Piyasaların gözü Powell’da

Küresel Piyasalar Fırtınada: Trump’ın Tarifeleri, Fed’in Adımları ve Merkez Bankalarının Faiz Kararları Etkileri

Küresel ekonomi, son dönemde artan belirsizliklerle dolu bir yolculukta. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarındaki dalgalanmalar ve büyük merkez bankalarının para politikası kararları, piyasalardaki oynaklığı derinleştiriyor. Enflasyon ve resesyon ikilemi dünya genelinde önemini korurken, yatırımcıların gözü bugünkü kritik ABD tarım dışı istihdam verisi ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın konuşmasına çevrilmiş durumda. Bu gelişmeler, küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel faktörler olarak öne çıkıyor.

ABD’nin Ticaret Politikaları ve Küresel Ekonomiye Yansımaları

ABD Başkanı Trump’ın tarife uygulamalarındaki son değişiklikler, küresel ticaret dengelerini alt üst etmeye devam ediyor. Daha önce Meksika ve Kanada’dan ithal edilen mallara yönelik yüzde 25 gümrük vergisi kararnamesinde yapılan ayarlamalar, USMCA (ABD-Meksika-Kanada Anlaşması) ile uyumlu ürünleri 2 Nisan’a kadar tarifelerden muaf tuttu. Bu kapsamda, USMCA gerekliliklerini karşılayan otomobiller de muafiyetten faydalanırken, Kanada menşeli potasa gübresine uygulanan gümrük vergisi oranı yüzde 10’a düşürüldü. Ancak Trump, alüminyum ve çelik tarifelerinde bir değişiklik yapılmayacağını ve bunların önümüzdeki hafta yürürlüğe gireceğini net bir şekilde ifade etti.

Bu adımlar, özellikle Kanada tarafında sert tepkilere neden oldu. Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ABD’nin tarifelerine ilişkin olarak, “Öngörülebilir gelecekte ABD tarafından başlatılan bir ticaret savaşında olmaya devam edeceğimizi teyit edebilirim,” diyerek gerilimin devam edeceğinin sinyallerini verdi. Ticaret savaşlarının küresel tedarik zincirleri üzerindeki baskısı ve uluslararası ticaretteki öngörülebilirliği azaltması, şirketlerin yatırım ve üretim kararlarını olumsuz etkiliyor. Bu durum, ülkelerin ekonomi politikaları oluşturmasında ek zorluklar yaratırken, yatırımcıları da oldukça temkinli bir duruş sergilemeye itiyor.

Öte yandan, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, New York Ekonomi Kulübü’nde yaptığı konuşmada, Trump yönetiminin finansal düzenlemelerde verimlilik, etkinlik ve uygunluk arayışında olduğunu belirtti. Bessent, Amerikan halkı için işlemeyen uluslararası ekonomik ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, tarifelerin de bu amaca hizmet ettiğini savundu. Bessent’e göre, ABD sadece kendi ihracatına uygulanan tarifelerle değil, tarife dışı engeller, ihracatçılara haksız yere ceza uygulayan yasalar, küresel rekabeti ve ücretleri baskılayan hükümet politikaları ve döviz manipülasyonu gibi bir dizi kriter çerçevesinde “kötü aktörleri” tespit ediyor. Tarifelerin enflasyonist etkisine ilişkin bir soruya ise Bessent, “Eğer tek seferlik bir fiyat ayarlamasıysa, hiçbir şey tarifelerden daha geçici değildir,” cevabını vererek, bunların geçici bir önlem olduğunu ima etti. Ancak birçok ekonomist ve piyasa analisti, tarifelerin uzun vadede enflasyonu tetikleyebileceği ve tüketici fiyatlarını artırabileceği konusunda endişelerini sürdürüyor.

ABD Ekonomisi ve Fed’in Yaklaşımı: İstihdam ve Faiz İndirimi Beklentileri

ABD ekonomisinin nabzını tutan makroekonomik veriler de piyasaların odağında yer alıyor. Bugün açıklanacak tarım dışı istihdam verisi, ABD ekonomisinin genel sağlığı ve tarife gündemiyle nasıl bir seyir izlediği hakkında önemli ipuçları sunacak. Analistler, bu verinin Fed’in gelecekteki para politikası adımları üzerinde belirleyici olacağını düşünüyor. Özellikle Fed Başkanı Jerome Powell’ın Chicago Üniversitesi’ndeki Para Politikası Forumu’nda yapacağı açıklamalar, Banka’nın projeksiyonlarına ve politika duruşuna dair yeni sinyaller aranması açısından büyük önem taşıyor. Daha önceki açıklamalarında politika duruşunu ayarlamada acele etmeyeceklerini belirten Powell’ın, enflasyon ve istihdam piyasası hakkındaki değerlendirmeleri merakla bekleniyor.

