Küresel Piyasalar ABD Enflasyonuna Kilitlendi

ABD Enflasyon Verileri ve Fed Politikaları: Küresel Piyasalar Trump Etkisiyle Gergin Bekleyişte

Küresel piyasalar, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yaklaşan dönemde uygulanacak maliye politikalarının, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) atacağı adımları ne ölçüde etkileyeceğine dair yoğun belirsizliklerle fiyatlamaları oldukça zorlu bir süreçten geçiyor. Özellikle bugün ülkede açıklanacak kritik enflasyon verileri öncesinde, piyasalarda belirgin bir negatif seyir gözlemleniyor. Yatırımcılar, bu belirsizlik ortamında oldukça temkinli bir duruş sergiliyor.

ABD Piyasalarında Belirsizlik: Trump ve Fed Etkileşimi

ABD’de yeniden başkan seçilen Donald Trump’ın izleyeceği politikaların ekonomi üzerindeki potansiyel etkileri, yatırımcılar arasında ciddi soru işaretleri yaratıyor. Trump’ın özellikle ticaret, gümrük tarifeleri ve vergi politikalarına yönelik yaklaşımlarının, Fed’in enflasyonla mücadele çabalarını sekteye uğratabileceği endişesi piyasalarda ağırlığını koruyor. Bu durum, piyasa katılımcılarını gelecekteki olası senaryoları dikkatle değerlendirmeye itiyor.

Maliye Politikalarının Gölgesinde Fed

Analistler, Fed’in uzun süredir uyguladığı sıkı para politikasına rağmen, Trump’ın potansiyel maliye politikalarının getireceği ekonomik sonuçlara ilişkin belirsizliklerin güçlü kaldığını belirtiyor. Fed, yüksek enflasyonu kontrol altına almak için faiz artışlarına gitmiş ve bilançosunu küçültmüştü. Ancak, Trump’ın başkanlığı döneminde, ekonomiyi canlandırmaya yönelik genişleyici maliye politikaları izlemesi bekleniyor. Bu tür politikalar, ekonomik büyümeyi desteklerken aynı zamanda enflasyonist baskıları yeniden körükleyebilir ve Fed’in mevcut para politikası duruşunu karmaşıklaştırabilir. Bu potansiyel çatışma, Fed’in önümüzdeki dönemde nasıl bir yol haritası izleyeceği konusunda ciddi spekülasyonlara yol açıyor.

Fed yönetimi ile Donald Trump arasında olası bir anlaşmazlığın getirebileceği riskler, yatırımcıların odağında kalmaya devam ediyor. Bu nedenle, Fed Başkanı Jerome Powell’ın perşembe günü yapacağı konuşma, piyasalar için büyük önem taşıyor. Yatırımcılar, Powell’ın konuşmasından, bu potansiyel gerilime ve Fed’in gelecekteki adımlarına ilişkin ipuçları aramayı sürdürecek. Açıklamalar, piyasa yönü üzerinde belirleyici olabilir.

Trump’ın Ekonomi Politikaları ve Enflasyon Endişesi

Donald Trump’ın geçmiş dönemdeki başkanlığı sırasında uyguladığı politikalar ve gelecekteki vaatleri, özellikle enflasyon beklentilerini artırma potansiyeli nedeniyle dikkatle izleniyor. Trump’ın gümrük tarifelerini yükseltme, yerel üretimi destekleme ve büyük altyapı projelerine yatırım yapma gibi planları, arz zincirlerinde aksaklıklar yaratabilir ve üretim maliyetlerini artırarak enflasyonist baskıları güçlendirebilir. Ayrıca, vergi kesintileri yoluyla tüketici harcamalarını ve şirket yatırımlarını teşvik etme hedefi, talebi canlandırarak enflasyonu daha da yukarı çekme riski taşıyor. Bu durum, Fed’in enflasyon hedefi olan yüzde 2’ye ulaşma mücadelesini daha da zorlaştırabilir ve merkez bankasının faiz indirimlerine başlama zamanlaması ile hızını etkileyebilir. Piyasalar, Trump’ın politikalarının potansiyel etkilerini fiyatlamaya çalışırken, bu belirsizlik ortamı oynaklığı artırıyor.

