TCMB adımlarıyla KKM’de %40’ı aşan düşüş

TCMB Hamleleri Sonrası KKM’de Büyük Çözülme: Düşüş %43,9’u Aştı ve Ekonomi Yeni Bir Yola Giriyor

Türkiye ekonomisinin son dönemdeki en tartışmalı ve merak edilen konularından biri olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından atılan kararlı adımlarla büyük bir dönüşüm sürecine girdi. Ağustos 2023’ten bu yana KKM hesaplarındaki toplam tutar, yüzde 43,9’luk şaşırtıcı bir düşüşle adeta eridi. Bu çözülme, sadece bir sayısal veri olmanın ötesinde, Türk Lirası’na olan güvenin yeniden tesis edilmesi ve finansal piyasalarda normalleşme arayışının somut bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bir zamanlar döviz kurlarındaki oynaklığı dizginlemek ve dövizleşmeyi engellemek amacıyla devreye alınan KKM, şimdi ise yerini daha geleneksel para politikalarına bırakıyor. Peki, bu keskin düşüşün ardında yatan nedenler neler ve bu durum Türk ekonomisi için ne anlama geliyor?

KKM’nin Doğuşu ve Finansal Sistemdeki Yeri

Kur Korumalı Mevduat Sistemi, Aralık 2021’de, döviz kurlarındaki sert dalgalanmaların önüne geçmek ve Türk lirasındaki değer kaybını engellemek amacıyla hükümet tarafından hayata geçirilmişti. Temel amacı, vatandaşların ve şirketlerin döviz tevdiat hesaplarından TL mevduata geçişini teşvik ederek, kur riskini devlet garantisi altına almaktı. KKM, başlangıçta büyük ilgi görmüş, kısa sürede trilyonlarca liraya ulaşarak finansal piyasaların önemli bir aktörü haline gelmişti. Sistem, TL’ye dönen mevduat sahiplerine, bankaların sunduğu faiz getirisine ek olarak, mevduat vadesi sonunda kur artışından doğan farkın devlet (Hazine ve TCMB) tarafından ödenmesini garanti ediyordu. Bu yapı, döviz kurundaki yükseliş beklentisi olan yatırımcılar için cazip bir alternatif sunarken, aynı zamanda ekonomi genelindeki dövizleşme eğilimini frenlemeyi amaçlıyordu.

KKM, uygulanmaya başlandığı ilk aylarda döviz kurlarındaki artış hızını yavaşlatma ve döviz mevduatlarından TL’ye geçişi sağlama konusunda belirli bir başarı gösterdi. Ancak, zamanla sistemin potansiyel maliyetleri, faiz politikalarına etkisi ve piyasa dinamiklerinde yarattığı yapaylık tartışma konusu olmaya başladı. Özellikle Hazine ve TCMB üzerindeki kur farkı ödemeleri, kamu maliyesi üzerinde önemli bir yük oluşturma potansiyeli taşıyordu. Ayrıca, bankacılık sisteminde KKM’nin artan payı, geleneksel TL mevduatların büyümesini yavaşlatıyor ve TCMB’nin para politikası araçlarının etkinliğini düşürüyordu. Bu durum, ekonomide sürdürülebilir bir denge oluşturma arayışıyla KKM’den kademeli bir çıkış stratejisinin gerekliliğini ortaya koydu.

TCMB’nin KKM’den Çıkış Stratejisi: Dönüm Noktası Adımlar

2023 yılının ikinci yarısından itibaren, TCMB’nin para politikasında köklü bir değişim yaşandı. Enflasyonla mücadelede geleneksel para politikası araçlarına geri dönme ve TL’ye olan güveni artırma hedefiyle KKM’den kademeli çıkış stratejisi devreye sokuldu. Bu strateji çerçevesinde bir dizi önemli karar alındı ve bu kararların piyasaya etkileri hızla hissedildi:

