Küresel Piyasalar Fed ve Merkez Bankası Kararları Öncesi Dalgalı: Enflasyon ve Resesyon Endişeleri Artıyor
Küresel finans piyasaları, önümüzdeki dönemde alınacak kritik merkez bankası kararları öncesinde oldukça dalgalı bir seyir izliyor. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından açıklanacak para politikası kararları, tüm dünya ekonomileri ve yatırımcılar için büyük önem taşıyor. Makroekonomik verilerin enflasyonla mücadeledeki belirsizlikleri artırması, piyasalarda geleceğe yönelik adımlara ilişkin soru işaretleri oluşturuyor ve risk iştahını etkiliyor. Yatırımcılar, küresel enflasyon baskıları, yavaşlayan büyüme endişeleri ve merkez bankalarının sıkılaşma döngüsünün olası etkileri arasında yön bulmaya çalışıyor.
Piyasa analistleri, Fed’in yarın açıklayacağı para politikası metninin ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın toplantı sonrası yapacağı açıklamaların yakından takip edileceğini belirtiyor. Yatırımcılar, gelecek dönemde atılacak adımlara, olası faiz indirimi takvimine ve Fed’in genel ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerine dair ipuçları arayacak. Powell’ın sözlü yönlendirmeleri ve Fed’in “nokta grafiği” (dot plot) olarak bilinen faiz projeksiyonları, piyasaların gelecek dönemdeki faiz patikasına yönelik beklentilerini şekillendirecek. Para piyasalarındaki güçlü fiyatlamalar, Fed’in yarınki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırma yerine, en az 25 baz puan indireceğine kesin gözüyle bakıldığını gösteriyor. Ayrıca, gelecek yıl toplamda iki faiz indirimi yapılacağına yönelik beklentiler de güçlü bir şekilde varlığını koruyor. Bu beklentiler, enflasyonun kontrol altına alınmaya başlandığına ve ekonomik aktivitedeki olası yavaşlamaya karşı bir tedbir alınabileceğine işaret ediyor.
ABD Piyasalarında Fed Öncesi Son Durum ve Ekonomik Veriler
Amerika Birleşik Devletleri ekonomisine dair açıklanan son veriler, karışık sinyaller vererek Fed’in karar alma sürecini daha da karmaşık hale getiriyor. Fed New York Şubesi’nin açıkladığı imalat endeksi, Aralık ayında 0,2 ile piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Bu durum, imalat sektöründeki aktivitenin beklenenden daha zayıf seyrettiğini ve ekonomik büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini beraberinde getirdi. Benzer şekilde, ülkenin imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) de Aralık ayında aylık 1,4 puan azalarak 48,3 seviyesine geriledi ve öngörüleri karşılayamadı. PMI’ın 50 seviyesinin altında kalması, sektörde daralma yaşandığına işaret ederken, bu durum Fed’in sıkı para politikasının reel sektör üzerindeki etkilerini göstermesi açısından kritik önem taşıyor. İmalat sektöründeki bu zayıflık, küresel talepteki yavaşlama ve yüksek enerji maliyetleri gibi faktörlerle ilişkilendiriliyor.
Ancak, hizmet sektörü cephesinden daha olumlu sinyaller geldi. ABD’de hizmet sektörü PMI, Aralık ayında aylık 2,4 puan artışla 58,5’e yükseldi. Bu veri, hizmet sektörünün dirençli yapısını ve ekonominin önemli bir itici gücü olmaya devam ettiğini gösteriyor. Özellikle tüketici harcamaları ve istihdam piyasasındaki sağlam görünüm, hizmet sektörünü destekleyen ana unsurlar olarak öne çıkıyor. İmalat sektöründeki zayıflığa rağmen hizmet sektöründeki bu toparlanma, Fed’in faiz kararlarını değerlendirirken göz önünde bulunduracağı önemli bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Bu karışık tablo, hem enflasyonla mücadele hem de ekonomik büyümeyi destekleme çabaları arasında Fed için hassas bir denge gerektirecek. Analistler, Fed’in bu verileri nasıl yorumlayacağının ve para politikası duruşunu nasıl şekillendireceğinin küresel piyasalar üzerindeki etkilerini yakından izleyecek, zira karar sadece ABD’yi değil, tüm dünya ekonomisini etkileyecek.
