Küresel Piyasalar Fed Kararına Kilitlendi: Enflasyon ve Powell’ın Mesajları Odakta
Küresel piyasalar, kritik bir haftanın ortasında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) açıklayacağı faiz kararına odaklanmış durumda. Yatırımcılar, Fed’in para politikasına yönelik ipuçları ararken, bugün ABD’den gelecek Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın basın toplantısında yapacağı sözlü yönlendirmeler büyük önem taşıyor. Son dönemde açıklanan makroekonomik verilerin karmaşık sinyaller vermesi, Fed’in faiz indirim döngüsüne ne zaman başlayacağına dair belirsizliği artırırken, bankanın projeksiyonlarını içeren “nokta grafiği”nin olası faiz indirimlerinin boyutu ve zamanlamasına ilişkin netlik kazandırması bekleniyor. Bu yoğun gündem, piyasalarda dalgalanmayı beraberinde getirirken, tüm gözler Washington’dan gelecek açıklamalarda.
ABD Merkez Bankası (Fed) Kararı Öncesi Gerilim Yüksek: Faiz İndirimi Beklentileri ve Enflasyon Verileri
ABD ekonomisinden gelen karışık veriler, Fed’in karar alma sürecini daha da karmaşık hale getiriyor. İstihdam piyasasında güçlenme işaretleri görülürken, enflasyonun istenen seviyelere inmekte zorlanması, Fed’in “şahin” duruşunu sürdürmesine neden oluyor. Bugün açıklanacak TÜFE verileri, bu denklemin en kritik parçalarından biri. Analistler, enflasyonun seyrine ilişkin her yeni bilginin, Fed’in gelecek adımlarına yönelik piyasa beklentilerini şekillendireceğini ve oynaklığı artırabileceğini belirtiyor. Özellikle enerji ve gıda fiyatlarındaki gelişmelerin yanı sıra çekirdek enflasyonun seyri, Fed’in faiz patikasını belirlemede anahtar rol oynayacak.
Fed’in faiz kararının ardından yayımlanacak “nokta grafiği” (dot plot), merkez bankası üyelerinin gelecekteki faiz oranlarına ilişkin bireysel beklentilerini yansıttığı için piyasalar tarafından dikkatle takip ediliyor. Bu grafik, Fed’in 2024 ve sonraki yıllar için kaç faiz indirimi öngördüğüne dair önemli ipuçları sunacak. Eğer Fed üyeleri daha az faiz indirimi beklentisi içine girmişse (şahin sinyal), bu durum doları güçlendirebilir ve tahvil getirilerini yükseltebilirken, tam tersi bir durumda (güvercin sinyal) piyasalarda rahatlama görülebilir. Para piyasalarındaki mevcut fiyatlamalara göre, Fed’in eylül ayında ilk faiz indirimine gitme ihtimali yüzde 57, kasım ayında ise yüzde 88 seviyesinde bulunuyor. Bu beklentiler, gelen veriler ve Powell’ın açıklamalarıyla anbean güncellenecek.
Fed Başkanı Jerome Powell’ın basın toplantısı da faiz kararının kendisi kadar önemli kabul ediliyor. Powell’ın ekonominin durumu, enflasyonun seyri ve gelecekteki para politikasına ilişkin yapacağı değerlendirmeler, piyasaların yönünü belirleyecek. Özellikle “veriye bağlı” politikaların ne anlama geldiği, faiz indirimleri için ne tür koşulların sağlanması gerektiği ve enflasyon hedefine ulaşmada bankanın kararlılığına dair mesajlar, yatırımcılar için belirleyici olacak. Powell’ın sözlü yönlendirmeleri, Fed’in uzun vadeli vizyonunu ve belirsizlikler karşısındaki duruşunu ortaya koyarak piyasalara yön verecek kritik anlardan biri olacak.
Bu gelişmelerle birlikte, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, Fed beklentilerindeki değişimlere duyarlı bir seyir izliyor. Geçtiğimiz günlerde 7 baz puan gerileyerek yüzde 4,40 seviyesine inen faizler, şu sıralarda yüzde 4,41 seviyesinde dengelenmeye çalışıyor. Tahvil faizlerindeki yükseliş veya düşüş, sermaye piyasalarında ve özellikle riskli varlıklarda önemli etkilere yol açıyor. Aynı şekilde, dolar endeksi de Fed’in faiz patikasına yönelik beklentilerle doğrudan ilintili. Yükseliş eğilimini art arda dördüncü işlem gününe taşıyan dolar endeksi, bugün önceki kapanışının hemen üzerinde 105,3 seviyesinde seyrediyor. Güçlü dolar, küresel ticaret dengeleri ve emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir.
