Yabancı Yatırım Pandemi Seviyesinde

2023 Üçüncü Çeyrek Türkiye Doğrudan Yabancı Yatırım Raporu: Net Girişlerdeki Düşüşün Detaylı Analizi

Türkiye ekonomisi için hayati bir gösterge olan doğrudan yabancı yatırım (DYY) hareketleri, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Açıklanan son verilere göre, bu dönemde Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım girişleri 1,8 milyar dolar olarak gerçekleşirken, yurt dışına yapılan doğrudan yatırım çıkışları ise 1,6 milyar dolar seviyesinde kaydedildi. Bu denge sonucunda net DYY girişleri yalnızca 0,2 milyar dolar gibi mütevazı bir seviyeye ulaştı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ciddi bir düşüşe işaret ederek, yatırım ortamındaki dinamiklerin daha yakından incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Ekonomik istikrar ve büyüme hedefleri açısından büyük önem taşıyan doğrudan yabancı yatırımlar, bir ülkenin küresel ekonomiye entegrasyon düzeyini, yatırım çekme kapasitesini ve potansiyelini doğrudan yansıtır. TEPAV tarafından yayımlanan Doğrudan Yatırımlar Bülteni’nin 2023 Üçüncü Çeyrek sayısı, Türkiye’nin son dönemdeki DYY performansına ilişkin kritik verileri gözler önüne sermektedir. Net girişlerin geçen yıla göre kayda değer ölçüde düşük seyretmesi, hem küresel ekonomik belirsizliklerin hem de yerel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkan bir sonuç olarak değerlendirilebilir. Bu durum, yalnızca anlık bir düşüşü değil, aynı zamanda uzun vadeli yatırım trendleri ve politikaları üzerinde de düşünülmesi gereken bir noktayı işaret etmektedir.

Yıllıklandırılmış Verilerde DYY Seyri ve Pandemi Etkisi

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, doğrudan yabancı sermaye kaynaklı net girişlerin yıllıklandırılmış verilerle incelenmesi, uzun vadeli trendler hakkında önemli ipuçları vermektedir. 2007-2020 yılları arasında yıllıklandırılmış net DYY girişleri, ortalama 20 milyar dolar seviyesinden 4,5 milyar dolara kadar gerileyerek ciddi bir düşüş yaşamıştı. Bu gerileme, küresel finans krizi ve ardından gelen ekonomik çalkantılarla ilişkilendirilebilir. 2023 üçüncü çeyreği itibarıyla ise net girişler, pandemi dönemindeki düşük seviyeleri anımsatan bir performans sergilemiştir. Pandemiyle birlikte dünya genelinde yatırım akışlarında yaşanan yavaşlama ve belirsizlik, Türkiye’nin DYY performansını da olumsuz etkilemiş, ancak 2023 verileri bu olumsuzluğun devam ettiğini göstermektedir. Bu durum, ekonomik toparlanmanın tam anlamıyla sağlanamadığı veya yatırımcı güveninin henüz istenen seviyeye ulaşamadığı yorumlarını beraberinde getirmektedir.

Yıllıklandırılmış verilerin böylesine düşük seviyelerde seyretmesi, Türkiye’nin yabancı sermaye çekme kapasitesindeki yapısal zorlukları veya değişen küresel yatırım tercihlerini işaret edebilir. Özellikle 20 milyar dolarlık seviyelerden 4,5 milyar dolara gerilemenin ardından, güncel olarak pandemi dönemi rakamlarına yakın seyredilmesi, ülkenin rekabet gücü, yatırım ortamının cazibesi ve genel makroekonomik istikrarına yönelik soruları gündeme getirmektedir. Yabancı yatırımcılar için öngörülebilirlik, hukuki güvenlik ve istikrarlı bir ekonomik büyüme potansiyeli kritik öneme sahiptir. Bu faktörlerdeki herhangi bir belirsizlik, sermaye akışlarını doğrudan etkileyebilir.

Temmuz-Eylül Dönemi Akım Verilerinde Net Girişlerdeki Düşüş

2023 yılının Temmuz-Eylül dönemindeki akım veriler, DYY hareketlerinin aylık dinamiklerine dair daha detaylı bir görünüm sunmaktadır. Bu üç aylık süreçte doğrudan yabancı yatırım girişlerinin kademeli olarak gerilediği, buna karşılık yurt dışına yapılan doğrudan yatırım çıkışlarının ise hızlandığı gözlemlenmiştir. Bu ters yönlü hareket, net girişlerin beklenen seviyelerin oldukça altında kalmasına yol açmıştır. Nitekim, net girişler, 2022 yılının ikinci çeyreğine kıyasla 1,6 milyar dolar daha düşük bir düzeyde gerçekleşmiştir. Bu durum, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinde bir soğuma yaşanırken, aynı zamanda yerli sermayenin yurt dışı yatırım iştahının arttığını göstermektedir. Bu dengesizlik, ülke ekonomisi açısından istenmeyen bir durumdur zira net sermaye girişi, dış finansman ihtiyacının karşılanmasında önemli bir role sahiptir.