Kurumsal Haberler ve Kripto Piyasalarındaki Rekorlar
Kurumsal tarafta ise dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Bitcoin’in yeni rekor seviyelere ulaşması, kripto para birimleriyle ilişkili hisselerde belirgin bir yükselişe yol açtı. Kripto para borsası Coinbase’in hisseleri yüzde 1,5 değer kazanırken, Bitcoin madenciliği yapan MARA Holdings’in hisseleri ise yüzde 8 gibi önemli bir değer artışı kaydetti. Bu yükseliş, kurumsal yatırımcıların ve bireysel katılımcıların kripto paralara olan ilgisinin arttığını ve dijital varlıkların finansal sistemdeki yerinin sağlamlaştığını gösteriyor. Özellikle artan kurumsal adaptasyon ve ETF beklentileri, Bitcoin’in değerini yukarı taşıyan temel dinamikler arasında yer alıyor. Bitcoin’in 107 bin 793 doları aşarak yeni bir rekora imza atması, piyasada genel bir iyimserlik havası estirdi. Bu yükseliş trendi, özellikle ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın kabine çalışmalarında kripto para piyasalarına ılımlı yaklaşan isimleri aday göstermesiyle de destekleniyor. Şu sıralar Bitcoin, rekorun ardından hafif bir düzeltme ile 106 bin 700 dolardan işlem görmeye devam ediyor.
Teknoloji sektöründe de önemli bir gelişme yaşandı; çip üreticisi Broadcom’un piyasa değeri geçen hafta ilk kez 1 trilyon doların üzerine çıktı. Şirketin hisseleri yüzde 11’den fazla yükselerek bu dönüm noktasını kutladı. Bu durum, küresel çip talebinin yüksekliğini ve Broadcom gibi sektör liderlerinin güçlü konumunu vurguluyor. Yapay zeka, 5G ve veri merkezleri gibi alanlardaki güçlü talep, çip üreticilerine yönelik beklentileri artırıyor. Ayrıca, ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump, Japonya merkezli teknoloji devi SoftBank’ın gelecek dört yıl içinde ABD’ye 100 milyar dolarlık devasa bir yatırım yapacağını duyurdu. Bu yatırım, ABD ekonomisi için önemli bir destek ve istihdam yaratma potansiyeli taşıyor. Bu tür büyük ölçekli yatırımlar, piyasalarda genel bir güven artışı yaratabilir ve ekonomik aktiviteyi canlandırabilir, aynı zamanda uluslararası sermaye akışlarının yönünü de etkileyebilir.
Kuzey Amerika’dan Siyasi Gelişmeler ve Piyasa Etkileri
Kuzey Amerika cephesinde siyasi bir gelişme de piyasaların gündemine oturdu. Kanada Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Chrystia Freeland, “ülke için en iyi yol konusunda” Başbakan Justin Trudeau ile aynı fikirde olmadığını belirterek kabineden istifa ettiğini açıkladı. Freeland, Kanada’nın ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya olduğuna işaret ederek, özellikle ABD’de göreve gelecek yeni yönetimin yüzde 25 gümrük vergisi tehdidini de içeren agresif bir ekonomi politikası izlediğini anımsattı. Bu istifa, Kanada’nın ABD ile olan ticaret ilişkilerindeki potansiyel gerilimler ve iç siyasetteki farklı görüşlerin bir yansıması olarak değerlendirildi. Siyasi belirsizlikler, genellikle yatırımcı algısını olumsuz etkileyebilir ve bölgesel piyasalarda dalgalanmalara neden olabilir. Özellikle Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) veya yerine gelen anlaşmalar üzerindeki olası etkiler, piyasalarda endişe yaratabilir.
