Piyasalar TCMB Enflasyon Raporuna Odaklandı

Fed Faiz Kararının Küresel Piyasalar Üzerindeki Etkileri ve TCMB Enflasyon Raporu Beklentileri

Küresel ekonomi, önemli merkez bankalarının para politikası kararları ve makroekonomik verilerle şekillenmeye devam ediyor. Son dönemde ABD Merkez Bankası (Fed) tarafından açıklanan faiz kararı ve beraberindeki açıklamalar, dünya piyasalarında belirgin hareketliliğe neden oldu. Fed’in politika faizini beklentiler doğrultusunda indirmesi, küresel piyasalarda yön arayışını tetiklerken, yurt içinde yatırımcıların odağı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın sunacağı yılın 4. Enflasyon Raporu’na çevrildi. Bu kritik dönemde, hem dış piyasalardaki gelişmeler hem de iç dinamikler, önümüzdeki süreçte ekonominin ve finansal piyasaların seyrini belirleyecek ana unsurlar olarak öne çıkıyor.

Fed’in Faiz İndirimi ve ABD Ekonomisine Yansımaları

ABD Merkez Bankası (Fed), beklentilere uygun bir şekilde politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 4,50-4,75 aralığına çekti. Bu, yıl içinde gerçekleştirilen ikinci faiz indirimi olarak kayıtlara geçti. Fed’in karar metninde, son ekonomik göstergelerin ABD ekonomisinin güçlü bir hızla genişlemeye devam ettiğine işaret ettiği vurgulandı. Faiz indirim kararı, enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemeye ve iş gücü piyasasında gözlemlenen gevşemeye rağmen, büyümenin desteklenmesi ve ekonomik istikrarın sürdürülmesi amacını taşıyor.

Açıklamada, yılın başından bu yana iş gücü piyasası koşullarının genel olarak rahatladığı belirtilirken, işsizlik oranının bir miktar yükselmesine karşın hala düşük seviyelerde seyrettiği ifade edildi. Enflasyonun ise Fed’in yüzde 2’lik hedefine doğru ilerleme kaydetse de hala bir miktar yüksek seyrettiğine dikkat çekildi. Fed Komitesi, istihdam ve enflasyon hedeflerine ulaşılmasına yönelik risklerin kabaca dengede olduğunu değerlendirerek, temkinli bir yaklaşım sergiledi.

Toplantı sonrası kamuoyuna açıklamalarda bulunan Fed Başkanı Jerome Powell, ABD’deki başkanlık seçimlerinin yakın vadeli politika kararları üzerinde herhangi bir etkisinin olmayacağını net bir dille ifade etti. Powell, ayrıca ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın kendisinden görevi bırakmasını istemesi halinde de istifa etmeyeceğini vurgulayarak, Merkez Bankası’nın bağımsızlığına olan inancını pekiştirdi. Ekonominin genel olarak güçlü olduğunu ve son iki yılda hedeflerine doğru önemli ilerleme kaydettiğini belirten Powell, iş gücü piyasasının bir miktar soğumasına rağmen sağlamlığını koruduğunu, enflasyonun ise önemli ölçüde hafiflediğini kaydetti. Başkan Powell, “Politika duruşumuzun uygun bir şekilde yeniden ayarlanmasıyla, ekonomideki ve iş gücü piyasasındaki gücün korunabileceğinden ve enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye düşeceğinden emin olmaya devam ediyoruz,” sözleriyle geleceğe dair iyimser bir tablo çizdi.

Analistler, Powell’ın bu mesajlarının makroekonomik istikrar açısından önemli sinyaller taşıdığını ve başkanın siyasi yorumlardan kaçınma çabasının piyasalarda olumlu karşılandığını belirtti. Fed’in faiz kararı ve Powell’ın açıklamalarının ardından para piyasalarındaki fiyatlamalar, Fed’in 2024 yılının son toplantısında 25 baz puanlık ek bir faiz indirimi yapacağına yönelik beklentileri yüzde 78 ihtimalle güçlendirdi. Bu durum, piyasaların Fed’in “güvercin” tonunu algıladığını ve gelecekteki para politikası adımlarına yönelik tahminlerini bu yönde şekillendirdiğini gösteriyor.

