Türk Savunma ve Havacılık Sektörü İhracatta Rekor Kırdı

Türkiye Savunma ve Havacılık İhracatında Rekor Büyüme: 2025 Hedefleri Aşıldı

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatında kaydettiği tarihi başarıyı duyurdu. 2024 yılında 7,1 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracatın, 2025 yılında yaklaşık %48’lik bir artışla 10 milyar 54 milyon dolara ulaştığını belirtti. Bu önemli gelişme, Türkiye’nin savunma sanayii alanındaki yükselişini ve küresel pazardaki rekabet gücünü açıkça ortaya koyuyor.

Türkiye’nin 2025 yılı dış ticaret verileri, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle gerçekleşen özel bir törenle kamuoyuna açıklandı. Bu tören, savunma sanayiinin ülke ekonomisine katkısını ve devletin bu sektöre verdiği önemi vurgulayan önemli bir etkinlik oldu.

Törenin ardından açıklamalarda bulunan Haluk Görgün, ihracat rakamlarından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Hem ülkemiz adına genel ihracat rakamlarında hem de savunma sanayinde rekorların kırıldığı bir yıl oldu.” şeklinde konuştu. Görgün, 2025 yılının her ayında bir önceki yıla göre sürekli bir büyüme yaşandığını ve bu durumun, sektörün dinamizmini ve potansiyelini gösterdiğini ifade etti.

Aralık ayında 2,5 milyar doların üzerinde bir savunma ve havacılık ihracatının gerçekleşmesiyle tarihi bir rekora ulaşıldığını vurgulayan Görgün, bu başarının, Türk savunma sanayiinin uluslararası arenada ne kadar iddialı olduğunu kanıtladığını söyledi. Bu rekor, aynı zamanda, Türkiye’nin savunma alanındaki bağımsızlık hedefine ulaşma yolunda attığı önemli bir adımı temsil ediyor.

Görgün, 2025 yılındaki savunma ve havacılık ihracatının, 9 milyar 870 milyon dolar mal ve 184 milyon dolar hizmet olmak üzere toplamda 10 milyar 54 milyon dolara ulaştığını detaylı bir şekilde açıkladı. Bu rakamlar, Türkiye’nin sadece ürün satışı değil, aynı zamanda mühendislik, eğitim ve bakım gibi hizmetler alanında da önemli bir ihracatçı haline geldiğini gösteriyor.

Görgün, sözlerine şöyle devam etti: “2025’te gerçekleşen yaklaşık %47-48’leri bulan büyümeyi, yeni yaptığımız sözleşmeler bakımından incelediğimizde de yaklaşık %80’lere varan bir artış olarak görüyoruz. 2024’te ihracatı 7,1 milyar dolar olarak tamamlamıştık, 2025’i yaklaşık %48 artış ile 10 milyar 54 milyon dolar olarak tamamlıyoruz. Yapılan sözleşmelere bakiye sipariş oluşturma açısından bakıldığında ise 2024’ü 10 milyar dolarlık yeni sözleşme ile tamamlamıştık, 2025’i ise 17,8 milyar dolar yani %78’lik bir büyüme ile tamamlamış olduk.” Bu açıklamalar, sektördeki büyümenin sadece mevcut ihracat rakamlarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda gelecekteki potansiyel büyümenin de sinyallerini verdiğini gösteriyor.

Savunma ve Havacılık İhracatının Toplam İhracattaki Payı Arttı

Haluk Görgün, savunma sanayindeki ihracat artışının, Türkiye’nin toplam ihracatındaki oranına bakılarak daha net bir şekilde anlaşılabileceğini ifade etti. “2022 yılında 4,4 milyar dolar ihracat yapmıştık ve Türkiye’nin toplam ihracatında savunma ve havacılık ihracatının oranı %1,7’ydi. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye’nin toplam ihracatında savunma ve havacılık ihracatının oranı %3,7’ye ulaştı.” Bu oran, savunma sanayiinin ülke ekonomisi için ne kadar önemli bir hale geldiğini ve ihracatın çeşitlenmesine sağladığı katkıyı açıkça ortaya koyuyor.

Bu ihracatın, Türk şirketlerinin nitelikli ve maliyet etkin ürünler üretmesi, satış sonrası sunduğu destek ve güvence sayesinde mümkün olduğuna dikkat çeken Görgün, “Bu ihracatı gerçekleştirirken şirketlerimizle beraber Savunma Sanayii Başkanlığı, Türkiye’de şirketlerimizin ürünlerini kullanan kurumlarımız, Ticaret Bakanlığımız, Dışişleri Bakanlığımız ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, hepsi bir takım olarak düşünüldüğünde ciddi bir sonuç ortaya çıktı.” şeklinde konuştu. Bu ifadeler, başarının arkasındaki koordinasyonun ve işbirliğinin önemini vurguluyor.