Söz konusu gelişmelerle birlikte, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi şu sıralarda yüzde 4,40 seviyesinde bulunurken, bu oran küresel borçlanma maliyetleri için önemli bir referans noktası olmaya devam ediyor. Yüksek tahvil faizleri, şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırarak yatırım iştahını azaltabilir. Dolar endeksi ise yatay bir seyirle 106,9’dan güne başladı. Emtia piyasalarında ise altın, ons fiyatı dün yüzde 0,2 artışla 2 bin 653 dolardan kapanırken, şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 2 bin 655 dolardan işlem görüyor. Güvenli liman varlığı olarak altın, jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizlikler arttığında yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin’den gelen verilerden alınan sinyallerin talepte azalma olabileceği endişelerini artırmasının ardından Brent petrolün varil fiyatı dün yüzde 0,7 azalışla günü 73,5 dolardan tamamladı. Yeni günde ise yüzde 0,1 kazançla 73,6 dolardan alıcı buluyor. Petrol fiyatları, küresel ekonomik büyüme beklentileri ve arz-talep dengesi ile yakından ilişkili olmaya devam ediyor, özellikle Çin’den gelen haberler piyasaları doğrudan etkiliyor.
New York Borsası’nda Karışık Seyir
New York Borsası’nda dün karışık bir tablo hakimdi. Geniş kapsamlı S&P 500 endeksi yüzde 0,38, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi ise yüzde 1,24 gibi kayda değer bir yükselişle günü tamamlarken, geleneksel şirketleri barındıran Dow Jones endeksi yüzde 0,25 düştü. Nasdaq endeksi bu yükselişle kapanış rekorunu tazelerken, Dow Jones endeksi üst üste sekizinci işlem gününü kayıpla kapattı. Bu ayrışma, teknoloji ve büyüme hisselerine olan ilginin devam ettiğini ancak daha geleneksel sektörlerin temsilcisi Dow Jones’un, ekonomik yavaşlama endişeleri veya sektörel bazda yaşanan sorunlar nedeniyle baskı altında kaldığını gösteriyor. Yatırımcılar, yüksek faiz ortamında bile gelecekteki büyüme potansiyeli yüksek teknoloji şirketlerine yönelirken, sanayi ve finans gibi sektörler daha temkinli bir yaklaşımla karşılaşıyor. ABD’de endeks vadeli kontratlar da yeni güne karışık bir seyirle başladı, bu da piyasadaki belirsizliğin ve yön arayışının devam ettiğini işaret ediyor.
Avrupa Piyasalarında Resesyon Endişeleri ve Siyasi Kriz
Avrupa borsaları dün negatif bir seyir izlerken, gözler Almanya’da devam eden hükümet krizine çevrildi. Avrupa’nın lokomotif ekonomisi Almanya’da Başbakan Olaf Scholz’un Federal Meclis’te yapılan oylamada güvenoyu alamaması üzerine ülkede erken seçim süreci resmen başlamış oldu. Bu durum, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’daki siyasi istikrarsızlığın Euro Bölgesi genelindeki ekonomik görünüme olumsuz yansıyabileceği endişelerini artırıyor. Bir siyasi krizin ortasında olası bir seçim, ekonomik reformların ve bütçe planlarının aksamasına neden olabilir. Almanya Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kerstin Gammelin’in yaptığı açıklamalara göre, Cumhurbaşkanı Steinmeier, Şansölye Scholz’u kabul ederek meclisin feshedilmesini önermesini değerlendiriyor. Cumhurbaşkanının bu kararı vermesi için 21 gün süresi bulunuyor ve bu süre zarfında Federal Meclis’teki parti grup başkanlarıyla görüşerek süreci netleştirecek. Siyasi belirsizlik, yatırımcıların Almanya ekonomisi ve Avrupa’nın genel istikrarı üzerindeki güvenini sarsabilir ve Euro Bölgesi’nin kırılganlığını artırabilir.
