Tarife Savaşı Gölgesinde ABD-Çin’den Kritik Görüşmeler

Küresel Piyasaların Odağında ABD-Çin Ticaret Görüşmeleri: Beklentiler ve Piyasa Yansımaları

Küresel ekonomiler, bir yandan enflasyonist baskılar ve olası bir resesyon ikilemiyle mücadele ederken, diğer yandan büyük güçler arasındaki ticaret ilişkilerinin geleceğine yön veren önemli gelişmeleri yakından takip ediyor. Özellikle bugün başlayacak ve hafta sonu boyunca devam edecek olan ABD-Çin ticaret görüşmeleri, yatırımcıların ve piyasa analistlerinin birincil gündem maddesi haline gelmiş durumda. Bu kritik müzakereler öncesinde küresel piyasalar karışık bir seyir izlerken, dolar, altın, petrol ve borsa endeksleri üzerinde belirsizlikler hüküm sürüyor. ABD’nin ticaret politikalarına yönelik uzlaşmacı tavrının sinyalleri umut verse de, ani kararların potansiyeli piyasaları temkinli bir bekleyişe itiyor.

ABD-Çin Ticaret Müzakereleri: Küresel Ticaretin Geleceği Masada

Dünyanın en büyük iki ekonomisi olan ABD ve Çin arasındaki ticaret ilişkileri, küresel ekonomi üzerinde her zaman belirleyici bir etkiye sahip olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda karşılıklı gümrük vergileri ve ticaret kısıtlamalarıyla tırmanan ticaret savaşları, küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksaklıklara yol açmış ve ekonomik büyümeyi yavaşlatmıştı. Şimdi ise, İsviçre’de gerçekleşecek olan yeni tur görüşmeler, bu gerilimin azaltılması ve belki de yeni bir ticaret anlaşmasına zemin hazırlanması açısından büyük önem taşıyor. ABD’nin uzlaşmacı bir tavır sergilemesi, piyasalarda olumlu bir beklenti yaratsa da, Başkan Trump’ın geçmişteki değişken kararları nedeniyle yatırımcılar temkinli hareket etmeyi sürdürüyor.

Bu görüşmelerden çıkacak sonuçlar, sadece iki ülke arasındaki ticareti değil, aynı zamanda küresel emtia fiyatlarını, döviz kurlarını ve dünya genelindeki yatırım stratejilerini de doğrudan etkileyecek potansiyele sahip. Çin, müzakereler öncesinde Washington yönetimini samimiyet göstermeye ve uygulanan tarifeleri kaldırmaya davet ederek, masaya güçlü bir duruşla oturduğunu gösterdi. Bu çağrı, Çin’in müzakerelerden somut ve kalıcı sonuçlar beklediğini açıkça ortaya koyuyor. Ticaret engellerinin kalkması veya azalması, küresel ekonomik aktiviteye ivme kazandırabilirken, görüşmelerin başarısız olması durumunda ise piyasalarda yeni bir belirsizlik ve risk dalgası oluşabilir.

Trump’tan Faiz Politikası Eleştirisi ve Ticaret Mesajları

ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te yaptığı basın açıklamasında, hem ticaret anlaşmaları sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi hem de ABD Merkez Bankası (Fed) ve Başkanı Jerome Powell’ın para politikalarını sert bir dille eleştirdi. Trump, ticaret anlaşmalarının devam edeceğini ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Çinli yetkililerle İsviçre’de yapacağı görüşmelerin “çok önemli” olduğunu belirtti. Çin’e yönelik gümrük vergilerini düşürüp düşürmeyeceği sorusuna ise, “Olabilir yani göreceğiz. Şu anda yüzde 145’te, daha yükseğe çıkamazsınız yani düşeceğini biliyoruz,” şeklinde yanıt vererek, müzakerelerin seyrine göre esneklik gösterebileceğinin sinyalini verdi. Ayrıca, Çin’in ABD’ye karşı muazzam bir ticaret fazlası verdiğini ve bunun kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, tarifeler nedeniyle Çin ile ticaretin yavaşlamasının “iyi bir şey” olduğunu ve daha az para kaybettikleri anlamına geldiğini savundu. Bu ifadeler, ABD’nin ticaret dengesizliğini düzeltme konusundaki kararlılığını ve müzakerelerde güçlü bir pozisyonu sürdürme niyetini ortaya koyuyor.

