Ülker Bisküvi İlk Yarıda 36.6 Milyar TL Ciroyla Güçlü Büyümesini Sürdürüyor: Küresel Liderlik ve Sürdürülebilirlik Odaklı Başarı
Türkiye’nin köklü ve lider gıda şirketlerinden biri olan Ülker Bisküvi, 2024 yılının ilk yarısına ilişkin finansal sonuçlarını açıklayarak sektördeki güçlü konumunu bir kez daha pekiştirdi. Şirket, bu dönemde tam 36.6 milyar lira gibi dikkat çekici bir ciroya ulaşarak büyüme hedeflerini başarıyla yakaladığını gösterdi. Bu başarı, hem Türkiye iç pazarındaki etkinliğini hem de uluslararası alandaki genişleyen operasyonlarının katkısını gözler önüne seriyor.
Şirketin Kamuoyu Aydınlatma Platformu (KAP) aracılığıyla yatırımcılarına ve kamuoyuna sunduğu detaylı açıklamada, elde edilen cironun kaynakları da net bir şekilde belirtildi. Buna göre, Ülker Bisküvi’nin toplam cirosunun yüzde 69’luk önemli bir kısmı Türkiye operasyonlarından elde edildi. Bu oran, şirketin iç pazardaki derin köklerini, geniş dağıtım ağını ve tüketici bağlılığını yansıtan kritik bir gösterge niteliğinde. Geri kalan yüzde 31’lik dilim ise ihracat ve yurt dışı operasyonlarından sağlandı. Bu, Ülker’in sadece bir Türk markası olmanın ötesinde, global pazarda da rekabetçi ve başarılı bir oyuncu olduğunu kanıtlıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ülker Üst Yöneticisi (CEO) Mete Buyurgan, şirketin istikrarlı büyümesine vurgu yaparak, “80. yılını kutlayan, Türkiye’nin lider gıda şirketi olarak yılın ilk yarısını hedeflediğimiz gibi başarılı bir şekilde tamamladık. Bu dönem, hem finansal performansımızla hem de stratejik atılımlarımızla dolu oldu. Özellikle uluslararası alanda gerçekleştirdiğimiz önemli bir gelişme, büyüme ve sürdürülebilirlik odaklı vizyonumuzun bir yansıması olarak öne çıktı,” ifadelerini kullandı. Buyurgan, bu başarının sadece mevcut pazarlardaki liderliği korumakla kalmayıp, aynı zamanda yeni ufuklara yelken açma ve küresel ayak izini genişletme konusundaki kararlılıklarını da gösterdiğini belirtti.
Mete Buyurgan’ın altını çizdiği üzere, yılın ilk yarısının en önemli stratejik adımlarından biri, yurt dışına yönelik gerçekleştirdikleri 550 milyon ABD doları değerindeki sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ihracıydı. Bu ihraca, 20 ülkeden 100’den fazla uluslararası yatırımcının katılması, Ülker Bisküvi’ye ve Türkiye ekonomisine duyulan güvenin güçlü bir göstergesi oldu. 2024 yılının ilk sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ihracı olması özelliğiyle de dikkat çeken bu finansal hamle, şirketin sadece ekonomik büyümeyi değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluklarını da merkeze aldığını ortaya koydu. Buyurgan, bu tür bir tahvil ihracının, şirketin uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşma konusundaki taahhüdünü uluslararası yatırımcılar nezdinde somutlaştırdığını ve bu sayede daha geniş bir yatırımcı tabanına erişim sağladıklarını ifade etti. Bu tür finansal araçlar, şirketleri belirli sürdürülebilirlik performans hedeflerine ulaşmaya teşvik ederek, küresel sürdürülebilir kalkınma çabalarına katkıda bulunuyor.
Buyurgan, Türkiye’ye ve şirketlerine duyulan güvenle gerçekleştirilen bu tahvil ihracının, ülkeye sağlanan katma değeri artırdığını ve Ülker’in bölgede güçlü bir oyuncu olarak konumunu pekiştirdiğini de belirtti. Şirket, uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırarak sadece kendi markasını değil, aynı zamanda Türk gıda sektörünün global imajını da güçlendiriyor. Bu, özellikle Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Orta Asya gibi stratejik bölgelerdeki güçlü varlığıyla kendini gösteriyor.
Küresel pazar liderliği konusunda da önemli bilgiler paylaşan Buyurgan, Ülker Bisküvi’nin özellikle Suudi Arabistan ve Mısır’daki bisküvi pazarında lider konumda olduğunu aktardı. Bu bölgelerdeki başarı, şirketin ürün kalitesi, marka bilinirliği ve etkili pazarlama stratejilerinin birleşimiyle elde edildi. Ayrıca, Kazakistan ve Orta Asya ülkelerinde de güçlü bir büyüme trendinin devam ettiğini vurgulayan Buyurgan, bu coğrafyalardaki potansiyeli değerlendirerek yatırımlarını sürdüreceklerini ifade etti. Bu bölgeler, genç ve dinamik nüfus yapıları ile Ülker ürünleri için önemli büyüme fırsatları sunuyor.
