Üst Sınır Bile Çok Görüldü

Merkez Bankası 2024 Enflasyon Tahmini: Beklentiler, Riskler ve Gerçekçi Senaryolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yılın ilk enflasyon raporunu kamuoyuyla paylaştı. Bu önemli rapor, ülkenin ekonomik gidişatına dair Merkez Bankası’nın resmi görüşlerini ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini ortaya koyuyor. Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, köşe yazısında, bu raporun detaylarını ve Merkez Bankası’nın tahminlerinin altında yatan gerçekleri titizlikle analiz etti. Aktaş’ın yazısı, resmi rakamların ötesine geçerek, piyasa dinamikleri ve potansiyel riskler hakkında değerli bir bakış açısı sunuyor.

Merkez Bankası’nın 2024 yılına ilişkin enflasyon tahmini, bir önceki raporda olduğu gibi sabit tutuldu. Banka, yıl sonu enflasyon beklentisini orta noktası yüzde 36 olmak üzere, yüzde 30 ile yüzde 42 arasında bir aralıkta belirledi. Yeni Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, enflasyon raporunu açıklarken, para politikası kurulu (PPK) metinlerinde defalarca vurgulanan temel ilkelerin altını bir kez daha çizdi.

Başkan Karahan, mevcut parasal sıkılık düzeyinin, enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Ayrıca, enflasyona yönelik herhangi bir riskin ortaya çıkması durumunda para politikası duruşunun yeniden gözden geçirileceği mesajını verdi. Bu açıklamalar, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki kararlılığını gösterse de, Alaattin Aktaş’ın da belirttiği gibi, raporun detaylarına inildiğinde farklı senaryoların kapısı aralanıyor.

Resmi Tahmin Yüzde 36, Peki Gerçekçi Beklenti Ne?

Merkez Bankası’nın resmi yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 36 olarak belirlenmiş olsa da, Alaattin Aktaş’ın analizleri, aylık bazdaki varsayımların farklı bir tablo çizdiğini gösteriyor. Aktaş’a göre, Merkez Bankası’nın kendi aylık projeksiyonları incelendiğinde, aslında yüzde 39-40 seviyelerine razı olunduğu gibi bir sonuç ortaya çıkıyor. Elbette, enflasyon gibi dinamik bir değişkende birkaç puanlık sapmaların büyük bir önem taşımadığı düşünülebilir. Örneğin, tahmin yüzde 4 iken gerçekleşme yüzde 8 olursa bu ciddi bir sapmadır; ancak yüzde 36 yerine yüzde 40 gibi bir gerçekleşme, tahmin aralığı düşünüldüğünde daha kabul edilebilir addedilebilir.

Nitekim Merkez Bankası, enflasyon tahmin aralığını yüzde 30 ile yüzde 42 gibi oldukça geniş bir bantta belirlemiş durumda. Geçmiş dönemlerde enflasyon tahmin aralıklarının bu denli geniş tutulmadığı düşünüldüğünde, bu durum mevcut ekonomik belirsizliklerin derinliğini gözler önüne seriyor. Eğer banka, örneğin yüzde 32 ile yüzde 40 gibi daha dar bir aralık belirleseydi, yine orta noktası yüzde 36 olacaktı. Ancak, yüzde 42’ye kadar bir üst sınırın belirlenmesi, potansiyel risklere karşı bir “güvenli alan” oluşturma ihtiyacını işaret ediyor.

Aylık Enflasyon Projeksiyonları ve Yüzde 40 Senaryosu

Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, yıllık enflasyon tahmininde yüzde 36’da ısrarcı olduklarını dile getirse de, rapor toplantısında paylaştığı aylık enflasyon oranları piyasa yorumcularında bazı soru işaretleri yarattı. Karahan, aylık enflasyon beklentilerini şu şekilde özetledi:

  • Yılın ilk yarısında, Ocak ayı hariç, mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyonun ortalama yüzde 3 civarında seyredeceği öngörülüyor.
  • Mayıs ayından sonra, güçlü baz etkileri ve enflasyonun ana eğilimindeki düşüşün devamıyla yıllık manşet enflasyonda hızlı bir düşüş yaşanacağı ve dezenflasyon dönemine girileceği belirtildi. Bu süreçte, iç talepteki dengelenmenin, ücret güncellemelerinin tamamlanmış olmasının ve manşet enflasyondaki düşüşün beklentilere olumlu yansımasının önemli rol oynayacağı ifade edildi.
  • Böylelikle, mevsimsellikten arındırılmış ortalama aylık enflasyonun öncelikle yüzde 2.5’in altına, yılın son çeyreğinde ise yüzde 1.5 civarına gerilemesi bekleniyor.

