Türkiye’de Gelir Paylaşımı: Kimin Elinde Ne Var?

Türkiye’de Gelir Dağılımı İyileşiyor mu? TÜİK 2025 Verileriyle Gelir Eşitsizliği Analizi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2025 yılı Gelir Dağılımı İstatistikleri, Türkiye’deki gelir dağılımı eğilimleri hakkında önemli bilgiler sunuyor. Verilere göre, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesimin toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre hafif bir düşüş gösterirken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik kesimin payında ise küçük bir artış kaydedildi. Bu durum, gelir dağılımında kısmi bir iyileşme olduğuna işaret ediyor. Ancak, eşitsizliğin boyutları ve farklı gelir grupları arasındaki uçurum hala önemli bir sorun olarak duruyor.

TÜİK’in açıkladığı bülten, eş değer hane halkı kullanılabilir fert geliri üzerinden yapılan hesaplamaları içeriyor. Bu hesaplama yöntemi, hane halkı büyüklüğü ve kompozisyonunu dikkate alarak, farklı büyüklükteki hanelerin gelirlerini karşılaştırılabilir hale getiriyor. Bu sayede, gelir dağılımındaki eşitsizlik daha doğru bir şekilde ölçülebiliyor.

En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay 2025 yılında yüzde 48’e geriledi. Bu oran, bir önceki yıl yüzde 48,1 idi. En düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun payı ise yüzde 6,3’ten yüzde 6,4’e yükseldi. Bu küçük değişiklikler, gelir dağılımında bir nebze de olsa iyileşme olduğunu gösterse de, en zengin kesimin gelirden aldığı payın hala çok yüksek olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Gini Katsayısı: Gelir Eşitsizliğinin Temel Göstergesi

Gelir dağılımı eşitsizliğinin en yaygın kullanılan ölçütlerinden biri olan Gini katsayısı, 0 ile 1 arasında değerler alıyor. Katsayının sıfıra yaklaşması, gelir dağılımında eşitliğin arttığını, 1’e yaklaşması ise eşitsizliğin arttığını gösteriyor. TÜİK, Gini katsayısını farklı yöntemlerle hesaplayarak, sosyal transferlerin gelir dağılımı üzerindeki etkisini de analiz ediyor.

2025 yılında eş değer hane halkı kullanılabilir fert geliri üzerinden hesaplanan Gini katsayısı, bir önceki yıla göre 0,003 puan azalarak 0,410 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,473 olarak hesaplanırken, emekli, dul ve yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,420 olarak belirlendi. Bu veriler, sosyal transferlerin gelir dağılımı üzerindeki olumlu etkisini açıkça ortaya koyuyor. Sosyal yardımlar ve emekli maaşları gibi transferler, gelir eşitsizliğini azaltmada önemli bir rol oynuyor.

Brüt gelir üzerinden hesaplanan Gini katsayısı ise 0,422 olarak kaydedildi. Bu değer, vergi ve diğer kesintiler öncesi geliri ifade ediyor. Gini katsayısındaki bu küçük düşüş, gelir dağılımında bir miktar iyileşme olduğunu gösterse de, eşitsizliğin hala önemli bir sorun olmaya devam ettiğini vurgulamak gerekiyor.

P80/P20 ve P90/P10 Oranları: Gelir Grupları Arasındaki Farklılıklar

P80/P20 oranı, toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin gelirinin, en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin gelirine oranını ifade ediyor. Bu oran, gelir dağılımındaki uçurumun boyutunu gösteren önemli bir gösterge. 2025 yılında P80/P20 oranı, bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5’e geriledi. Bu, en zengin yüzde 20’lik kesimin, en yoksul yüzde 20’lik kesimden 7,5 kat daha fazla gelire sahip olduğu anlamına geliyor. Orandaki düşüş, gelir dağılımında bir nebze de olsa iyileşme olduğunu gösteriyor.

