Yılmaz Türkiye’ye Büyük Fon Akışı Görüyor

Türkiye Ekonomisi Yeni Bir Döneme Giriyor: Cevdet Yılmaz’dan Fon Akışı ve Enflasyonla Mücadele Vurgusu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle küresel ekonomik konjonktürle bağlantılı olarak ülkeye ciddi bir fon akışı beklediğini ifade eden Yılmaz, bu akışın hem finansal yatırımlar hem de doğrudan yabancı yatırımlar şeklinde gerçekleşeceğini vurguladı. Yılmaz’ın açıklamaları, Türkiye ekonomisinde artan öngörülebilirlik ve iyileşen göstergelerin yabancı yatırımcılar için cazip bir ortam oluşturduğuna işaret ediyor.

Ekonomide Artan Öngörülebilirlik ve Azalan Risk Primleri

Gündeme ilişkin değerlendirmelerinde, güncellenmiş ekonomi politikalarının öngörülebilirliği önemli ölçüde artırdığını ve bunun sahadaki ekonomik aktiviteye hızlıca yansıdığını belirten Cevdet Yılmaz, atılan adımların somut sonuçlar doğurduğunu dile getirdi. Yılmaz, “Merkez Bankası rezervlerimizdeki artış, cari açığımızdaki düşüş ve bütçe açığımızın azalması gibi göstergeler, Türkiye’nin makroekonomik risklerini belirgin bir şekilde azaltmıştır. Bu iyileşmelerin bir sonucu olarak, ülkemizin risk primi olarak bilinen CDS (Kredi Temerrüt Takasları) puanı da düşüş eğilimine girmiştir. Risk primindeki bu azalma, Türkiye’nin uluslararası piyasalardan hem kamu hem de özel sektör eliyle daha uygun maliyetlerle borçlanabilmesinin önünü açmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları da beklentimizin hızında olmasa bile, Türkiye ekonomisine yönelik olumlu değerlendirmelerde bulunmaya başlamıştır. Bu sürecin önümüzdeki dönemde daha da olumlu bir noktaya evrileceğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. Yılmaz, bu gelişmelerin uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye olan güvenini artırarak, daha istikrarlı bir ekonomik yapıya işaret ettiğini vurguladı.

Türk Lirasının Güçlenmesi ve Kur Korumalı Mevduattan (KKM) Çıkış Stratejisi

Türk lirasının son dönemde gösterdiği güçlenmeye dikkat çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, finansal piyasalar için önemli bir enstrüman haline gelen Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminde de kademeli bir çözülme yaşandığını belirtti. Yılmaz, Merkez Bankası’nın uyguladığı dikkatli para politikaları ve ilgili düzenlemeler sayesinde, finansal piyasalarda herhangi bir istikrarsızlığa yol açmadan KKM’den çıkış sürecinin yönetildiğini ifade etti. Bu süreçte döviz hesaplarında belirgin bir artış gözlemlenmezken, Türk lirası mevduatlarında ise kayda değer bir artış yaşandığını aktardı. Cevdet Yılmaz, “Bu durum, ülkemiz ekonomisi için son derece olumlu bir gelişmedir. Esas amacımız ve tercihimiz, vatandaşlarımızın ve yatırımcıların kendi paramız olan Türk lirasında mevduat tutmasıdır. Türk lirasına olan güvenin artması ve tasarrufların ulusal para birimimizde değerlendirilmesi, ekonomik bağımsızlığımız ve finansal istikrarımız açısından büyük önem taşımaktadır” dedi. Yılmaz, Merkez Bankası’nın attığı adımların ve uygulanan politikaların, Türk lirasının cazibesini artırarak, ekonomik dengeleri daha sağlıklı bir zemine oturtmayı hedeflediğini ekledi.

Türkiye’ye Ciddi Fon Akışı ve Doğrudan Yatırım Beklentisi

Yatırım ortamının sürekli iyileştirilmesi çabalarının hem yurt içi hem de yurt dışındaki yatırımcılar için yeni fırsatlar oluşturduğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, önümüzdeki dönemde Türkiye’ye çok daha fazla doğrudan uluslararası yatırım beklediklerini ifade etti. Yılmaz, “Şu ana kadar belirli bir fon akışı gerçekleşmiş olsa da, daha uzun vadeli ve kalıcı nitelikteki yatırımlar için uluslararası yatırımcıların bir süre daha politikalarımızı gözden geçirdiğini ve kendi hazırlıklarını yaptığını görüyoruz. Özellikle küresel ekonomik konjonktürle bağlantılı olarak değerlendirdiğimizde, önümüzdeki dönemde Türkiye’ye ciddi bir fon akışı olacağını öngörüyorum. Bu akış, hem finansal piyasalara yönelik portföy yatırımları şeklinde hem de doğrudan üretim ve istihdam odaklı yatırımlar şeklinde gerçekleşecektir” şeklinde konuştu. Yılmaz, Türkiye’nin stratejik konumu, genç ve dinamik iş gücü, gelişen altyapısı ve iyileşen yatırım ortamının, ülkeyi küresel yatırımcılar için cazip bir merkez haline getirdiğini belirtti. Bu yatırımların, Türkiye’nin büyüme potansiyelini daha da artırarak, ekonomik kalkınmaya ivme kazandıracağını dile getirdi.