Teknoloji Devi Apple Zirvede: Yapay Zeka Hamleleri ve Finansal Teknolojideki Yenilikler
Küresel teknoloji piyasalarının dev oyuncularından Apple, haftaya damgasını vuran gelişmelerle yatırımcıların dikkatini çekmeye devam ediyor. Şirket, yıllık geliştirici konferansında (WWDC) duyurduğu yeni yazılım güncellemeleri ve yapay zeka hamleleriyle teknoloji dünyasında yeni bir sayfa açtı. Özellikle ChatGPT’nin cihazlarına entegrasyonu için OpenAI ile yaptığı işbirliği, Apple’ın yapay zeka yarışında iddialı bir pozisyon aldığını gösteriyor. Bu stratejik ortaklık, şirketin ekosistemini daha da güçlendirerek kullanıcı deneyimini zenginleştirme potansiyeli taşıyor ve Apple’ı yapay zeka odaklı yeni bir büyüme dönemine sokabilir.
Yapay zeka entegrasyonuna dair haberlerin etkisiyle, Apple hisseleri geçtiğimiz gün tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü ve piyasa değerini rekor seviyelere taşıdı. Bu yükseliş, yatırımcıların şirketin yapay zeka odaklı geleceğine duyduğu güveni yansıtıyor. Ayrıca, finansal teknoloji şirketi Affirm’in “şimdi al, sonra öde” (BNPL) hizmetinin Apple Pay’e ekleneceğine dair haberler de hisselerin değerlenmesinde önemli bir etken oldu. Bu entegrasyon, Apple Pay’in kullanıcı tabanını genişleterek şirketin finansal hizmetler alanındaki etkinliğini artırabilir. Sonuç olarak, Apple hisseleri yüzde 7’nin üzerinde, Affirm hisseleri ise yüzde 11 gibi dikkat çekici bir artış kaydetti.
Teknoloji sektöründeki bu olumlu havaya, geleneksel sanayi şirketlerinden de destek geldi. Otomotiv devi General Motors (GM), Yönetim Kurulu’nda 6 milyar dolarlık hisse geri alım planını onayladığını duyurdu. Hisseleri geri almak, şirketin yatırımcılara duyduğu güveni göstermenin yanı sıra, hisse başına kazancı artırarak hissedar değerini yükseltmeyi hedefler. Bu haberle birlikte GM hisseleri dün yaklaşık yüzde 1,5 değer kazandı. Bu gelişmeler, ABD borsalarında genel olarak karışık bir seyre neden oldu. New York borsasında dün Nasdaq endeksi yüzde 0,88 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,27 artışla zirve seviyelerini tazelerken, teknoloji hisselerinin önderliğinde güçlü bir performans sergiledi. Ancak, Dow Jones endeksi ise yüzde 0,31 düşüş kaydederek daha geleneksel sektörlerin baskı altında kaldığını gösterdi. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı ve Fed kararı öncesi belirsizliğin devam ettiğini işaret etti.
Avrupa Piyasalarında Siyasi Belirsizlik Rüzgarları: Tahvil Faizleri ve Erken Seçim Etkisi
Avrupa borsaları, geçtiğimiz günlerde satış ağırlıklı bir seyir izleyerek yatırımcıların endişelerini yansıttı. Bu seyirde, tahvil faizlerinin son 8 ayın zirvesine çıkması önemli bir etken oldu. Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlikler, özellikle aşırı sağın yükselişi, bölge genelinde ekonomik ve politik risk algısını artırdı. Seçim sonuçları, AB’nin geleceğine yönelik soru işaretlerini artırırken, bazı ülkelerde erken seçim kararlarını da beraberinde getirdi.
Fransa, AP seçimleri sonrası siyasi tablonun değişmesiyle erken seçim kararı alan ilk ülke oldu. Bu karar, piyasalarda şok etkisi yaratırken, Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizi dün, seçimlerin ardından toplamda 23 baz puan artışla yüzde 3,33 seviyesini test etti. Bu seviye, 10 Kasım 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. Erken seçim kararı, ülkenin mali disiplini ve ekonomik istikrarına yönelik endişeleri artırarak yatırımcıların risk primini yükseltmesine neden oldu. Piyasalar, olası bir siyasi değişimin ülkenin bütçe politikaları ve borçlanma maliyetleri üzerindeki etkilerini yakından takip ediyor.
