Piyasalar veri haftasına yükselişle girdi

Küresel Piyasalar Mercek Altında: ABD Verileri, Merkez Bankası Kararları ve Bölgesel Ekonomik Dinamikler

Küresel piyasalar, yeni haftaya genel olarak pozitif bir başlangıç yaparak yatırımcıların dikkatini ABD’den gelecek yoğun makroekonomik veri takvimine çevirdi. Özellikle istihdam raporları ve büyüme verileri, ekonomik gidişata dair kritik ipuçları sunarken, küresel risk iştahını belirlemede önemli bir rol oynuyor. ABD’de açıklanan makroekonomik göstergelerden alınan sinyaller ve yoğunlaşan bilanço dönemi, küresel ekonominin mevcut durumu hakkında net bir resim çizmeye devam ediyor. Ayrıca, Orta Doğu’da yaşanan İsrail-İran geriliminin piyasalar üzerinde beklenen şiddetli etkiyi yaratmaması, risk algısının bir miktar hafiflemesine ve piyasalardaki oynaklığın azalmasına yardımcı oldu.

ABD ekonomisine yönelik son gelişmeler, güçlü seyrini sürdürdüğüne işaret ediyor. Büyük şirketlerin beklentilerin üzerinde gelen karlılıkları, ekonomik aktivitenin canlılığını koruduğunu gösteriyor. Bu durum, bir yandan yatırımcıları memnun ederken, diğer yandan da enflasyonun ABD Merkez Bankası’nın (Fed) uzun süredir hedeflediği yüzde 2 seviyesine ulaşmasının planlanandan daha uzun sürebileceği ihtimalini güçlendiriyor. Analistler, ülkenin açıklayacağı makroekonomik verilerin yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayarak, güçlü ekonomik aktivitenin Fed’in gelecekteki para politikası gevşeme hızını etkileyebileceğini belirtiyor. Zira Fed’in enflasyonla mücadeledeki kararlılığı, ekonomik büyüme ve istihdam piyasasındaki gelişmelerle dengelenmeye çalışılıyor.

Geçtiğimiz hafta açıklanan bazı veriler, ABD ekonomisindeki karmaşık tabloyu daha da belirginleştirdi. Sanayi üretiminin önemli bir göstergesi olan dayanıklı mal siparişleri, eylül ayında yüzde 0,8 oranında bir azalış kaydetti. Bu düşüş, sanayi sektöründeki bazı yavaşlama sinyallerini akla getirse de, genel ekonomik görünümdeki güçlü duruşu tek başına değiştirmeye yetmedi. Tüketici güven endeksi ise Michigan Üniversitesi tarafından yapılan ölçümlere göre ekim ayında yukarı yönlü revize edilerek 70,5 seviyesine çıktı. Bu artış, tüketicilerin mevcut ekonomik koşullara ve gelecek beklentilerine dair iyimserliğini yansıtırken, enflasyon beklentilerinde ise karışık bir seyir izlendi. Kısa vadeli enflasyon beklentisi ekimde değişim göstermeyerek yüzde 2,7 seviyesinde kalırken, uzun vadeli enflasyon beklentisi yüzde 3,1’den yüzde 3’e hafifçe geriledi. Bu durum, Fed’in enflasyonla mücadele stratejisinin ne denli etkili olduğu konusunda farklı yorumlara yol açıyor.

Kurumsal cephede ise finans sektöründeki bazı zayıflıklar dikkat çekti. ABD’li bölgesel banka New York Community Bank’ın hisseleri, bilançosunda ticari gayrimenkul kredilerinden kaynaklanan önemli zararlar bildirmesinin ardından yüzde 8’in üzerinde değer kaybetti. Bu durum, ticari gayrimenkul piyasasındaki potansiyel riskleri ve finansal istikrar üzerindeki olası etkilerini yeniden gündeme getirdi. Bankanın zayıf bilançosu, diğer büyük finans kuruluşlarının hisselerinde de domino etkisi yarattı. Goldman Sachs hisseleri yüzde 2,3, Morgan Stanley yaklaşık yüzde 2, Bank of America yüzde 1,8, Wells Fargo yüzde 1,4 ve JPMorgan Chase hisseleri yüzde 1,2 oranında düşüş yaşadı. Bu gelişmeler, finansal sektörün direnci ve potansiyel kırılganlıkları hakkında soruları beraberinde getirdi.

Önümüzdeki dönemde piyasaların odağında, ABD’de açıklanacak kritik istihdam ve büyüme verileri yer alacak. Analistler, bu verilerin Fed’in gelecek dönemde atacağı adımlar konusunda belirleyici olabileceğini ve ABD ekonomisinin gidişatına ilişkin daha net bilgiler sunacağını belirtiyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalara göre, Fed’in gelecek ay politika faizini 25 baz puan düşürmesine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Aralık ayında da bir faiz indirimi yapılacağına yönelik beklentiler, gerilemesine rağmen güçlü kalmaya devam ediyor ve bankanın aralıkta faiz indirimi yapacağına ilişkin tahminler yüzde 72 olarak fiyatlanıyor. Bu beklentiler, Fed’in enflasyonla mücadelesinde sona yaklaştığına ve ekonomik büyümeyi desteklemeye yönelik adımlar atabileceğine işaret ediyor.

