TMSF Yönetimindeki FETÖ Şirketleri: Ekonomik Büyüme ve 18.6 Milyar Liralık Satış Hasılatı
Türkiye’nin yakın tarihinde derin izler bırakan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından, devletimiz terör örgütünün finansal yapılanmasına karşı kararlı bir mücadele başlattı. Bu mücadelenin önemli ayaklarından birini, örgütle iltisaklı olduğu belirlenen şirketlerin yönetimi ve tasfiyesi oluşturdu. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), 2016 yılından itibaren bu şirketlere kayyım olarak atanarak, hem milli ekonomiye kazandırılmaları hem de adalet mekanizmasının işlemesi adına kritik bir rol üstlendi. TMSF’nin titiz yönetimi altında, bu şirketlerin bilançolarında önemli bir büyüme kaydedilirken, bugüne kadar gerçekleştirilen satış ihalelerinden elde edilen hasılat 18,6 milyar lirayı aşarak devlet hazinesine önemli bir katkı sağladı. Bu süreç, terörle mücadelenin ekonomik boyutunda elde edilen somut başarıların en belirgin örneklerinden biridir.
15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan menfur darbe girişimi, Türk demokrasisine ve hukuk devletine yönelik ciddi bir tehdit oluşturmuştu. Bu hain kalkışmanın ardından, FETÖ/PDY (Paralel Devlet Yapılanması) ile bağlantılı olduğu tespit edilen kişi ve kurumlara yönelik geniş çaplı soruşturmalar başlatıldı. Bu soruşturmalar kapsamında, terör örgütünün finansal kaynaklarını kesmek ve örgüte ait varlıkların milletin emrine sunulmasını sağlamak amacıyla, mahkeme kararlarıyla çok sayıda şirkete kayyım atanması yoluna gidildi. Türkiye’nin ekonomik ve sosyal istikrarını korumak adına atılan bu adımlarla, toplamda 1326 şirketin kayyımlık görevi devletimizin güvenilir kurumu TMSF’ye devredildi. Bu devir, sadece hukuki bir prosedür olmanın ötesinde, terör örgütünün ekonomik damarlarını kurutmaya yönelik stratejik bir hamleydi.
TMSF’nin sorumluluk alanındaki bu geniş kapsamlı görev, ülkenin dört bir yanına yayılmış durumdadır. Halihazırda Fon, Türkiye’nin 35 farklı ilinde toplam 683 şirkette aktif olarak kayyım görevini sürdürmektedir. Bu şirketler, farklı sektörlerde faaliyet gösteren, çeşitli büyüklüklerdeki işletmelerden oluşmaktadır. Fon, şirketlerin yönetim kurullarında görevlendirilen profesyonel kadrolar aracılığıyla, bu işletmelerin ticari faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde devam ettirmelerini, mevcut değerlerini korumalarını ve hatta artırmalarını sağlamaktadır. Kayyımlık görevi sadece şirketlerin bizzat yönetimiyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda 82 şirkete pay kayyımı olarak atanmış ve 93 gerçek kişinin mal varlıklarına da kayyım olarak atama gerçekleştirilmiştir. Bu çok yönlü görev tanımı, TMSF’nin terör örgütünün finansal yapılanmasına yönelik mücadelesinin kapsamını ve derinliğini gözler önüne sermektedir.
TMSF Yönetiminde Şirketlerin Finansal Performansı ve Ekonomiye Katkıları
TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerin devralındıkları ilk tarihlerden bu yana gösterdikleri finansal performans, Fon’un profesyonel yönetim anlayışının somut bir kanıtıdır. Kayyım olarak görevlendirilen 683 şirketin, kuruma devir tarihleri itibarıyla toplam aktif büyüklükleri 33,9 milyar lira seviyesindeydi. Ancak TMSF’nin etkin yönetimi, stratejik kararları ve sektör deneyimi sayesinde, bu rakam 30 Haziran 2024 itibarıyla dudak uçuklatan bir büyümeyle yüzde 531 oranında artarak 214,5 milyar liraya ulaştı. Benzer şekilde, şirketlerin toplam öz kaynakları da kayda değer bir yükseliş gösterdi. Devir tarihinde 12,3 milyar lira olan öz kaynak toplamı, yüzde 943 gibi çarpıcı bir artışla 128,3 milyar liraya yükseldi. Bu rakamlar, TMSF yönetiminin sadece varlıkları korumakla kalmadığını, aynı zamanda onları büyütüp milli ekonomiye daha fazla değer katmasını sağladığını açıkça ortaya koymaktadır.