Para piyasalarındaki mevcut fiyatlamalarda, Fed’in yılın ilk yarısında faiz indirimine gideceğine yönelik beklentiler giderek güçleniyor. Ancak Fed yetkililerinin bu konudaki ihtiyatlı tutumu devam ediyor. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, Fed’in yaz aylarına kadar faiz oranları konusunda sabırlı olması gerektiğini ve Trump’ın politikalarının ekonomiyi nasıl etkileyeceğinin netleşmesinin birkaç ay sürebileceğini belirtti. Bostic, yetkililerin faiz oranlarını en azından ilkbahar sonuna kadar sabit tutabileceği görüşünü paylaştı. Bu da Fed’in “veriye bağımlı” yaklaşımının devam edeceğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Makroekonomik veri tarafında ise, 1 Mart ile biten haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısının 221 bine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kalması dikkat çekti. Bu düşüşe rağmen, ABD ekonomisindeki yavaşlama korkuları tamamen ortadan kalkmış değil. Danışmanlık şirketi Challenger, Gray & Christmas’ın verileri, ABD merkezli işverenlerin duyurduğu işten çıkarmaların şubatta bir önceki aya göre yüzde 245 artarak 172 bin 17’ye yükseldiğini gösterdi. Bu artışta federal hükümetteki işten çıkarmalar, iptal edilen sözleşmeler, ticaret savaşı korkuları ve iflaslar etkili oldu. Ayrıca, ABD’nin dış ticaret açığı ocakta aylık bazda yüzde 34 artışla 131,4 milyar dolara ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesini görmesi, ekonominin dış denge açısından zorlu bir dönemden geçtiğine işaret ediyor.

Öte yandan, ABD Başkanı Trump’tan dikkat çekici bir hamle geldi: Stratejik Bitcoin Rezervi ve ABD Dijital Varlık Stokunun kurulmasına yönelik kararnameye imza attı. Beyaz Saray Yapay Zeka ve Kripto Çarı David Sacks, Trump’ın bu vaadini yerine getirdiğini belirterek, dijital varlıkların ABD ekonomisi ve ulusal güvenliği açısından önemine vurgu yaptı. Bu adım, kripto para piyasalarında ve dijital varlıkların geleceğine yönelik tartışmalarda yeni bir kapı aralıyor.

Kurumsal tarafta ise, yarı iletken üreticisi Marvell Technology’nin beklentilere paralel gelen gelir tahmini, yapay zeka altyapısına yapılan harcamalar konusunda yatırımcıları tedirgin etti ve çip hisselerinde düşüşlere yol açtı. Marvell Technology’nin hisseleri yüzde 19,8, Broadcom yüzde 6,3, Nvidia yüzde 5,7 ve Advanced Micro Devices yüzde 2,8 geriledi. Bu düşüşler, teknoloji sektöründeki yüksek büyüme beklentileri ve yapay zeka yatırımlarının sürdürülebilirliği konusundaki hassasiyeti gözler önüne serdi.

Avrupa Piyasaları ve ECB’nin Tarihi Faiz İndirimi

Avrupa piyasaları, İngiltere hariç dün pozitif bir seyir izlerken, gözler Avro Bölgesi’nde açıklanacak büyüme verilerine çevrildi. Ancak piyasaların asıl odak noktası, Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nın uzun bir aradan sonra attığı tarihi adım oldu. ECB, üç temel politika faizini 25 baz puan düşürerek piyasalara faiz indirimi sinyali verdi. Buna göre, banka mevduat faiz oranı yüzde 2,75’ten yüzde 2,50’ye, refinansman faizi yüzde 2,90’dan yüzde 2,65’e ve marjinal borçlanma faizi yüzde 3,15’ten yüzde 2,90’a çekildi. Bu, Mart 2016’dan bu yana refinansman ve marjinal fonlama faizleri için, Eylül 2019’dan bu yana ise mevduat faizi için yapılan altıncı indirim oldu. Bu karar, Avro Bölgesi ekonomisindeki yavaşlamaya ve enflasyonist baskıların hafiflediğine dair güçlü bir işaret olarak yorumlandı.