Fed Yetkililerinden Gelen Sinyaller ve Faiz İndirimi Beklentileri

Enflasyon verileri ve Fed Başkanı Powell’ın açıklamaları öncesinde, diğer Fed yetkililerinden gelen mesajlar da piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Richmond Fed Başkanı Thomas Barkin, enflasyonun düşüşe geçtiği görünse de Fed’in belirlediği hedefin üzerinde kalabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Barkin, Fed’in risklere gerektiği gibi yanıt verebilecek konumda olduğunu ve bankanın odağının ekonominin nasıl geliştiğine bağlı olarak yukarı yönlü enflasyon risklerine veya aşağı yönlü istihdam risklerine kayabileceğini belirtti. Bu açıklamalar, Fed’in enflasyonla mücadelede kararlılığını sürdürdüğünü ve esnek bir yaklaşım benimseyeceğini gösteriyor.

Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ise Fed’in aralık ayındaki toplantısında faiz indirimine gitmesinin uygun olup olmayacağını belirlemek için gelen enflasyon verilerine bakacağını ifade etti. Kashkari, enflasyonda yukarı yönlü bir “sürpriz” görülmesi halinde faiz indirimlerine ara verilebileceğinin sinyalini vererek, piyasalardaki erken faiz indirimi beklentilerini bir miktar törpüledi. Bu gelişmelerle birlikte, para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in gelecek ay yüzde 60 ihtimalle 25 baz puan faiz indireceği öngörülürken, gelecek yıl yapılacak faiz indirimlerinin hızına yönelik sinyallerin de varlık fiyatlarının yönü üzerinde giderek daha etkili olacağı tahmin ediliyor.

Tüketici Enflasyon Beklentileri Anketi

Fed New York Şubesi’nin ekim ayına ait Tüketici Beklentileri Anketi’nin sonuçları da piyasaların dikkatini çekti. Ankete göre, ABD’de tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi, ekimde yüzde 2,9’a gerileyerek son dört yılın en düşük seviyesini kaydetti. Yaklaşık 1300 hane halkının katılımıyla gerçekleştirilen bu anket, gelecek 12 ayı kapsayan kısa vadeli medyan enflasyon beklentisinin ekimde 0,1 puan azalarak yüzde 2,9’a indiğini gösteriyor. Böylelikle ABD’de tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi, Ekim 2020’den bu yana en düşük seviyesine ulaşmış oldu. Gelecek 3 yıllık süreci kapsayan medyan enflasyon beklentisi de aynı dönemde 0,2 puan düşerek yüzde 2,5’e geriledi. Ülkede 5 yıllık süreci kapsayan medyan enflasyon beklentisi de 0,1 puan azalışla yüzde 2,8’e indi. Bu düşüşler, tüketicilerin gelecekte enflasyonun daha ılımlı seyredeceğine dair artan inancını yansıtıyor ve Fed’in enflasyonla mücadele çabalarının bir nebze olsun sonuç verdiğine işaret edebilir.

Anketin diğer sonuçlarına bakıldığında ise hane halkı harcamalarındaki artışa ilişkin beklenti ekimde değişim göstermeyerek yüzde 4,9’da kaldı. Hane halkı gelirindeki artışa ilişkin beklenti de aynı şekilde değişim göstermedi ve yüzde 3 olarak belirlendi. Bu veriler, tüketicilerin mevcut ekonomik koşullar altında harcama ve gelir beklentilerinde istikrarlı bir duruş sergilediğini ortaya koyuyor.

Küresel Varlık Piyasalarında Dalgalanma

Söz konusu gelişmeler, küresel piyasalarda risk algısının yüksek kalmasına neden olurken, satış baskısının tahvil piyasalarına da yansıdığı gözlemleniyor. Piyasalardaki bu gerginlik, farklı varlık sınıflarında önemli hareketlenmelere yol açıyor.