Şirketlerin operasyonel başarısı da finansal büyümenin bir tamamlayıcısı niteliğindedir. 2023 yılı sonu itibarıyla, TMSF yönetimindeki bu şirketlerin toplam cirosu 115,5 milyar liraya, karı ise 3,9 milyar liraya ulaştı. Bu veriler, şirketlerin piyasada rekabetçi güçlerini koruyarak ve hatta artırarak sürdürülebilir bir ticari faaliyet yürüttüklerini göstermektedir. Bu şirketlerin başarısı, sadece mali tablolarla sınırlı kalmamış, aynı zamanda istihdam alanında da önemli bir rol oynamıştır. Halihazırda yönetim altındaki bu şirketlerde toplamda 24 bin 428 kişi istihdam edilmektedir. Bu, terör örgütüyle iltisaklı olduğu belirlenen şirketlerin, kayyım atanması sonrası işlevlerini yitirmek bir yana, aksine güçlenerek binlerce vatandaşa istihdam kapısı olmaya devam ettiğini kanıtlamaktadır. TMSF’nin şirketleri yönetirken hem finansal sürdürülebilirliği hem de sosyal sorumluluğu gözettiği bu rakamlarla tescillenmiştir.
Ekonomik büyümeyi ve istihdamı sürdürmenin yanı sıra, bazı şirketler için tasfiye ve sicilden terkin süreçleri de titizlikle yürütülmektedir. Fon’un kayyım olarak görevlendirildiği 98 şirketin tasfiye ve ticaret sicilinden terkine ilişkin hazırlık işlemleri başlatılmış, ilan ve bilanço hazırlıkları devam etmektedir. Ayrıca, 683 şirket grubundan bağımsız olarak, operasyonel sürekliliği uygun olmayan veya ticari bütünlüğünü yitirmiş 34 şirketin tasfiye işlemleri tamamlanarak ticaret sicilinden terkinleri gerçekleştirilmiştir. Bu süreçler, ekonomik rasyonalite ve hukuki gereklilikler çerçevesinde, şirketlerin mevcut durumlarına en uygun çözümün bulunması esasına dayanmaktadır.
TMSF’nin Satış İhaleleri ve Elde Edilen Hasılat
TMSF’nin FETÖ ile iltisaklı şirketlerin yönetimindeki bir diğer önemli boyutu da, bu şirketlerin varlıklarının veya hisselerinin şeffaf ve rekabetçi ihalelerle ekonomiye kazandırılmasıdır. Bugüne kadar Fon tarafından 17 şirketin hisse satışı gerçekleştirilmiş ve bu satışlardan toplam 797 milyon bin lira gibi önemli bir hasılat elde edilmiştir. Bu hisse satışları, genellikle şirketin stratejik önemi veya sektörel konumu göz önüne alınarak, en yüksek değeri sağlayacak şekilde planlanmaktadır.