Bu aylık projeksiyonlar dikkatle incelendiğinde, Alaattin Aktaş’ın da belirttiği gibi, Şubat-Mayıs döneminde yüzde 3, Haziran-Eylül döneminde yüzde 2.5’in altında, son çeyrekte ise yüzde 1.5 civarındaki artış oranları baz alındığında, yıl sonu enflasyonunun yüzde 40 civarında bir değere ulaşması kaçınılmaz hale geliyor. Bu durum, Merkez Bankası’nın resmi olarak yüzde 36 hedefinde dursa da, içsel hesaplamalarında yüzde 39-40 bandında bir gerçekleşmeye hazırlıklı olduğu ve bu düzeye razı göründüğü yorumlarına neden oluyor.

Yüzde 40 Enflasyon: Bir Başarı Göstergesi mi?

Her ne kadar resmi hedefin üzerinde bir oran olsa da, 2024 yılını yüzde 40 civarında bir enflasyonla tamamlamak, mevcut ekonomik koşullar ve geçmiş deneyimler ışığında bazı kesimlerce bir başarı olarak değerlendirilebilir. Bu yargıyı daha iyi anlamak için, sadece geçtiğimiz yıl yaşananları ve seçim ekonomisinin etkilerini hatırlamakta fayda var.

Geçmiş Tecrübeler: 2023 Seçimlerinin Enflasyon Üzerindeki Etkisi

  • Döviz Kurundaki Stabilizasyon ve Patlama: 2023 Mayıs seçimleri öncesinde döviz kuru, aylarca adeta sabit tutuldu. Bu yapay stabilizasyon, seçimlerin ardından yerini hızla değer kaybına bıraktı. Haziran ve Temmuz aylarında döviz kurları toplamda yüzde 33’e yakın bir artış gösterdi.
  • Enflasyon Şoku: Döviz kurundaki bu rekor artış, kaçınılmaz olarak fiyatlara yansıdı. Temmuz ve Ağustos aylarında toplamda yüzde 20’ye yaklaşan yüksek bir fiyat artışı yaşandı. Bu durum, döviz kurunun enflasyon üzerindeki belirleyici etkisini bir kez daha ortaya koydu.

2024 Seçimleri ve Ertelenen Zamlar

Benzer bir senaryonun 2024 yerel seçimleri öncesinde de yaşanıp yaşanmadığı veya yaşanma potansiyeli olduğu, ekonomistler arasında sıkça tartışılan bir konu. Alaattin Aktaş’a göre, bu yıl da seçim dolayısıyla ertelenen bir kur artışı ve beraberinde ertelenen zamlar olduğu görünüyor. Elektrik, doğalgaz, akaryakıt gibi kalemlerde ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlarda seçim sonrasına ötelenen artışlar olduğu düşünülüyor. Bu durum, seçimden sonra ertelenen kur artışları ve zamların devreye girmesiyle, aylık enflasyon oranlarının Merkez Bankası’nın umduğu gibi hızla düşürülememe riskini beraberinde getiriyor.

Cevdet Akçay’ın Alarmı: Aylık Enflasyon Ana Eğilimi

Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın enflasyon raporu toplantısında yaptığı açıklamalar, bu risk senaryosunu daha da güçlendiriyor. Akçay, enflasyonla mücadelede kilit noktanın yıllık enflasyonun düşüşünden ziyade, aylık enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme olduğunu vurguladı. Akçay’ın sözleri oldukça netti:

“Aylık enflasyonun ana eğiliminde düzelme durmuş; bu bizim için alarm! Yıllığın aşağı geliyor olması önemli değil. O gözlemlediğimiz göstergede (aylık oranda) eğer gerekli iyileşmeyi görmüyorsak bizim için alarmdır, gerekli tedbirleri alırız.”