Fransa’daki gelişmelerin domino etkisiyle diğer Avrupa ülkelerinin 10 yıllık tahvil faizleri de satış baskısının artmasıyla Aralık 2023’ten bu yana en yüksek seviyelerine çıktı. Bu durum, Avrupa genelinde artan siyasi belirsizliğin ve Euro Bölgesi ekonomisine yönelik endişelerin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Yüksek tahvil faizleri, hem hükümetlerin borçlanma maliyetlerini artırıyor hem de şirketlerin yatırım kararlarını olumsuz etkileyerek ekonomik büyümeyi yavaşlatma riski taşıyor.
Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,98, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,33, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,68 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,93 azalış kaydetti. Bu düşüşler, Avrupa piyasalarının siyasi ve ekonomik risklere karşı ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bugün Almanya’da açıklanacak enflasyon verileri başta olmak üzere yoğun veri gündemi, yatırımcıların odağında yer alıyor ve piyasaların seyrini etkilemeye devam edecek. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı ve mevcut belirsizliğin süreceğine işaret etti.
Asya Piyasalarında Karışık Seyir: Çin Ekonomisinden Gelen Zayıf Sinyaller
Asya pay piyasalarında da geçtiğimiz gün karışık bir seyir hakim oldu. Bu karmaşık tablonun en önemli belirleyicilerinden biri, Çin’den açıklanan ve beklentilerin altında kalan enflasyon verileriydi. Çin’in devasa ekonomisi, küresel piyasalar için kritik bir gösterge olduğundan, bu veriler yakından takip edildi ve bölge genelindeki piyasa hareketliliklerini doğrudan etkiledi.
Çin’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), mayıs ayında aylık bazda yüzde 0,1 azalırken, yıllık bazda yüzde 0,3 artışla piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu durum, Çin ekonomisinde tüketici talebinin hala zayıf seyrettiğine işaret ediyor. Aynı dönemde, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise yüzde 1,4 gerileyerek tahminlerin üzerinde bir düşüş kaydetti. ÜFE’deki bu düşüş, üretici tarafında maliyet baskılarının azaldığını ancak aynı zamanda endüstriyel sektörde talep yetersizliği ve potansiyel deflasyonist baskıların devam ettiğini gösteriyor. Bu veriler, Çin’in toparlanma sürecinin hala kırılgan olduğunu ve iç talebin istenen seviyede güçlenmediğini ortaya koydu.
Analistler, söz konusu enflasyon verilerinin, Çin ekonomisinde süregelen zayıf talep sinyallerini doğrular nitelikte olduğunu ifade etti. Küresel ekonominin büyüme lokomotiflerinden biri olan Çin’deki bu durum, dünya genelindeki tedarik zincirleri ve emtia piyasaları üzerinde de etkili olabilir. Zayıf iç talep, hükümetin ekonomik aktiviteyi destekleyici yeni teşvik paketleri duyuracağına ilişkin beklentileri sıcak tutuyor. Çin Merkez Bankası ve hükümetin, büyümeyi canlandırmak ve talebi artırmak amacıyla faiz indirimleri, mali teşvikler veya altyapı projeleri gibi adımlar atması bekleniyor.
Kapanışa yakın saatlerde Asya piyasalarında genel bir düşüş eğilimi gözlenirken, bazı endeksler farklılaştı. Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,6 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,2 geriledi. Bu düşüşlerde, Çin’den gelen verilerin yanı sıra bölgesel ve küresel ekonomik endişeler etkili oldu. Ancak, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,4 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 yükseldi. Bu durum, bölge içinde farklı dinamiklerin işlediğini ve bazı piyasaların zayıf ekonomik sinyallere rağmen toparlanma potansiyeli gösterdiğini ortaya koydu. Asya piyasalarının karışık seyri, küresel ekonominin çok katmanlı yapısını ve bölgesel farklılıkları gözler önüne serdi.
Değerli Metaller ve Enerji Piyasalarında Son Durum: Altın ve Brent Petrole Yönelik Beklentiler
Küresel piyasalarda, Fed’in faiz kararı öncesinde değerli metaller ve enerji emtiaları da hassas bir seyir izliyor. Altının ons fiyatı, genel olarak doların gücü, tahvil faizlerinin seyri ve faiz indirim beklentileriyle şekilleniyor. Geçtiğimiz günü yüzde 0,3 artışla 2 bin 317 dolardan tamamlayan altının ons fiyatı, Fed’in karar öncesindeki belirsizlikle birlikte yön arayışında. Şu dakikalarda önceki kapanışına göre yüzde 0,2 azalışla 2 bin 313 dolardan alıcı bulan altın, yatırımcılar için bir güvenli liman olma özelliğini korusa da, faiz artırımlarının maliyetini ve doların getirisini dengelemeye çalışıyor. Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair netleşecek sinyaller, altının gelecekteki seyrinde belirleyici olacak. Genellikle faiz indirimleri, alternatif getiri sağlayan varlıkların cazibesini azaltarak altını desteklerken, güçlü dolar altının fiyatını aşağı çekebilir.
