2026’da Esnafı Bekleyen Umutlar: Sosyal Güvenlik, Vergi Düzenlemeleri ve Perakende Yasası
Türkiye esnaf ve sanatkarları, zorlu bir yılı geride bırakırken, 2026 yılına ilişkin beklentileri büyük önem taşıyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, 2026 yılının, hem ekonomik gelişmeler hem de yapılması planlanan düzenlemelerle esnaf için daha umut verici olacağını belirtiyor. Özellikle enflasyonun düşüş eğilimine girmesi ve daha önce hayata geçirilemeyen bazı kanunların yasalaşması, esnafın üzerindeki mali yükü hafifletecek ve 2026 yılının daha olumlu bir tablo sunmasına katkı sağlayacak.
2026 yılına girerken esnafın en önemli beklentilerinden biri, sosyal güvenlik alanında verilen sözlerin yerine getirilmesi. Palandöken, özellikle norm birliği sağlanması beklenen sektörlerde ve sosyal güvenlik alanında yaşanan sorunların devam ettiğini vurguluyor. Esnafın uzun süredir mağduriyet yaşadığı 7200 prim günü sorununun hala çözüme kavuşturulmamış olması, beklentileri artırıyor. Aynı şekilde, perakende sektöründe haksız rekabetin önlenmesi ve tüketicinin korunmasına yönelik düzenlemelerin de bu yıl içinde tamamlanamaması, esnafın umutlarını erteliyor.
Esnafın temel beklentileri net: Sosyal güvenlikte 7200 prim gününün 9000 günle eşitlenmesi ve perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısındaki eksikliklerin giderilmesi öncelikli talepler arasında yer alıyor. Palandöken, yıllardır dile getirdikleri Perakende Yasası’nın güncellenmesi talebinin artık daha fazla ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.
Palandöken, çözüm önerilerini de dile getiriyor: “En azından haftada bir gün zincir marketlerin kapatılması, esnafla doğrudan rekabet eden sigara ve ekmek gibi belirli ürün gruplarının satışına ilişkin sınırlamaların, yasal düzenleme çıkıncaya kadar tebliğlerle hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu adımlar, esnafın ayakta kalabilmesi açısından hayati önem taşıyor.”
Bir diğer önemli sorun ise kira stopajı uygulamasının devam etmesi. Palandöken’e göre bu uygulama, hem devlet açısından vergi kaybına yol açıyor hem de esnafın çifte vergi ödemesine neden oluyor. Gayrimenkul sahibi kira geliri üzerinden vergi öderken, esnaf da yüzde 20 oranında stopaj yüküyle karşı karşıya kalıyor. Ortalama 20 bin liralık bir kira bedeli düşünüldüğünde, esnafın aylık 4 bin lira ek vergi ödemesi gerekiyor. Bu durum, zaten yüksek olan giderleri daha da artırıyor.
Esnafın Çifte Vergi Yükü ve Enerji Maliyetleri Artışı
Palandöken, esnafın yaşadığı mali sıkıntıları daha da somutlaştırarak, “Esnaf aylık binlerce lirayı çifte vergiye ödüyor,” diyor. Bu durum, esnafın rekabet gücünü zayıflatıyor ve iş yapma motivasyonunu düşürüyor. Esnafın üzerindeki bu vergi yükünün hafifletilmesi, onların daha rahat nefes almasına ve işlerini geliştirmesine olanak sağlayacak.
Enerji maliyetleri de esnafın en büyük sorunlarından biri olarak öne çıkıyor. Doğal gaz ve elektrik kullanımında bugüne kadar uygulanan devlet destekleri ve kilovat başına sağlanan indirimlerin kaldırılması, belirli tüketim miktarlarını aşan esnaf için ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Bugün birçok esnaf, dükkân kirasını aşan elektrik ve doğal gaz faturalarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, esnafın karlılığını olumsuz etkiliyor ve işlerini sürdürmelerini zorlaştırıyor.
