Yılmaz Ekonomiye Dört Koldan Destek Sürecek

Türkiye Ekonomisinin Yeni Dönem Haritası: OVP Hazırlıkları TOBB İş Birliğiyle Şekilleniyor

Türkiye ekonomisinin geleceğine yön verecek kritik adımlar atılmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve yönetim kurulu üyeleriyle önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Gelecek ay kamuoyuna duyurulması beklenen 2025-2027 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) hazırlıkları, bu stratejik buluşmanın ana gündem maddesini oluşturdu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, OVP’nin Türkiye’nin ekonomik yol haritası niteliği taşıdığını ve bu yol haritasının en hassas şekilde hazırlandığını vurguladı. Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda, TOBB yönetim kurulu üyelerinin değerli tespitleri, görüşleri ve önerileri dikkatle dinlendi. Bu istişareler, hem güncellenecek OVP’nin gerçekçi ve uygulanabilir temeller üzerine inşa edilmesi hem de reel sektörün güncel ihtiyaçlarına doğrudan yanıt vermesi açısından büyük önem taşıyor.

Cevdet Yılmaz, içinde bulunduğumuz dönemi şu sözlerle özetledi: “Dünyada ve bölgemizde ekonomik ve jeopolitik bakımdan zorlu bir dönemden geçerken siyasi istikrar ve güven ortamında, istişarelere dayalı öngörülebilir politikalar ile güçlü bir şekilde geleceğimizi inşa ediyoruz.” Bu açıklama, küresel çaptaki belirsizliklerin ve bölgesel gerilimlerin gölgesinde dahi Türkiye’nin ekonomik istikrarını koruma ve güçlendirme kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. Siyasi istikrarın, ekonomik politikaların başarıya ulaşmasında temel bir zemin oluşturduğu, öngörülebilirliğin ise yatırımcı güveni için olmazsa olmaz bir unsur olduğu bu bağlamda bir kez daha altı çizildi.

OVP’nin Temel Hedefleri ve İş Dünyasının Rolü

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bu kritik süreçte iş dünyasının sahip olduğu tecrübe birikimine ve dinamizmine büyük güven duyduklarını ifade etti. İş dünyası, ekonominin kalbi konumunda olup, politika yapım süreçlerine doğrudan katkı sağlayarak, uygulamaların sahadaki yansımaları hakkında değerli geri bildirimler sunmaktadır. Bu nedenle TOBB gibi çatı kuruluşlarla yapılan istişareler, hükümetin ekonomi politikalarını reel sektörün beklentileriyle örtüştürmesi ve böylece daha geniş bir mutabakat zemini oluşturması açısından hayati bir işlev görmektedir.

Önümüzdeki dönemde de temel amacımız enflasyonu düşürmek, istikrar içinde büyümek, sosyal refahı kalıcı olarak artırmak olacaktır. Bu kapsamda, geçtiğimiz yıl yayınladığımız OVP’nin ana çerçevesini koruyarak yatırım, istihdam, üretim ve ihracatı desteklemeyi sürdüreceğiz. Ayrıca, tarihimizin en büyük deprem afetinin yaralarını sarmaya ve ülkemizi geleceğe çok daha dirençli hazırlamaya dönük çalışmalarımıza devam edeceğiz. Görüş ve önerileriyle çalışmalarımıza katkı veren TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’na ve TOBB yönetiminin kıymetli üyelerine teşekkür ediyorum.

Yılmaz’ın bu sözleri, 2025-2027 OVP’sinin temel direklerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Programın ana eksenini, enflasyonla kararlı bir mücadele oluşturacak. Yüksek enflasyonun hem hanehalkı bütçeleri hem de iş dünyasının maliyetleri üzerindeki yıkıcı etkileri göz önüne alındığında, bu hedefin önceliği kaçınılmazdır. Enflasyonun düşürülmesiyle birlikte fiyat istikrarının sağlanması, sürdürülebilir ve istikrarlı büyümenin önünü açacaktır. Sadece niceliksel değil, aynı zamanda niteliksel bir büyüme hedeflenmektedir; bu da üretkenliği artıran, teknoloji odaklı ve katma değeri yüksek sektörlere yatırım yapılmasını gerektirir.

Kapsamlı Bir Yaklaşım: Yatırım, İstihdam, Üretim, İhracat

OVP’nin bir diğer kilit unsuru, sosyal refahın kalıcı olarak artırılmasıdır. Bu, sadece ekonomik büyüme rakamlarıyla sınırlı kalmayan, aynı zamanda toplumun tüm kesimlerinin yaşam kalitesini yükselten, gelir dağılımını iyileştiren ve fırsat eşitliğini artıran politikaları içermektedir. Sosyal refahın kalıcılığı, sağlam ekonomik temeller ve sürdürülebilir politikalar aracılığıyla sağlanabilir.

