Tarife Kıskacında Emtia Piyasası

Küresel Ticaret Gerilimleri Emtia Piyasalarını Şekillendiriyor: Altın Yükselişte, Diğer Metaller ve Enerji Kayıpta

Geçtiğimiz ay emtia piyasaları, küresel ekonomiye yön veren önemli belirsizliklerle çalkalandı. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) uyguladığı gümrük tarifeleri ve bu tarifelere ilişkin değişken söylemler, piyasalarda güçlü bir satış baskısı yarattı. Ancak bu olumsuz tablo içinde, yatırımcıların güvenli liman arayışı ile hareketlenen altın, tüm zamanların en yüksek seviyelerini tazeleyerek pozitif ayrışan nadir varlıklardan biri oldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret ortaklarına yönelik “karşılıklı tarifeler” çerçevesinde ek gümrük vergileri açıklaması, emtia piyasalarındaki risk iştahını önemli ölçüde azalttı. Bu politikalar, küresel ticaret savaşlarının tırmanabileceği endişelerini körükleyerek, emtia fiyatlarında derinleşen bir düşüş riskini beraberinde getirdi. Özellikle 2 Nisan’da duyurulan bu tarifeler, Çin gibi büyük ticaret ortaklarını hedef alarak uluslararası ticarette geniş çaplı bir gerilim dalgası başlattı.

Çin’in ABD’nin tarifelerine misilleme yapmasıyla başlayan bu tarife restleşmesi, kısa sürede iki ülke arasındaki ticari ilişkileri gerdi. ABD, Çin’e uyguladığı gümrük vergilerini %145’e kadar çıkarırken, Çin de benzer bir adımla ABD ürünlerine %125’lik ek gümrük tarifeleri getirdi. Analistler, Trump yönetiminin Çin dışındaki ticaret ortakları için ek tarifelere 90 günlük bir ara verdiğini duyurmasına rağmen, uygulanan bu büyük ithalat vergilerinin küresel ekonomide ciddi ve kalıcı hasarlar bırakabileceği, ABD ekonomisinin de bu sonuçlardan kolayca kurtulamayabileceği uyarısında bulundu.

Tarifelerden etkilenen ekonomilerin misilleme açıklamaları, küresel büyüme görünümünü zayıflatma riskini önemli ölçüde artırdı. Ticaret görüşmelerinde gözle görülür bir ilerleme kaydedilememesi de emtia piyasaları üzerinde olumsuz bir baskı oluşturdu. Beyaz Saray yönetiminin bu korumacı ticaret politikaları, ABD’de küresel ekonomik yavaşlamayı tetikleyebilecek bir stagflasyon (durgunluk içinde enflasyon) ortamı olasılığını güçlendirdi. Trump’ın göreve gelmesinden bu yana uyguladığı politikalar, küresel ekonomik aktiviteye yönelik belirsizlikler, jeopolitik riskler ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikalarına ilişkin tereddütler, emtia piyasalarında sık sık sert dalgalanmalara yol açtı.

Değerli Metaller Piyasası: Altın Parlarken Diğerleri Geriliyor

Geçtiğimiz ay, değerli metaller grubunda gözle görülür bir ayrışma yaşandı. Güvenli liman arayışının zirve yapmasıyla altının ons fiyatı %5,3’lük bir artış kaydederken, gümüş %4,3, paladyum %4,4 ve platin %2,9 oranında değer kaybetti. Bu dönemde altının ons fiyatı, 3.499,99 dolar ile tarihi bir rekor seviyeyi test etti. Altın/gümüş rasyosu ise 107,2 ile son beş yılın en yüksek seviyesine ulaşarak, altının gümüşe karşı ne denli güçlü bir performans sergilediğini ortaya koydu.

Yatırımcıların, Trump’ın karşılıklı tarifelerinin küresel ekonomi üzerindeki potansiyel etkilerinden giderek daha fazla endişe duyması, altına olan güvenli liman talebini sürekli kıldı. Analistler, ticaret savaşlarının yol açabileceği bir ekonomik durgunluk endişesinin, yatırımcıları altına yönlendiren temel faktör olduğunu belirtti. Bununla birlikte, altın destekli borsa yatırım fonlarına (ETF) olan ilginin de artarak devam etmesi, bu talebin somut bir göstergesi oldu.

