Küresel Piyasalar ve Türkiye: Merkez Bankaları, Enflasyon ve Ekonomik Verilerin Gölgesinde
Küresel ekonominin seyrini belirleyen önemli gelişmeler, hem Amerika Birleşik Devletleri’nden hem de Avrupa ve Asya’dan gelen makroekonomik verilerle şekillenmeye devam ediyor. Özellikle merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler, faiz indirimlerinin zamanlaması ve enflasyonla mücadeledeki kararlılıkları, piyasaların ana gündem maddeleri arasında yer alıyor. Bu dönemde açıklanan güçlü ekonomik veriler, bazı bölgelerde enflasyonla mücadelenin beklenenden daha uzun sürebileceği ihtimalini güçlendirirken, diğer yandan şirket kârlılıkları risk iştahını canlı tutuyor. Türkiye ise, Merkez Bankası’nda yaşanan önemli bir görev değişikliği ve yeni yönetimden gelen enflasyon odaklı mesajlarla küresel piyasalardan ayrışan dinamikler sergiliyor.
ABD Ekonomisi ve Fed’in Faiz Politikaları: Enflasyonla Mücadele Devam Ediyor
Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) açıklanan son makroekonomik veriler, ülke ekonomisinin beklendiği kadar hızlı bir yavaşlama eğiliminde olmadığını net bir şekilde ortaya koydu. Bu durum, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadelesinin tahmin edilenden daha uzun bir süre devam edebileceği yönündeki piyasa fiyatlamalarını pekiştiriyor. Fed Başkanı Jerome Powell’ın ABD basınına verdiği demeçlerde, Mart ayının faiz indirimleri için henüz erken olduğunu belirtmesi, bankanın gelecekteki para politikası adımlarına ilişkin ipuçları sundu. Powell, faiz indirimlerine başlama zamanının enflasyonla mücadeledeki başarı için kritik bir faktör olacağını vurguladı. Bu açıklamalar, piyasaların faiz indirimi beklentilerini yeniden şekillendirmesine neden oldu.
Geçtiğimiz hafta Cuma günü açıklanan veriler, ABD ekonomisinin dirençli yapısını bir kez daha gözler önüne serdi. Tarım dışı istihdam, Ocak ayında 353 bin kişi artışla piyasa beklentilerinin çok üzerinde bir performans sergiledi. Bu güçlü istihdam artışı, işgücü piyasasının sıkı kalmaya devam ettiğini gösterirken, ortalama saatlik kazançlar da aynı dönemde %0,6 ile piyasa tahminlerinin üzerinde yükseldi. Bu artış, Mart 2022’den bu yana görülen en yüksek seviye olan 34,55 dolara ulaşarak ücret enflasyonu baskılarının devam ettiğine işaret etti. Bu veriler, Fed’in ‘şahin’ duruşunu sürdürmesi için ek nedenler sunarak, kısa vadeli faiz indirimi beklentilerini öteledi.
Söz konusu ekonomik gelişmelerin ardından, para piyasalarında Fed’in Mayıs ayında faiz indirimlerine başlayacağına yönelik fiyatlamalar önemli ölçüde güç kaybetti. Haftanın ilk işlem gününde, bankanın Mayıs ayında politika faizini indirme ihtimali %68 olarak tahmin edilirken, faizleri sabit tutma olasılığı ise %32 seviyesinde öngörülüyor. Bu durum, piyasaların Fed’in adımlarına ilişkin beklentilerini revize ettiğini ve daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsediğini gösteriyor. Güçlü istihdam ve ücret artışı verileri, enflasyonun hedeflenen seviyelere inmesinin daha fazla zaman alabileceği endişesini artırdı.
Cuma günü açıklanan veriler, küresel piyasalarda yüksek oynaklığa yol açtı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, yaklaşık 16 baz puan artışla %4,03 seviyesinden kapanış yaparken, yeni haftaya da %4,08 seviyesinden başladı. Tahvil faizlerindeki bu yükseliş, enflasyon ve Fed’in sıkı para politikası beklentilerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Dolar endeksi (DXY), Fed’in “güvercin” adımlara en erken Mayıs ayında başlayabileceği yönündeki fiyatlamalarla Cuma günü 104 seviyesine ulaşarak 11 Aralık’tan bu yana en yüksek kapanışını gerçekleştirdi. Güçlü dolar, küresel ticaret ve emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturdu. Altının ons fiyatı ise, doların güçlenmesi ve faiz indirimi beklentilerinin ertelenmesiyle üst üste ikinci işlem gününde düşüş eğilimini sürdürerek 2.031 dolardan alıcı buldu. Bu düşüş, yatırımcıların güvenli liman varlıklardan uzaklaşarak faiz getiren varlıklara yönelme eğilimini gösterdi.
