TMO 2,5 Milyon Ton Ürün Depoladı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal: 86 Yıllık Köklü Kurumdan Bereketli Hasat Sezonu Değerlendirmesi ve Üreticiye Güvence

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, kurumun 86. kuruluş yıl dönümü münasebetiyle, Türkiye’nin gıda güvencesi ve tarımsal stratejileri açısından kritik öneme sahip TMO’nun mevcut faaliyetleri ve bu yılki hububat hasat sezonuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Güldal, geçen yılki rekor seviyelere ulaşmasa da, bu yıl da oldukça iyi bir üretim sezonu geçirdiklerini belirterek, “Bugün itibarıyla 2,5 milyon ton ürün TMO’nun stoklarına intikal etmiş durumdadır.” açıklamasını yaptı.

Anadolu Ajansı muhabirine özel açıklamalarda bulunan Güldal, TMO’nun sadece bir alım kurumu olmaktan öte, Türk tarımının gelişiminde öncü bir rol üstlenen köklü bir kuruluş olduğunu vurguladı. Tıpkı Anadolu Ajansı gibi, TMO’nun da Cumhuriyet tarihindeki önemli kurumlar arasında yer aldığını ve kurulduğu günden bugüne sayısız farklı görevi başarıyla yerine getirdiğini ifade etti. Bu köklü kurumun, Türkiye’nin tarımsal üretiminde ve gıda güvenliğinde üstlendiği misyonun önemini bir kez daha hatırlattı.

TMO’nun Tarımdaki Öncü Rolü ve Depoculuk Tecrübesi

Ahmet Güldal, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin sadece hububat ve bakliyat alımıyla sınırlı kalmayıp, Türkiye’de birçok stratejik sektörün kuruluşuna öncülük ettiğinin altını çizdi. Bu öncü rollerden birinin de Et ve Süt Kurumu’nun kurulmasına sağladığı katkılar olduğunu belirtti. Güldal’a göre, TMO’nun tarımsal ürünlerin depolanması konusunda sahip olduğu engin tecrübe, Türkiye’deki depoculuk faaliyetlerinin gelişiminde kilit bir rol oynamıştır. Genel Müdür, “Türkiye’de depoculuğu en iyi bilen kurumların başında TMO geliyor,” sözleriyle kurumun bu alandaki yetkinliğini ve birikimini vurguladı. Bu bilgi ve birikim, ülkenin tarımsal ürünlerini en doğru koşullarda muhafaza etme yeteneğini güçlendirmiştir.

Bu köklü depoculuk tecrübesi, günümüzde modern tarım uygulamalarının ayrılmaz bir parçası olan lisanslı depoculuk sisteminin gelişmesine de önemli ölçüde yansımıştır. Güldal, TMO’nun önderliğinde gelinen noktada, Türkiye genelinde toplam 11 milyon tonluk lisanslı depoculuk kapasitesine ulaşıldığını aktardı. Bu kapasitenin, üreticilerin ürünlerini daha modern, güvenli ve ekonomik koşullarda muhafaza etmelerine olanak tanıdığını, aynı zamanda ürün sirkülasyonunu ve ticaretini kolaylaştırarak piyasa istikrarına katkı sağladığını ekledi. Lisanslı depolar, üreticilere ürünlerini teminat göstererek kredi çekme ve piyasa fiyatlarını bekleme imkanı sunarak büyük avantajlar sağlamaktadır.

TMO: Piyasa Düzenleyici Misyonu ve Geniş Ürün Yelpazesi

TMO’nun temel görevlerinden biri, kendisine emanet edilen ürünlerle ilgili piyasa düzenlemeleri yapmaktır. Bu düzenlemeler, hem üreticinin emeğinin karşılığını almasını sağlamayı hem de tüketicinin makul fiyatlarla gıdaya erişimini garanti altına almayı hedefler. Güldal, kurumun bugüne kadar 25’e yakın ana üründe görev aldığını ve bu kritik görevleri her zaman başarılı bir şekilde yerine getirdiğini belirtti. Bu geniş ürün yelpazesi, TMO’nun Türk tarımının farklı segmentlerindeki stratejik önemini açıkça ortaya koymaktadır; buğday, arpa gibi temel hububat ürünlerinden bakliyat çeşitlerine kadar birçok üründe piyasa istikrarını TMO sağlamaktadır.

