Piyasalarda Haftaya Karamsar Başlangıç

Küresel Piyasalar Fırtınası: ABD Politikaları, Jeopolitik Gerilimler ve Ekonomik Verilerin Gölgesinde

Yeni haftaya küresel piyasalar, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) gümrük vergileri ve giderek artan korumacı ticaret politikalarının getirdiği belirsizliklerle negatif bir başlangıç yaptı. Dünya ekonomileri, enflasyon ve resesyon ikilemi arasında salınırken, ABD Başkanı Donald Trump döneminden miras kalan ve güncel yönetim tarafından da sürdürülen ticari adımlar, küresel risk iştahını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bu karmaşık tabloya, jeopolitik gerilimler, önemli makroekonomik veriler ve bölgesel siyasi gelişmeler de eklenerek piyasaların yönünü belirsizleştiriyor.

ABD’nin “Önce Amerika” Yatırım Politikası ve Çin ile Artan Gerilim

Cuma günü ABD’de yayımlanan “Önce Amerika Yatırım Politikası” başlıklı genelge, özellikle Çin ile olan ekonomik ilişkilerde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Bu genelge, Çin bağlantılı şirketlerin ABD’deki stratejik sektörlerde – teknoloji, altyapı, sağlık, tarım, enerji, hammadde ve diğer kritik alanlar – yatırım yapmasını engellemeyi hedefliyor. Washington yönetimi, Yabancı Yatırım Komitesi’nin (CFIUS) denetimi dahil olmak üzere “her türlü yasal araca başvurulacağını” açıkça ifade etti.

Genelgede, Çin’in ABD’nin “değerli mücevherleri” olarak nitelendirilen gıda kaynakları, tarım alanları, madenler, doğal kaynaklar, limanlar ve gemi terminalleri gibi yatırım alanlarını “görünür ve gizli yollarla” hedef aldığı iddia ediliyor. Bu yaklaşım, ABD’nin kendi kritik altyapısını koruma gerekliliğini vurgularken, Çin’in de benzer bir hassasiyetle kendi ülkesindeki kritik altyapıyı yabancı şirketlere açmadığına dikkat çekiliyor. Bu durum, karşılıklı bir güvenlik ve ekonomik egemenlik mücadelesinin derinleştiğini gösteriyor.

Ayrıca, genelge, Amerikan şirketlerinin Çin’in askeri sanayi sektörüne yatırım yapmasının önüne geçilmesi gerektiğini savunuyor. Bu talep, Pekin yönetiminin, ordusunu, istihbaratını ve diğer güvenlik aygıtlarını modernize etmek için Amerikan sermayesini kullandığı yönündeki iddialara dayanıyor. Bu politikalar, teknolojik rekabeti ve ulusal güvenlik kaygılarını ekonomi politikalarının merkezine oturtarak, iki küresel güç arasındaki gerilimi daha da tırmandırıyor.

Jeopolitik Gerilimler: Rusya-Ukrayna Savaşı ve Barış Çabaları

Küresel piyasaları etkileyen bir diğer önemli gündem maddesi ise Rusya-Ukrayna savaşının sonlandırılmasına yönelik gelişmeler. Yaklaşık üç yıldır devam eden bu çatışma, küresel enerji ve gıda piyasaları üzerinde derin etkiler bırakırken, diplomatik çabalar da yakından takip ediliyor. ABD eski Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz günlerde başkent Washington’da düzenlenen Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı (CPAC) 2025 etkinliğinde yaptığı konuşmada, bu savaşın bir an önce bitirilmesi gerektiğini vurguladı. Trump, “Başkan Putin ile konuştum ve bence bu işin bitmesi gerekiyor, bitmeli,” ifadelerini kullandı ve ABD’nin Ukrayna için 350 milyar dolar harcadığını öne sürdü.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise Trump’ın açıklamalarına yanıt vererek, barış görüşmelerine Ukrayna’nın yanı sıra, ABD, Rusya ve Avrupa ülkelerinin katılması gerektiğini belirtti. Zelenskiy, ABD’ye olan borç miktarının Trump’ın iddia ettiği gibi 350 milyar dolar değil, yaklaşık 100 milyar dolar olduğunu vurgulayarak, uluslararası yardımların şeffaflığına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme getirdi. Bu karşılıklı açıklamalar, savaşın geleceği ve uluslararası ittifakların konumu hakkında süregelen belirsizliği gözler önüne seriyor.

