Gıda Enflasyonunda Son Durum: Market ve Üretici Fiyatları Arasındaki Uçurum Büyüyor
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türk tarım sektörünün ve tüketicilerin karşı karşıya olduğu önemli bir soruna dikkat çekmeye devam ediyor: Gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar ve üretici ile market rafları arasındaki devasa fiyat farkı. Bayraktar, 2023 yılının genelini ve özellikle Aralık ayını kapsayan değerlendirmelerinde, tarımsal ürün fiyatlarındaki değişimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi derinden etkilediğini vurguladı.
2023 yılının Aralık ayında, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla marketlerdeki temel gıda ürünlerinin tamamında bir fiyat artışı yaşanması, gıda enflasyonunun kronikleşen bir sorun haline geldiğinin en somut göstergelerinden biri oldu. TZOB tarafından takip edilen 41 ürünün hiçbirinde fiyatların düşmediği, aksine yükseliş eğiliminde olduğu gözlemlendi. Bu durum, hane halkı bütçeleri üzerindeki baskıyı artırırken, gıda güvenliği ve erişilebilirliği konusunda da ciddi endişeleri beraberinde getiriyor.
2023 Yılında Marketlerdeki Fiyat Şampiyonları
Marketlerdeki fiyat artışlarına detaylı bir bakış attığımızda, bazı ürünlerdeki yükselişlerin dikkat çekici boyutlara ulaştığını görüyoruz. Yıl genelinde fiyatı en fazla artan ürün, yüzde 156,3 oranındaki artışla kabak oldu. Kabağı, yüzde 152,5 ile yeşil soğan, yüzde 146,4 ile maydanoz, yüzde 141,9 ile zeytinyağı ve yüzde 138,5 ile patlıcan izledi. Bu ürünlerin ortak noktası, genellikle üretimi bir önceki yıla göre azalan veya iklim koşullarından olumsuz etkilenen ürünler olmalarıydı. Özellikle kabak, zeytinyağı, elma, salatalık, sivri biber ve kuru üzüm gibi ürünlerde hem üretim azalışı hem de buna bağlı olarak market fiyatlarında yüksek oranlı artışlar kaydedildi. Bu durum, arz-talep dengesizliğinin fiyatlar üzerindeki yıkıcı etkisini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Üretici Fiyatlarındaki Dalgalanmalar ve Çelişkiler
Şemsi Bayraktar’ın analizleri, üretici fiyatlarında da benzer ancak bazen çelişkili bir tablo çiziyor. 2023 yılında üretici fiyatlarında en fazla artış gösteren ürün yine kabak oldu. Kabaktaki yüzde 365,9’luk şaşırtıcı artışı, yüzde 263,1 ile zeytinyağı, yüzde 200 ile elma, yüzde 159 ile salatalık ve yüzde 152,2 ile sivri biber takip etti. Bu rakamlar, üreticinin eline geçen fiyatların da önemli ölçüde yükseldiğini gösteriyor olsa da, market fiyatlarıyla kıyaslandığında aradaki “makas”ın büyüklüğü dikkatlerden kaçmıyor.
Ancak tablonun bir diğer yüzünde, bazı ürünlerde üretici fiyatlarında düşüş yaşanırken, market fiyatlarının arttığı çarpıcı durumlar da gözlendi. Örneğin; mandalina üreticide yüzde 63, limon yüzde 57,1, kuru soğan yüzde 31,9 ve portakal yüzde 2,3 oranında değer kaybetti. Yani çiftçi bu ürünleri daha düşük fiyata satmak zorunda kaldı. Ancak bu düşüşlere rağmen market raflarında portakalın yüzde 29,5, mandalinanın yüzde 20,8, kuru soğanın yüzde 15,8 ve limonun yüzde 0,5 oranında zamlanması, tedarik zincirindeki aracılık maliyetlerinin ve piyasa manipülasyonlarının ne denli etkili olduğunu gözler önüne serdi. Bu çelişki, üreticinin emeğinin karşılığını alamaması ve tüketicinin fahiş fiyatlarla karşılaşması gibi iki yönlü bir mağduriyet yaratıyor.
Aylık Fiyat Değişimleri: Aralık Ayında Büyüyen Makas
Aralık ayına özgü fiyat değişimleri de genel tabloyu pekiştirdi. Bayraktar’ın belirttiğine göre, Aralık ayında bir önceki aya göre üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla olduğu ürün yüzde 408,5 ile mandalina oldu. Bu, mandalinanın markette üreticiden beş kattan fazla fiyata satıldığı anlamına geliyor. Mandalinayı, yüzde 407,4 ile limon, yüzde 277,8 ile portakal ve yüzde 243 ile kuru soğan takip etti.
Bayraktar, bu durumu daha net ifade etmek için şu çarpıcı örneği verdi: “Mandalina ve limon 5 kat, portakal 4 kat, kuru soğan ve marul 3,5 kat, yeşil soğan 3 kat fazlaya satıldı.” Bu oranlar, üreticiden tüketiciye ulaşana kadar ürün fiyatlarının ne denli katlandığını, aracıların ve perakende zincirlerinin fiyat oluşumundaki etkisini açıkça göstermektedir. Bu durum, özellikle taze meyve ve sebzelerde daha belirgin olup, ürünlerin kısa raf ömrü ve hızlı tüketilmesi gerekliliği nedeniyle taze ürün pazarında spekülasyon riskini artırmaktadır.