Başkan Trump, Fed’in son faiz kararını da değerlendirerek, faizleri indirme konusunda çağrı yaptığı Fed Başkanı Jerome Powell ile konuşmanın “bir duvarla konuşmak gibi” olduğunu söyledi. İngiltere, Çin ve diğer birçok ülkenin faiz indirimlerine gittiğini hatırlatan Trump, Fed’in geç kaldığını iddia etti ve Powell’a “Çok geç Powell” lakabını taktı. Bu açıklamalar, Fed’in bağımsızlığına yönelik siyasi baskıları bir kez daha gündeme getirirken, merkez bankalarının para politikası kararları üzerindeki dış etkenlerin piyasalarda yarattığı hassasiyeti de gözler önüne serdi. Merkez bankalarının bağımsızlığı, ekonominin uzun vadeli istikrarı için kritik bir unsurdur ve bu tür eleştiriler piyasalarda belirsizlik yaratabilir.

ABD Ekonomisinden Gelen Makroekonomik Sinyaller ve Piyasa Tepkileri

Küresel piyasaların yönünü belirlemede makroekonomik veriler kritik bir rol oynuyor. ABD ekonomisinden gelen son veriler, farklı alanlarda çeşitli sinyaller sunuyor:

  • İşsizlik Maaşı Başvuruları: 3 Mayıs ile biten haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 228 bine düşerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. Bu durum, ABD işgücü piyasasının hala güçlü ve dirençli olduğuna işaret ediyor. Güçlü bir işgücü piyasası, tüketici harcamalarını destekleyerek ekonomik büyümeye katkı sağlarken, aynı zamanda Fed’in faiz indirimleri konusunda aceleci davranmamasının temel nedenlerinden biri olarak görülebilir.
  • Tarım Dışı İş Gücü Verimliliği: Yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,8 ile beklentilerin üzerinde bir azalış kaydeden tarım dışı iş gücü verimliliği, endişe verici bir gösterge olarak öne çıktı. Verimlilikteki düşüş, birim üretim maliyetlerinin artmasına ve dolayısıyla şirket karlılıkları ile genel enflasyonist baskılar üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
  • Tüketici Enflasyon Beklentileri: Fed’in New York Şubesi tarafından açıklanan Tüketici Beklentileri Anketi sonuçları, tüketicilerin kısa vadeli (gelecek 12 ay) medyan enflasyon beklentisinin nisanda değişmeyerek yüzde 3,6 olduğunu gösterdi. Ancak, gelecek 3 yıllık süreci kapsayan medyan enflasyon beklentisi aynı dönemde 0,2 puan artışla yüzde 3,2’ye yükselerek Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Kısa vadeli beklentilerin istikrarlı seyri olumlu bir sinyal olsa da, uzun vadeli enflasyon beklentilerindeki artış, enflasyonun daha kalıcı hale gelme riskine işaret edebilir ve Fed’in para politikası duruşunu etkileyebilir.

Kurumsal Haberlerin Piyasalara Yansımaları

Makroekonomik görünümün yanı sıra, şirket özelindeki gelişmeler de piyasa hareketlerinde önemli bir rol oynuyor:

  • Boeing Hisselerindeki Yükseliş: ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in, İngiltere’nin Boeing’den 10 milyar dolarlık alım yapacağını açıklaması üzerine Boeing hisseleri yüzde 3,3 değer kazandı. Bu büyük ölçekli anlaşma, havacılık sektöründeki toparlanma işaretlerini ve uluslararası ticaret anlaşmalarının şirket değerlemeleri üzerindeki doğrudan etkisini gözler önüne serdi.
  • Teknoloji Hisselerinde Pozitif Seyir: Trump yönetiminin, eski ABD Başkanı Joe Biden döneminden kalma yapay zeka (AI) çiplerinin ihracatına yönelik kısıtlamaları kaldırmaya hazırlandığına ilişkin haberler, teknoloji şirketlerinin hisselerinde önemli bir yükselişi tetikledi. ABD’li çip üreticisi Nvidia’nın hisseleri yüzde 0,3, Intel’in hisseleri yüzde 3,4 ve AMD’nin hisseleri de yüzde 2,3 değer kazandı. Yapay zeka sektöründeki bu potansiyel gevşeme, teknoloji devleri için yeni büyüme fırsatları yaratabilir ve yarı iletken sektörüne olan yatırım ilgisini artırabilir.