Öte yandan, dün bölgede açıklanan öncü PMI verileri, Avrupa ekonomisinin mevcut durumuna dair önemli ipuçları verdi. İmalat sanayi aktivitesinin düşük kalmaya devam ettiğine işaret eden bu veriler, resesyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Almanya’da imalat sanayi PMI 42,5’e gerilerken, hizmet sektörü PMI 51’e yükseldi ve bileşik PMI 47,8 oldu. Bu, imalat sektöründeki daralmanın hizmet sektöründeki kısmi toparlanmayla dengelenmeye çalıştığını gösteriyor. İngiltere’de imalat sanayi PMI 47,3 olarak ölçülürken, bu rakam son 11 ayın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçti. Ülkede hizmet sektörü aktivitesi ise Kasım ayındaki 50,4 seviyesine göre artış göstererek 51,4’e yükseldi. Avro Bölgesi’nde de imalat sanayi PMI Kasım ayındaki 45,2 seviyesini korurken, bileşik PMI 48,3’ten 49,5’e, hizmet sektörü PMI ise 49,5’ten 51,4’e çıktı. Bu veriler, Avrupa genelinde imalat sektörünün küresel talepteki düşüş ve yüksek enerji maliyetlerinden olumsuz etkilendiğini ortaya koyuyor.
Analistler, Avro Bölgesi genelinde resesyon endişelerinin devam ettiğini ve özellikle imalat sanayinde görülen zayıflığın öncelikli risklerden biri olduğunu ifade ediyor. Hizmet sektöründeki kısmi toparlanmaya rağmen, genel ekonomik aktivite baskı altında kalmaya devam ediyor. Bu durum, Avrupa Merkez Bankası (ECB) üzerindeki faiz indirim baskısını artırıyor. ECB yetkililerinin açıklamaları da yakından takip edilirken, dün açıklamalarda bulunan ECB Başkanı Christine Lagarde, Ocak ayında gevşeme döngüsünün devam edebileceği sinyalini verdi. Lagarde, değişen ekonomik ortamın ECB’yi mevcut politika duruşu ve gelecekteki yönelimiyle ilgili kararlar almaya ittiğini belirterek, “Mevcut politika duruşu kısıtlayıcı. Ancak gelen veriler temel çizgimizi teyit etmeye devam ederse bu durum gidişatı daha da netleştirecek ve faiz oranlarının daha da düşürülmesi konusunda elimizi rahatlatacak,” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ECB’nin gelecek dönemde faiz indirimlerine başlayabileceğine dair güçlü bir beklenti oluşturdu ve piyasaların odağını gelecek toplantılara çevirdi.
Söz konusu gelişmelerle dün Avrupa borsalarında düşüşler yaşandı. İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,46, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,45, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,71 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,43 oranında değer kaybetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar da yeni güne negatif bir seyirle başladı, bu da piyasalardaki temkinli duruşun sürdüğünü gösteriyor. Bu düşüşler, hem Almanya’daki siyasi belirsizliğin hem de bölgedeki zayıf ekonomik verilerin bir yansıması olarak yorumlanıyor.
Asya Piyasalarında Karışık Seyir ve BoJ Beklentileri
Asya borsalarında yeni işlem gününde karışık bir seyir izlenirken, bölgede teknoloji hisselerindeki yükseliş dikkat çekiyor. Küresel merkez bankalarının faiz kararları, özellikle Fed ve Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) toplantıları öncesinde yatırımcıların risk almaktan kaçınması satış baskısını artırsa da, ABD’de teknoloji hisselerindeki güçlü performans Asya tarafına da taşındı. Bu durum, yapay zeka ve dijital dönüşüm gibi alanlardaki güçlü büyüme beklentileriyle açıklanabilir. Çip üreticileri ve e-ticaret devleri gibi teknoloji şirketleri, genel piyasa endişelerinden daha az etkilenerek yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor.