Tahvil ve Kripto Para Piyasaları

ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, dün yaklaşık 13 baz puan artışla yüzde 4,44’ten günü tamamlayarak 1 Temmuz’dan bu yana en yüksek kapanışını gerçekleştirdi. Tahvil faizlerindeki bu yükseliş, yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin arttığını ve Fed’in faiz indirimlerine yönelik belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor. Artan tahvil faizleri, şirketlerin borçlanma maliyetlerini artırarak ekonomik aktivite üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir.

Öte yandan, Donald Trump’ın kripto para piyasası gibi riskli varlıklara ılımlı yaklaşan isimlerin senatoya gireceğinin belli olmasıyla üst üste rekor kıran Bitcoin fiyatı da dün bir miktar gerileme kaydetti. Dün 90 bin dolar sınırına dayanan Bitcoin, yüzde 3’lük bir düşüşle 87 bin dolara indi. Trump’ın kripto paralara yönelik daha açık bir politika izleyeceği beklentisi, daha önce piyasayı yukarı çekmiş olsa da, genel piyasa belirsizliği ve risk iştahındaki düşüş, en büyük kripto para biriminde kar satışlarını tetikledi.

Dolar, Altın ve Petrol Fiyatları

Seçim sonuçlarının ardından yükseliş eğilimini sürdüren dolar endeksi, yeni günde 106 seviyesine ulaşarak gücünü koruduğunu gösterdi. Doların değer kazanması, genellikle küresel belirsizlik dönemlerinde güvenli liman arayışıyla açıklanır ve diğer para birimleri üzerinde baskı yaratır. Altının ons fiyatı ise dün 2 bin 590 dolara inerek son iki ayın en düşük seviyesini test etmesinin ardından, 2 bin 607 dolarda dengelendi. Altın, genellikle enflasyona karşı bir korunma aracı olarak görülse de, yükselen tahvil faizleri ve güçlü dolar karşısında baskı altında kalabiliyor.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) ham petrol üretimi ekimde önceki aya göre günlük 466 bin varil artışla 26 milyon 530 bin varile yükseltmesine karşın, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,4 artışla 71,9 dolara ulaştı. OPEC’in üretim artırma kararına rağmen petrol fiyatlarındaki yükseliş, küresel enerji talebine yönelik güçlü beklentilerin veya arz kesintisi risklerinin devam ettiğine işaret edebilir. Jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri endişeleri de petrol fiyatları üzerinde etkili olmaya devam ediyor.

ABD Hisse Senedi Piyasaları

New York Borsası’nda dün S&P 500 endeksi yüzde 0,3, Dow Jones endeksi yüzde 0,9 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,08 geriledi. ABD’de endeks vadeli kontratlar da yeni güne negatif bir seyirle başladı. Bu düşüşler, yatırımcıların enflasyon verileri ve Fed’in gelecekteki para politikasına ilişkin endişelerini yansıtıyor. Özellikle teknoloji hisselerinin yoğun olduğu Nasdaq endeksindeki hafif düşüş, yüksek faiz oranlarının büyüme odaklı şirketler üzerindeki baskısının devam ettiğini gösteriyor.

Avrupa Piyasalarında Temkinli Bekleyiş

Avrupa borsalarında da dün negatif bir seyir izlenirken, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yarın açıklayacağı para politikası toplantı tutanakları yatırımcıların odağına yerleşti. ECB’nin gelecekteki faiz adımlarına ilişkin ipuçları, bölge ekonomisinin yönü açısından kritik önem taşıyor.

ECB ve Para Politikası Toplantısı Tutanakları

Avrupa Merkez Bankası (ECB), enflasyonla mücadelede Fed’e benzer adımlar atmış olsa da, Euro Bölgesi’nin ekonomik büyüme görünümü ve enflasyon dinamikleri farklılıklar gösteriyor. Yarın açıklanacak para politikası toplantısı tutanakları, ECB Yönetim Konseyi üyelerinin son toplantıda hangi konuları tartıştıklarını, faiz indirimi zamanlamasına ilişkin görüş ayrılıklarını ve gelecekteki para politikası duruşlarına yönelik beklentilerini ortaya koyacak. Piyasalar, tutanaklarda şahin ve güvercin üyelerin argümanlarını inceleyerek, ECB’nin bir sonraki hamlesinin ne olabileceğine dair daha net bir fikir edinmeye çalışacak. Bu açıklamalar, Euro Bölgesi ekonomisi ve euro/dolar paritesi üzerinde önemli etkilere yol açabilir.