Bu gelişmelerin ışığında ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, geçtiğimiz hafta 4 baz puanlık bir düşüşle 4,25 seviyesinden kapanırken, yeni güne yüzde 4,27 seviyelerinde başladı. Daha önce Fed’in faiz oranını 50 baz puan düşürmesinden sonra 10 yıl vadeli hazine tahvil faizinin yüzde 4,28 seviyesine kadar yükseldiği gözlemlenmişti. Analistler, bu hareketliliğin iyileşen ekonomik verilerin yanı sıra Banka’nın bundan sonraki faiz indirimlerinde daha agresif olmayacağına dair beklentilerden kaynaklandığını belirtiyor. Dolar endeksi ise cuma günü yüzde 0,2 yükseliş kaydettikten sonra yeni güne 104,3 seviyesinden başladı. Doların küresel piyasalardaki gücü, diğer para birimleri ve emtialar üzerinde önemli bir etki yaratmaya devam ediyor.

Emtia piyasalarında ise altın ve petrol fiyatları farklı dinamiklerle hareket etti. Altının ons fiyatı cuma günü yüzde 0,4 değer kazanarak 2.747,7 dolardan günü tamamlarken, yeni işlem gününde önceki kapanışın yüzde 0,4 altında 2.736 dolardan alıcı buluyor. Altın fiyatlarındaki bu dalgalanma, küresel risk algısı, doların seyri ve Fed’in faiz politikası beklentileriyle yakından ilişkili. Brent petrolün varil fiyatı ise İsrail’in İran’a düzenlediği hava saldırısının petrol tesislerini etkilememesi ve arz endişelerinin hafiflemesiyle cuma günkü kapanışın yüzde 4,4 altında 72,3 dolardan işlem görüyor. Jeopolitik gerilimlerin enerji piyasaları üzerindeki etkisi, kısa vadeli olsa da, önemli fiyat hareketliliklerine yol açabiliyor.

New York borsalarında cuma günü karışık bir seyir izlendi. Dow Jones endeksi yüzde 0,61 değer kaybederken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 0,56 değer kazandı. S&P 500 endeksinde ise yatay bir hareket gözlendi. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise haftaya pozitif bir başlangıç yaptı. Bu farklılaşma, yatırımcıların teknoloji ve büyüme hisselerine olan ilgisinin devam ettiğini, ancak geleneksel sanayi şirketlerinin bazı zorluklarla karşılaşabileceğini düşündüğünü gösteriyor.

Avrupa borsaları da cuma gününü karışık bir tabloyla kapattı. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Washington’da düzenlenen Uluslararası Para ve Finans Komitesi (IMFC) toplantısında yaptığı açıklamada, Avro Bölgesi’nde enflasyonun önümüzdeki yıl ECB’nin yüzde 2’lik hedefine ulaşma yolunda olduğunu belirtti. Ancak, Lagarde bununla birlikte ücret baskılarından kaynaklanan risklerin sürdüğünü ve bu risklerin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu açıklama, ECB’nin faiz politikası kararlarında temkinli davranmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Öte yandan ECB Tüketici Beklentileri Anketi, Avro Bölgesi’ndeki tüketicilerin enflasyon beklentilerinde önemli bir düşüşe işaret etti. 12 ay için ortalama enflasyon beklentisi yüzde 2,7’den 2,4’e geriledi ki bu oran Eylül 2021’den bu yana görülen en düşük seviye oldu. Tüketicilerin gelecek 3 yıl için enflasyon beklentisi ise yüzde 2,3’ten 2,1’e düştü. Bu veriler, tüketicilerin enflasyonun kontrol altına alınacağına dair inancının arttığını göstererek, ECB’nin sıkı para politikasının etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Almanya ekonomisiyle ilgili sevindirici bir haber olarak, Ifo İş Ortamı Güven Endeksi geçen ay 85,4 puandan ekimde 86,5 puana yükselerek, art arda dört aylık düşüşüne son verdi. Bu artış, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’da iş dünyasının geleceğe dair daha iyimser olduğunu ve ekonomik toparlanmanın güçlenebileceğini gösteriyor. Avro Bölgesi’nde bankalar başta olmak üzere finans kuruluşları tarafından şirketlere verilen krediler de eylülde yüzde 1,1 ile Temmuz 2023’ten bu yana en yüksek oranda arttı. Bu durum, şirketlerin yatırım ve büyüme iştahının arttığına ve bankaların da kredi verme konusunda daha istekli olduğuna işaret ediyor, bu da ekonomik aktivite için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Fransa’nın kredi notunu Aa2 olarak teyit ederken, not görünümünü durağandan negatife çevirdi. Bu revizyon, Fransa’nın mali disiplin ve ekonomik reformlar konusundaki zorluklarını yansıtırken, ülkenin borçluluk seviyeleri ve bütçe açığı endişeleriyle ilişkilendiriliyor. Kurumsal tarafta ise Alman otomotiv devi Mercedes-Benz’in hisseleri, şirketin üçüncü çeyrek karının Çin’deki zayıf lüks otomobil satışları nedeniyle düşmesinin ardından yüzde 1 geriledi. Bu durum, küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın Avrupalı şirketler üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Para piyasalarındaki fiyatlamalarda ECB’nin aralıktaki toplantıda 25 baz puan faiz indirimine gideceğine kesin gözüyle bakılırken, 50 baz puanlık daha agresif bir indirim ihtimalinin de fiyatlamalara dahil olduğu görülüyor. Bu beklentiler, Avrupa ekonomisinin yavaşlaması ve enflasyonun hedefe yaklaşmasıyla birlikte ECB’nin gevşeme döngüsüne Fed’den önce başlayabileceği yönündeki düşünceleri güçlendiriyor. Avrupa borsalarında cuma günü, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,40, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,25 değer kaybederken, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,22 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,11 değer kazandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar haftaya karışık seyirle başladı ve piyasaların önümüzdeki dönemde ECB kararlarına odaklanacağı tahmin ediliyor.