Emtiada ise farklı bir dinamik gözlendi. Brent petrolün varil fiyatı, İsrail ile Filistin arasında ateşkesin yakın olduğuna dair beklentilerle geçen haftanın son üç işlem gününde geriledi. Ancak yeni haftaya %0,6 yükselişle 77,8 dolardan başlayarak kısmi bir toparlanma sergiledi. Jeopolitik gerilimler ve arz-talep dengesi, petrol fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Küresel Pay Piyasalarında Son Durum: Şirket Karlılıkları ve Piyasa Hareketleri
ABD Borsaları: Teknoloji Devlerinin Parlayan Yıldızları
Pay piyasalarında, ekonomik aktivitenin güçlü kalmaya devam etmesi, gelecek dönemde şirket kârlılıklarını olumlu yönde etkileyebileceği öngörülerini beraberinde getirdi. Şirketlerin beklentilerin üzerinde seyreden kârlılıkları, küresel risk iştahının yüksek seyretmesinde önemli bir etken oldu. Özellikle teknoloji devlerinin bilançoları, yatırımcıların dikkatini çekti.
Bu bağlamda, Meta’nın hisseleri, şirketin geçen yılın son çeyreğinde kârını üç katına çıkarması, gelirini %25 artırması ve tarihindeki ilk temettüsünü açıklamasıyla %20’nin üzerinde değer kazandı. Bu güçlü performans, şirketin reklam gelirlerindeki toparlanma ve maliyet kontrolü çabalarının başarılı olduğunu gösterdi. Benzer şekilde, Amazon’un hisseleri de şirketin gelirlerinin %14 arttığını bildirmesinin ardından %8’e yakın bir yükseliş kaydetti. Bu sonuçlar, e-ticaret ve bulut bilişim sektörlerindeki güçlü büyümeyi teyit etti ve teknoloji şirketlerinin piyasalardaki lider konumlarını pekiştirdi.
ABD seçimlerinde partilerin başkan adaylığı için ön seçimler devam ederken, Cumhuriyetçi Parti’nin en güçlü başkan adayı olan eski ABD Başkanı Donald Trump, kazanması halinde Çin’e %60 tarife uygulayacağını açıklamasıyla ticaret politikalarına ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Bu tür açıklamalar, küresel ticaret ilişkileri ve uluslararası piyasalar üzerinde potansiyel etkileri nedeniyle yakından takip ediliyor.
Geçtiğimiz Cuma günü, New York borsasında Nasdaq endeksi %1,7, S&P 500 endeksi %1,1 ve Dow Jones endeksi %0,4 oranında yükseliş kaydetti. Bu yükselişler, güçlü şirket bilançoları ve ekonomik direnç algısının bir yansımasıydı. Ancak, ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni haftaya düşüşle başlayarak yatırımcıların temkinli duruşunu ortaya koydu.
Avrupa Borsaları ve Merkez Bankası Beklentileri: Belirsizlik Devam Ediyor
Avrupa borsaları, Cuma günü karışık bir seyir izlerken, bölgede “güvercin” para politikası adımlarının ne zaman başlayacağına yönelik belirsizlikler devam ediyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirimlerine %75 ihtimalle Nisan ayında başlayacağı öngörülse de, analistler ECB üyelerinin açıklamalarının “şahin” tonunu koruduğunu ve ilk faiz indirimi adımının Haziran ayında atılmasının daha olası olduğunu dile getirdi. Bu durum, piyasaların beklentileri ile merkez bankası söylemleri arasındaki uyumsuzluğu gözler önüne seriyor.
Analistler, yıl sonuna kadar ECB’nin toplamda beş faiz indirimi yapacağına yönelik öngörülerin geçerliliğini koruduğunu kaydetti. Benzer şekilde, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) da yıl sonuna kadar dört faiz indirimi yapacağının tahmin edildiği belirtildi. Bu beklentiler, enflasyonun kalıcı olarak düşüşe geçmesi ve ekonomik büyümenin desteklenmesi ihtiyacına dayanıyor. Bölge genelinde açıklanan verilerin karışık sinyaller vermeye devam ettiğini belirten analistler, enflasyon ve resesyon ikileminin sınırlı da olsa yatırımcı kararları üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Bu ikilem, merkez bankalarının dengeleyici bir politika izlemesini gerektiriyor.