ABD Makroekonomik Verileri ve Piyasa Refleksleri

Makroekonomik cephede ise ABD’den gelen veriler, piyasaların Fed’in para politikası üzerindeki beklentilerini şekillendiriyor. Cuma günü açıklanan verilere göre, imalat sanayisi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), şubatta aylık 0,4 puan artarak 51,6 seviyesine yükseldi ve piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergiledi. Bu, imalat sektöründeki toparlanmaya işaret ediyor. Ancak aynı dönemde hizmet sektörü PMI’ı 3,2 puan azalarak 49,7’ye geriledi ve son 25 ayın en düşük seviyesini gördü. Hizmet sektöründeki bu daralma, genel ekonomik aktiviteye ilişkin endişeleri artırdı.

Michigan Üniversitesi Tüketici Güven Endeksi de şubatta aşağı yönlü revize edilerek 64,7 seviyesine indi. Tüketici güvenindeki gerileme, harcamalar üzerinde baskı yaratabilir. Enflasyon beklentileri cephesinde ise, tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi şubatta yüzde 4,3’te sabit kalırken, uzun vadeli enflasyon beklentisi yüzde 3,2’den yüzde 3,5’e yükseldi. Uzun vadeli enflasyon beklentilerindeki artış, Federal Rezerv’in sıkı para politikalarını daha uzun süre sürdürebileceği yönündeki kaygıları körükledi.

Bu gelişmelerle birlikte, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,43 seviyesinde dengelenirken, dolar endeksi yüzde 0,4 düşüşle 106,2 seviyesinde işlem gördü. Altının ons fiyatı, küresel risk iştahındaki dalgalanmalarla cuma günü hafif bir düşüş yaşayarak 2 bin 935 dolardan kapanmasına rağmen, yeni haftaya yüzde 0,2 değer kazancıyla 2 bin 940 dolardan başladı. Brent petrolün varil fiyatı ise önceki kapanışın hemen altında 73,9 dolardan alıcı buldu. New York Borsası’nda cuma günü S&P 500 endeksi yüzde 1,71, Nasdaq endeksi yüzde 2,20 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,69 düşüşle kapanırken, endeks vadeli kontratlar yeni haftaya pozitif bir seyirle başladı. Bu durum, piyasaların genel olarak belirsizliklerle dolu ancak kısa vadeli toparlanma potansiyeli taşıyan bir döneme girdiğini gösteriyor.

Avrupa Piyasaları ve Almanya Seçimlerinin Etkisi

Avrupa borsaları cuma günü karışık bir seyir izlerken, gözler Almanya’daki erken genel seçimlere çevrildi. Almanya Seçim Kurulunun açıkladığı geçici resmi sonuçlara göre, Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri yüzde 28,6 oy oranıyla genel seçimi önde tamamladı. Bu sonuç, ülkenin en büyük siyasi gücü olarak konumlarını koruduklarını gösteriyor. Ancak, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oy oranını bir önceki seçimlere göre 10,4 puan artırarak yüzde 20,8 ile ikinci sıraya yükselmesi, Alman siyaset sahnesinde önemli bir değişime işaret ediyor. Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 16,4 ile üçüncü, Yeşiller Partisi ise yüzde 11,6 ile dördüncü sırada yer aldı. AfD’nin yükselişi, Avrupa genelinde yükselen sağ popülist eğilimlerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor ve siyasi istikrara yönelik endişeleri artırıyor.

