FED Vurdu Wall Street Çakıldı

Fed Faizleri Sabit Tutarken ABD Piyasalarında Son Durum: Enflasyon, Hisseler ve Makro Veriler

Geride kalan işlem gününde, Amerika Birleşik Devletleri piyasalarında dalgalanma ve hafif bir düşüş eğilimi gözlemlendi. Özellikle Federal Rezerv’in (Fed) merakla beklenen faiz kararı sonrasında, pay piyasalarında negatif bir seyir hakimdi. Kapanışta Dow Jones Sanayi Endeksi, yüzde 0,31 oranında bir gerilemeyle 44.713,52 puana indi. Benzer şekilde, daha geniş bir yelpazeyi temsil eden S&P 500 Endeksi yüzde 0,47 azalarak 6.039,31 puana gerilerken, teknoloji hisselerinin yoğunlaştığı Nasdaq Endeksi ise yüzde 0,51’lik bir kayıpla 19.632,32 puandan günü tamamladı. Bu düşüşler, yatırımcıların Fed’in para politikasına ve makroekonomik görünümüne ilişkin endişelerini yansıttı.

Federal Rezerv, piyasa beklentileri doğrultusunda politika faizini değiştirmeyerek yüzde 4,25-4,50 aralığında sabit tuttu. Bu karar, faiz indirimlerine başlama konusunda aceleci davranmama yönündeki duruşun bir teyidi niteliğindeydi. Bankanın politika karar metninde, enflasyonun hala bir miktar yüksek seyretmeye devam ettiği açıkça belirtildi. Bu ifade, Fed’in enflasyonla mücadelede henüz tam anlamıyla zafer ilan etmediğini ve sıkı para politikasını sürdürme eğiliminde olduğunu gösterdi. Piyasalarda genel kanı, Fed’in faiz indirimlerine bu yıl içinde başlayacağı yönünde olsa da, zamanlamasına ilişkin belirsizlikler devam ediyor.

Fed Başkanı Jerome Powell, karar sonrası düzenlediği basın toplantısında, bankanın politika duruşunun geçmişe kıyasla önemli ölçüde daha az kısıtlayıcı olduğunu ve Amerikan ekonomisinin güçlü kalmaya devam ettiğini vurguladı. Powell, bu koşullar altında politika duruşunu ayarlamak, yani faiz indirimlerine başlamak için acele etmelerine gerek olmadığını ifade etti. Bu sözler, yatırımcıların erken faiz indirimi beklentilerini törpüledi ve piyasalarda hayal kırıklığı yarattı. Zira piyasalar, daha sıkı para politikasının ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği ve şirket karlarını olumsuz etkileyebileceği endişesiyle faiz indirimlerini dört gözle bekliyordu. Powell’ın açıklamaları, Fed’in ‘veriye bağlı’ yaklaşımının altını bir kez daha çizdi ve enflasyon hedefine ulaşana kadar temkinli bir yol izleneceğinin sinyallerini verdi.

Fed’in faiz kararı ve Powell’ın açıklamalarının ardından, ABD’nin 10 yıl vadeli hazine tahvili faizi yüzde 4,59’a kadar yükseldi. Bu yükseliş, yatırımcıların daha uzun vadeli borçlanma maliyetlerine ilişkin beklentilerini yukarı çekmiş oldu. Ancak gün içinde daha sonra yüzde 4,53 seviyesinde dengelenen tahvil faizleri, piyasalarda belirli bir adaptasyonun gerçekleştiğini gösterdi. Tahvil faizlerindeki artış, genellikle hisse senedi piyasaları için olumsuz bir sinyal olarak kabul edilir, çünkü risksiz getiriyi artırarak hisse senetlerinin cazibesini azaltabilir ve şirketlerin borçlanma maliyetlerini yükseltebilir. Bu durum, piyasalardaki genel negatif seyre katkıda bulunan önemli faktörlerden biriydi.

Makroekonomik veri cephesinde de dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Amerika Birleşik Devletleri’nde mal ticareti açığı, geçen yıl aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 18’lik kayda değer bir artış göstererek 122,1 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, tüm zamanların en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti. Ticaret açığındaki bu keskin yükseliş, ABD ekonomisindeki tüketici talebinin güçlü seyrini koruduğunu ancak yerel üretimin bu talebi karşılamakta zorlandığını veya ithalatın daha cazip hale geldiğini gösterebilir. Genişleyen ticaret açığı, uzun vadede ülkenin ekonomik dengeleri ve para birimi üzerinde baskı oluşturabilir.

