Wall Street günü kazançla kapattı

ABD Piyasalarında Yükseliş Rüzgarı: İstihdam Verileri ve Ticaret Görüşmeleri Umutları Artırdı

Haftanın kapanışında, küresel piyasalar yatırımcıların hem ekonomik verilere hem de uluslararası ticaret ilişkilerine dair beklentilerini şekillendiren önemli gelişmelerle hareketli bir gün yaşadı. Özellikle ABD borsaları, güçlü istihdam verileri ve Çin’den gelen olumlu ticaret görüşmesi sinyalleriyle dikkat çekici bir yükseliş sergiledi. Bu gelişmeler, uzun süredir devam eden ticaret savaşı endişelerinin bir nebze olsun hafiflemesine ve piyasalardaki genel hava üzerinde pozitif bir etki yaratmasına yardımcı oldu.

Piyasaların nabzını tutan ana endeksler, kapanışta önemli artışlar kaydetti. Dow Jones Sanayi Endeksi, yüzde 1,39’luk bir yükselişle 41.317,43 puana ulaşarak günü güçlü bir şekilde tamamladı. S&P 500 Endeksi de benzer bir performans sergileyerek yüzde 1,47 oranında artışla 5.686,67 puana yükseldi. Teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq Endeksi ise yüzde 1,51 gibi kayda değer bir kazançla 17.977,73 puana çıkarak teknoloji sektöründeki canlılığı gözler önüne serdi.

Özellikle S&P 500 Endeksi, üst üste dokuz işlem gününü yükselişle kapatarak finansal piyasalar tarihinde önemli bir kilometre taşına ulaştı. Bu dokuz günlük kesintisiz yükseliş serisi, Kasım 2004’ten bu yana kaydedilen en uzun kazanç serisi olarak kayıtlara geçti. Bu durum, yatırımcıların piyasalara olan güveninin ne denli arttığını ve mevcut yükseliş trendinin gücünü gösterdi. Dahası, endeks, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2 Nisan’da açıkladığı karşılıklı tarifeler sonrasında yaşadığı kayıpları da tamamen telafi etme başarısını gösterdi. Bu telafi, piyasaların olumsuz haberlere karşı direncinin ve toparlanma kabiliyetinin altını çizdi.

Piyasalardaki bu olumlu havanın en büyük destekçilerinden biri, ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminde yaşanan olası yumuşama sinyalleri oldu. Çin Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan bir açıklama, üst düzey ABD yetkililerinin yakın zamanda “ilgili taraflar aracılığıyla birçok kez” iletişime geçtiğini ve ABD ile olası tarife görüşmelerinin değerlendirildiğini ortaya koydu. Bu açıklama, iki ülke arasındaki ticari anlaşmazlığın çözüme kavuşabileceğine dair umutları yeşertti ve küresel ekonominin en büyük risk faktörlerinden biri olarak görülen ticaret savaşının durulabileceği beklentisini güçlendirdi. Yatırımcılar, gümrük vergilerinin kaldırılması veya hafifletilmesi durumunda küresel ticaret hacminde artış yaşanacağı ve şirket karlarının olumlu etkileneceği öngörüsüyle hisse senedi piyasalarına yöneldi.

Makroekonomik cephede ise ABD’den gelen istihdam verileri, piyasaları pozitif yönde etkileyen bir başka önemli faktör oldu. Nisan ayında tarım dışı istihdam, 177 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergiledi. Bu güçlü istihdam artışı, ABD ekonomisinin dayanıklılığını ve iş gücü piyasasının canlılığını gözler önüne serdi. Aynı dönemde işsizlik oranı ise değişmeyerek yüzde 4,2 seviyesinde kaldı. Analistler, beklentilerin üzerindeki bu güçlü istihdam verilerinin, yatırımcıların uzun süredir devam eden ticaret savaşı endişelerini bir miktar yatıştırdığını belirtti. Zira güçlü bir istihdam piyasası, tüketici harcamalarını destekleyerek ekonomik büyümeye katkı sağlar ve olası dış şoklara karşı bir tampon görevi görür.