Geçtiğimiz yıl yayınlanan OVP’nin ana çerçevesinin korunarak devam edeceği vurgusu, ekonomi yönetiminin belirlenen hedeflerden sapmadan, istikrarlı bir yol izleme niyetini gösteriyor. Bu ana çerçeve, makroekonomik istikrarın korunması, mali disiplin, yapısal reformlar ve piyasa mekanizmalarının etkinleştirilmesi gibi temel prensiplere dayanmaktadır. Bu güçlü zemin üzerinde dört temel sacayağı desteklenecektir:

  1. Yatırım: Hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için cazip bir ortamın oluşturulması, bürokratik engellerin azaltılması ve stratejik sektörlere yönelik teşviklerin sürdürülmesi, ülke ekonomisinin büyüme potansiyelini besleyecektir. Yeni ve modern teknolojilere yapılan yatırımlar, rekabet gücünü artıracaktır.
  2. İstihdam: Nitelikli iş gücü yetiştirme, işsizliği azaltma ve özellikle gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımını destekleme, OVP’nin sosyal boyutunu güçlendiren önemli hedeflerdir. Esnek çalışma modelleri ve mesleki eğitim programları da bu alanda kritik rol oynayacaktır.
  3. Üretim: Katma değerli üretimin artırılması, sanayide dijital dönüşümün hızlandırılması, yeşil ve sürdürülebilir üretim modellerine geçiş, Türkiye’nin global tedarik zincirindeki konumunu güçlendirecektir. İhracat odaklı üretim anlayışı, dış ticaret dengesine olumlu katkı sağlayacaktır.
  4. İhracat: Türkiye’nin küresel pazarlardaki payını artırma, ürün ve pazar çeşitliliğini geliştirme, yüksek teknolojili ürünlerin ihracatındaki payı yükseltme, dış ticaret fazlası verme hedefine ulaşmada kilit rol oynayacaktır. Markalaşma ve e-ihracatın desteklenmesi de bu alandaki potansiyeli maksimize edecektir.

Deprem Sonrası Yeniden Yapılanma ve Dirençli Türkiye Vizyonu

Yılmaz’ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer husus, “tarihimizin en büyük deprem afetinin yaralarını sarma ve ülkemizi geleceğe çok daha dirençli hazırlama” vurgusu oldu. Geçtiğimiz yıl yaşanan büyük deprem felaketi, ülkenin dayanıklılık kapasitesini test etmiş ve uzun vadeli bir yeniden yapılanma sürecini beraberinde getirmiştir. OVP, bu süreçte deprem bölgelerinin ekonomik ve sosyal olarak ayağa kaldırılmasına yönelik çalışmaları da içerecektir. Dirençli kentler inşa etme, afetlere karşı daha dayanıklı altyapılar kurma ve risk yönetimi kapasitesini artırma, sadece deprem bölgeleri için değil, tüm Türkiye için öncelikli bir hedef olarak belirlenmiştir.

Bu vizyon, sadece fiziki yapıların güçlendirilmesiyle sınırlı kalmayıp, aynı zamanda ekonomik yapıların, sosyal güvenlik ağlarının ve kurumsal kapasitelerin de olası şoklara karşı daha dirençli hale getirilmesini amaçlamaktadır. Bu sayede, gelecekte karşılaşılabilecek her türlü krize karşı Türkiye’nin daha hazırlıklı olması hedeflenmektedir.

İş Birliği Vurgusu ve Geleceğe Yönelik Mesajlar

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür etmesi, hükümetin iş dünyası ile diyalog ve iş birliğine verdiği önemin bir göstergesidir. Ortak akıl ve istişare kültürü, özellikle zorlu ekonomik dönemlerde doğru kararlar alınması ve bu kararların geniş bir toplumsal kabul görmesi açısından kritik öneme sahiptir. Bu tür toplantılar, farklı paydaşların beklenti ve önerilerinin politika yapım sürecine dahil edilmesini sağlayarak, uygulanan politikaların etkinliğini ve sürdürülebilirliğini artırır.

Özetle, 2025-2027 Orta Vadeli Programı, Türkiye’nin gelecek üç yılına ışık tutacak, ekonomik hedeflerini netleştirecek ve küresel meydan okumalar karşısında ülkenin direncini artıracak kapsamlı bir yol haritası niteliğindedir. Enflasyonla mücadeleden istikrarlı büyümeye, sosyal refahın artırılmasından deprem sonrası yeniden yapılanmaya kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan OVP, iş dünyasının katkılarıyla daha da güçlenerek Türkiye ekonomisine yeni bir soluk getirecektir. Bu program, siyasi istikrar ve güven ortamında, istişareye dayalı ve öngörülebilir politikalarla Türkiye’yi daha güçlü ve müreffeh bir geleceğe taşıma kararlılığının bir ifadesidir.