Piyasaların Gündemi

Küresel ve Yurt İçi Piyasalar: Faiz İndirimi Beklentisiyle Yıl Sonu Değerlendirmesi ve Önemli Gelişmeler

Küresel finans piyasaları, Noel tatilinin etkisiyle düşük işlem hacimleri ve sakin bir seyirle yılı tamamlamaya hazırlanıyor. Yılın son haftası olması ve önemli bir ekonomik veri akışının bulunmaması, bu zayıf seyrin ana nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak genel tabloya bakıldığında, piyasalar 2024 yılına dair umut vadeden beklentilerle dolu. Başta Amerikan Merkez Bankası (Fed) olmak üzere önde gelen merkez bankalarının gelecek yıl faiz indirimlerine gideceği yönündeki güçlü beklenti, küresel yatırımcıları iyimser bir havaya sokmuş durumda. Bu durum, piyasalarda adeta bir “Santa Rally” etkisi yaratmasa da, en azından yılın son dönemini olumlu bir beklentiyle kapatmaya yardımcı oluyor.

Merkez bankalarının agresif faiz artırımlarının ardından enflasyonun kontrol altına alınmaya başlaması, 2024’te daha gevşek bir para politikasına geçişin kapılarını aralıyor. Bu beklenti, özellikle gelişmiş ülke borsalarında rekor seviyelerin görülmesine zemin hazırlarken, gelişmekte olan piyasalar için de potansiyel bir sermaye akışı sinyali veriyor. Faiz indirimlerinin, hem şirketlerin borçlanma maliyetlerini düşürerek kârlılıklarını artırması hem de tüketicilerin harcama gücünü desteklemesi bekleniyor. Ancak bu iyimser tabloya rağmen, jeopolitik riskler ve küresel ekonomideki yavaşlama endişeleri, yatırımcıların temkinli adımlar atmasına neden olmaya devam ediyor. Yatırımcılar, bir yandan küresel ekonomik büyümeyi destekleyecek adımları beklerken, diğer yandan olası şoklara karşı pozisyonlarını gözden geçiriyorlar.

BIST 100’de Volatilite ve ABD Piyasalarında Olumlu Seyir

Yurt içi piyasalara baktığımızda, Borsa İstanbul (BIST 100) endeksi haftaya sert bir düşüşle başladı. Küresel piyasalardaki nispi sakinliğe rağmen, yurt içinde yaşanan gelişmeler ve kar realizasyonları endeksin aşağı yönlü bir hareket sergilemesine neden oldu. Özellikle bazı büyük şirket hisselerinde gözlenen satış baskısı, endeksin genel seyrini olumsuz etkiledi. Ancak bu düşüşün ardından dün tepki alımları gözlendi ve endeks bir miktar toparlanma çabası gösterdi. Bu tepki alımları, dip seviyelerden gelen alımlarla desteklenirken, endeksin daha derin düşüşlere karşı direncini ortaya koydu. Ne var ki, işlem gününün son dakikalarında gelen güçlü satış dalgası, bu toparlanmanın kısıtlı kalmasına ve endeksin günü beklenen seviyelerde tamamlayamamasına yol açtı. BIST 100’ün bu dalgalı seyri, özellikle yıl sonuna doğru artan belirsizliklerin ve yatırımcıların yeni yıl pozisyonlanmalarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Endeksin 2023 yılını güçlü bir performansla kapatmasına rağmen, son dönemdeki düzeltmeler yatırımcıların dikkatini çekiyor ve 2024 yılı beklentilerini şekillendiriyor.

Öte yandan, ABD borsaları dün günü pozitif bir kapanışla tamamladı. Özellikle teknoloji hisselerinin öncülüğünde yaşanan yükselişler, Amerikan ekonomisinin dayanıklılığına ve şirket kâr beklentilerine olan güveni pekiştirdi. Wall Street’teki bu olumlu hava, Fed’in faiz indirimlerine daha erken başlayabileceği yönündeki beklentilerle de beslendi. Sabah saatlerinde ABD vadelilerinin yatay bir seyir izlemesi ise piyasaların yeni bir yön arayışında olduğunu ve gün içinde açıklanabilecek veri veya haber akışına duyarlı olduğunu gösteriyor. Küresel piyasalar arasındaki bu farklılaşma, yatırımcıların risk iştahını ve bölgesel ekonomik dinamiklere yönelik algılarını ortaya koyuyor. ABD’deki enflasyon verilerinin soğumaya devam etmesi ve işgücü piyasasının güçlülüğünü koruması, Fed’in faiz indirimlerine daha rahat bir zemin bulabileceği algısını güçlendiriyor ve bu da küresel risk iştahını olumlu yönde etkiliyor.