P90/P10 oranı ise gelirden en fazla pay alan yüzde 10’luk grubun gelirinin, en az pay alan yüzde 10’luk grubun gelirine oranını ifade ediyor. Bu oran da gelir dağılımındaki eşitsizliği gösteren önemli bir gösterge. 2025 yılında P90/P10 oranı 0,4 puan azalarak 12,9 olarak belirlendi. Bu, en zengin yüzde 10’luk kesimin, en yoksul yüzde 10’luk kesimden 12,9 kat daha fazla gelire sahip olduğu anlamına geliyor. Orandaki düşüş, gelir dağılımında bir miktar iyileşme olduğunu gösteriyor.

Ortalama Gelirler: Hane Halkı ve Fert Gelirlerindeki Artış

Türkiye’de yıllık ortalama hane halkı kullanılabilir geliri, 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 76,7 artışla 662 bin 414 liraya ulaştı. Bu artış, enflasyonun etkisiyle birlikte değerlendirilmelidir. Yıllık ortalama eş değer hane halkı kullanılabilir fert geliri ise bir önceki yıla kıyasla yüzde 77,3 artarak 187 bin 728 liradan 332 bin 882 liraya yükseldi. Bu artış, hane halkı gelirlerindeki genel yükselişi gösteriyor.

Yıllık ortalama eş değer hane halkı kullanılabilir fert gelirlerinde en yüksek gelir, 2024’e göre 194 bin 166 lira yükselerek 418 bin 25 lirayla tek kişilik hane halklarının oldu. Bu durum, tek yaşayan bireylerin gelir düzeyinin diğer hane halkı tiplerine göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hane halklarının yıllık ortalama eş değer hane halkı kullanılabilir fert geliri 386 bin 713 lira iken, tek çekirdek aileden oluşan hane halklarında bu değerin 338 bin 164 lira olduğu görüldü. En düşük yıllık ortalama eş değer kullanılabilir hane halkı fert gelirine sahip hane halkı tipi ise 264 bin 413 lirayla en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hane halkları olarak belirlendi.

Gelir Kaynakları: Maaş ve Ücret Gelirinin Önemi

Toplam gelir içinde en yüksek payı, yüzde 49,7 ile maaş ve ücret geliri aldı. Bu oran, bir önceki yıla göre 0,9 puanlık bir artışı ifade ediyor. Maaş ve ücret gelirinin toplam gelir içindeki payının yüksek olması, çalışan kesimin gelirinin ülke ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. İkinci sırada yüzde 18,3 ile müteşebbis geliri yer alırken, bu gelir türünün payı bir önceki yıla göre 2,5 puan azaldı. Üçüncü sırada ise yüzde 18,2 ile sosyal transfer geliri bulunuyor. Sosyal transfer gelirindeki 0,4 puanlık artış, devletin sosyal yardımlarının gelir dağılımı üzerindeki etkisini gösteriyor.

Tarım gelirinin müteşebbis geliri içindeki payı yüzde 15,6 olarak belirlenirken, emekli ve dul-yetim aylıklarının sosyal transferler içindeki payı yüzde 89,3 olarak hesaplandı. Bu veriler, emekli maaşlarının ve tarım gelirlerinin ülke ekonomisi için önemini vurguluyor.

Eğitim Düzeyi ve Gelir: Yükseköğretimin Önemi

Yıllık ortalama esas iş gelirleri eğitim düzeyine göre incelendiğinde, en yüksek gelirin yükseköğretim mezunlarında olduğu görülüyor. Yükseköğretim mezunlarının yıllık ortalama esas iş geliri 566 bin 839 lira olarak hesaplanırken, lise ve dengi okul mezunlarında bu rakam 376 bin 932 lira, lise altı eğitimlilerde 290 bin 323 lira, bir okul bitirmeyenlerde ise 183 bin 900 lira olarak belirlendi. Bu veriler, eğitim düzeyinin gelir üzerindeki doğrudan etkisini açıkça ortaya koyuyor.

Yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 83 ile yükseköğretim düzeyli eğitimlilerde görülürken, en düşük artış ise yüzde 56,7 ile lise ve dengi okul mezunlarında kaydedildi. Bu durum, yükseköğretimin gelir artışına olan katkısının giderek arttığını gösteriyor.