Sürdürülebilirlik, Ülker Bisküvi’nin stratejik önceliklerinin başında gelmeye devam ediyor. Mete Buyurgan, “Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için sürdürülebilirlik çalışmalarımıza her alanda ağırlık veriyoruz,” diyerek şirketin bu konudaki kararlılığını bir kez daha yineledi. Bu kapsamda, çevresel ayak izini azaltmaya yönelik somut adımlar atılıyor. Özellikle lojistik operasyonlarında yapılan iyileştirmeler bu çabanın önemli bir parçası. Filoya dahil edilen 50 çift katlı tır ile yılda yaklaşık 5.4 milyon kilometre daha az mesafe kat edilmesi hedefleniyor. Bu sayede, yıllık 5 bin ton daha az karbon salımı gerçekleştirilecek. Bu tür çevre dostu lojistik çözümler, hem operasyonel verimliliği artırıyor hem de sera gazı emisyonlarının azaltılmasına doğrudan katkıda bulunuyor. Böylece Ülker, sadece ürünleriyle değil, üretimden tüketime kadar uzanan tüm süreçlerde çevresel duyarlılığını ortaya koyuyor.
Şirketin sürdürülebilirlik stratejisinin temel taşlarından biri de yerel tarımı desteklemek ve çiftçi refahını artırmaktır. Buyurgan, “Yerli tarım, yerel kalkınma ve çiftçi refahına odaklanıyor, çiftçilerimizle birlikte çalışarak onarıcı ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasını amaçlıyoruz,” dedi. Onarıcı tarım, toprak sağlığını iyileştirmeyi, biyoçeşitliliği artırmayı ve iklim değişikliğine karşı direnci güçlendirmeyi hedefleyen yenilikçi bir yaklaşım. Bu yöntemler, kimyasal gübre ve pestisit kullanımını azaltarak toprağın doğal yapısını korur ve uzun vadede daha verimli ve sürdürülebilir bir tarım ekosistemi oluşturur. Ülker, bu alandaki pilot çalışmalarına Kırıkkale ve Çorum bölgelerinde başladı. Bu bölgelerdeki çiftçilerle iş birliği yaparak, onarıcı tarım uygulamalarını sahada deniyor ve yaygınlaştırıyor. Şirketin iddialı hedeflerinden biri de 2030 yılına kadar 10 bin dekar alanda onarıcı tarım uygulamalarını hayata geçirmek. Bu, binlerce dönümlük tarım arazisinin daha sağlıklı, verimli ve çevre dostu yöntemlerle işlenmesi anlamına geliyor.
İnovasyon ve Ar-Ge çalışmaları da Ülker Bisküvi’nin sürekli büyüme ve rekabetçilik stratejisinin ayrılmaz bir parçasıdır. Mete Buyurgan, AR-GE merkezleriyle hem yurt içi hem de yurt dışındaki üniversiteler ve araştırma merkezleriyle iş birliği içinde olduklarını kaydetti. Bu iş birlikleri, şirketin faaliyetlerine ve genel olarak sektöre değer katacak yenilikçi projelerin hayata geçirilmesini sağlıyor. Bilimsel bilgi birikimi ve endüstriyel uzmanlığın bir araya gelmesiyle, çığır açan ürünler ve üretim süreçleri geliştiriliyor. Buyurgan, “Bunlar inovatif, sektörde ayrışan ürünler geliştirmemize de katkı sağlıyor. Yılın ilk altı ayında 17, son 5 yılda ise 220’nin üzerinde yeni ürünle tüketicilerimizi buluşturduk. Bulunduğumuz kategorilerde başarılı bir performans gösteriyoruz,” açıklamasını yaptı. Bu sürekli ürün geliştirme ve yenilikçi yaklaşım, Ülker’in pazar taleplerine hızlı adaptasyonunu, tüketici beklentilerini karşılamasını ve markanın dinamik kalmasını sağlıyor. Yeni ürünler, sadece farklı tatlar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda daha sağlıklı alternatifler, pratik ambalajlar ve sürdürülebilir içeriklerle de fark yaratıyor.
Sonuç olarak, Ülker Bisküvi’nin 2024 yılının ilk yarısındaki 36.6 milyar liralık cirosu, şirketin finansal gücünün, pazar liderliğinin ve stratejik vizyonunun bir kanıtıdır. Mete Buyurgan’ın liderliğindeki Ülker, sadece ekonomik performansıyla değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve toplumsal sorumluluk alanlarındaki kararlı adımlarıyla da geleceğe yatırım yapıyor. Küresel pazarlardaki genişlemesi, çevre dostu lojistik uygulamaları, onarıcı tarıma yönelik taahhütleri ve sürekli Ar-Ge yatırımları, Ülker Bisküvi’yi Türkiye’nin gıda sektöründe örnek bir konuma taşıyor. Bu bütünsel yaklaşım, şirketin 80 yıllık köklü geçmişini geleceğe taşıyan, sürdürülebilir bir büyüme modelinin anahtarı olarak öne çıkıyor.