Almanya seçimlerinde zaferini ilan eden CDU/CSU partilerinin başbakan adayı Friedrich Merz, önceliğinin Avrupa’yı güçlendirmek ve böylece ABD’den bağımsızlıklarını elde edebilmek olacağını söyledi. Merz’in bu açıklamaları, Avrupa’nın stratejik özerkliği ve küresel politikadaki rolü üzerine süregelen tartışmaları alevlendirecek nitelikte. Analistler, Merz’in başbakanlık görevine başlayabilmesi için koalisyon görüşmelerinde diğer partileri ikna etmesi gerekeceğini belirtiyor. Koalisyon sürecinin uzaması veya zorlu geçmesi, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’daki siyasi belirsizliği artırarak piyasalar üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle, koalisyon görüşmelerine ilişkin haber akışı piyasaların odağında yer almaya devam edecek.

Öte yandan, bugün Avro Bölgesi’nde açıklanacak ocak ayına ilişkin tüketici enflasyonu verileri de yakından takip ediliyor. Analistler, bu verilerden alınacak sinyallerin Avrupa Merkez Bankasının (ECB) gelecek dönemde izleyeceği para politikası patikasına yönelik fiyatlamaları etkileyebileceğini ifade etti. Özellikle, enflasyonun hedeflenen seviyelerin üzerinde kalmaya devam etmesi, ECB’nin faiz indirimlerine başlama zamanlaması konusunda daha temkinli davranmasına yol açabilir. Cuma günü, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,12 ve İngiltere’de FTSE 100 yüzde 0,04 değer kaybederken, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,45 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,39 yükseldi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne karışık bir seyirle başladı, bu da bölgesel ekonomilerdeki dengesiz toparlanmanın bir göstergesi.

Asya Piyasalarında ABD-Çin Gerilimi ve Bölgesel Endeksler

Asya piyasaları yeni haftaya satıcılı bir seyirle başlarken, Japonya’da tatil nedeniyle işlemler gerçekleşmiyor. Bölgedeki bu olumsuz havanın temel nedeni, ABD’nin “Önce Amerika Yatırım Politikası” başlıklı genelgesine Çin’den gelen sert tepki oldu. Dün Çin Ticaret Bakanlığı, ABD’nin kritik sektörlerde Çin kaynaklı yatırımların engellenmesini öngören bu genelgeyi eleştirerek, Washington yönetimine ekonomik ve ticari konuları siyasileştirmeme çağrısında bulundu. Bu açıklama, iki ülke arasındaki ticari ve teknolojik rekabetin yeni bir boyuta taşındığını gösteriyor.

Çin Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ABD’nin yaklaşımının, ulusal güvenlik kavramını genelleştiren, piyasa dışı ve ayrımcı bir uygulama olduğu vurgulandı. Çin, bu politikaların iki ülke arasındaki normal ekonomik ve ticari ilişkileri olumsuz etkileyeceğini ve yatırım alışverişine zarar vereceğini belirtti. Açıklamada ayrıca, bu tür adımların ABD’ye de yararının olmayacağının altı çizildi. Çin, ABD’nin bu konudaki adımlarını yakından izleyeceğini ve meşru haklarını ve çıkarlarını korumak üzere gereken tedbirleri alacağını belirterek, Washington yönetimine uluslararası yatırım ve ticaret kurallarına, piyasa ekonomisinin yasalarına uyma ve ekonomik ve ticari konuları siyasileştirmeye ve araç haline getirmeye son verme çağrısı yaptı. Bu gelişmelerle kapanışa yakın Güney Kore’de Kospi yüzde 0,6, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,8 geriledi. Asya piyasalarındaki bu düşüşler, ABD-Çin geriliminin küresel tedarik zincirleri ve teknoloji sektörleri üzerindeki potansiyel etkilerine dair endişeleri yansıtıyor.

Türkiye Piyasaları: BIST 100 ve Dolar/TL’de Son Durum

Yurt içinde cuma günü satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,09 değer kaybederek 9.602,16 puandan tamamladı. Küresel risk iştahındaki düşüş ve bölgesel jeopolitik belirsizlikler, Türkiye piyasalarını da etkilemeye devam ediyor. Dolar/TL ise cuma günü yüzde 0,4 yükselişle 36,4475’ten kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yatay seyirle 36,4320 seviyesinden işlem görüyor. Türk Lirası’nın seyrinde, küresel dolar talebi ve yurt içi ekonomik gelişmeler belirleyici olmaya devam ediyor.