Görgün, sözlerine şöyle devam etti: “Allah’a çok şükür, ürünlerimiz geliştikçe, platformlarımız arttıkça, platformların içinde kullanılan nitelikli yüksek teknolojik ürünlerin, faydalı yüklerin, mühimmatların, çeşitli sensörlerin, algılayıcıların ve eyleyicilerin miktarı arttıkça, ihracata yansıyan yönü de doğal olarak dost ve müttefik ülkelerle paylaştığımızda da artıyor.” Bu sözler, Türkiye’nin savunma sanayiindeki teknolojik yetkinliğinin ve bu yetkinliğin ihracata olan olumlu etkisinin altını çiziyor.

Görgün, geçen yıl birçok yeni sözleşmeyi ve güzel başarıyı kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlatarak, “Portekiz’e askeri gemi ihracatı sözleşmesi imzalamıştık. Yılın sonuna yaklaşırken havacılıkta dünyada önde gelen ülkelerden İspanya ile HÜRJET eğitim uçağının sözleşmesini imzaladık. Haziran ayında Endonezya ile KAAN sözleşmesi imzalamıştık. Romanya ile Açık Deniz Karakol gemisi sözleşmesi imzalandı.” şeklinde konuştu. Bu sözleşmeler, Türkiye’nin savunma sanayiindeki ürün yelpazesinin genişliğini ve farklı coğrafyalardaki ülkelerle işbirliği yapma kapasitesini gösteriyor.

2026’da Yeni İhracat Rekorları Bekleniyor

Körfez ve Afrika bölgesinde birçok SİHA sözleşmeleri yapıldığını ve bunlarla beraber mühimmat sözleşmeleri imzaladıklarını anlatan Görgün, 2025’i 17,8 milyar dolar yeni sözleşme rekoruyla kapattıklarını vurguladı. Bu, gelecek yıllarda ihracatın daha da artacağının bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Görgün, 2026’yı teslimatların artacağı ve yeni rekorların kırılacağı bir yıl olarak gördüklerini belirterek, “Geçen yıl ağırlıklı olarak ihraç ettiğimiz ülkelere baktığımızda ilk 10 ülkenin 4 tanesi Avrupa ülkesi ve bir tanesi ABD. Toplamdaki orana baktığımızda da 10 milyar dolar ihracatın yaklaşık 5,6 milyar doları, yani %56’lık kısmı Avrupa Birliği, NATO ülkelerine ve ABD’ye oldu. Asya Pasifik, Orta Doğu ve Afrika, peşinden gelen bölgeler oldu.” şeklinde konuştu. Bu dağılım, Türkiye’nin savunma sanayii ürünlerinin sadece belirli bölgelere değil, küresel çapta talep gördüğünü gösteriyor.

Dinamik üretim süreçleri, sektörün gayretleri, genç insan kaynağı ve satış sonrası güven veren desteğin ihracatı beslediğini vurgulayan Görgün, bu hususların gelecek yıllarda yeni satışların habercisi olduğunu ifade etti. Türk savunma sanayiinin bu başarısı, ülkenin teknolojik bağımsızlığına katkıda bulunurken, aynı zamanda ekonomik kalkınmaya da önemli bir ivme kazandırıyor. Sektördeki bu olumlu gelişmeler, Türkiye’nin küresel savunma pazarındaki konumunu güçlendirerek, ülkenin uluslararası arenadaki etkinliğini artırıyor. Bu durum, Türkiye’nin dış politikadaki manevra kabiliyetini artırırken, bölgesel ve küresel güvenlik konularında daha etkin bir rol oynamasına olanak sağlıyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatında kaydedilen bu tarihi başarı, uzun vadeli stratejik planlamanın, Ar-Ge yatırımlarının ve nitelikli insan kaynağının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Sektördeki bu ivmenin sürdürülebilirliği için, teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek, uluslararası işbirliklerini güçlendirmek ve genç yetenekleri desteklemek büyük önem taşıyor. Türkiye’nin savunma sanayiindeki bu yükselişi, sadece ekonomik bir başarı değil, aynı zamanda ülkenin bağımsızlık ve güvenlik hedeflerine ulaşmasında da kritik bir rol oynuyor.