Cuma günü Avrupa borsalarında, İngiltere’de FTSE 100 endeksi %0,09 gerilerken, Almanya’da DAX 40 endeksi %0,35, İtalya’da MIB 30 endeksi %0,09 ve Fransa’da CAC 40 endeksi %0,05 oranında artış kaydetti. Bu karışık tablo, bölgesel ekonomik koşullar ve sektör bazlı farklılıkların bir yansımasıydı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni haftaya karışık bir seyirle başladı.
Asya Piyasaları: Çin’in Zorlukları ve Büyüme Dinamikleri
Asya’da pay piyasaları haftaya karışık bir seyirle başlarken, Çin ekonomisinden gelen gelişmeler bölgede risk algısını beslemeye devam ediyor. Çin’de Şanghay bileşik endeksi gün içinde %3,5’ten fazla değer kaybetmesine karşın kapanışa yakın söz konusu kayıpları büyük oranda telafi etti. Ancak endeks, 11 Şubat 2019’dan bu yana en düşük seviyesini test ederek yatırımcılar arasında endişeleri artırdı. Analistler, bu satış baskısının ülke pay piyasalarında bir süredir devam eden “satıcılı seyrin kredili hesapları pozisyon kapamaya zorlaması” nedeniyle gerçekleştiğini belirtti. Bu durum, Çin piyasalarındaki yapısal sorunlara ve güven eksikliğine işaret ediyor.
Çin’de küçük çaplı şirketlerden oluşan CSI 1000 endeksi haftanın ilk gününde %9’a yakın düşüş kaydederken, Çinli yetkililerin hafta sonu yaptığı “aşırı dalgalanmalara engel olunacağı” yönündeki açıklamalar da satış baskısının derinleşmesini engelleyemedi. Bu durum, hükümetin piyasaya müdahale çabalarının yetersiz kaldığı ya da piyasaların endişelerinin daha derin olduğu şeklinde yorumlandı. Küresel ekonomik büyüme için önemli bir lokomotif olan Çin ekonomisindeki bu kırılganlık, uluslararası piyasalar için de bir risk unsuru oluşturuyor.
Öte yandan, bölgede açıklanan makroekonomik verilere göre, Çin’de hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 52,7 ve bileşik PMI 52,5 seviyesinde gerçekleşirken, Japonya’da hizmet sektörü PMI 51,5 ve bileşik PMI 53,1’e yükseldi. PMI verileri, bir ekonominin sağlık durumu hakkında önemli göstergeler sunar; 50 üzerindeki değerler genişlemeye, altındaki değerler ise daralmaya işaret eder. Bu veriler, Asya ekonomilerinde hizmet sektörünün genel olarak büyüme kaydettiğini gösteriyor.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi %0,7 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi %0,5 yükseliş kaydederken, Güney Kore’de Kospi endeksi %0,7 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi %0,2 geriledi. Bölgesel piyasalardaki bu karışık seyir, yatırımcıların farklı ülkelerin ekonomik görünümlerine ilişkin farklı algılara sahip olduğunu yansıttı.
Türkiye Ekonomisi ve Merkez Bankası Gelişmeleri: Yeni Dönem ve Enflasyon Odaklı Yaklaşım
Yurt içinde, Borsa İstanbul (BIST 100 endeksi) alış ağırlıklı seyrini üst üste yedinci işlem gününe taşıyarak güçlü bir performans sergiledi. Endeks, Cuma günü %0,23 değer kazancıyla 8.665,68 puandan rekor bir kapanış gerçekleştirirken, gün içinde gördüğü en yüksek seviyeyi de 8.762,89 puana taşıdı. Bu yükseliş, yurt içi yatırımcıların risk iştahının devam ettiğini ve Borsa İstanbul’a olan ilgilerinin sürdüğünü gösteriyor. Özellikle son dönemde açıklanan şirket bilançoları ve ekonomiye yönelik beklentiler, bu olumlu seyre katkıda bulundu.
Geçtiğimiz Cuma akşamı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı’nda önemli bir değişiklik yaşandı. Hafize Gaye Erkan’ın kişisel sebeplerden dolayı görevinden istifa etmesinin ardından, yerine Başkan Yardımcısı Fatih Karahan atandı. Bu görev değişikliği, piyasalarda başlangıçta bir miktar belirsizliğe yol açsa da, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yeni TCMB Başkanı Fatih Karahan ve ekibine tam güven ve desteklerinin olduğunu bildirmesi, piyasaların sakinleşmesine yardımcı oldu. Bu açıklama, yeni ekonomi yönetiminin politikalarında süreklilik mesajı olarak algılandı.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, başkan olarak atanmasının ardından hafta sonu yaptığı duyuruda, enflasyonun, hedeflerle uyumlu seviyelere gerileyene kadar gereken parasal sıkılığı korumakta kararlı olduklarının altını çizdi. Karahan, “Enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını yakından takip ediyoruz. Enflasyon görünümünde herhangi bir bozulmaya kesinlikle izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kullanarak, yeni dönemin en temel önceliğinin enflasyonla mücadele olacağını net bir şekilde ortaya koydu. Bu kararlı duruş, Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ve enflasyon hedefine bağlılığı konusunda piyasalara güven vermeyi amaçladı.