Sektörel Düşüşler ve Kurumsal Gelişmeler

Kurumsal tarafta, maden şirketlerinin hisseleri, altın ve bakır fiyatlarındaki düşüşlerin etkisiyle ortalama yüzde 3,91 üzerinde bir düşüş göstererek hemen hemen tüm sektörlerdeki hisse senetleri üzerinde baskı yarattı. Bu durum, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların küresel piyasalarda geniş yankı bulduğunun bir göstergesi. Şirket hisselerinden, Alman ilaç ve kimya şirketi Bayer’in hisseleri ise, şirketin tarım sektöründeki devam eden durgunluk nedeniyle yılın tamamına ilişkin gelir beklentisini düşürmesinin ardından bugün yüzde 14,5’lik kayıpla son 20 yılın en düşük seviyesine indi. Bu tür kurumsal haberler, piyasa genelinde risk iştahını olumsuz etkiliyor.

Öte yandan, avro/dolar paritesi 1,0599 ile yaklaşık Kasım 2023’ten beri en dip seviyesine gerilemesinin ardından bugün 1,0620’ye yükseldi. Bu hareketlilik, doların genel gücü ve ECB’nin gelecekteki politikalarına ilişkin beklentiler arasındaki dengeyi yansıtıyor. Analistler, ABD’nin gümrük tarifelerini artırması konusunda Avrupa Birliği’nde endişelerin de sürdüğünü belirtti. Bu potansiyel ticaret gerilimi, Euro Bölgesi’nin ihracat odaklı ekonomileri için önemli bir risk faktörü oluşturuyor.

Bu gelişmelerle İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,2 düşüşle, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 2,1 azalışla, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 2,7 değer kaybıyla ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi de yüzde 2,1 gerilmeyle kapandı. Avrupa borsalarındaki bu genel düşüş, ABD’den gelen olumsuz sinyallerin ve bölgeye özgü endişelerin bir birleşimi olarak değerlendirilebilir.

Asya Piyasalarında Ticaret Gerilimi ve Merkez Bankası Adımları

Asya tarafında ise, Çin’in Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde daha yüksek tarifeler tehdidiyle karşılaşma ihtimali varlığını koruması, yatırımcıların temkinli hareket etmesine yol açıyor. ABD-Çin ticaret gerilimlerinin yeniden tırmanması endişesi, bölge piyasalarında genel bir riskten kaçınma eğilimini besliyor.

Çin’in Trump Tarifeleri Endişesi ve Piyasa Dostu Yaklaşımlar

Trump’ın başkanlık kampanyası sırasında Çin’e yönelik sert söylemleri ve yeni tarifeler uygulama sinyalleri, küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret için önemli bir risk oluşturuyor. Bu durum, Çin ekonomisinin büyüme beklentileri üzerinde baskı yaratırken, ülkedeki yatırımcıların da temkinli davranmasına neden oluyor. Çin tarafında ise piyasa dostu adımların sıklaştığı görülüyor. Bugün Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu (CSRC), yabancı yatırımcı eğilimlerini daha iyi anlamak için küresel bankalarla üç ayda bir yapılan toplantıları haftada bir düzenlemek amacıyla görüşmeler yapmaya başladı. Bu adım, Çin’in uluslararası sermayeyi çekme ve piyasa şeffaflığını artırma çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Yabancı yatırımcılarla diyaloğun sıklaştırılması, piyasa güvenini artırmayı ve potansiyel ticaret gerilimlerinin etkilerini hafifletmeyi amaçlayabilir.