Trump’ın tarifelere 90 günlük bir ara verdiğini duyurmasına rağmen, küresel ekonomiye ilişkin riskler ve belirsizlikler ön planda kalmaya devam etti. Aynı zamanda, tahvil faizlerindeki gerileme de altına olan talebi destekleyici bir etki yarattı. Analistler, altının stratejik bir varlık olarak, artan jeopolitik riskler nedeniyle yükselişini sürdürmesinin beklendiğini vurguladı. Stagflasyon endişeleri ve merkez bankalarının güçlü altın alımları da bu değerli metalin talebini yüksek tutan diğer önemli faktörler arasında yer aldı.

Merkez bankalarının son aylarda rezervlerini artırma eğilimine dikkat çeken analistler, döviz piyasalarındaki oynaklığın ve özellikle gelişmekte olan piyasalardaki yatırımcıların kayıplardan korunma çabasının altının cazibesini artırdığını ifade etti. Rekor fiyatlara rağmen, başta Çin olmak üzere fiziki altın talebinin güçlü seyretmesi de piyasa uzmanlarının dikkatini çeken önemli bir gelişmeydi. Bu durum, küresel çapta altına olan inancın ve talebin güçlü bir şekilde devam ettiğini gösterdi.

Küresel ekonomik aktiviteye yönelik artan endişeler, gümüş fiyatlarının düşmesine neden oldu. Özellikle küresel çapta kötü gelen imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri, endüstriyel talepteki azalmayı ve dolayısıyla gümüşe olan talebin düştüğünü ortaya koydu. Gümüş, endüstriyel talep ve makroekonomik belirsizliklerden etkilenirken, benzer şekilde paladyum ve platin gibi endüstriyel kullanımı yoğun olan diğer değerli metallerin piyasa görünümünü de olumsuz etkiledi. Bu üç ürünün endüstriyel alanda yaygın olarak kullanılması göz önüne alındığında, küresel büyüme endişeleri gümüş, paladyum ve platinin talep beklentilerini derinden sarstı. Özellikle otomotiv sektöründe yoğun olarak kullanılan paladyum, bu belirsizlik ortamında daha kırılgan bir görünüme sahipti.

Saxo Capital Emtia Stratejisti Ole Hansen, değerli metaller piyasasındaki bu ayrışmayı değerlendirirken, gümüşün altının güçlü yükselişine ayak uydurmakta zorlandığını ve altın/gümüş rasyosunun 100 seviyesinin üzerinde sabitlendiğini belirtti. Hansen, “Altın, merkez bankaları ve Asyalı yatırımcılardan güçlü bir talep görürken, gümüşün yarı endüstriyel yapısı nedeniyle zarar gördüğünü” ifade etti. Bu nedenle, gümüşün şu anda ekonomik dalgalanmalara karşı bir portföy koruması olarak daha az uygun durumda olduğunu söyleyen Hansen, gümüşteki bu olumsuz durumun nedenlerinden birinin de Çin’deki güneş enerjisi üretimindeki yavaşlama olduğunu sözlerine ekledi.

Baz Metallerdeki Sert Düşüşler: Ticaret Savaşlarının Sanayiye Etkisi

Geçtiğimiz ay, baz metaller piyasasında da sert düşüşler yaşandı. Ticaret savaşlarının ve küresel ekonomik yavaşlama endişelerinin etkisiyle, sanayi hammaddesi olarak kullanılan bu metallere olan talep ciddi şekilde azaldı. Tezgah üstü piyasada libre bazında fiyatlar incelendiğinde; bakırda %9,2, kurşunda %2,9, nikelde %3,5, alüminyumda %5,5 ve çinkoda %9,5 oranında düşüşler kaydedildi. Bu oranlar, piyasadaki genel riskten kaçış eğilimini ve sanayi üretimindeki olası yavaşlama beklentilerini açıkça gösteriyordu.

ABD’nin gümrük vergilerinin baz metallere olan talebi zayıflatacağına dair endişeler, piyasayı domine eden başlıca faktörlerdendi. Küresel ekonomik büyümeye ve buna bağlı olarak emtia talebine yönelik artan riskler de metal fiyatlarını aşağı yönlü etkiledi. Zayıf küresel büyüme endişeleri, bakır fiyatlarını özellikle olumsuz etkiledi. Dünyanın en büyük bakır üreticisi Şili’nin, 2025 yılı için resmi fiyat tahminini düşüreceğine dair haberler ve ülkedeki bakır üretiminde gözlemlenen artış, fiyatlar üzerinde ek bir baskı oluşturdu. ABD’deki bakır stoklarının artması ve dünyanın en büyük metal tüketicisi Çin’den gelen zayıf veriler, özellikle Çin’de fabrika faaliyetlerinin yavaşlaması, bakır fiyatlarını olumsuz etkileyen diğer önemli unsurlar olarak öne çıktı. Uluslararası Bakır Çalışma Grubu’nun (ICSG) bakır talebi tahminlerini düşürmesi de piyasada olumsuz bir hava estirdi.