Sektörel Gelir Farklılıkları: Hizmet Sektörünün Liderliği

Esas iş gelirleri sektörel olarak incelendiğinde, en yüksek yıllık ortalama gelirin 426 bin 45 lirayla hizmet sektöründe elde edildiği belirlendi. En düşük yıllık ortalama gelir ise 237 bin 461 lirayla tarım sektöründe kaydedildi. Bu veriler, sektörler arasındaki gelir farklılıklarını gözler önüne seriyor.

Bir önceki yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 79 ile inşaat sektöründe gözlenirken, bunu yüzde 75,8 ile hizmet sektörü izledi. Sanayi sektöründe yüzde 70,1, tarım sektöründe ise yüzde 54,4 artış kaydedildi. Bu artış oranları, farklı sektörlerin ekonomik performansını ve gelir artış potansiyelini gösteriyor.

Çalışma Statüsü ve Gelir: İşverenlerin En Yüksek Gelire Sahip Olması

Yıllık ortalama esas iş gelirleri, çalışma statüsüne göre incelendiğinde, en yüksek gelirin işverenlerde olduğu görülüyor. İşverenlerin yıllık ortalama esas iş geliri 1 milyon 204 bin 791 lira olarak hesaplanırken, ücretli maaşlılarda bu rakam 379 bin 47 lira, kendi hesabına çalışanlarda 348 bin 45 lira ve yevmiyelilerde 186 bin 682 lira olarak belirlendi. Bu veriler, girişimciliğin ve işveren olmanın gelir üzerindeki olumlu etkisini gösteriyor.

Bir önceki yıla göre en yüksek artış yüzde 80,7 ile ücretli ve maaşlılarda görülürken, en düşük artış ise yüzde 49,7 ile işverenlerde kaydedildi. Bu durum, ücretli çalışanların gelirlerindeki artışın işverenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Bölgesel Gelir Farklılıkları: Ankara’nın En Yüksek Gelire Sahip Olması

Türkiye’de yıllık ortalama eş değer hane halkı kullanılabilir fert geliri 2025’te 332 bin 882 lira iken, İBBS 2. Düzey bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge 449 bin 618 lirayla Ankara oldu. Ankara’yı, 434 bin 929 lirayla İstanbul, 405 bin 896 lirayla İzmir bölgeleri izledi. En düşük yıllık ortalama eş değer hane halkı kullanılabilir fert geliri ise 172 bin 552 lirayla Van, Muş, Bitlis, Hakkari bölgesinde kayıtlara geçti. Bu veriler, bölgeler arasındaki gelir farklılıklarının ne kadar belirgin olduğunu gösteriyor.

P80/P20 oranının en düşük olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri, 4,6’şar ile Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli ile Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova bölgeleri oldu. Bu bölgeleri 4,9’ar ile Zonguldak, Karabük, Bartın ile Van, Muş, Bitlis, Hakkari bölgeleri izledi. Söz konusu oranın en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 8,5 ile Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir, 8,3 ile Antalya, Isparta, Burdur ve 8,1 ile Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan oldu.

Gelir Grupları Arasındaki Geçişler: İşsizlerin Çalışmaya Başlaması

Eş değer hane halkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 10’luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde, aynı dönemde ilk yüzde 10’luk grupta olan fertlerin 2025’te yüzde 58,9’unun, son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 68,1’inin gelir grubu değişmedi. Ayrıca 2024’te ilk yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 19,8’i 2025’te bir gelir grubundan fazla yükseldi. Son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 11,4’ü ise bir gelir grubundan fazla düştü. Bu veriler, gelir grupları arasındaki hareketliliği ve gelir dağılımındaki dinamizmi gösteriyor.

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’ndan elde edilen sonuçlara göre, 2024’te işsiz olan fertlerin yüzde 38,7’si 2025’te çalışmaya başladı. Faaliyet durumu 2024’te “çalışan” olarak belirlenen fertlerin 2025’te yüzde 90,3’ü çalışma hayatına devam etti. Geçen yıl iş gücüne dahil olmayan fertlerin ise yüzde 10,1’i iş gücüne katıldı. Bu veriler, işgücü piyasasındaki hareketliliği ve işsizliğin azalmasına yönelik olumlu gelişmeleri gösteriyor.