Kira stopajı, enerji giderleri ve diğer girdi maliyetleri bir arada değerlendirildiğinde, esnafın mali yükü sürdürülemez bir noktaya geliyor. Palandöken, bu durumun acilen çözülmesi gerektiğini vurguluyor.
Esnafı Güçlendirmek Türkiye Ekonomisini Güçlendirmektir
Palandöken, esnafın korunmasına yönelik Anayasa’nın 173’üncü maddesi kapsamında esnafa sağlanan kredilerin, piyasa faizlerine kıyasla düşük görünse de esnaf için hâlen yüksek kaldığını belirtiyor. Bunun temel nedeni, esnafın müşterileriyle yıllardır sürdürdüğü faizsiz deftere yazma usulüyle çalışması ve bu kültürün devam etmesi. Bu nedenle ortaya çıkan kredi modeli, piyasaya göre ucuz ancak esnaf açısından pahalı bir yapı oluşturuyor.
Kredi faizlerinin yüksekliği, esnafın kredi kullanmaktan çekinmesine ve işlerini geliştirmek için gerekli olan finansmana erişememesine neden oluyor. Esnafın daha uygun koşullarda kredi kullanabilmesi için, faiz oranlarının düşürülmesi veya alternatif finansman modellerinin geliştirilmesi gerekiyor.
Ayrıca KDV oranlarında da adil ve sürdürülebilir bir birlikteliğin sağlanması gerekiyor. Esnafı en çok mağdur eden uygulamalardan biri, yüzde 1 oranıyla alımı yapılan bir ürünün satışta yüzde 10 KDV oranına tabi tutulması. Yüzde 1’le giriş yapan bir ürünün yüzde 1’le çıkmasının sağlanması, esnafın mağduriyetinin giderilmesi açısından vazgeçilmez bir düzenleme olacaktır.
KDV Oranlarındaki Adaletsizlik ve Çözüm Önerileri
KDV oranlarındaki adaletsizlik, esnafın rekabet gücünü olumsuz etkiliyor ve haksız rekabete neden oluyor. Esnafın daha rekabetçi olabilmesi için, KDV oranlarının adil bir şekilde düzenlenmesi ve farklı sektörler arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi gerekiyor.
Ekonomik istikrarın sağlanması, esnafın rahatlaması ve güçlenmesi adına gerekli düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi zorunludur. Çünkü esnaf güçlendiğinde ülke ekonomisi de güçlenecek, esnafın ayakta kalmasıyla birlikte rekabet gücü korunacaktır. Esnaf, Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biridir ve onların desteklenmesi, ülke ekonomisinin büyümesine ve kalkınmasına önemli katkı sağlayacaktır.
2026 yılı, esnaf için bir dönüm noktası olabilir. Yapılacak düzenlemeler ve atılacak adımlar, esnafın geleceğini şekillendirecek ve onların daha güçlü bir şekilde ayakta kalmalarını sağlayacaktır. Esnafın beklentilerinin karşılanması ve sorunlarının çözülmesi, sadece esnafın değil, tüm Türkiye’nin faydasına olacaktır.
Sonuç olarak, 2026 yılında esnafı bekleyen umutlar, sosyal güvenlik düzenlemeleri, vergi yükünün hafifletilmesi, perakende yasasındaki güncellemeler ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi gibi çeşitli alanlarda yoğunlaşıyor. Bu beklentilerin karşılanması, esnafın moralini yükseltecek, iş yapma motivasyonunu artıracak ve Türkiye ekonomisine olumlu yansıyacaktır.
Esnafın sorunlarına çözüm odaklı yaklaşmak ve onların beklentilerini dikkate almak, Türkiye’nin ekonomik geleceği için büyük önem taşıyor. 2026 yılında esnafın umutlarının gerçeğe dönüşmesi, Türkiye ekonomisinin büyümesine ve kalkınmasına önemli katkı sağlayacaktır.