Kurumun 86 yıllık tarihinde, TMO’nun her zaman çiftçinin dostu olarak konumlandığını ifade eden Güldal, hasat dönemi öncesinde ve sonrasında TMO alım noktalarının üreticilerin en güvendiği yerler olduğunu dile getirdi. Öyle ki, Türkiye’nin dört bir yanında birçok şehrin ve mahallenin “ofis semtleri” veya “ofis mahallesi” olarak anılmasının, TMO’nun halkla iç içe ve güvene dayalı ilişkisinin en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi. Bu durum, TMO’nun sadece bir devlet kurumu olmaktan öte, toplumun ve özellikle tarım camiasının hafızasında önemli bir yer edindiğini, çiftçinin derdine ortak olduğunu ve her zaman yanında durduğunu göstermektedir.

Küresel Krizler Karşısında TMO: Türkiye’nin Gıda Güvencesi

Son yıllarda dünya genelinde yaşanan salgın hastalıklar (COVID-19 pandemisi), iklim değişikliğine bağlı kuraklıklar ve Rusya-Ukrayna Savaşı gibi küresel çaplı krizler, gıda arz zincirlerinde ciddi aksaklıklara yol açarak birçok ülkede gıda güvencesi sorunlarını beraberinde getirdi. Ahmet Güldal, bu zorlu dönemlerde Türkiye’nin TMO sayesinde gıda arzında herhangi bir önemli problem yaşamadığına dikkat çekti. Güldal, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de TMO’nun görev alanında ürünlerde herhangi bir problem yaşanmadı. Kuraklıkta ve savaş döneminde tedbirler alındı. Yine salgın döneminde TMO, regülasyonlarla sektörle beraber çalışarak görevini yerine getirdi. Bu başarı, kurumumuzun stratejik planlamasının ve hızlı adaptasyon yeteneğinin bir göstergesidir.”

Bu durum, TMO’nun stratejik stok yönetimi, zamanında piyasa müdahaleleri ve sektör paydaşlarıyla koordineli çalışmaları sayesinde krizlere karşı güçlü bir direnç gösterdiğini kanıtlamaktadır. TMO’nun ana görevinin, hububat ve bakliyat ürünlerinde fiyatların normalin altına düşmesi durumunda üreticiler lehine devreye girerek piyasayı desteklemek olduğunun altını çizen Güldal, fiyatların tüketiciler aleyhine yükselmesi durumunda ise çeşitli enstrümanlar kullanarak piyasayı dengelediğini ve regüle ettiğini bildirdi. Bu çift yönlü görev, hem üreticiyi korurken hem de tüketiciyi enflasyonist etkilerden mümkün olduğunca izole etmeyi amaçlayarak ülkenin genel refahına katkı sağlamaktadır.

2024 Hasat Sezonu Değerlendirmesi: Azimle Çalışma ve 2.5 Milyon Ton Ürün Alımı

Ahmet Güldal, bu yılın geçen seneki kadar yüksek rekolteli bir yıl olmasa da, Türkiye için yine de oldukça iyi sayılabilecek bir üretim sezonu geçirdiklerini vurguladı. Ülke genelinde hububat rekoltesinde geçen yıla göre bir miktar düşüş beklentisi olsa da, TMO’nun üreticinin yanında olmaya devam ettiğini belirterek, “TMO, bu yıl da 600’ün üzerinde bir alım noktası açarak üreticilerimizin yanında oldu,” diyerek kurumun çiftçiye olan kesintisiz desteğini yineledi. Hasat döneminin yaklaşık yarısını geride bıraktığımız bu günlerde, TMO stoklarına intikal eden ürün miktarının 2,5 milyon tonu bulduğunu kaydetti. Bu rakam, TMO’nun yoğun alım faaliyetlerini ve piyasadaki etkinliğini gözler önüne sermektedir.