Perşembe günü açıklanacak BoJ’un faiz kararı ve para politikası sinyalleri yatırımcıların odağında yer alıyor. BoJ’un parasal sıkılaşma sürecinde izleyeceği yol haritasına yönelik belirsizlikler varlığını koruyor. Japonya, küresel enflasyonist ortama rağmen ultra gevşek para politikasını sürdüren nadir ülkelerden biri. Analistler, BoJ’un yılın son faiz kararında politika faizini sabit tutmasının beklendiğini ifade ediyor. Ancak, son dönemdeki verilerin faiz artırımına yönelik fiyatlamaları güçlendirmesi, yatırımcıların karar öncesinde temkinli davranmasına neden oluyor. Japonya’nın ultra gevşek para politikasından çıkışa dair her sinyal, küresel sermaye akışlarını ve piyasaları derinden etkileme potansiyeline sahip. Özellikle yen üzerindeki etkileri ve Japon tahvil piyasasının durumu, yakından takip ediliyor. Bu gelişmelerle kapanışa yakın Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,4 yükselirken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,3 düştü. Asya’daki bu karışık tablo, bölgesel ekonomik dinamiklerin ve küresel gelişmelerin bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Yurt İçi Piyasalar: BIST 100 ve Dolar/TL’de Son Durum
Yurt içinde dün satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,26 değer kaybederek 9.997,66 puandan tamamladı. Küresel risk iştahındaki azalış ve bölgesel belirsizlikler, yurt içi piyasalar üzerinde de baskı oluşturmaya devam ediyor. Endeksin yeniden 10.000 puan psikolojik sınırının altına inmesi, yatırımcıların önümüzdeki dönemde ekonomik ve siyasi gelişmeleri daha yakından takip etmesine neden olacak. Özellikle enflasyonla mücadele politikaları, seçim atmosferi ve küresel sermaye akışları, BIST 100’ün performansını etkileyen ana faktörler arasında yer alıyor. Dolar/TL kuru ise dün yatay seyirle 34,9368 seviyesinden kapanırken, bugün bankalararası piyasada önceki kapanışın yüzde 0,1 üzerinde 34,9630 seviyesinden işlem görüyor. Dolar/TL’deki bu yatay ancak yukarı yönlü eğilim, küresel dolar gücü, yurt içi enflasyon beklentileri ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası duruşu gibi faktörlerden etkileniyor. Kurun istikrarlı seyri, ekonomik öngörülebilirlik açısından önem taşıyor.
Piyasa analistleri, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 9.900 ve 9.850 seviyelerinin önemli destek noktaları olduğunu, olası yukarı yönlü hareketlerde ise 10.200 ve 10.250 puanın direnç konumunda bulunduğunu belirtiyor. Bu seviyeler, kısa vadeli yatırım kararlarında kritik rol oynayabilir. Yatırımcıların, teknik göstergelerin yanı sıra makroekonomik gelişmeleri ve şirket bilançolarını da yakından izlemesi tavsiye ediliyor. Yurt içi piyasaların, küresel merkez bankalarının kararlarına ve yurt içinde açıklanacak verilere hassasiyetle tepki vermesi bekleniyor.
Bugün Takip Edilecek Önemli Ekonomik Veriler
Yatırımcılar, bugün yurt içi ve yurt dışında açıklanacak bir dizi önemli ekonomik veriyi yakından takip edecek. Bu veriler, piyasaların yönünü belirlemede ve geleceğe yönelik beklentileri şekillendirmede kilit rol oynayacak. Özellikle merkez bankalarının para politikası kararları öncesinde açıklanan bu veriler, enflasyon, büyüme ve istihdam gibi temel makroekonomik göstergeler hakkında önemli bilgiler sunacak ve küresel risk iştahını doğrudan etkileyebilecektir. Aşağıda, gün içinde açıklanacak kritik veriler ve piyasalar üzerindeki potansiyel etkileri yer almaktadır:
- 10.00 Türkiye, Kasım Ayı Konut Fiyat Endeksi: Konut sektöründeki fiyat artışlarını ve genel ekonomik gidişatı gösteren bu veri, inşaat ve emlak sektörü için önemli bir göstergedir. Yüksek enflasyon ortamında konut fiyatlarının seyri, genel tüketici harcamaları ve hanehalkı refahı açısından da izlenmektedir.