Bu açıklama, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede ne denli hassas ve proaktif olacağının bir göstergesi. Seçim sonrası aylık enflasyon oranlarının beklenen hızda aşağı çekilememesi tehlikesi, bu “alarm” durumunu tetikleyebilir. Hem Başkan Karahan hem de Yardımcısı Akçay, böyle bir durumda Merkez Bankası’nın gerekli müdahaleleri yapacağını defalarca dile getiriyorlar.

Faiz Artırma İkilemi

Peki, bu “gerekli tedbirler” eğer ek bir faiz artışı anlamına geliyorsa, Merkez Bankası’nın bunu yapabilecek siyasi ve ekonomik alanı var mı? Piyasa aktörleri ve analistler, Merkez Bankası’nın böyle bir kararı gerekli görmesinin tek başına yeterli olmayacağının farkında. Faiz artışlarının ekonomik büyüme, istihdam ve yatırımlar üzerindeki potansiyel etkileri, her zaman geniş çaplı tartışmalara yol açıyor. Bu durum, Merkez Bankası’nı zorlu bir denge arayışına itiyor.

Yüzde 50 Enflasyon Senaryosu: Şaşırtıcı Olur mu?

Merkez Bankası her ne kadar yüzde 36’lık tahmininde ısrar etse ve en fazla yüzde 40’a kadar bir gerçekleşme beklediği görüntüsü verse de, Alaattin Aktaş’ın analizine göre 2024 yılının yüzde 50’ye varan bir enflasyonla kapatılması şaşırtıcı olmayacaktır. Bu karamsar senaryonun temelinde, seçim sonrası yaşanması muhtemel kur atakları ve buna bağlı olarak hızlanan fiyat artışları yatıyor.

Eğer seçimden sonra döviz kurları beklenen baskıdan kurtulur ve hızla yükselişe geçerse, yüzde 30’lu veya 40’lı enflasyon oranlarında kalmak oldukça zorlaşacaktır. Kur geçişkenliği yüksek olan Türkiye ekonomisinde, dövizdeki artışların fiyatlara yansıması genellikle hızlı ve güçlü olmaktadır.

Fiyatlama Davranışlarındaki Bozulma

Alaattin Aktaş, Merkez Bankası’nın fiyatlama davranışları konusunda oldukça iyimser olduğunu da belirtiyor. Fiyatlama davranışlarındaki bozulma, yani şirketlerin ve tüketicilerin geleceğe yönelik enflasyon beklentilerinin yüksek olması ve bu beklentiler doğrultusunda fiyatlarını ve ücretlerini belirlemesi, enflasyonun kalıcılığını artıran önemli bir faktördür. Türkiye’de bu bozulmanın düzelme emaresi göstermediği, aksine gün geçtikçe daha da kötüye gittiği gözlemleniyor. Bu durum, enflasyonun kök salmasına neden olan yapısal bir sorun teşkil ediyor.

Dolayısıyla, seçim sonrası yaşanması muhtemel bir kur atağı, bu zaten bozuk olan fiyatlama davranışlarına yeni bir ivme kazandırabilir. Bu da bizi, yüzde 40’lı enflasyon düzeylerini mumla arar hale getirecek daha yüksek oranlara taşıyabilir. Bu senaryo, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki en büyük sınavlarından biri olmaya adaydır. Güvenilir ve tutarlı para politikalarının yanı sıra, beklentileri yönetme ve yapısal reformları hayata geçirme yeteneği, bu zorlu süreçte belirleyici olacaktır.

Merkez Bankası’nın resmi söylemi ile piyasa beklentileri arasındaki bu potansiyel farklılık, ekonomik aktörler için belirsizliği artırıyor ve riskleri daha belirgin hale getiriyor. Enflasyonla mücadelede şeffaflık, öngörülebilirlik ve kararlılık, önümüzdeki dönemin en kritik unsurları olmaya devam edecektir.

Kaynak: ekonomim.com