Enflasyonla Mücadele ve Tek Haneli Faiz ve Enflasyon Hedefi

Amacımız Hem Enflasyonu Hem Faizleri Uzun Vadede Tek Haneli Rakamlara Düşürmek

Enflasyondaki olumlu gelişmelerin, Türkiye’yi çok daha farklı bir ekonomik döneme taşıyacağını belirten Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadelenin zorluklarını ortadan kaldırmanın belirli bir zaman aldığını ancak doğru yolda olduklarını söyledi. Yılmaz, “Doğru bir rotaya girdiyseniz ve doğru bir hedefe doğru kararlılıkla ilerliyorsanız, geçen her süre sizi hedefinize daha da yaklaştıracaktır. Dolayısıyla, temel amacımız hem enflasyonu hem de faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmektir. Bu büyük hedefimize ulaşmak için tüm ekonomik araçları ve enstrümanları kararlı bir şekilde kullanıyoruz. Bu mücadelenin üç temel ayağı bulunmaktadır: Birincisi, Merkez Bankamızın araç bağımsızlığı çerçevesinde aldığı kararlar ve uyguladığı para politikasıdır. İkincisi, Merkez Bankası politikalarını tamamlayan ve destekleyen maliye politikamızdır. Üçüncü ve belki de en kritik ayak ise, ekonominin temelini güçlendirecek yapısal reformlardır” dedi. Yılmaz, bu üç ayağın etkin koordinasyonu ve kararlı bir uygulama ile hedeflere ulaşılacağını vurguladı.

Enflasyonda yıl ortasından itibaren yıllık bazda belirgin bir düşüş görüleceğini öngören Yılmaz, “2025 yılı, bu zorlu mücadelenin ilk somut ve çok daha net sonuçlarını gördüğümüz bir yıl olacak. Orta Vadeli Programımızda (OVP) enflasyon için yaklaşık yüzde 15 civarında bir beklentimiz var. Asıl büyük hedefimize ise 2026 yılında ulaşacağız ki bu da tek haneli enflasyondur. Türkiye, geçmişte enflasyonla mücadelede başarılı olmuş bir ülkedir ve bu başarıyı tekrarlayacak potansiyele ve kararlılığa sahiptir. Önümüzdeki dönemde, para politikaları, maliye politikaları ve yapısal reformların etkin bir koordinasyon içinde, kararlı bir tutumla uygulanması sayesinde 2026 perspektifinde enflasyonu yeniden tek haneli seviyelere indireceğiz. Bu hedef, sadece ekonomik istikrar için değil, aynı zamanda vatandaşlarımızın refah seviyesi ve yatırım ortamının iyileşmesi için de hayati öneme sahiptir” ifadelerini kullandı. Bu uzun vadeli vizyonun, sürdürülebilir büyüme ve kalkınmanın temelini oluşturacağını ekledi.

Kripto Para Piyasasına Yönelik Düzenleme ve Kayıt Dışılıkla Mücadele

Kripto Paralara İlişkin Düzenleme İhtiyacı

Kripto para piyasasına ilişkin düzenleme ihtiyacının tüm dünyada hissedildiğini belirten Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin de bu küresel eğilim çerçevesinde gerekli düzenlemeleri yapacağını açıkladı. Yılmaz, “Bu alandaki düzenlemelerimiz, öncelikle kurumlarımızı yetkilendiren, piyasadaki gelişmelere göre nasıl pozisyon alacaklarına dair net bir kanuni altyapı oluşturan çerçeve bir düzenleme niteliğinde olacaktır. Bu adım, aynı zamanda ülkemizin gri listeden çıkması açısından da büyük önem taşımaktadır. Gri listede yer alan ülkelerin belirli şartları karşılaması gerekiyor ve Türkiye olarak biz bu yasal şartların tamamını yerine getirmiş durumdayız. Sadece kripto paralara ilişkin bu düzenleme eksik kalmıştı. Bu düzenlemeyi de tamamladığımız zaman, gri liste bağlamında da çok olumlu ve önemli bir adım atmış olacağız. Bu sayede, uluslararası finansal kuruluşlarla olan ilişkilerimiz daha da güçlenecek ve Türkiye’nin şeffaflık konusundaki taahhüdü pekişecektir” diye konuştu. Yılmaz, düzenlemelerin, hem piyasa güvenliğini artırmayı hem de yatırımcıları korumayı hedeflediğini belirtti.

Kayıt Dışılıkla Mücadelede Dijitalleşme ve Yapay Zeka Dönemi

Yılmaz, kayıt dışılıkla mücadelenin, sosyal adaleti sağlamak ve haksız rekabeti önlemek açısından kritik bir öneme sahip olduğunun altını çizdi. Özellikle dijitalleşmenin sağladığı geniş imkanlar ve yapay zeka teknolojileri sayesinde, kayıt dışılıkla mücadele yöntemlerinin modernize edildiğini kaydetti. Yılmaz, “Önümüzdeki dönemde, daha fazla veriye ve gelişmiş risk analizlerine dayalı, akıllı bir denetim sistemine doğru geçiş yapacağız. Yapay zeka destekli algoritmalar sayesinde, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin tespiti ve önlenmesi konusunda çok daha etkili ve proaktif adımlar atabileceğiz. Bu sistem, verimliliği artırırken, denetimlerin daha hedef odaklı ve adil bir şekilde yapılmasını sağlayacak, böylece ekonomide şeffaflığı ve eşitliği maksimize edecektir. Dijital dönüşüm ve yapay zeka kullanımı, kayıt dışılıkla mücadelede yeni bir çığır açacak ve Türkiye ekonomisini daha sağlam temeller üzerine inşa etmemize yardımcı olacaktır” şeklinde sözlerini tamamladı. Bu adımların, ülkenin finansal sağlığını güçlendirerek, genel ekonomik performansı olumlu yönde etkileyeceği öngörülüyor.

Kaynak: BloombergHT