ABD’den Gelen Ekonomik Veriler

Ülkenin genel ekonomik sağlığını yansıtan bazı önemli veriler de Fed kararının etkisiyle birlikte yakından takip edildi. İlk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 2 Kasım ile biten haftada 221 bine yükselmesine karşın piyasa beklentilerinin altında kalarak iş gücü piyasasındaki direnci bir kez daha gözler önüne serdi. Tarım dışı iş gücü verimliliği de yılın üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 2,2 ile beklenenden daha az bir artış gösterdi. Bu durum, üretkenlik tarafında istenilen ivmenin yakalanamadığını ancak iş gücü piyasasının genel anlamda güçlü seyrini sürdürdüğünü ortaya koydu. Tüketici kredileri ise eylül ayında 6 milyar dolar artışla beklentilerin altında kalsa da toplamda 5,1 trilyon dolarlık önemli bir hacme ulaşarak tüketici harcamalarının hala güçlü olduğunu ancak büyüme hızının yavaşladığını gösterdi. Bu veriler, Fed’in hem enflasyon hem de ekonomik büyüme hedefleri arasındaki hassas dengeyi koruma çabasını destekler nitelikteydi.

Küresel Piyasaların Tepkisi ve Varlık Fiyatları

Fed’in faiz kararı ve sonrasında gelen açıklamalar, küresel piyasalarda varlık fiyatlarında önemli dalgalanmalara yol açtı. Özellikle emtia piyasaları ve borsalar, Fed’in para politikası duruşuna göre yön belirledi.

Altın ve Diğer Emtialar

Söz konusu gelişmelerle piyasalarda oynaklığın arttığı görülürken, altının ons fiyatı karar sonrası günü yüzde 1,6’lık yükselişle 2.704 dolardan tamamladı. Ancak yeni işlem gününde hafif bir kar satışı yaşanarak yüzde 0,4 düşüşle 2.694 dolardan işlem görmeye başladı. Fed’in faiz indirim döngüsüne girme beklentisi, faiz getirisi olmayan altını daha cazip hale getirirken, küresel ekonomik belirsizlikler de güvenli liman talebini destekliyor. Brent petrolün varil fiyatı ise kapanışta yüzde 0,2 yükselmesine rağmen, yeni işlem gününde yüzde 0,3 değer kaybıyla 75 dolar seviyesinden işlem görüyor. Petrol fiyatları genellikle küresel ekonomik aktivite beklentileriyle yakından ilişkili olup, büyüme tahminlerindeki değişimlere duyarlılık göstermektedir.

Tahvil ve Döviz Piyasaları

ABD’nin 10 yıl vadeli hazine tahvili getirisi, Fed’in faiz kararının ardından 10 baz puan gerileyerek günü yüzde 4,33 seviyesinden tamamladı. Tahvil getirilerindeki düşüş, genellikle piyasaların daha düşük faiz oranları beklentisini yansıtır. Dolar endeksi de Fed’in “güvercin” mesajları sonrası yüzde 0,6 düşüş kaydetmesinin ardından yeni güne yatay seyirle 104,5 seviyesinden başladı. Doların zayıflaması, genellikle diğer para birimleri için rahatlama sağlarken, emtia fiyatları üzerinde de yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir.

Küresel Borsalar

New York borsasında ise Fed’in faiz kararı sonrası karmaşık bir tablo oluştu. Dow Jones endeksi yatay bir seyir izlerken, S&P 500 endeksi yüzde 0,74 ve teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi ise yüzde 1,51 gibi önemli bir yükseliş kaydetti. Bu yükselişle S&P 500 endeksi ve Nasdaq endeksi yeni rekor seviyeler tazeledi. Düşük faiz oranları beklentisi, özellikle teknoloji ve büyüme hisseleri için olumlu bir ortam yaratırken, genel piyasa risk iştahını artırdı. Ancak ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne negatif bir seyirle başladı, bu da kar realizasyonlarının veya yeni güne dair belirsizliklerin işaretçisi olarak yorumlanabilir.

Avrupa ve Asya Piyasalarında Son Durum

Küresel piyasaların genel eğilimi, farklı coğrafyalarda farklı dinamiklerle birlikte gözlemleniyor.

Avrupa Piyasaları ve ECB Beklentileri

Avrupa borsaları, İngiltere hariç pozitif bir seyir izledi. Ancak Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) önümüzdeki süreçte atacağı adımlara yönelik belirsizlikler devam ediyor. ECB’nin enflasyonla mücadeledeki duruşu ve faiz kararları, Euro Bölgesi ekonomisi için kritik önem taşıyor. Almanya’da ise siyasi gelişmeler piyasaların gündemine oturdu. Ülkede koalisyondan ayrılan Hür Demokrat Partinin (FDP) bakanlarının yerine yeni isimler atandı. Bellevue Sarayı’nda düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Frank Walter Steinmeier, Maliye Bakanı olarak atanan Başbakan Olaf Scholz’un danışmanı Jörg Kuckis’e mazbatasını verdi. 15 Ocak’ta yapılacak güven oylamasına kadar Almanya’da azınlık hükümeti görev yapacak. Bu siyasi belirsizlik, Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya üzerinde potansiyel bir risk unsuru olarak görülüyor.