- 10.00 Türkiye, Ekim Ayı Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu: Özel sektörün dış borçlanma eğilimlerini ve döviz pozisyonunu gösterir, finansal istikrar açısından kritiktir. Yüksek dış borçluluk, kur riskini ve finansal kırılganlıkları artırabilir.
- 10.00 İngiltere, Ekim Ayı İşsizlik Oranı: İngiltere ekonomisinin genel sağlığı ve İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) para politikası kararları üzerinde etkili olacaktır. Düşük işsizlik oranları, ücret artış baskılarını ve dolayısıyla enflasyonu tetikleyebilir.
- 12.00 Almanya, Aralık Ayı Ifo İş Dünyası Güven Endeksi: Almanya ekonomisinin nabzını tutan bu endeks, Avrupa’nın en büyük ekonomisindeki iş dünyası beklentileri hakkında bilgi verir. İşletmelerin mevcut durum değerlendirmeleri ve gelecek beklentileri, genel ekonomik aktivite için öncü bir göstergedir.
- 13.00 Almanya, Aralık Ayı ZEW Ekonomik Güven Endeksi: Alman ekonomistlerin ve analistlerin ekonomik beklentilerini yansıtan bu endeks, Euro Bölgesi genelindeki ekonomik güven açısından önemlidir. Yatırımcıların ve analistlerin beklentileri, piyasa algısını doğrudan etkiler.
- 13.00 Avro Bölgesi, Aralık Ayı ZEW Ekonomik Güven Endeksi: Euro Bölgesi’nin genel ekonomik görünümüne dair beklentileri ortaya koyar ve ECB’nin gelecek kararları üzerinde etkili olabilir. Ekonomik güvendeki artış veya azalış, büyüme beklentilerini şekillendirir.
- 13.00 Avro Bölgesi, Ekim Ayı Dış Ticaret Dengesi: Bölgenin ihracat ve ithalat performansını gösterir, ekonomik büyüme ve para birimi değeri açısından önemlidir. Dış ticaret fazlası veya açığı, Euro’nun değeri üzerinde etkili olabilir.
- 16.30 ABD, Kasım Ayı Perakende Satışlar: Tüketici harcamaları ABD ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu için bu veri, ekonomik büyüme açısından hayati önem taşır. Güçlü perakende satışlar, sağlam tüketici talebine işaret ederken, zayıf veriler ekonomik yavaşlama endişelerini artırabilir.
- 17.15 ABD, Kasım Ayı Sanayi Üretimi: İmalat, madencilik ve kamu hizmetleri sektörlerindeki üretimi ölçer, ekonomik aktivitenin genel sağlığı hakkında bilgi verir. Sanayi üretimindeki artış, ekonomik genişlemeyi gösterir.
- 17.15 ABD, Kasım Ayı Kapasite Kullanım Oranı: Ülkenin üretim kapasitesinin ne kadarının kullanıldığını gösterir; enflasyonist baskılar ve yatırım kararları açısından önemlidir. Yüksek kapasite kullanım oranları, gelecekteki enflasyonist baskılara işaret edebilir.
Tüm bu veriler, küresel piyasalardaki belirsizliği azaltarak veya artırarak, yatırımcıların stratejilerini belirlemede önemli bir rol oynayacak. Merkez bankalarının kararları ve ekonomik göstergeler, 2024 yılına girerken piyasaların ana gündem maddeleri olmaya devam edecek ve finansal piyasalardaki oynaklığı sürdürecektir.