Küresel Piyasa Göstergeleri: Dolar, Altın, Petrol ve Borsalardaki Son Durum

Bu gelişmeler ışığında, küresel finans piyasalarındaki ana göstergeler de farklı yönlerde hareketlilik gösteriyor:

  • ABD 10 Yıllık Tahvil Faizi: Dün yüzde 4,38’den günü tamamlayan ABD 10 yıllık tahvil faizi, yeni günde yüzde 4,37 seviyesinde bulunuyor. Tahvil faizlerindeki değişimler, genellikle piyasalardaki risk iştahını, enflasyon beklentilerini ve Fed’in gelecekteki faiz politikalarına ilişkin beklentileri yansıtır.
  • Altının Ons Fiyatı: Dün yüzde 1,7 azalışla 3.306 dolara inmesinin ardından, altının ons fiyatı yeni günde yüzde 0,3 artışla 3.315 dolardan işlem görüyor. Altın, küresel belirsizlik dönemlerinde bir güvenli liman varlığı olarak öne çıkarken, doların gücü, reel faiz oranları ve jeopolitik gerilimlerden de doğrudan etkilenir.
  • Dolar Endeksi (DXY): Fed’in faiz kararının ardından ve Fed Başkanı Powell’ın faiz indirimlerinde aceleci olmayacakları yönündeki söylemleriyle güçlenen dolar endeksi, dün tekrardan 100 seviyesinin üzerine çıktı. Endeks yeni işlem gününde yatay seyirle 100,6’da bulunuyor. Güçlü bir dolar, ABD’nin ithalat maliyetlerini düşürürken, diğer ülke para birimleri ve dolar cinsinden fiyatlanan emtialar üzerinde baskı yaratabilir.
  • Brent Petrolün Varil Fiyatı: Brent petrolün varili dünkü kapanışın hemen üzerinde 63 dolardan satılıyor. Petrol fiyatları, küresel ekonomik büyüme beklentileri, arz-talep dengesi, OPEC+ üretim politikaları ve Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeler gibi birçok faktörden etkilenmektedir.
  • New York Borsası: Dün S&P 500 endeksi yüzde 0,58, Nasdaq endeksi yüzde 1,07 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,62 değer kazanarak pozitif bir günü geride bıraktı. ABD’de endeks vadeli kontratlar da yeni güne pozitif bir seyirle başladı. Kurumsal karlılık beklentileri, teknoloji sektöründeki gelişmeler ve genel ekonomik iyimserlik, ABD borsalarının yükselişinde etkili oldu.

Avrupa Piyasaları ve İngiltere Merkez Bankası Faiz Kararı

Avrupa borsaları, İngiltere hariç genel olarak alış ağırlıklı bir seyir izledi. Özellikle bugün gözler, İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey’in Reykjavik Ekonomi Konferansı’nda yapacağı konuşmaya çevrilmiş durumda. Bailey’in açıklamaları, bankanın gelecekteki para politikası duruşu ve enflasyon görünümüne ilişkin önemli sinyaller içerebilir.

Bölgede, ABD ile İngiltere arasında varılan yeni ticaret anlaşmasının detayları değerlendiriliyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, bu anlaşma kapsamında ABD’nin çelik ve alüminyuma yönelik tarifelerinin İngiltere’ye uygulanmayacağını ve otomobillere uygulanan gümrük vergisinin yüzde 10’a düşürüleceğini açıkladı. Bu anlaşma, İngiltere ekonomisi için önemli bir ticari rahatlama ve belirli sektörlere ivme kazandırma potansiyeli taşıyor. Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin gelişmeler de enerji ve emtia piyasaları üzerindeki etkileri nedeniyle yatırımcılar tarafından yakından izlenmeye devam ediyor.

Öte yandan, İngiltere Merkez Bankası (BoE) politika faizini piyasa beklentilerine paralel olarak 25 baz puan indirerek yüzde 4,25’e çekti. Bankanın para politikası metninde, ABD’nin gümrük tarifeleri ve bu tarifelere karşı açıklanan misilleme adımları nedeniyle küresel ticaret politikalarına yönelik belirsizliklerin arttığına işaret edildi. Açıklamada, ekonomik büyümenin yılın ilk çeyreğinde yüzde 0 civarında seyrettiği ve ikinci çeyrekte yüzde 0,1 büyüme beklendiği belirtilerek, bankanın enflasyonu sürdürülebilir şekilde yüzde 2 seviyesine düşürmeye odaklandığı vurgulandı. BoE Başkanı Andrew Bailey, faiz kararı sonrası yaptığı değerlendirmede, enflasyonist baskıların politika faizini düşürmeye imkan sağlayacak şekilde yavaşlamaya devam ettiğini ve düşük, istikrarlı enflasyonun öncelikleri olduğunu kaydetti. Bu faiz indirimi, İngiltere ekonomisini canlandırma ve büyüme beklentilerini destekleme amacını taşıyor.

Bu gelişmelerle dün Almanya’da DAX 40 yüzde 1,02, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,98, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 1,71 yükselirken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,32 geriledi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne pozitif seyirle başladı.