  • Ağustos 2023: TL Payı Rasyosunun Yürürlükten Kaldırılması
    TCMB, geçtiğimiz yılın Ağustos ayında menkul kıymet ve zorunlu karşılık uygulamalarında, kur korumalı hesapların TL mevduata dahil olduğu TL payı rasyosunu yürürlükten kaldırdı. Bu adım, bankalar üzerindeki KKM tutma yükümlülüğünü hafifleterek, bankaların KKM yerine doğrudan geleneksel TL mevduat toplamaya yönelmesini teşvik etti. Böylece, bankacılık sisteminde KKM’nin cazibesi azaltılmaya başlandı ve TL mevduatlara olan yönelim güçlendirildi.
  • Eylül 2023: TL’ye Geçiş Hedeflerinin Yükseltilmesi ve Revizyonlar
    Eylül ayında, TL’ye geçişlerin hızlandığını gösteren veriler doğrultusunda, gerçek kişiler için aylık yüzde 2 olarak belirlenen TL payı artış hedefi, yüzde 2,5’e yükseltildi. Ayrıca, TL’ye geçiş ve yenileme ile TL payı hesaplamalarında da revizyona gidildi. Bu değişiklikler, bankaları TL mevduat tabanını daha hızlı bir şekilde genişletmeye ve KKM’den dönüşen fonları aktif olarak TL mevduatlara yönlendirmeye daha fazla teşvik etti.
  • Eylül 2023 Ortası: Zorunlu Karşılık Oranlarının Artırılması
    2023 Eylül ayının ortasında Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, 6 aya kadar vadeli kur korumalı mevduat (KKM) hesapları için zorunlu karşılık oranı yüzde 15’ten yüzde 25’e yükseltildi. Zorunlu karşılıklar, bankaların topladıkları mevduatın belirli bir oranını TCMB’de tutmak zorunda oldukları rezervlerdir. Bu oranın artırılması, KKM bulundurmanın bankalar için maliyetini önemli ölçüde artırarak, KKM’nin cazibesini daha da azalttı. Bu durum, bankaların yeni KKM açma veya mevcut KKM’leri yenileme konusundaki isteksizliğini belirgin bir şekilde artırdı.
  • 25 Eylül 2023: Asgari Faiz Zorunluluğunun Kaldırılması
    Yine Eylül ayında, 25 Eylül’de ise KKM hesaplarında uygulanan asgari faiz zorunluluğu kaldırıldı. Daha önce bankalar, KKM hesaplarına politika faizinin altında faiz veremiyordu. Bu zorunluluğun kalkmasıyla birlikte, bankalar KKM hesaplarına daha düşük faiz oranları uygulayabilme esnekliğine kavuştu. Bu da KKM’nin mevduat sahipleri açısından cazibesini önemli ölçüde azalttı ve TL mevduatlara yönelimi hızlandıran kritik bir adım oldu. Mevduat sahipleri için KKM’nin getiri potansiyeli azaldıkça, geleneksel TL mevduatlar daha cazip hale geldi.

KKM Bakiyesindeki Şaşırtıcı Düşüşün Detayları

TCMB’nin attığı bu kararlı adımlar, KKM bakiyelerinde beklenen ancak hızı şaşırtan bir düşüşe yol açtı. 18 Ağustos 2023 tarihli verilere göre, 3 trilyon 407 milyar 948 milyon TL ile zirve yapan kur korumalı TL mevduat ve katılma hesapları, yaklaşık altı aylık kısa bir sürede önemli ölçüde geriledi. Bugün açıklanan verilere göre, 9 Şubat haftasında bu tutar 2 trilyon 367,7 milyar TL seviyesine düştü. Böylece, 18 Ağustos’taki zirve noktasından bu yana KKM hesaplarındaki düşüş, toplamda yüzde 43,9’luk devasa bir orana ulaşmış oldu.

Bu rakamlar, KKM’den çıkış sürecinin oldukça başarılı ilerlediğini ve bankacılık sisteminin TCMB’nin sinyallerine hızla yanıt verdiğini gösteriyor. KKM’den çıkan mevduatların büyük bir kısmının, bankaların teşvikleriyle ve artan TL mevduat faiz oranlarının etkisiyle geleneksel TL mevduatlara yöneldiği gözlemleniyor. Bir kısmının ise farklı yatırım araçlarına veya döviz tevdiat hesaplarına geçtiği tahmin edilmekle birlikte, genel eğilim, TL’ye dönüşün güçlendiği ve finansal sistemdeki dengelerin değişmeye başladığı yönünde.