Öte yandan, dün TCMB’nin, parasal aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi, Türk lirası (TL) mevduat payının artırılması ve Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) TL mevduata geçişin desteklenmesi amacıyla TL zorunlu karşılıklara faiz uygulayacağı duyuruldu. Ayrıca, döviz dönüşümlü Kur Korumalı Mevduat’ta (KKM) da tarih uzatıldı. Bu adımlar, Türk lirasına olan güveni artırmayı, döviz tevdiat hesaplarından TL mevduata geçişi teşvik etmeyi ve finansal sistemdeki TL payını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu uygulamalar, aynı zamanda KKM’nin azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması yönündeki adımların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Dolar/TL kuru, Cuma günü %0,6 artışla 30,5100’den günü tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 30,5200 seviyesinden işlem görüyor. Kurdaki bu sınırlı yükseliş, küresel dolar talebinin ve yurt içi gelişmelerin bir kombinasyonu olarak izleniyor. Analistler, yurt içinde bugün açıklanacak enflasyon verilerinin, yurt dışında ise dünya genelinde hizmet sektörü ve bileşik PMI verilerinin takip edileceğini belirtti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 8.700 ve 8.800 seviyelerinin direnç, 8.560 ve 8.500 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydettiler.
AA Finans Enflasyon Beklenti Anketine katılan ekonomistler, Ocak ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) %6,84 artacağını tahmin ediyor. Ekonomistlerin Ocak ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, bir önceki ay %64,77 olan yıllık enflasyonun %65,07’ye yükseleceği hesaplanıyor. Bu durum, enflasyonla mücadelenin devam ettiğini ve Merkez Bankası’nın sıkı duruşunu sürdürmesinin önemini bir kez daha vurguluyor.
Haftanın Önemli Makroekonomik Verileri Takvimi
Piyasaların nabzını tutacak önemli makroekonomik veriler, global ve yerel düzeyde yakından takip edilecek. Bu veriler, merkez bankalarının gelecekteki para politikası kararları, yatırımcı davranışları ve genel ekonomik görünüm üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olabilir. Özellikle enflasyon ve ekonomik aktivite göstergeleri, önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü çizecek anahtar faktörler arasında yer alıyor.
- 10.00 Türkiye, Ocak ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)
- 11.55 Almanya, Ocak ayı hizmet sektörü ile bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI)
- 12.00 Avro Bölgesi, Ocak ayı hizmet sektörü ile bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI)
- 12.30 İngiltere, Ocak ayı hizmet sektörü ile bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI)
- 13.00 Avro Bölgesi, Aralık ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)
- 17.45 ABD, Ocak ayı hizmet sektörü ile bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI)
Genel Değerlendirme ve Gelecek Beklentileri
Küresel piyasalar, merkez bankalarının faiz politikaları, açıklanan makroekonomik veriler ve jeopolitik gelişmelerin karmaşık bir etkileşimi altında dalgalı bir seyir izliyor. ABD’deki güçlü ekonomik veriler Fed’in faiz indirimi takvimini ertelerken, Avrupa ve Asya’daki belirsizlikler bölgesel piyasalarda farklı dinamikler yaratıyor. Türkiye ise, Merkez Bankası’ndaki yeni yönetim ve enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşuyla kendi yol haritasını çizmeye devam ediyor.
Önümüzdeki dönemde, enflasyon verileri ve merkez bankası yetkililerinin açıklamaları, piyasaların temel yön belirleyicileri olmaya devam edecek. Özellikle ABD, Avrupa ve Türkiye’den gelecek enflasyon rakamları, para politikalarının seyri açısından kritik önem taşıyacak. Küresel ekonomideki yavaşlama riskleri ile güçlü şirket kârlılıkları arasındaki denge, yatırımcıların risk iştahını şekillendirecek. Bu süreçte, analistler, yatırımcıların dikkatli olmaları ve makroekonomik göstergeleri yakından takip etmeleri gerektiği konusunda uyarılarda bulunuyor. Ekonomik belirsizliklerin devam ettiği bu ortamda, esneklik ve veri odaklı yaklaşımlar, başarılı yatırım stratejilerinin anahtarı olacaktır.