Üreticilerin en çok merak ettiği konulardan biri olan ödemeler hakkında da bilgi veren Güldal, TMO tarafından ödemelerin normalde 45 güne kadar yapılacağının açıklandığını hatırlattı. Ancak, kurumun gösterdiği gayret ve verimli operasyonel süreçler sayesinde, bugün itibarıyla üreticilerin ödemelerinin çok daha kısa sürede, 25-30 günlük vadelerde gerçekleştirildiğini müjdeledi. Bu hızlı ödeme süreci, üreticiler arasında büyük bir memnuniyet yarattığını ve onların finansal planlamalarına olumlu katkı sağladığını, böylece bir sonraki ekim sezonu için gerekli sermayeyi daha erken elde ettiklerini belirtti.

Ülke genelindeki hasat ilerlemesi hakkında da güncel bilgiler sunan Güldal, şu an itibarıyla arpa hasadının yaklaşık yüzde 70, buğday hasadının ise yüzde 60 seviyelerinde tamamlandığını açıkladı. Bu oranlar, hasat sürecinin verimli bir şekilde devam ettiğini ve TMO’nun alım faaliyetlerinin belirlenen takvim doğrultusunda sorunsuz ilerlediğini göstermektedir. Henüz hasadı tamamlanmamış bölgelerdeki üreticilerin de ürünlerini TMO’ya teslim etmeye devam ettikleri bilgisini paylaştı.

Depolama Kapasitesi ve Sosyal Medya İddialarına Yanıtlar

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da depolama kapasitesiyle ilgili çeşitli söylentilerin dolaşımda olduğunu belirten Güldal, bu tür iddialara itibar edilmemesi çağrısında bulundu. Geçen yıl, TMO’nun hasat döneminde toplam 13,1 milyon ton ürünü başarıyla depoladığını hatırlatarak, kurumun bu alandaki tecrübesine ve hazırlığına dikkat çekti. Güldal, TMO’nun her zaman en doğru ve güvenilir bilgiyi sağladığını vurguladı.

Bu yılki hasat dönemi öncesinde de depolama konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağının ve gerekli tüm hazırlıkların yapıldığının altını çizdiklerini hatırlatan Güldal, mevcut depolama altyapısını detaylandırdı ve TMO’nun geniş kapasitesini şu maddelerle açıkladı:

  • 4,5 milyon ton kapasiteli lisanslı depoların tamamen boş ve alıma hazır durumda olduğu, bu modern tesislerin ürün kalitesini en üst düzeyde koruduğu,
  • 2,5 milyon ton kiralık depo ve TMO’ya ait depoların da hazır olarak tutulduğu, böylece esnek bir depolama ağı oluşturulduğu,
  • Geçen yıl olduğu gibi, yoğun alım dönemlerinde ihtiyaç duyulması halinde açık yığınlar şeklinde depolama kapasitesinin de devreye alınacağı vurgulandı. Bu yöntem, acil durumlarda hızlı çözümler sunmaktadır.

Bu toplam kapasitenin, TMO’ya 13 milyon ton ürün verilse dahi tamamını alıp depolayabilecek güçte olduğunu net bir şekilde ifade eden Güldal, bu yıl beklenen ürün miktarının geçen yıla göre daha az olması nedeniyle depolama konusunda hiçbir sorun yaşanmayacağının altını çizdi. Bu açıklamalar, sektördeki endişeleri gidermeyi ve üreticilere, ürünlerini gönül rahatlığıyla TMO’ya teslim edebilecekleri güvencesini vermeyi amaçlamaktadır.

Açık Yığın Depolama Yöntemi ve Ürün Kaybı İddiaları

Sosyal medyada, açık yığınların toprak altında çürümeye terk edildiği yönünde asılsız bir algı oluşturulmaya çalışıldığına değinen Ahmet Güldal, bu iddiaların kesinlikle gerçeği yansıtmadığını ve yanlış olduğunu vurguladı. Açık yığın depolamanın, TMO’nun geçmişten beri uyguladığı, tecrübe edilmiş ve kontrollü bir yöntem olduğunu açıkladı. Bu yöntemin, özellikle yoğun alım dönemlerinde esneklik sağlaması ve ürünlerin depolama noktalarına hızlıca intikal ettirilmesi açısından kritik olduğunu belirtti.