Enerji Piyasalarında Talep Endişeleri ve Fiyat Gerilemeleri

Enerji piyasası da geçtiğimiz ay küresel ticaret gerilimlerinden nasibini aldı. Nisan ayında Brent petrolün varil fiyatı %18,1 azalarak, Mart ayından bu yana en hızlı aylık düşüşünü kaydetti. Brent petrol, 58,2 dolarla Şubat 2021’den bu yana en düşük seviyeyi gördü. New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise %19,3’lük bir düşüşle tamamlandı.

Enerji grubu, zayıf talep endişeleri nedeniyle baskı altında kalmaya devam etti. Küresel ticaret savaşının yakıt talebini azaltacağı endişesi ve piyasada arz fazlası olabileceği korkusu, petrol fiyatlarını aşağı çekti. Arz artışına ilişkin riskler de enerji piyasalarını olumsuz etkileyen bir diğer faktördü. ABD’nin gümrük vergileri ve azalan jeopolitik riskler de Brent petrol fiyatlarının düşmesine neden oldu. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise 2026’da tüketim büyümesinin daha da yavaş olmasını beklediğini açıkladı, bu da uzun vadeli talep beklentilerini olumsuz etkiledi.

Doğal gaz fiyatları üzerinde de benzer şekilde olumsuz etkiler görüldü. Başta Çin olmak üzere Asya’daki talebin azalacağına yönelik riskler, doğal gaz piyasasını olumsuz etkiledi. Rekor seviyeye yakın üretim ve ılıman bahar havası nedeniyle ısıtma talebinin gerilemesi de doğal gaz fiyatlarının düşmesine neden olan temel faktörler arasında yer aldı. Küresel ekonomik yavaşlama beklentileri, enerji sektöründeki genel talebi düşürerek, fiyatlar üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu.

Tarım Grubunda Yön Arayışı ve Bölgesel Farklılıklar

Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar incelendiğinde, tarım emtialarında karışık bir seyir izlendi. Buğdayda %1,2, pirinçte %4,6 düşüş kaydedilirken, mısırda %4 ve soya fasulyesinde %2,9 artış görüldü. Intercontinental Exchange’de libre bazında kahvede %5,5 artış yaşanırken, şekerde %8,5 ve pamukta %1,2 azalış gerçekleşti. Kakaonun ton başına fiyatı ise %12,5 yükseldi.

Buğday fiyatları, ABD’deki bol yağışların etkisiyle geriledi ve rekolte beklentilerini artırdı. Dünya pirinç üretim tahminlerinin artış göstermesi de pirinç fiyatlarında değer kaybına yol açtı. Mısır fiyatlarındaki artışta ise ABD’de mısır ihracatçılarına gelen yüksek talep ve ülkedeki mısır arzı tahminlerindeki düşüş etkili oldu. ABD Tarım Bakanlığı’nın mısır stok tahminlerini aşağı çekmesi de fiyat artışını destekledi. ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşından dolayı, Çin’in Brezilya’da üretilen soya fasulyesine yoğun talep göstermesiyle soya fasulyesi fiyatları yükselişe geçti.

Brezilya’daki kurak hava koşullarından kaynaklanan üretim endişeleri kahve fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Doların Brezilya reali karşısında değer kazanması da kahve fiyatları için destekleyici bir faktör oldu. Analistler, Brezilya realinin değer kazanmasından dolayı kahve ihracatçılarının ihracattan kaçındığını ve bunun da arz endişelerini artırdığını belirtti. Fildişi Sahili’nde yaşanan yetersiz hasat ise kakao fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Şeker piyasasında ise tam tersi bir durum yaşandı; yüksek üretim tahminleri şeker fiyatlarında sert düşüşe neden oldu. Brezilya, 2025/26 sezonunda şeker üretiminin rekor seviyeye ulaşmasının beklendiğini belirtti. British Sugar’ın ana şirketi Associated British Foods da, düşük Avrupa fiyatlarının şeker bölümünde yol açtığı zarar nedeniyle ilk yarı karının düştüğünü bildirdi. Küresel büyümeye yönelik artan endişeler ve talepteki azalma beklentileri, pamuk fiyatlarında da düşüşe yol açtı. Genel olarak tarım grubunda, bölgesel iklim koşulları, arz-talep dengesi ve küresel ticaret politikaları gibi çeşitli faktörlerin bir araya gelmesiyle oldukça karmaşık ve yön arayışında bir tablo ortaya çıktı.