Özellikle gayrimenkul kaynaklı girişler (net) hariç tutulduğunda, doğrudan yatırım kaynaklı sermaye hareketlerinin (net) 0,4 milyar dolarlık bir çıkış şeklinde hesaplanması dikkat çekicidir. Bu veri, Türkiye’ye gelen DYY’nin önemli bir kısmının gayrimenkul sektörüne yönelik olduğunu ve bu tür yatırımların dışarıda bırakıldığında, ülkenin üretim veya hizmet sektörlerine yönelik sermaye çekme kapasitesinin daha da zayıfladığını ortaya koymaktadır. Gayrimenkul yatırımları, kısa vadede döviz girişi sağlasa da, genellikle istihdam yaratma, teknoloji transferi veya katma değer üretme açısından sanayi veya ileri teknoloji yatırımlarına kıyasla daha sınırlı etkiye sahiptir. Bu ayrım, Türkiye’nin çekmek istediği yabancı yatırım profili ve niteliği üzerine yeniden düşünülmesi gerektiğini göstermektedir. Ülkenin sürdürülebilir büyüme ve kalkınma hedefleri için, sanayi ve teknoloji yoğun sektörlere yönelik DYY’nin artırılması büyük önem taşımaktadır.

En Fazla Yabancı Yatırım İmalat Sektörüne

2023 yılının üçüncü çeyreğinde Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların sektörel dağılımına bakıldığında, imalat sektörünün liderliği sürdürdüğü görülmektedir. Toplam yabancı yatırımın yüzde 31,3’lük önemli bir payını alan imalat sektörü, Türkiye ekonomisinin temel direklerinden biri olma özelliğini korumaktadır. İmalat sektörünü, yüzde 24,9’luk pay ile toptan ve perakende ticaret sektörü takip ederken, ulaştırma ve depolama sektörleri de yüzde 7,5’lik pay ile üçüncü sırada yer almıştır. Bu üç sektör, Türkiye’nin DYY çekme kapasitesinde belirleyici rol oynamaktadır. İmalat sektörüne yapılan yatırımlar, istihdam yaratma, ihracat potansiyeli ve teknoloji transferi açısından büyük öneme sahiptir. Özellikle yüksek teknolojili imalat alanlarına yapılacak yatırımlar, ülkenin rekabet gücünü artırabilir.

Geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında, imalat, toptan ve perakende ticaret ile ulaştırma ve depolama sektörlerinin yanı sıra, bilgi ve iletişim sektöründe de yabancı yatırım payının arttığı görülmüştür. Bu artışlar, Türkiye’nin bu sektörlerdeki büyüme potansiyelini ve uluslararası yatırımcıların ilgisini yansıtmaktadır. Diğer taraftan, finans ve sigorta sektöründe yabancı yatırım payının gerilemesi dikkat çekicidir. Bu durum, küresel finansal piyasalardaki belirsizlikler veya Türkiye’nin finans sektöründeki düzenleyici değişiklikler gibi çeşitli faktörlerle açıklanabilir. Üçüncü çeyrek akım verileri dikkate alındığında, imalat sektörü yüzde 37,7’lik daha da yüksek bir payla öne çıkarken, onu yüzde 31,4’lük payı ile toptan ve perakende ticaret sektörü izlemiştir. Bu oranlar, yabancı sermayenin Türkiye’de özellikle reel sektöre yöneldiğini ve bu sektörlerin yabancı yatırımcılar için cazibesini koruduğunu göstermektedir. Ancak bu yatırımların niteliği, sürdürülebilirliği ve katma değer yaratma potansiyeli, uzun vadeli ekonomik etkileri açısından yakından izlenmelidir.