Yurt İçi Gündemin Önemli Başlıkları: Asgari Ücret ve NATO Oylaması

Asgari Ücret Müzakereleri: Beklentiler ve Ekonomi Üzerindeki Etkileri

Türkiye’de yılın en kritik ekonomik gündem maddelerinden biri olan asgari ücret görüşmeleri tüm hızıyla devam ediyor. Milyonlarca çalışanı ve onların ailelerini doğrudan ilgilendiren bu konu, ekonomik istikrar ve toplumsal refah açısından büyük önem taşıyor. Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ilk iki toplantısı yapılmış olup, taraflar henüz ortak bir noktada buluşamamıştı. Son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, asgari ücreti belirleme konusunda üçüncü toplantının henüz netleşmediğini ancak çalışmaların yoğun bir şekilde sürdüğünü belirtti. Bakan Işıkhan’ın hafta içinde asgari ücretin açıklanmasını arzu ettiklerini dile getirmesi, sürecin hızlı bir şekilde sonuçlanacağına dair güçlü bir sinyal olarak yorumlandı ve beklentileri artırdı.

Asgari ücretin belirlenmesi süreci, işçi sendikaları (TÜRK-İŞ), işveren temsilcileri (TİSK) ve hükümet arasında yoğun müzakerelere sahne oluyor. İşçi tarafı, artan enflasyon karşısında alım gücünün korunmasını ve çalışanların refah düzeyinin yükseltilmesini talep ederken, insanca yaşam koşullarına uygun bir ücretlendirme savunuyor. İşverenler ise maliyet artışlarının işletmeler üzerindeki etkilerini göz önünde bulundurarak, üretimi ve istihdamı olumsuz etkilemeyecek dengeli bir artış beklentisi içinde. Hükümet ise hem enflasyonla mücadele hedeflerini sürdürmek hem de toplumsal beklentileri karşılamak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Asgari ücrete yapılacak artışın, genel fiyatlar üzerindeki potansiyel enflasyonist baskısı ve tüketim harcamalarına etkisi, Türkiye ekonomisi için yakından takip edilecek önemli parametreler arasında yer alıyor. Yüksek bir artış, kısa vadede tüketimi desteklerken, orta ve uzun vadede maliyet enflasyonunu tetikleyebilirken, düşük bir artış ise alım gücünü olumsuz etkileyerek iç talebi zayıflatabilir. Bu nedenle belirlenecek rakam, 2024 yılı ekonomik gidişatı açısından kritik bir gösterge olacak.

İsveç’in NATO Üyeliği: Uluslararası İlişkiler ve Türkiye’nin Rolü

Türkiye’nin uluslararası arenadaki önemli adımlarından biri de İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu tarafından kabul edilmesi oldu. Bu gelişme, NATO’nun genişleme sürecinde kritik bir virajı işaret ediyor ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından büyük önem taşıyor. Medyaya yansıyan bilgilere göre, yapılan oylamada iktidar partisi AKP, ortağı MHP ve ana muhalefet partisi CHP milletvekilleri “evet” oyu kullanırken, İYİ Parti ve Saadet Partisi milletvekilleri “ret” oyu verdi. Bu oylama sonucu, Türkiye’nin dış politika önceliklerinde terörle mücadele konusundaki hassasiyetlerinin belli ölçüde karşılandığı ve bir uzlaşı sağlandığını gösterirken, aynı zamanda ülkenin stratejik ortaklıklarına verdiği önemi de yansıtıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın komisyon kararını memnuniyetle karşıladığını açıklaması, bu adımın Türkiye-ABD ilişkileri ve genel Batı ittifakı için olumlu bir sinyal taşıdığını gösteriyor. Özellikle F-16 savaş uçağı tedariki gibi konuların da bu süreçle bağlantılı olarak değerlendirildiği biliniyor. İsveç’in NATO’ya katılımı, özellikle Kuzey Avrupa’nın güvenliği açısından stratejik bir öneme sahip olup, Baltık Denizi’nin NATO kontrolündeki bir “iç göl” haline gelmesine katkıda bulunacaktır. Türkiye’nin uzun süredir terörle mücadele konusundaki hassasiyetleri ve İsveç’ten beklediği somut adımlar (PKK/YPG ile ilişkili kişilerin iadesi gibi), bu sürecin gecikmesinde etkili olmuştu. Komisyondan geçen teklif, şimdi TBMM Genel Kurulu’na sunulacak ve burada yapılacak oylama ile nihai karar verilecek. Genel Kurul’dan da geçmesi halinde, Cumhurbaşkanı’nın onayının ardından İsveç’in NATO üyeliği resmiyet kazanacak. Bu adım, Türkiye’nin jeopolitik konumunu güçlendiren ve NATO içindeki etkinliğini artıran stratejik bir gelişme olarak kabul ediliyor.