Borsa İstanbul’dan yapılan açıklamada, bugünkü işlemlerde BIST 50 endeksinde yer alan ve açığa satış işlemi yapılabilen paylarda bir gün boyunca geçerli olmak üzere açığa satış işlemlerinde yukarı adım kuralının uygulanmasının kararlaştırıldığı bildirildi. Bu kural, hisse senedi fiyatının bir önceki fiyattan daha yüksek olması veya en azından ona eşit olması durumunda açığa satış yapılmasına izin vererek, piyasadaki aşırı volatiliteyi ve aşağı yönlü baskıyı azaltmayı hedefliyor. Bu tür önlemler, piyasa istikrarını koruma ve yatırımcı güvenini destekleme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Analistler, bugün yurt içinde açıklanacak kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi verilerinin, Türkiye ekonomisinin genel sağlığına dair önemli ipuçları sunacağını belirtiyor. Ayrıca, yurt dışında Almanya’da Ifo iş dünyası güven endeksi, Avro Bölgesi’nde enflasyon ve ABD’de Dallas Fed imalat sanayi endeksi verileri de küresel piyasalar için kritik öneme sahip. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.550 ve 9.500 puanın önemli destek seviyeleri olduğunu, 9.700 ve 9.800 seviyelerinin ise direnç konumunda olduğunu vurguluyorlar. Bu seviyeler, kısa vadeli piyasa hareketleri için yakından izlenecek.

Günün Önemli Ekonomik Verileri ve Piyasa Beklentileri

Bugün piyasalar, yurt içi ve yurt dışından gelecek kritik ekonomik verilerle yön bulmaya çalışacak. Takip edilecek başlıca veriler ve saatleri şöyle:

  • 10.00 Türkiye, şubat ayı kapasite kullanım oranı: Sanayi üretimindeki eğilimleri ve ekonomik aktivitenin gücünü gösterir.
  • 10.00 Türkiye, şubat ayı reel kesim güven endeksi: İş dünyasının mevcut ve geleceğe yönelik ekonomik beklentilerini yansıtır.
  • 12.00 Almanya, şubat ayı Ifo iş dünyası güven endeksi: Almanya ekonomisinin genel sağlığına ve iş dünyasının geleceğe bakış açısına dair önemli bir göstergedir.
  • 13.00 Avro Bölgesi, ocak ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE): Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası kararları üzerinde doğrudan etkisi olan ana enflasyon göstergesidir.
  • 18.30 ABD, şubat ayı Dallas Fed imalat sanayi endeksi: ABD imalat sektöründeki bölgesel aktiviteyi ve eğilimleri ölçer, Fed’in genel ekonomik değerlendirmesine katkı sağlar.

Sonuç ve Beklentiler

Küresel piyasalar, ABD’nin korumacı ticaret ve yatırım politikaları, Çin ile artan jeopolitik gerilimler, Rusya-Ukrayna savaşındaki belirsizlikler ve Almanya seçimlerinin getirdiği siyasi dinamiklerin birleşimiyle oldukça çalkantılı bir dönemden geçiyor. Makroekonomik veriler, ekonomilerin karmaşık bir resmini çizerken, merkez bankalarının para politikası kararları üzerindeki baskılar devam ediyor. Yatırımcılar, bu çok katmanlı belirsizlikler ortamında daha temkinli adımlar atarken, gelecek haftalarda açıklanacak yeni veriler ve jeopolitik gelişmeler, piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynayacak. Özellikle ABD-Çin ilişkilerindeki gerginliğin seyri, Avrupa’daki siyasi istikrar ve enflasyon dinamikleri, küresel risk algısını ve dolayısıyla piyasa performanslarını doğrudan etkilemeye devam edecektir.