Yurt Dışı Yatırımda Liderlik Gayrimenkul Sektöründe

Türkiye’den yurt dışına yapılan doğrudan yatırımlar incelendiğinde, gayrimenkul sektörünün açık ara lider olduğu görülmektedir. 2023 yılının üçüncü çeyreğinde, yurt dışına yapılan yatırımların yüzde 37’si gayrimenkul sektörüne yönelirken, yüzde 14,4’ü madencilik sektöründe gerçekleşmiştir. Bu durum, Türk sermayesinin özellikle gayrimenkul alanında yurt dışı piyasalarda fırsatlar aradığını veya portföy çeşitlendirme amacı güttüğünü göstermektedir. Türk yatırımcıların, yurt içinde yüksek enflasyon ve dalgalı kur ortamından etkilenmemek veya daha istikrarlı getiriler elde etmek amacıyla yurt dışı gayrimenkul piyasalarına yöneldiği düşünülmektedir. Madencilik sektörüne yapılan yatırımlar ise, enerji veya hammadde güvenliği gibi stratejik hedeflerle ilişkilendirilebilir.

Geçen yılla kıyaslandığında, finans ve sigorta sektörüne yapılan yatırımların payı yüzde 22,6’dan yüzde 10,8’e gerilerken, gayrimenkul alanında yapılan yatırımların payı yüzde 23,2’den yüzde 37’ye önemli ölçüde yükselmiştir. Bu değişim, Türk yatırımcıların önceliklerinde belirgin bir kaymaya işaret etmektedir. Finans sektöründeki düşüş, hem küresel hem de yerel piyasalardaki belirsizliklerle açıklanabilirken, gayrimenkuldeki artış, yurt dışı pazarlardaki fırsatların daha cazip bulunmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu dönemde özellikle İngiltere, Yunanistan ve Portekiz gibi bazı Avrupa ülkelerinde yapılan Türk yatırımlarında dikkat çekici artışlar yaşanmıştır. İngiltere’ye yapılan yatırımlar 2,6 katına, Portekiz’e yapılan yatırımlar ise tam 14,2 katına ulaşmıştır. Yunanistan’daki yatırımlar da 5,8 kat artış göstermiştir. Bu ülkelerdeki artışın nedenleri arasında, AB pazarına erişim, yatırım teşvikleri, daha istikrarlı ekonomik ortamlar veya belirli gayrimenkul segmentlerindeki getiri beklentileri sayılabilir. Türk sermayesinin yurt dışına yönelmesi, döviz çıkışına neden olsa da, uluslararası arenada Türk şirketlerinin rekabet gücünü artırma ve küresel ağlarını genişletme potansiyelini de barındırmaktadır.

Yabancı Sermayeli Şirket Kuruluş Sayısı Yüzde 44,2 Geriledi

Türkiye’de doğrudan yabancı yatırım ortamının bir diğer önemli göstergesi olan yabancı sermayeli şirket kuruluş sayısı, 2023 yılının Temmuz-Eylül döneminde kaygı verici bir düşüşle karşı karşıya kaldı. Bu dönemde kurulan yabancı sermayeli şirket sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44,2 gibi oldukça yüksek bir oranda gerileyerek 2,954’e düştü. Bu, ülkeye yeni yatırımcı girişlerinin ve yeni iş kurma iştahının önemli ölçüde azaldığını göstermektedir. Türkiye’deki yabancı sermayeli şirketlerin kuruluş sayısı, 2018 yılından itibaren hızla artarak 2022’de 20.135 ile zirve yapmıştı. Bu zirveden böylesine keskin bir düşüş yaşanması, yatırım ikliminde ciddi bir bozulmaya işaret etmektedir.

Bu düşüşün birden fazla nedeni olabilir; küresel ekonomik yavaşlama, yüksek enflasyon, kur dalgalanmaları, faiz politikaları ve jeopolitik riskler gibi faktörler, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelik güvenini sarsmış olabilir. Ayrıca, söz konusu şirketlerin yabancı sermaye oranı da yüzde 80,5’ten yüzde 56’ya gerilemiştir. Bu düşüş, kurulan yeni şirketlerdeki Türk ortak payının arttığını veya yabancı ortakların sermaye katkısının azaldığını, yani yatırımların daha çok yerel sermaye ile desteklendiğini göstermektedir. Bu, yabancı yatırımcıların daha temkinli davrandığının veya daha küçük ölçekli ortaklıklara yöneldiğinin bir işareti olabilir. Bu dönemde kurulan şirketlerin yüzde 89,4’ünün limitet şirket statüsünde olması ise, genellikle daha küçük ölçekli yatırımların veya belirli bir amaç için kurulan şirketlerin tercih edildiğini düşündürmektedir. Bu veriler, Türkiye’nin yabancı yatırım çekme stratejilerini ve yatırım ortamını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Daha cazip, öngörülebilir ve istikrarlı bir yatırım ortamı yaratmak, bu düşüş trendini tersine çevirmek ve Türkiye’nin ekonomik büyüme potansiyelini tam olarak gerçekleştirmek için kritik öneme sahiptir.