Asya Piyasaları: Karışık Seyir ve Artan Jeopolitik Gerilimler

Asya piyasaları, küresel belirsizliklerin ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle karışık bir seyir izledi. ABD yönetiminin İngiltere ile yaptığı ticaret anlaşmasının “sınırlı” nitelikte olduğu değerlendirilmesi, hafta sonu gerçekleşecek ABD-Çin görüşmelerinin potansiyel sonucu hakkındaki iyimserliği bir miktar azalttı. Bu durum, yatırımcıların büyük çaplı bir ABD-Çin anlaşmasına ilişkin beklentilerini törpüledi.

Bölgede açıklanan makroekonomik verilere göre, Çin’de nisan ayında ihracat yıllık bazda yüzde 8,1 artarken, ithalat yüzde 0,2 azaldı. Çin nisan ayı dış ticaret dengesi 96,18 milyar dolar ile öngörülerin üzerinde fazla verdi. Bu güçlü dış ticaret verileri, Çin ekonomisinin küresel ticaretteki yerini koruduğunu ve dış talepten faydalanmaya devam ettiğini gösteriyor. Japonya’da hane halkı harcamaları martta yüzde 0,4 ile düşüş beklentilerinin tersine artış kaydetti. Bu veri, Japon ekonomisindeki iç talebin toparlanmaya başladığına dair umut veren bir işaret olarak yorumlandı.

Öte yandan, bölgede Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilim de yakından takip ediliyor. Hindistan basını, Pakistan tarafından Hindistan idaresindeki Cammu Keşmir bölgesindeki mühimmat depolarına saldırı düzenlendiğini bildirirken, Hintli yetkililer henüz konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilimin ülkesini “ilgilendirmediğini” ve duruma karışmayacaklarını belirtti. Analistler, bu tür jeopolitik gerilimlerin, küresel ekonomiler üzerindeki mevcut belirsizliklere ek bir risk faktörü oluşturduğunu ve bölgesel çatışmaların yayılma potansiyelinin küresel tedarik zincirleri ve enerji piyasaları üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini vurguladı.

Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,5 yükselirken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 geriledi. Güney Kore’de Kospi endeksi ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi ise yatay seyretti.

BIST 100 Endeksi Yükselişte: Yurt İçi Piyasalar ve Beklentiler

Yurt içinde Borsa İstanbul, dün alış ağırlıklı bir seyir izleyerek pozitif bir performans sergiledi. BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,25 değer kazanarak 9.279,21 puandan tamamladı. Bu yükseliş, hem küresel piyasalardaki genel iyimser havadan hem de yurt içi yatırımcıların piyasaya olan güveninden kaynaklandı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı haziran vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yaklaşık yüzde 0,1 artışla 10.625,00 puanda işlem gördü.

Döviz piyasalarında ise Dolar/TL, dün yatay seyirle 38,4340’tan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının yüzde 0,3 üzerinde 38,7350 seviyesinden işlem görüyor. Döviz kurundaki bu hafif yükseliş, küresel dolar güçlenmesi ve yerel piyasa dinamiklerinin birleşimiyle açıklanabilir.

Analistler, bugün yurt içinde açıklanacak mart ayı sanayi üretimi verisinin ve yurt dışında İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Bailey’in konuşmasının yakından takip edileceğini belirtiyorlar. Sanayi üretimi verisi, Türkiye ekonomisinin reel sektördeki performansı hakkında önemli ipuçları sunarken, BoE Başkanı’nın açıklamaları da küresel para politikaları hakkında ek ışık tutacaktır. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.300 ve 9.400 puanın direnç, 9.100 ve 9.000 seviyelerinin ise destek konumunda olduğu kaydedildi. Bu teknik seviyeler, yatırımcıların kısa vadeli işlem stratejileri için rehber niteliğindedir.

Piyasalarda Yakından Takip Edilecek Önemli Veriler

Yatırımcıların bugünkü işlem gününde dikkatle takip etmesi gereken başlıca ekonomik veriler ve olaylar şunlardır:

  • 10.00 Türkiye: Mart ayı sanayi üretimi verileri açıklanacak. Bu veri, Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelini ve reel sektördeki ivmeyi anlamak açısından kritik öneme sahiptir.
  • 11.40 İngiltere: İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey’in Reykjavik Ekonomi Konferansı’nda yapacağı konuşma. Bailey’in açıklamaları, bankanın gelecekteki para politikası duruşuna, enflasyon görünümüne ve küresel ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerine dair önemli sinyaller içerebilir.

Küresel piyasalar, ABD-Çin ticaret görüşmelerinin sonuçlarını beklerken, merkez bankası kararları ve makroekonomik veriler ışığında dinamik bir seyir izlemeye devam edecektir. Yatırımcıların, risk iştahlarını ve pozisyonlarını bu kritik gelişmelere göre dikkatle ayarlamaları önem arz etmektedir.