Daha büyük ölçekli ve stratejik öneme sahip şirketler veya şirket grupları için ise “Ticari ve İktisadi Bütünlük” (TİB) ihaleleri tercih edilmektedir. TİB kavramı, bir şirketin veya şirket grubunun, varlıkları, markaları, müşteri portföyleri ve diğer ticari unsurlarıyla bir bütün olarak, belirli bir değeri temsil edecek şekilde satışa sunulmasını ifade eder. Bu yöntem, şirketlerin parçalanmasını önleyerek, onların ticari değerlerini ve piyasadaki konumlarını korumasını sağlamaktadır. Kurumun kayyım olarak atandığı şirketlerle ilgili düzenlenen TİB ihalelerinde bugüne kadar 41 adet Ticari ve İktisadi Bütünlük yaklaşık 14,5 milyar lira ve 3,5 milyon dolar muhammen bedelle satışa sunulmuştur. Bu ihaleler, sektörün önde gelen firmalarının ve yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaşmış, şeffaf ve rekabetçi bir ortamda gerçekleştirilmiştir. İhale süreçlerinin sonunda, KDV dahil yaklaşık 18,6 milyar lira ve 7 milyon dolar gibi yüksek bir satış hasılatına ulaşılmıştır. Bu rakamlar, terör örgütünün finansmanında kullanılan varlıkların, devlet eliyle milli ekonomiye kazandırılması sürecindeki başarının en somut göstergesidir. Elde edilen bu gelirler, kamu yararına kullanılarak, milletimizin refahına katkı sağlamaktadır.
Müsadere Kararları ve Stratejik Varlık Transferleri
TMSF’nin kayyımı olduğu şirketlerin bazıları hakkında ilgili mahkemelerce “müsadere kararı” verilmiştir. Müsadere, suçla ilintili olduğu kanıtlanan malvarlıklarının mülkiyetinin devlete geçmesi anlamına gelir. Bu kararlar kesinleşmiş olup, müsadere edilen şirketlerin satış ve tasfiye süreçleri başlatılmıştır. Toplamda 108 şirket hakkında müsadere kararı verilmesi, FETÖ ile mücadelenin hukuki boyutunun ne denli güçlü ve kararlı bir şekilde yürütüldüğünü göstermektedir. Bu şirketlerin varlıkları, yasal süreçler tamamlandıktan sonra devletimizin kontrolünde en verimli şekilde değerlendirilmektedir.
Bazı stratejik şirket grupları için ise farklı bir model uygulanmıştır. Örneğin, 19 Ağustos 2024 tarihli ve 8857 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, özellikle madencilik ve medya sektörlerinde faaliyet gösteren Koza Grubu’na ait 12 şirketin sermayelerinde bulunan Hazine’ye ait hisselerin tamamı, ana ortaklık-iştirak ilişkileri de korunmak suretiyle bir bütün halinde Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) aktarılmasına karar verilmiştir. Bu karar, stratejik öneme sahip sektörlerdeki şirketlerin, devletin uzun vadeli kalkınma hedefleri doğrultusunda, profesyonel bir fon yönetimi altında faaliyetlerine devam etmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Karara istinaden söz konusu şirketlerin hisseleri ilgili sicil müdürlüklerinde TVF adına tescil ettirilerek pay defterlerinde gerekli değişiklikler de yapılmıştır. Bu adım, hem şirketlerin ticari sürekliliğini temin etmekte hem de varlıkların devletin stratejik hedeflerine uygun olarak yönetilmesini sağlamaktadır.
Benzer şekilde, Erciyes Anadolu Grubu şirketlerine ilişkin satış süreçleri de kademeli olarak devam etmektedir. Bu şirketlerin satış ilanları, kamuoyunun geniş kesimine ulaşması amacıyla Resmi Gazete, ulusal çapta yayın yapan gazeteler ve TMSF’nin resmi internet sitesinde düzenli olarak yayımlanmaktadır. Bu şeffaf süreç, ihalelere katılımı teşvik ederek en adil ve en yüksek değeri elde etmeyi hedeflemektedir. TMSF’nin bu kapsamlı çalışmaları, FETÖ’nün ekonomik gücünü kırma ve milletin varlıklarını koruma misyonunu başarıyla yerine getirdiğini göstermektedir. Terörle mücadele sadece güvenlik güçleriyle değil, aynı zamanda ekonomik ve hukuki araçlarla da sürdürülen çok boyutlu bir savaştır ve TMSF bu savaşta önemli bir cephede görev yapmaktadır. Elde edilen başarılar, Türkiye’nin terörle mücadelesindeki kararlılığını ve gücünü bir kez daha kanıtlamaktadır.