Çalışan Emeklilere 5.000 TL İkramiye ve BDDK Düzenlemesi

Güne yansıyan bir diğer önemli gelişme ise, çalışan emeklilere yönelik 5.000 TL ikramiye ödenmesi teklifinin kabul edilmesi oldu. Bu karar, özellikle ekonomik zorluklarla mücadele eden emekli kesimine yönelik hükümetin sosyal destek politikalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yıl sonunda emeklilere yapılan bu ödeme, hem alım gücünü desteklemeyi hem de onlara moral vermeyi hedefliyor. Türkiye’de emeklilerin önemli bir kesiminin aktif olarak çalışmaya devam ettiği göz önüne alındığında, bu ek ikramiye geniş bir kitleyi doğrudan etkileyecektir. Bu tür sosyal desteklerin, iç talebi canlandırıcı ve piyasalardaki hareketliliği artırıcı bir etkisi olması bekleniyor, ancak aynı zamanda kamu bütçesi üzerindeki yükü de beraberinde getirdiği göz ardı edilmemelidir.

Bununla birlikte, aynı teklif içerisinde yer alan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) çalışanlarına ek tazminat öngören maddenin tekliften çıkarılması dikkat çekti. Başlangıçta kamuoyunda tartışmalara yol açan bu madde, tepkiler üzerine geri çekildi. Bu durum, kamuoyundaki hassasiyetler, bütçe disiplini ve kamu kaynaklarının adil dağıtımı gibi faktörler göz önünde bulundurularak yapılan bir düzenleme olarak yorumlandı. BDDK çalışanlarına yönelik ek tazminat maddesinin çıkarılması, kamu kaynaklarının daha adil ve öncelikli alanlarda kullanılması gerektiği yönündeki beklentilerle de örtüşüyor. Bu iki gelişme, hükümetin hem sosyal refahı artırma hem de kamu harcamalarını optimize etme çabalarını gözler önüne seriyor ve politikaların belirlenmesinde toplumsal duyarlılığın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

TCMB’den Gelen Ekonomik Veriler: Güven ve Kapasite Kullanımında Düşüş

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan Aralık ayına ilişkin reel sektör güven endeksi ve kapasite kullanım oranları, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve gelecek beklentileri hakkında önemli ipuçları verdi. Bu veriler, imalat sanayisinin nabzını tutarak, ekonomik aktivitenin yönü hakkında fikir edinmemizi sağlıyor.

Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) Geriledi

Aralık ayında reel kesim güven endeksi, bir önceki aya göre 100,2 seviyesinden 99,1 seviyesine geriledi. Bu düşüşle birlikte endeks, 2023 yılında ilk kez 100 seviyesinin altına inmiş oldu. Reel kesim güven endeksi, imalat sanayiindeki yöneticilerin genel ekonomik gidişata, üretim beklentilerine, sipariş hacimlerine ve ihracat performansına ilişkin algılarını yansıtan kritik bir göstergedir. Endeksin 100’ün altına düşmesi, ekonomiye duyulan güvenin nötr eşiğin altına indiğini, yani reel sektörde bir miktar karamsarlığın veya temkinli duruşun arttığını işaret ediyor. Bu durum, işletmelerin geleceğe yönelik daha az iyimser olduğunu ve belirsizliklerin arttığını gösterir.