Ekonomik Etkileri ve Geleceğe Yönelik Beklentiler

KKM’deki bu dikkat çekici düşüş, Türk ekonomisi için birçok önemli sonucu beraberinde getiriyor ve makroekonomik istikrar hedefleri açısından kritik bir rol oynuyor:

  • TL’ye Geçiş ve Normalleşme Süreci: En temel hedef olan TL’ye geçiş süreci hız kazanıyor. KKM’nin getirdiği kur riskini devletin üstlenmesi yükü azalıyor, bu da mali disiplin açısından olumlu bir gelişme. Piyasalarda kur beklentilerinin daha gerçekçi zemine oturmasına katkıda bulunarak, ekonomide öngörülebilirliği artırıyor.
  • Para Politikası Etkinliğinin Artması: KKM’nin yoğun olduğu dönemde, TCMB’nin faiz kararlarının piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı kalabiliyordu. KKM’deki çözülme, para politikası aktarım mekanizmasının daha sağlıklı işlemesine olanak tanıyor. Faiz artırımlarının ve sıkılaştırma adımlarının enflasyonla mücadeledeki etkinliği artıyor, bu da fiyat istikrarı hedefine ulaşma yolunda önemli bir adım.
  • Bankacılık Sektörü Üzerindeki Etki: Bankalar, KKM’den kaynaklanan menkul kıymet tutma ve zorunlu karşılık yükümlülüklerinden kurtulurken, bir yandan da yeni ve sürdürülebilir TL mevduat kaynakları bulma arayışına giriyor. Bu durum, bankalararası rekabeti artırabilir ve mevduat faizlerini etkileyebilir. Bankalar, KKM’den çıkan fonları geleneksel TL mevduatlara çekmek için daha aktif politikalar izlemek durumunda kalıyor.
  • Maliye Politikası Üzerindeki Yükün Azalması: KKM’nin kur farkı ödemeleri, özellikle kurdaki artış dönemlerinde Hazine ve TCMB üzerinde önemli bir mali yük oluşturuyordu. KKM bakiyesindeki düşüş, bu potansiyel yükü azaltarak kamu maliyesine olumlu katkı sağlıyor ve bütçe üzerindeki baskıyı hafifletiyor.

Gelecek dönemde, KKM’den çıkış sürecinin kademeli olarak devam etmesi ve sistemin finansal sistemdeki ağırlığının daha da azalması bekleniyor. TCMB’nin bu konudaki kararlılığı ve geleneksel para politikalarına dönüş vurgusu, Türk lirasının cazibesini artıracak, enflasyonla mücadelede kararlılığı sürdürecek ve sermaye akışlarını istikrarlı hale getirecek politikaların devam etmesi, KKM’den çıkışın sağlıklı bir şekilde tamamlanması için kritik önem taşıyor. Ekonomistler, bu sürecin genel makroekonomik istikrarı güçlendireceğini ve Türkiye’yi daha öngörülebilir bir finansal ortama taşıyacağını belirtiyor. Bu dönüşüm, Türkiye’nin uzun vadeli sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmasında kilit bir rol oynayacak.

Sonuç

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın Ağustos 2023’ten itibaren uygulamaya koyduğu kararlı adımlar, Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor. Zirve noktasından bu yana kaydedilen yüzde 43,9’luk düşüş, KKM’nin Türk finans sistemindeki ağırlığının hızla azaldığını ve TL’ye geçiş stratejisinin başarılı bir şekilde uygulandığını gösteriyor. Bu süreç, Türkiye’nin para politikasında normalleşme ve finansal istikrarı yeniden tesis etme yolunda attığı cesur adımların bir kanıtıdır. KKM’nin yerini, daha şeffaf ve geleneksel para politikası araçlarına bırakması, uzun vadede Türk ekonomisinin sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynayacaktır.

Kaynak : Foreks