Asya tarafında ise Japonya’daki seçimlerin ardından haftanın ilk işlem gününde pozitif bir seyir izleniyor. Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) ile koalisyon ortağı Komeito’nun parlamentoda çoğunluğu elde edememesi, siyasi belirsizliği artırarak Japon yeni’nin dolar karşısında üç ayın en düşük seviyelerine gerilemesine neden oldu. Bu durum, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) faiz artırım politikasını etkileyebileceği yönündeki endişeleri beraberinde getirdi. Ülkenin ihracata dayalı ekonomisine fayda sağlayan zayıf yen, ihracat yapan şirketlerin hisselerini ise olumlu etkiledi. Japon yeni’nin dolar karşısındaki zayıflığından dolayı Japonya’daki faiz oranları ABD ve diğer büyük ekonomilere kıyasla oldukça düşük seviyelerde kalmaya devam ediyor. Analistler, bu durumun yakın gelecekte önemli ölçüde değişmesinin pek olası görünmediğini belirterek, Japonya Merkez Bankası’nın perşembe günü sona erecek toplantısında politika faiz oranını sabit tutmasının beklendiğini ifade etti. Bu gelişmelerle dolar/yen paritesi yüzde 0,5 yükselişle 153,7 seviyesinden işlem görüyor.

Bölgede açıklanan verilere göre Çin’de eylül ayına ilişkin sanayi karları yüzde 3,5 azalış kaydetti. Bu düşüş, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’deki üretim ve talep tarafındaki zorluklara işaret ediyor. Öte yandan Çin Merkez Bankası (PBoC), piyasaya daha fazla likidite enjekte etmek ve bankacılık sistemindeki kredi akışını desteklemek amacıyla yeni bir kredi aracı başlattı. Bankanın açıklamasında, bankacılık sisteminde makul miktarda likidite sağlamak ve merkez bankasının politika araç setini daha da zenginleştirmek amacıyla açık piyasa doğrudan ters repo operasyonları tesisinin etkinleştirildiği belirtildi. Bu adım, Çin hükümetinin ekonomik büyümeyi destekleme çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Bu gelişmelerle kapanışa yakın Nikkei 225 endeksi yüzde 2,1, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 değer kazandı. Asya piyasaları, bölgesel dinamikler ve merkez bankalarının para politikası adımlarıyla yön bulmaya devam ediyor.

Yurt içinde ise cuma günü alıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,40 değer kazanarak 8.908,47 puandan tamamladı. Türk hisse senedi piyasaları, küresel piyasalardaki pozitif havadan ve yerel yatırımcı ilgisinden destek buldu. Dolar/TL kuru ise cuma günü yüzde 0,2 artışla 34,3063’ten kapanırken, yeni işlem gününe bankalararası piyasada önceki kapanışın hemen altından 34,2970’ten başladı. Kurun seyrinde küresel dolar talebi ve yerel ekonomik gelişmeler etkili olmaya devam ediyor.

Analistler, Borsa İstanbul pay piyasasının 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle bugün (pazartesi) saat 12.40’a kadar açık olacağını ve sonrasında 1,5 günlük tatile gireceğini belirtti. Bu durum, kısa vadede piyasa hacmini ve likiditesini etkileyebilir. Bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını dile getiren analistler, yurt dışında ise ABD’de ekim Dallas Fed imalat sanayi endeksinin takip edileceğini kaydetti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.000 ve 9.100 seviyelerinin direnç, 8.800 ve 8.700 puanın ise destek konumunda olduğu belirtildi. Yatırımcıların hem küresel hem de yerel makroekonomik gelişmeleri yakından takip ederek piyasa stratejilerini belirlemesi önem arz ediyor.

Piyasalar bugün özellikle ABD’den gelecek verilere odaklanacak:

  • 17.30 ABD’de ekim Dallas Fed imalat sanayi endeksi