ECB Başkanı Christine Lagarde, faiz kararının ardından düzenlenen basın toplantısında önemli değerlendirmelerde bulundu. Lagarde, Avro Bölgesi’nde imalat sanayisinin ekonomik büyümenin önünde engel teşkil ettiğini ancak iş gücü piyasasının sağlamlığını koruduğunu ve işsizlik oranının tarihsel olarak düşük seviyelerde olduğunu vurguladı. Belirsizliğin yatırımları engellediğini ve ticaret gerilimlerinin büyümeyi düşürebileceğini belirten Lagarde, ekonomik büyüme üzerindeki risklerin aşağı yönlü olduğunu ve küresel ticaretteki gerilimlerin büyümeyi olumsuz etkileyeceğini kaydetti. Lagarde ayrıca, daha fazla savunma ve altyapı yatırımlarının Avro Bölgesi’nde büyümeyi artırabileceğini, bunun enflasyon için de geçerli olduğunu dile getirdi. Avrupa Birliği’nin (AB) ABD ile gümrük tarifeleri müzakerelerine “güçlü pozisyonda” girmesi gerektiğini ve gümrük tarifelerinin ekonomi için olumsuz olduğunu ifade etti. Bu açıklamalar, ECB’nin bir yandan ekonomik büyümeyi desteklerken, diğer yandan ticaret savaşlarının potansiyel olumsuz etkilerine karşı dikkatli davrandığını gösteriyor.

Bölge genelinde Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barış sağlanmasına ilişkin haber akışı yakından takip edilirken, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Ukrayna’da barışa güç yoluyla ulaşılmasının ABD’nin de çıkarına olduğunu belirterek, AB’nin bu ülkeye desteğinin kilit önemde olduğunu yineledi. Bu durum, Avrupa’daki siyasi ve güvenlik gerilimlerinin ekonomik görünüm üzerindeki etkilerini sürdürdüğünü gösteriyor. Dün Almanya’da DAX 40 yüzde 1,47, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,29 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,68 değer kazanırken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,8 geriledi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne karışık bir seyirle başladı.

Asya Piyasalarında Ticaret Gerilimi ve Merkez Bankası Politikaları

Asya borsalarında karışık bir seyir izlenirken, Trump’ın tarifelere ilişkin açıklamaları bölgedeki yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor. Özellikle Çin, ABD Başkanı Donald Trump’ın yeni iktidar döneminde tarife artışlarıyla tırmanan ticaret savaşına ve diğer ekonomik belirsizliklere karşı büyümeyi destekleyecek ekonomik stratejileri, maliye ve para politikalarını uygulamaya hazır olduğunu bildirdi. Çin Ticaret Bakanı Vang Vıntao, Çin ile ABD arasında ticaret savaşının kazananı olmayacağını belirterek, “Eğer ABD, (ticaret savaşı yürüterek) yanlış yolda ilerlemek istiyorsa, Çin de aynı şekilde karşılık verecektir. Baskı ve tehdit Çin’e karşı işe yaramaz, Çin’i korkutamaz. Ülkemizin çıkarlarını koruma kararlılığımız değişmeyecektir,” sözleriyle ABD’ye meydan okudu. Bu sert açıklamalar, iki ülke arasındaki ticaret gerilimlerinin kolay kolay çözülemeyeceğine işaret ediyor ve küresel ticaret üzerindeki baskıyı artırıyor.

Japonya Maliye Bakanı Katsunobu Kato ise, yetkililerin döviz piyasasıdaki aşırı hareketlere karşı uygun önlemleri alacağını söyledi. Faiz oranlarının artırılması beklentileri hakkında konuşan Kato, para politikalarının belirlenmesinin Japonya Merkez Bankasına (BoJ) bağlı olduğunu belirterek, “BoJ’un, hükümet ile yapılan mutabakata dayanarak politika yürütmesini bekliyoruz,” dedi. Bu da Japonya’nın, enflasyon ve ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda kendi para politikası yol haritasını çizerken, piyasalardaki oynaklığa karşı hazırlıklı olduğunu gösteriyor.

Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 yüzde 2,3, Güney Kore’de Kospi yüzde 0,4 değer kaybederken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,7 yükseldi. Asya piyasalarındaki bu karışık seyir, küresel belirsizliklerin ve bölgesel ekonomik dinamiklerin farklı etkileşimlerini yansıtıyor.

Türkiye Ekonomisi ve Merkez Bankası’nın Adımları

Yurt içinde dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,65 değer kazanarak 10.459,08 puandan tamamladı. Türk piyasaları, küresel gelişmelerin yanı sıra kendi iç dinamiklerine de odaklanmış durumda.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 250 baz puan düşürerek yüzde 42,50’ye çekti. Bu karar, piyasalarda sürpriz olarak karşılanırken, enflasyondaki ana eğilimin ocak ayındaki artış sonrasında şubat ayında gerilediği belirtildi. PPK karar metninde, “Bu dönemde temel mal enflasyonu görece düşük seyrini korurken, hizmet enflasyonu ocak ayına özgü artışın ardından yavaşlamıştır. Yurt içi talep dördüncü çeyrekte öngörülenin üzerinde olmakla birlikte, enflasyondaki düşüşü destekleyici seviyelerde seyretmiştir,” ifadeleri kullanıldı. Metinde ayrıca, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları iyileşme eğilimi sergilemekle birlikte, dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiği ve para politikasındaki kararlı duruşun yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini güçlendirdiği aktarıldı. Bu faiz indirimi, TCMB’nin enflasyonla mücadele ve büyüme hedefleri arasında denge kurmaya çalıştığını gösteriyor.