Aralık Ayı Market Fiyatlarındaki Değişimler
Aralık ayında marketlerde takip edilen 42 ürünün 30’unda fiyat artışı yaşanırken, sadece 12’sinde fiyat azalışı kaydedildi. Bu da genel enflasyonist eğilimin devam ettiğini gösteriyor.
Marketlerde fiyatı en fazla artan ürün yüzde 54,5 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki bu artışı yüzde 54 ile yeşil fasulye, yüzde 46,7 ile marul, yüzde 30,1 ile salatalık ve yüzde 27,3 ile ıspanak izledi. Bu sebzelerdeki artışlar, kış mevsiminin etkisiyle sera üretim maliyetlerinin yükselmesi veya açık tarla üretiminin azalmasından kaynaklanabilir. Diğer yandan, marketlerde fiyatı en çok azalan ürünler de oldu. Yüzde 16’lık düşüşle mısırözü yağı başı çekerken, onu yüzde 11,8 ile portakal, yüzde 9,1 ile nohut, yüzde 7,3 ile pırasa, yüzde 4,2 ile ayçiçek yağı ve yüzde 3,5 ile patates takip etti. Yağ ve bakliyat gibi ürünlerdeki düşüşler, küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar veya yerel stok durumlarıyla ilişkili olabilirken, portakal ve patates gibi ürünlerdeki düşüşler ise hasat dönemlerinin başlamasıyla artan arzdan kaynaklanmış olabilir.
Aralık Ayı Üretici Fiyatlarındaki Değişimler
Aralık ayında üretici fiyatlarında takip edilen 34 ürünün 23’ünde fiyat artışı görülürken, yalnızca 3 üründe fiyat düşüşü yaşandı. Kalan 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 20,5 ile beyaz lahanada yaşanırken, en fazla fiyat artışı ise yüzde 58,5 ile marulda kaydedildi. Bu durum, üreticinin de belirli ürünlerde maliyet artışları veya arz kısıtlamaları nedeniyle fiyatlarını artırmak zorunda kaldığını gösteriyor. Ancak bu artışların, market fiyatlarındaki astronomik yükselişlerle doğru orantılı olmaması, yine aracıların rolünü gündeme getiriyor.
Tarımın Geleceğini Tehdit Eden Girdi Maliyetleri
Tarımsal üretimde karşılaşılan en büyük sorunlardan biri de yüksek girdi maliyetleridir. Gübre, yem, elektrik, mazot, tohum ve zirai ilaç gibi temel girdilerdeki sürekli artışlar, çiftçinin üretim maliyetlerini katlayarak, nihai ürün fiyatlarına doğrudan yansımaktadır. Şemsi Bayraktar, bu noktaya dikkat çekerek, bu girdilerin üreticilere daha makul fiyatlardan sağlanmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Yüksek girdi maliyetleri, çiftçinin kar marjını daraltmakla kalmayıp, bazı durumlarda üretimi sürdürülemez hale getirebilmektedir. Bu da uzun vadede tarımsal üretimin azalmasına, gıda arz güvenliğinin tehlikeye girmesine ve dolayısıyla market raflarındaki fiyatların daha da yükselmesine neden olmaktadır. Girdi maliyetleri düşürülmediği sürece, gıda enflasyonuyla mücadelede kalıcı bir başarı elde etmek oldukça zor görünmektedir. Devlet desteklerinin ve sübvansiyonların artırılması, tarımsal kredi imkanlarının genişletilmesi ve yerli girdi üretiminin teşvik edilmesi bu alanda atılabilecek önemli adımlardır.
Sonuç: Sürdürülebilir Bir Gıda Sistemi İçin Adımlar Şart
TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın sunduğu bu detaylı rapor, Türkiye’nin gıda enflasyonuyla mücadelesinde karşılaştığı zorlukları açıkça ortaya koymaktadır. Market raflarındaki fahiş fiyat artışları, üretici ile tüketici arasındaki fiyat makasının kabul edilemez boyutlara ulaşması ve yüksek girdi maliyetleri, tarım sektörünün ve genel ekonominin en temel sorunlarından biri haline gelmiştir. Bu durum, hem çiftçinin alın terinin karşılığını alamamasına hem de tüketicinin temel gıda maddelerine erişiminde sıkıntı yaşamasına yol açmaktadır.
Gıda fiyatlarındaki istikrarın sağlanması, sadece ekonomik bir mesele olmanın ötesinde, toplumsal refah ve gıda güvenliği açısından da kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, tedarik zincirindeki aracı maliyetlerinin düşürülmesi, piyasa denetimlerinin etkinleştirilmesi, çiftçilere yönelik girdi desteklerinin artırılması ve tarımsal üretim planlamasının daha sağlıklı yapılması gibi adımlar elzem görünmektedir. Sürdürülebilir bir tarım politikası ve adil bir piyasa yapısı oluşturulmadığı sürece, gıda enflasyonu sorunu kronikleşmeye devam edecek, hem üretici hem de tüketici bu ağır yükün altında ezilmeye devam edecektir. Gelecek nesiller için gıda güvencesini sağlamak, şeffaf, adil ve sürdürülebilir bir gıda sistemi inşa etmek için atılacak adımlar, bugün her zamankinden daha büyük bir aciliyet taşımaktadır.