Bu gerilemenin nedenleri arasında, yıl sonu yavaşlaması, iç talepteki olası düşüşler, yüksek enflasyonun maliyetler üzerindeki baskısı, finansmana erişimdeki zorluklar ve kurdaki oynaklık gibi faktörler sıralanabilir. Güven endeksindeki düşüş, firmaların yatırım ve üretim kararlarını ertelemesine veya daha temkinli davranmasına yol açabilir, bu da ekonomik aktivitenin genel seyrini etkileyebilir. Özellikle gelecek dönem sipariş beklentilerindeki zayıflama, önümüzdeki aylarda sanayi üretimindeki büyümenin yavaşlayabileceğine dair bir sinyal olarak algılanıyor. Bu durum, 2024 yılının ilk çeyreğinde sanayi üretiminde bir miktar ivme kaybı yaşanabileceğine işaret etmektedir.

Kapasite Kullanım Oranında Azalma

Aralık ayında kapasite kullanım oranı (KKO) da bir önceki aya göre %78 seviyesinden %77,5’e geriledi. Kapasite kullanım oranı, imalat sanayiindeki firmaların mevcut üretim kapasitelerini ne ölçüde kullandığını gösteren önemli bir barometredir. Yüksek bir oran, ekonomide canlılık ve güçlü talep olduğunu gösterirken, orandaki düşüş, firmaların üretimlerini kısmen azalttığını veya mevcut talebi karşılamak için tam kapasite çalışmaya ihtiyaç duymadığını gösterir.

KKO’daki bu gerileme, hem iç hem de dış talepteki olası bir zayıflamanın veya yıl sonu stok ayarlamalarının bir sonucu olabilir. Küresel ticaret hacmindeki yavaşlama ve yurt içindeki sıkı para politikalarının talep üzerindeki etkisi bu düşüşte rol oynamış olabilir. Düşen kapasite kullanım oranları, genellikle ekonomik aktivitede bir yavaşlamaya işaret eder ve bu durum, yeni yatırım kararlarının ertelenmesine veya mevcut istihdam seviyelerinin korunmasında zorluklara yol açabilir. Ancak, bu düşüşün mevsimsel faktörlerden ne kadar etkilendiği de göz önünde bulundurulmalıdır; yıl sonları genellikle üretimde bir miktar yavaşlamanın görüldüğü dönemlerdir. Genel olarak, hem güven endeksi hem de kapasite kullanım oranındaki düşüş, Türkiye ekonomisinin yılın son çeyreğinde bir miktar soğuma yaşadığını ve 2024’e girerken temkinli bir görünüm sergilediğini ortaya koyuyor. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin yeni yılda büyüme patikası ve enflasyonla mücadele stratejileri açısından yakından izlenecektir.

Sonuç: İyimser Beklentiler ve Yerel Sınamalar Arasında Bir Yıl Sonu

Küresel piyasalar, 2024’e yönelik faiz indirimleri beklentisiyle iyimser bir hava estirirken, Türkiye ekonomisi hem bu küresel rüzgarlardan etkilenmekte hem de kendi iç dinamikleriyle şekillenmektedir. Asgari ücret müzakereleri, İsveç’in NATO üyeliği süreci ve emeklilere yönelik destekler gibi önemli iç gelişmeler, ülkenin sosyal ve ekonomik gündemini meşgul etmektedir. Aynı zamanda, reel sektör güveni ve kapasite kullanım oranlarındaki düşüşler, ekonomik aktivitede bir miktar yavaşlama sinyali vermektedir. Bu karmaşık tablo içinde, yatırımcılar ve politika yapıcılar hem küresel makroekonomik gelişmeleri hem de yerel politikaları yakından takip ederek 2024 yılı için stratejilerini belirlemeye çalışmaktadır. Yıl sonunun getirdiği bu sakin ancak beklentilerle dolu atmosfer, yeni yılda piyasaları nelerin beklediğine dair ipuçları sunmaktadır. Türkiye ekonomisinin 2024 yılında, enflasyonla mücadele ve büyüme hedefleri doğrultusunda, küresel gelişmelerden bağımsız kalmayarak kendi iç dinamikleriyle şekilleneceği öngörülmektedir. Bu süreçte şeffaf ve öngörülebilir politikaların sürdürülmesi, hem yurt içi hem de yurt dışı yatırımcıların güvenini sağlamlaştırmak adına büyük önem taşımaktadır.