Japonya’da Üretici Fiyat Endeksi ve BoJ Politikaları

Öte yandan bölgede bugün açıklanan verilere göre, Japonya’da ekim ayında Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yıllık yüzde 3,4 ve aylık yüzde 0,2 artarak beklentileri geride bıraktı. ÜFE’deki bu artış, üreticilerin maliyetlerinin yükseldiğini ve bu maliyetlerin gelecekte tüketici fiyatlarına yansıyabileceğini gösteriyor. Analistler, söz konusu verilerin Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) para politikası kararları üzerinde etkili olabileceğini kaydetti. Yıl içinde iki kez faiz artırımına giden bankanın gelecek yıl da bu adımlara devam edeceği yönündeki fiyatlamaların desteklendiğini ifade ettiler. BoJ’un yıllardır uyguladığı ultra gevşek para politikasından kademeli olarak çıkması, küresel finans piyasalarında önemli yankı uyandırıyor ve carry trade gibi stratejileri etkiliyor.

Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Nikkei 225 endeksi yüzde 1,6, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 2,1 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,1 gerilerken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,5 yükseldi. Çin borsasındaki sınırlı yükseliş, hükümetin destekleyici adımlarına yönelik beklentilerle açıklanabilirken, diğer Asya piyasalarındaki düşüş, küresel belirsizliklerin ve bölgesel risklerin etkisiyle gerçekleşti.

Yurt İçi Piyasalarda Durum

Yurt içinde dün satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,54 değer kaybederek 9.226,86 puandan tamamladı. Küresel piyasalardaki negatif hava ve jeopolitik endişeler, Borsa İstanbul üzerinde de baskı yarattı. Dolar/TL dün yatay seyirle 34,3634’ten kapanırken, bugün bankalararası piyasada yüzde 0,1 artışla 34,3750’den işlem görüyor. Türk Lirası, küresel dolar talebi ve iç ekonomik dinamikler arasında dengeli bir seyir izliyor.

Borsa İstanbul ve Dolar/TL

Borsa İstanbul’daki düşüş, küresel risk iştahındaki azalmanın ve yabancı yatırımcıların temkinli duruşunun bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Özellikle döviz piyasalarında yaşanan hareketlilik, yatırımcıların güvenli liman arayışını tetikliyor ve yerel piyasalarda dalgalanmalara yol açıyor. Dolar/TL kurundaki yatay seyir ise, Türk lirası üzerindeki baskının kısmen hafiflediğini veya piyasanın yeni denge noktaları aradığını gösterebilir. Ancak, küresel piyasalardaki gelişmeler ve Fed’in gelecekteki faiz adımları, yurt içi piyasalar üzerinde de belirleyici olmaya devam edecektir.

Bugün Takip Edilecek Önemli Veriler ve Piyasa Beklentileri

Analistler, bugün yurt içinde konut satış istatistikleri, yurt dışında ise ABD’de TÜFE, federal bütçe dengesi, ortalama saatlik kazançlar ve haftalık mortgage başvurularının takip edileceğini belirtti. Bu veriler, küresel ve yerel ekonomilerin genel sağlığı hakkında önemli ipuçları sunacak.

Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.400 ve 9.450 puanın direnç, 9.150 ve 9.100 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu kaydettiler. Bu seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli alım ve satım stratejilerinde referans noktası teşkil edecek.

Piyasalarda bugün takip edilecek kritik veriler şöyle sıralanıyor:

  • 10.00 Türkiye, ekim ayı konut satışları
  • 15.00 ABD haftalık mortgage başvuruları
  • 16.30 ABD, ekim ayı ortalama saatlik kazançlar
  • 16.30 ABD, ekim ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
  • 22.00 ABD, ekim ayı federal bütçe dengesi

Özellikle ABD’den gelecek TÜFE verileri, Fed’in gelecekteki para politikası adımları için en önemli belirleyicilerden biri olacak. Piyasalarda oluşacak beklentiler ve bu verilerin açıklanmasının ardından ortaya çıkacak ilk tepkiler, günün geri kalanında küresel piyasaların yönünü büyük ölçüde tayin edecektir.