Dolar/TL, dün yatay seyrederek 36,4030’dan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yüzde 0,2 artışla 36,4910 seviyesinden işlem görüyor. Küresel piyasalardaki dolar endeksi hareketliliği ve yerel faiz kararı, kur üzerinde etkili olmaya devam ediyor.

Analistler, bugün yurt içinde TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi ve hazine nakit dengesi verilerinin, yurt dışında ise ABD’de Fed Başkanı Powell’ın konuşması, tarım dışı istihdam ve Avro Bölgesinde büyüme verilerinin yakından takip edileceğini belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.500 ve 10.600 puanın direnç, 10.200 ve 10.000 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu kaydediyorlar. Bu kritik veriler ve açıklamalar, piyasaların yeni güne nasıl bir yön vereceği konusunda belirleyici olacak.

Bugün Takip Edilecek Önemli Küresel ve Ulusal Veriler

Piyasalar için bugünün ajandasında yer alan kritik veriler ve açıklamalar, küresel ve yerel ekonomilerin geleceğine ışık tutacak:

  • 10.00 İngiltere: Şubat ayı konut fiyat endeksi – İngiltere konut piyasasının sağlığı hakkında bilgi verecek.
  • 10.00 Almanya: Ocak ayı fabrika siparişleri – Avrupa’nın en büyük ekonomisinin imalat sektöründeki eğilimleri gösterecek.
  • 10.00 Türkiye: Mart ayı TCMB piyasa katılımcıları anketi – Türkiye’deki enflasyon ve faiz beklentilerini ortaya koyacak.
  • 13.00 Avro Bölgesi: 4. Çeyrek Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) – Avro Bölgesi’nin ekonomik büyüme performansını gözler önüne serecek.
  • 16.30 ABD: Şubat ayı tarım dışı istihdam – Fed’in para politikası kararları üzerinde en etkili verilerden biri.
  • 16.30 ABD: Şubat ayı işsizlik oranı – ABD istihdam piyasasının genel durumunu yansıtacak.
  • 16.30 ABD: Şubat ayı ortalama saatlik kazançlar – Enflasyonist baskılar açısından önemli bir gösterge.
  • 17.30 Türkiye: Şubat ayı hazine nakit dengesi – Türkiye’nin mali disiplini ve kamu finansmanına dair bilgi verecek.
  • 20.30 ABD: Fed Başkanı Jerome Powell’ın konuşması – Küresel piyasalar için Fed’in gelecekteki adımlarına dair ipuçları barındıracak.

Bu veriler ve konuşmalar, yatırımcıların risk iştahını ve piyasa dinamiklerini belirlemede kilit rol oynayacak.

Piyasa Göstergeleri ve Genel Görünüm

Küresel piyasaların genel göstergeleri de belirsizliğin arttığını teyit ediyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,26 seviyesinde seyrederken, dolar endeksi dün yüzde 1,6 azalışla 103,8’e inerek Kasım 2024’ten bu yana en düşük seviyesine gerilemesinin ardından, yeni güne yatay seyirle 104’ten başladı. Bu düşüş, doların diğer para birimleri karşısındaki değerinde bir miktar zayıflama sinyali veriyor.

Altının ons fiyatı dün yüzde 0,5 düşüşle 2 bin 909 dolardan kapanırken, şu sıralarda yüzde 0,1 artışla 2 bin 910 dolardan işlem görüyor. Altın, küresel belirsizliklerin arttığı dönemlerde güvenli liman olma özelliğini korumaya devam ediyor. Brent petrolün varil fiyatı ise güne önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 69,3 dolardan başladı. Petrol fiyatları, küresel ekonomik aktivite beklentileri ve jeopolitik gelişmelerden etkilenmeye devam ediyor.

New York Borsası’nda dün, S&P 500 endeksi yüzde 1,78, Nasdaq endeksi yüzde 2,61 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,99 değer kaybetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar güne pozitif bir seyirle başlamış olsa da, dünkü düşüşler yatırımcıların temkinli duruşunu yansıtıyor. Küresel piyasalar, ticaret savaşları, merkez bankası politikaları ve makroekonomik verilerin ışığında yön arayışını sürdürürken, önümüzdeki dönemde volatil seyrin devam etmesi bekleniyor. Yatırımcıların, risk yönetimine her zamankinden daha fazla dikkat etmeleri gereken bir döneme girildiği aşikâr.