ABD Başkanı Donald Trump da açıklanan güçlü istihdam verilerinin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulundu. Trump, paylaşımında ülkedeki ekonomik durumu değerlendirerek, benzin ve market fiyatlarının düştüğünü, mortgage oranlarının gerilediğini, istihdamın hala çok güçlü olduğunu ve uygulanan tarifelerden milyarlarca dolar gelir elde edildiğini vurguladı. Bu açıklamalar, Başkan’ın ekonomik politikalarının meyvelerini verdiğine dair inancını yansıtırken, piyasalar üzerindeki iyimser havayı daha da pekiştirdi.

Trump’ın açıklamalarının en dikkat çekici kısımlarından biri ise ABD Merkez Bankası’na (Fed) yönelik faiz indirimi çağrısı oldu. Başkan, “Dediğim gibi sadece bir geçiş aşamasındayız, daha yeni başlıyoruz. Tüketiciler, yıllardır fiyatların düşmesini bekliyordu. Enflasyon yok, Fed faizi düşürmeli.” ifadelerini kullandı. Bu çağrı, Fed’in para politikası üzerindeki siyasi baskıyı bir kez daha gündeme getirdi. Trump, enflasyonun düşük seyrettiği bir ortamda faiz oranlarının düşürülmesinin ekonomik büyümeyi daha da hızlandıracağını ve tüketicilerin alım gücünü artıracağını savunuyor. Fed’in bağımsızlığı ve para politikasının belirlenmesi süreci, bu tür açıklamalarla birlikte kamuoyunda ve finansal çevrelerde sıkça tartışılan konular arasında yer alıyor.

Ülkedeki diğer ekonomik göstergelere bakıldığında ise mart ayında fabrika siparişleri yüzde 4,3 ile beklentilerin biraz altında bir artış kaydetti. Fabrika siparişleri, sanayi sektörünün gelecekteki üretim seviyeleri ve ekonomik aktivite hakkında önemli ipuçları veren bir göstergedir. Beklentilerin altında kalması, imalat sektöründe bazı yavaşlama işaretleri olabileceğine işaret etse de, genel ekonomik tablo içerisinde güçlü istihdam ve pozitif piyasa gelişmeleri bu verinin olumsuz etkisini gölgede bıraktı.

Kurumsal tarafta ise teknoloji devi Apple’ın bilançosu, piyasalar kapandıktan sonra yayımlanmasına rağmen büyük yankı uyandırdı. Şirketin üç aylık dönemdeki geliri, yıllık bazda yüzde 5 artarak piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti. Bu güçlü gelir artışı, Apple’ın ürün ve hizmetlerine olan talebin devam ettiğini ve şirketin finansal gücünü koruduğunu gösterdi. Ancak bilançonun olumlu seyrine rağmen, Apple’ın Üst Yöneticisi (CEO) Tim Cook’tan gelen bir açıklama, ticaret savaşının şirketler üzerindeki potansiyel etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Cook, uygulanan tarifelerin şirket maliyetlerini tahmini olarak 900 milyon dolar artıracağını bildirdi. Bu maliyet artışı tahmini, Apple hisselerinde yaklaşık yüzde 4 değer kaybına yol açtı. Apple gibi küresel tedarik zincirleri olan büyük şirketlerin dahi tarifelerden bu denli etkilenmesi, ticaret savaşlarının geniş çaplı ekonomik sonuçlarının somut bir göstergesi olarak algılandı ve yatırımcıların ticari gerilimlere ilişkin hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu.

Özetle, ABD piyasaları, hafta kapanışında hem güçlü iç ekonomik veriler hem de dış ticaretteki olası yumuşama sinyalleriyle desteklenen bir yükseliş trendi sergiledi. S&P 500’ün uzun soluklu kazanç serisi ve tarife kaynaklı kayıpların telafisi, piyasalardaki güvenin arttığını gösterdi. Tarım dışı istihdamdaki artış, ekonomik büyüme için güçlü bir temel oluştururken, Çin’den gelen ticaret görüşmeleri haberleri de küresel piyasalardaki belirsizliği azaltma potansiyeli taşıdı. Başkan Trump’ın Fed’e faiz indirimi çağrısı ve Apple’ın tarife maliyeti açıklaması gibi unsurlar, piyasaların hem siyasi söylemlere hem de uluslararası ticaret dinamiklerine ne denli duyarlı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Gelecek dönemde, ticaret görüşmelerinin seyri ve Fed’in para politikasına yönelik adımları, piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynamaya devam edecektir.