Güldal, açık yığınlarda meydana gelen ürün kaybının, normal depolardaki miktarlar kadar olduğunu ve bu oranın binde 5 seviyesinde olduğunu dile getirdi. Bu kayıpların da genellikle doldurma veya boşaltma işlemleri sırasında ortaya çıkan doğal ve önlenemez kayıplar olduğunu açıkladı. “Yani ürünün bozulmasını çürümesini önleyecek bütün tedbirler alınmıştır; drenaj, havalandırma, kaplama gibi teknik önlemler titizlikle uygulanmaktadır,” sözleriyle TMO’nun ürün güvenliğine verdiği önemi ve uyguladığı titiz kontrol mekanizmalarını bir kez daha vurguladı. Bu sayede, ürün kalitesinin korunduğunu ve herhangi bir israfın önüne geçildiğini belirtti. Güldal, bu tür yanlış bilgilerin çiftçiler arasında gereksiz endişe yarattığını ve itibar edilmemesi gerektiğini ekledi.

Randevu Sistemi Yenilikleri ve Üreticiye Kolaylıklar

TMO’nun üreticilere sunduğu hizmetlerin erişilebilirliğini artırmak amacıyla randevu sisteminde önemli yenilikler yapıldığını belirten Ahmet Güldal, bu alanda herhangi bir sıkıntının yaşanmadığını kaydetti. Üreticilerin artık hem TMO’nun resmi internet sitesi üzerinden hem de e-Devlet kapısı aracılığıyla kolaylıkla randevu alabilme imkanına sahip olduklarını anlattı. Bu çok kanallı ve modern erişim, özellikle yoğun hasat dönemlerinde üreticilerin işlemlerini daha hızlı ve pratik bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak tanımaktadır, böylece uzun kuyruklar ve bekleme süreleri minimize edilmektedir.

Randevuların, SMS ile üreticilere teyit edildiğini belirten Güldal, herhangi bir aksilik veya plan değişikliği durumunda üreticilerin randevularını rahatlıkla iptal edebildiklerini de ekledi. Bu esneklik, çiftçilerin programlarını daha iyi yönetmelerine ve beklenmedik durumlar karşısında mağdur olmamalarına yardımcı olmaktadır. Güldal, “Son üreticimiz gelene kadar randevularımız ve alım yerlerimiz açık olacaktır,” diyerek TMO’nun tüm çiftçilerin ürününü alana kadar kesintisiz hizmet vermeye devam edeceği güvencesini verdi. Bu açıklama, ürünlerini henüz TMO’ya teslim edememiş veya etmeyi planlayan üreticiler için önemli bir rahatlama kaynağı olmuş, TMO’nun üretici odaklı yaklaşımını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Üreticilere Çağrı: TMO Fiyatlarının Altında Ürün Satmayın!

Ahmet Güldal, konuşmasının sonunda üreticilere önemli bir çağrıda bulunarak, ürünlerini TMO’nun belirlediği ve piyasa koşullarına göre adil olan fiyatların altında pazarlamamalarını istedi. “Kendi kalite gruplarında fiyatları TMO’dan öğrenerek piyasadan onun altında fiyat istemesinler. Aksi takdirde TMO almaya hazır,” diyerek üreticilerin menfaatlerini koruma konusundaki kararlılıklarını bir kez daha dile getirdi.

Bu çağrı, üreticilerin piyasada oluşabilecek manipülasyonlara ve fırsatçılığa karşı korunmasını, emeklerinin karşılığını tam olarak almasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. TMO, açıkladığı alım fiyatlarıyla piyasaya bir referans noktası sunmakta ve çiftçilere güvenli, istikrarlı bir satış kanalı oluşturmaktadır. Güldal’ın mesajı, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, 86 yıldır olduğu gibi, bugün de Türk tarımının ve çiftçisinin en güçlü destekçisi olmaya devam ettiğini açıkça göstermektedir. Kurumun, stratejik vizyonu ve operasyonel kapasitesiyle Türkiye’nin gıda güvenliğine katkısı, gelecek nesiller için de hayati önem taşımakta ve ülkenin tarımsal kalkınmasında kilit rol oynamaktadır. TMO, her zaman olduğu gibi üreticinin yanında olmaya devam edecek, ürünlerini en iyi fiyattan değerlendirmeleri için onlara güvenli bir liman sunacaktır.