 2,87), bir önceki ay yüzde 39,05 olan yıllık enflasyonun mart ayında yüzde 38,66’ya gerileyeceği öngörülüyor. Bu düşüş, enflasyonla mücadelede kaydedilen sınırlı ilerlemeyi gösterirken, hedeflenen tek haneli rakamlara ulaşmak için uzun bir yolculuk olduğunu da ortaya koyuyor. Enflasyonun kademeli olarak düşüş trendine girmesi, TCMB’nin dezenflasyon sürecindeki kararlılığını pekiştirecek önemli bir gösterge olacak.
Anket sonuçlarına göre, ekonomistlerin 2025 yıl sonu enflasyon beklentisi ise mart ayı itibarıyla yüzde 30,62 oldu. Bu beklenti, orta vadede enflasyonun hala oldukça yüksek seviyelerde kalacağı, ancak mevcut seviyelere göre bir düşüş eğiliminde olacağı düşüncesini yansıtıyor. Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefleriyle kıyaslandığında bu beklenti, politika yapıcıların sıkı duruşlarını sürdürmelerinin gerekliliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Enflasyon beklentileri, hem hane halklarının satın alma gücünü hem de şirketlerin yatırım kararlarını doğrudan etkileyen kritik bir makroekonomik değişkendir.
Sonuç olarak, Borsa İstanbul, küresel piyasalardaki karmaşık sinyallere ve yurt içi ekonomik gündemin yoğunluğuna rağmen pozitif bir kapanışla günü tamamladı. Ancak ticaret savaşları endişeleri, Fed’in faiz indirim yol haritasındaki belirsizlikler ve yurt içinde açıklanacak enflasyon verileri, önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü belirleyecek ana faktörler olmaya devam edecek. Yatırımcılar için hem makroekonomik gelişmeleri hem de teknik seviyeleri yakından takip etmek, bilinçli kararlar almanın anahtarı olacaktır.