Öte yandan, konut piyasasına ilişkin veriler de karışık sinyaller verdi. Ülkede 30 yıl vadeli mortgage (konut kredisi) için ortalama faiz oranı, geçen hafta yüzde 7,02 seviyesindeki seyrini korudu. Yüksek mortgage faiz oranları, konut alım gücünü sınırlamaya devam ediyor ve potansiyel alıcıları piyasadan uzak tutuyor. Nitekim, mortgage başvuruları da aynı dönemde yüzde 2 oranında azaldı. Bu düşüş, konut piyasasındaki aktivitenin yavaşlamaya devam ettiğini ve Fed’in yüksek faiz politikalarının konut sektöründe soğutucu bir etki yarattığını gösteriyor. Konut piyasasındaki bu durgunluk, genel ekonomik büyüme üzerinde de olumsuz bir etki yaratabilir, zira konut sektörü birçok yan sektörü de harekete geçiren önemli bir lokomotiftir.

Kurumsal taraftaki haberler ise piyasalarda hem olumlu hem de olumsuz yönlü hareketlenmelere yol açtı. Piyasalar kapandıktan sonra bilançosunu yayımlayan kahve devi Starbucks, küresel satışlarında ve karında bir azalış bildirdi. Şirketin bu performansı, küresel ekonomik yavaşlama ve artan rekabetin etkilerini yansıtsa da, finansal sonuçlarının piyasa beklentilerinden daha iyi gelmesi yatırımcıları şaşırttı. Bu durum üzerine Starbucks hisseleri, gün içinde yüzde 8 oranında kayda değer bir yükseliş yaşadı. Bu örnek, piyasaların genellikle beklentilere göre hareket ettiğini ve bir şirketin beklentileri aşması durumunda, genel olarak kötüleşen performansına rağmen hisse senedi değerinin artabileceğini bir kez daha gösterdi.

Teknoloji dünyasının önemli oyuncularından Nvidia’nın hisseleri ise düşüş trendini sürdürdü. Pazartesi günü Çinli girişim DeepSeek’in yapay zeka modelinin yarattığı satış baskısıyla büyük kayıplar yaşayan Nvidia, dün bu kayıplarının bir kısmını telafi etmeyi başarmıştı. Ancak şirket hisseleri bugün de gerilemeye devam etti. Bu düşüşte, ABD yönetiminin Çin’e çip satışlarına yönelik ek kısıtlamaları değerlendirdiğine dair haberler etkili oldu. Nvidia’nın gelirlerinin önemli bir kısmını Çin pazarından elde etmesi ve yapay zeka çiplerindeki lider konumunu koruma çabaları göz önüne alındığında, bu tür kısıtlama haberleri yatırımcılar arasında ciddi endişelere neden oluyor. Küresel çip tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret politikaları, teknoloji devlerinin kaderini doğrudan etkileyen kritik faktörler olmaya devam ediyor.

Öte yandan, farklı bir kulvardan gelen bir haberle ABD Başkanı Donald Trump’ın medya şirketi Trump Media & Technology Group (TMTG) hisseleri değer kazandı. Şirket, kripto varlıklar ve borsa yatırım fonları (ETF’ler) dahil olmak üzere finansal hizmetler sektörüne adım atacağını duyurdu. Bu açıklamanın ardından TMTG’nin hisseleri yaklaşık yüzde 7 oranında değer kazandı. Bu gelişme, şirketlerin yeni ve popüler alanlara yönelme stratejilerinin piyasalarda nasıl yankı bulabileceğini gösteriyor. Ancak bu tür hızlı yükselişler, genellikle spekülatif bir nitelik taşıyabilir ve şirketlerin vaat edilen yeni alanlarda somut başarılar elde etmesi zaman alabilir. TMTG’nin bu hamlesi, geniş bir yatırımcı kitlesine ulaşma ve gelir kaynaklarını çeşitlendirme potansiyeli taşıyor olsa da, finansal hizmetler sektöründeki rekabetin yoğunluğu ve düzenleyici zorluklar göz ardı edilmemelidir.

Sonuç olarak, ABD piyasaları Fed’in faizleri sabit tutma kararı ve enflasyonla mücadeledeki temkinli duruşunun etkisiyle negatif bir seyir izledi. Jerome Powell’ın “acele etmeye gerek yok” mesajı, faiz indirimlerine ilişkin beklentileri baskılarken, 10 yıllık tahvil faizlerindeki yükseliş de yatırımcıların risk iştahını azalttı. Makroekonomik cephede, ticaret açığının rekor kırması ve konut kredisi başvurularındaki düşüş ekonomik görünüme dair karmaşık sinyaller sunarken; kurumsal tarafta Starbucks beklentileri aşarak değer kazandı, Nvidia ise Çin’e yönelik olası çip kısıtlamalarıyla geriledi. Trump Media ise finansal hizmetlere açılma haberiyle dikkat çekici bir yükseliş yaşadı. Tüm bu faktörler, küresel piyasaların önümüzdeki dönemde de hem makroekonomik gelişmeleri hem de şirket özelindeki haberleri yakından takip etmeye devam edeceğini gösteriyor.