Enerji piyasalarında ise Brent petrolün varil fiyatı, küresel talep beklentileri ve arz dinamikleri doğrultusunda yükseliş eğilimini sürdürüyor. Yükseliş eğilimini art arda üçüncü işlem gününe taşıyan Brent petrolün varil fiyatı da bugün yüzde 0,3 yükselişle 82,1 dolardan işlem görüyor. Bu artışta, küresel ekonomik büyüme beklentilerinin yanı sıra, başlıca petrol üreticisi ülkelerin (OPEC+ gibi) üretim politikaları ve jeopolitik gelişmeler etkili oluyor. Özellikle Ortadoğu’daki gerilimler ve Ukrayna’daki savaş, petrol arzına yönelik endişeleri zaman zaman artırarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabiliyor. Çin’in ekonomik toparlanma sürecindeki sinyaller de petrol talebi açısından yakından takip ediliyor. Güçlü bir küresel ekonomi, petrol talebini artırarak fiyatları yukarı çekme potansiyeli taşırken, zayıf ekonomik veriler tam tersi bir etki yaratabilir.
Yurt İçi Piyasalar Fed Kararını Bekliyor: Borsa İstanbul ve Dolar/TL’de Son Gelişmeler
Yurt içi piyasalar da küresel gelişmeleri ve özellikle Fed’in faiz kararını yakından takip ediyor. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, dün dalgalı bir seyir izlemesine rağmen günü önceki kapanışa göre yüzde 0,53 artışla 10.051,37 puandan tamamladı. Bu yükseliş, endeksin üst üste 5 günlük düşüş serisine son vermesi açısından önemli bir gelişme olarak kaydedildi. Endeksin bu toparlanması, iç piyasada Fed kararı öncesi oluşan beklentiler ve yerel dinamiklerin etkisiyle gerçekleşti. Yatırımcılar, Borsa İstanbul’da şirket karlılıkları, makroekonomik veriler ve para politikalarına ilişkin gelişmeleri dikkatle izlemeye devam ediyor.
Döviz piyasasında ise dolar/TL, dün dalgalı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,1 altında 32,3580’den tamamladı. Bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,3580 seviyesinden işlem gören dolar/TL, Fed kararı öncesi sakin bir seyir izliyor. Türk Lirası’nın değeri üzerinde, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sıkı para politikası duruşu, enflasyon beklentileri, cari denge ve ülkeye yönelik sermaye akışları gibi faktörler belirleyici oluyor. Fed’in faiz kararı ve Powell’ın açıklamaları, doların küresel değerini etkileyerek dolar/TL paritesi üzerinde dolaylı bir etkiye sahip olabilir.
Analistler, bugün yurt içinde özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu verilerinin takip edileceğini belirtiyor. Bu veri, özel sektörün finansal sağlığı ve dış kaynak bağımlılığı hakkında önemli bilgiler sunuyor ve kur riski açısından da yakından izleniyor. Yurt dışında ise Fed’in faiz kararı ve Powell’ın açıklamalarının yanı sıra ABD’de açıklanacak enflasyon verileri başta olmak üzere yoğun bir veri gündemi yatırımcıların odağında yer alıyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde, 10.100 ve 10.200 seviyelerinin direnç, 10.000 ve 9.900 puanın ise destek konumunda olduğu kaydedildi. Bu teknik seviyeler, yatırımcılar için potansiyel alım-satım noktaları ve piyasa hareketlerinin yönü hakkında ipuçları sunuyor.
Önemli Ekonomik Veri Takvimi: Küresel ve Ulusal Piyasalar Neleri Takip Edecek?
Bugün küresel ve ulusal piyasalar için kritik öneme sahip bir dizi ekonomik veri ve olay açıklanacak:
- 09.00 Almanya, mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
- 09.00 İngiltere, nisan ayı sanayi üretimi
- 09.00 İngiltere, nisan ayı dış ticaret dengesi
- 10.00 Türkiye, nisan ayı özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu
- 15.30 ABD, mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
- 21.00 ABD, Fed’in faiz kararı
- 21.30 ABD, Fed Başkanı Powell’ın basın toplantısı