Bu gelişmelerle, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,7, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,76 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,13 değer kazanırken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,32 değer kaybetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne de pozitif seyirle başladı, bu da yatırımcıların genel olarak Avrupa ekonomisine dair iyimserliğini sürdürdüğünü gösteriyor.

Asya Piyasalarında Belirsizlikler

Asya tarafında yeni işlem gününde Japonya hariç negatif bir seyir izlenirken, Çin tarafında büyümenin desteklenmesi için bir teşvik paketinin açıklanacağına yönelik haber akışı dikkati çekiyor. Çin hükümetinin ekonomiyi canlandırmaya yönelik adımları, küresel ticaret ve büyüme açısından büyük önem taşıyor. Ancak Çin’de alınacak önlemlerin Donald Trump’ın ikinci başkanlığı döneminde daha yüksek tarifeler tehdidine karşı yeterli olup olmayacağına yönelik belirsizlikler, Çin piyasalarının risk iştahını törpülüyor. ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimleri, Asya ekonomileri üzerinde sürekli bir baskı unsuru olmaya devam ediyor.

Bölgede açıklanan verilere göre, Japonya’da eylül ayına ilişkin hanehalkı harcamaları yüzde 1,1 azalışla öngörülerin üzerinde gelirken, söz konusu döneme ilişkin öncü endeks 109,4 ile tahminlerin üzerinde gerçekleşti. Hanehalkı harcamalarındaki düşüş, tüketici talebinin zayıfladığına işaret ederken, öncü endeks ekonominin gelecekteki performansına dair karışık sinyaller veriyor. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,5 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,4 değer kaybetti. Asya piyasalarındaki bu karışık seyir, küresel ekonomideki belirsizliklerin ve bölgesel dinamiklerin bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

Yurt İçi Piyasalar: TCMB Enflasyon Raporu Odakta

Yurt içinde Borsa İstanbul, küresel piyasalardaki hareketlilikten etkilenerek alıcılı bir seyir izledi. BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,95 değer kazanarak 8.946,13 puandan tamamlarken, yatırımcıların gözleri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanacak yılın 4. Enflasyon Raporu’na çevrildi. Bu rapor, TCMB’nin enflasyonla mücadeledeki yol haritasını, gelecek dönem projeksiyonlarını ve para politikası duruşunu netleştirmesi açısından büyük önem taşıyor.

TCMB, yılın 3. Enflasyon Raporu toplantısında 2024 sonunda enflasyonun yüzde 38’e gerileyeceğini öngörmüş, 2025 ve 2026 tahminlerini ise sırasıyla yüzde 14 ve yüzde 9 seviyesinde korumuştu. Bu yeni raporun, güncel ekonomik koşullar ve beklentiler ışığında bu tahminleri güncelleyip güncellemeyeceği veya aynı seviyelerde tutmaya devam edip etmeyeceği merak konusu. Enflasyon raporu, sadece enflasyon hedeflerini değil, aynı zamanda para politikası duruşu, faiz beklentileri ve genel ekonomik görünüm hakkında da önemli ipuçları sunacaktır. Bu nedenle, yerli ve yabancı yatırımcılar için Türkiye ekonomisine yönelik kısa ve orta vadeli stratejilerin belirlenmesinde kilit rol oynayacaktır.

Döviz piyasasında ise Dolar/TL kuru, günü yüzde 0,1 yükselişle 34,2192’den kapanırken, yeni işlem gününde bankalararası piyasada önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 34,3240’tan işlem görüyor. Döviz kurundaki hareketlilik, küresel dolar endeksindeki değişimlerin yanı sıra yurt içi ekonomik beklentiler ve TCMB’nin politikalarına yönelik algıdan da etkilenmektedir.

Analistler, bugün yurt içinde TCMB’nin 4. Enflasyon Raporu’nun yanı sıra ekim ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranı verisinin de takip edileceğini dile getirdi. Yurt dışında ise ABD’den açıklanacak Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi verisi, küresel piyasalar için önemli bir gösterge olarak izlenecek. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.000 ve 9.100 puanın direnç, 8.800 ve 8.700 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu belirten analistler, yatırımcıların bu seviyeleri yakından takip etmesi gerektiğini vurguladı. Genel olarak, Fed’in global etkileri ve TCMB’nin enflasyonla mücadeledeki kararlılığı, önümüzdeki dönemde finansal piyasalardaki seyri belirleyecek temel dinamikler olmaya devam edecektir.

Bugün Takip Edilecek Önemli Ekonomik Veriler

Piyasalar için bugün kritik öneme sahip olan bazı ekonomik veriler aşağıdaki gibidir:

  • 10.00 Türkiye, ekim ayı finansal yatırım araçlarının reel getiri oranı
  • 10.30 Türkiye, TCMB enflasyon raporu sunumu
  • 18.00 ABD, kasım ayı Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi