Piyasalar Powell’ı Temkinle Bekliyor

Fed’in Gelecek Adımları Piyasaları Şekillendiriyor: Powell’ın Mesajları ve Küresel Beklentiler

Küresel finans piyasaları, ABD Merkez Bankasının (Fed) para politikasına yönelik gelecekteki adımlarına ilişkin devam eden belirsizlikle dalgalı bir seyir izliyor. Yatırımcıların ve analistlerin gözü, Fed Başkanı Jerome Powell’ın yapacağı sözlü yönlendirmelerde ve piyasalara vereceği mesajlarda. Bu açıklamalar, küresel ekonominin gidişatını ve piyasaların yönünü belirlemede kritik bir rol oynayacak. Özellikle, Fed’in olası faiz indirimlerinin zamanlaması ve boyutu, hisse senedi, döviz, emtia ve tahvil piyasalarında önemli hareketliliklere neden olabilecek temel faktör olarak öne çıkıyor. Bu dönemde açıklanan makroekonomik veriler de Fed’in karar alma sürecini doğrudan etkilediği için büyük bir dikkatle takip ediliyor.

Geçtiğimiz hafta Amerika Birleşik Devletleri’nde açıklanan ekonomik veriler, ülkenin ekonomik aktivitesine dair karışık sinyaller verdi. Bu durum, piyasalardaki belirsizliği daha da artırırken, yatırımcılar Powell’ın bu haftaki önemli açıklamaları ile perşembe günü kamuoyuna duyurulacak enflasyon verileri öncesinde oldukça temkinli bir duruş sergiliyorlar. Ekonomistler, ABD ekonomisinde bir süredir devam eden yavaşlamanın makroekonomik göstergelerle doğrulandığını belirtse de, Fed yetkilileri faiz indirimleri konusunda aceleci davranmak yerine ihtiyatlı politikalarını sürdürme eğilimindeler. Analistler, Powell’ın yapacağı konuşmalar ve açıklanacak enflasyon verilerinden elde edilecek ipuçlarının, Fed’in önümüzdeki dönemde izleyeceği para politikası patikasına dair daha net bir fikir verebileceğini ve piyasa beklentilerini şekillendirebileceğini ifade ediyorlar.

Son verilere göre, ABD’de tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi Haziran ayında 0,2 puanlık bir düşüşle yüzde 3 seviyesine geriledi. Bu düşüş, Fed’in enflasyonla mücadele politikalarının olumlu sonuçlar vermeye başladığına dair bir umut ışığı olarak görülebilir. Ancak, Fed tarafından yayımlanan diğer verilere göre, ülkede tüketici kredileri Mayıs ayında 11,3 milyar dolarla piyasa beklentilerinin üzerinde bir artış gösterdi. Tüketici kredilerindeki bu artış, harcamaların devam ettiğini ve ekonomik aktivitenin belirli alanlarda güçlü kaldığını işaret ederek, enflasyonist baskıların tamamen ortadan kalkmadığına dair endişeleri de beraberinde getiriyor. Bu çelişkili veriler, Fed’in faiz kararlarını verirken karşılaştığı karmaşık tabloyu daha da belirginleştiriyor.

Fed Başkanı Powell’ın beklenen konuşması öncesinde, para piyasalarındaki fiyatlamalar geleceğe dair beklentileri net bir şekilde ortaya koyuyor. Piyasa katılımcıları, Fed’in Eylül ayında ilk faiz indirimine gitme ihtimalini yüzde 81 gibi yüksek bir oranla fiyatlıyor. Kasım ayında bir faiz indirimine başlama ihtimali ise yüzde 78 olarak görülüyor. Bankanın, ilk faiz indirimini takiben Aralık ayındaki toplantısında ikinci kez faiz indirimine gitme ihtimali ise yüzde 98 ile neredeyse kesin olarak kabul ediliyor. Bu beklentiler, piyasanın Fed’den yılın ikinci yarısında agresif olmasa da kademeli bir gevşeme politikası beklediğini gösteriyor. Ancak Powell’ın açıklamaları, bu beklentileri önemli ölçüde değiştirebilir.

Piyasalar, Powell’ın söylemlerinin tonuna büyük önem veriyor. Analistler, eğer Powell “güvercin” yani daha yumuşak ve faiz indirimi yanlısı mesajlar verirse, bunun döviz ve pay piyasalarında yüksek bir oynaklığa yol açabileceğini öngörüyor. Güvercin açıklamalar, Amerikan dolarının diğer önemli para birimleri karşısında değer kaybetmesine neden olabilirken, küresel pay piyasalarında risk iştahının artırarak hisse senetlerine yönelik talebi yükseltebilir. Bu senaryoda, özellikle teknoloji ve büyüme odaklı şirket hisselerinin öncülüğünde yeni zirveler test edilebilir. Tersine, eğer Powell “şahin” yani enflasyonla mücadelede kararlı ve faizleri yüksek tutmaya eğilimli mesajlar verirse, dolar güç kazanırken, hisse senetleri baskı altında kalabilir ve piyasalarda genel bir karamsarlık havası esebilir.

Bu gelişmeler yaşanırken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,29 seviyelerinde seyrederken, küresel dolar endeksi (DXY) ise yüzde 0,1’lik sınırlı bir artışla 105 seviyesinin hemen üzerinde konumlanıyor. Tahvil faizleri, yatırımcıların Fed’in faiz indirimleri beklentilerini ve genel ekonomik görünümü yansıtırken, dolar endeksi ise doların altı büyük para birimi karşısındaki gücünü gösteriyor. Emtia piyasalarında ise altın, dün yüzde 1,4’lük bir azalışla 2 bin 359 dolardan kapanış yaparken, bugün önceki kapanışına göre yüzde 0,3’lük bir artışla 2 bin 367 dolardan alıcı buluyor. Altın fiyatlarındaki bu dalgalanma, jeopolitik riskler, enflasyon beklentileri ve doların seyri gibi birçok faktörden etkileniyor. Brent petrolün varil fiyatı ise düşüş eğilimini üçüncü işlem gününe taşıyarak dün yüzde 0,2 değer kaybıyla 85,2 dolardan işlem gördü. Petrol fiyatları, küresel ekonomik büyüme beklentileri ve arz-talep dengesi gibi faktörlere duyarlı bir şekilde hareket ediyor.

New York borsasında ise dün hareketli bir gün yaşandı. Nasdaq endeksi yüzde 0,28 artışla 18.403,74 puan ve S&P 500 endeksi yüzde 0,10 yükselişle 5.572,85 puandan günü tamamlayarak kapanış rekorlarını tazeledi. Bu yükselişlerde, teknoloji hisselerindeki güçlü performans ve yapay zeka alanındaki gelişmelerin yanı sıra, Fed’den beklenen faiz indirimi sinyalleri de etkili oldu. Ancak Dow Jones endeksi yüzde 0,08 azalış kaydederek günü tamamladı. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise yeni güne karışık bir seyirle başladı. Bu durum, yatırımcıların geleceğe yönelik belirsizlikleri fiyatlamaya devam ettiğini ve temkinli yaklaştığını gösteriyor.

Avrupa borsalarında ise dün İtalya dışındaki tüm piyasalarda negatif bir seyir hakimdi. Özellikle Fransa’da düzenlenen erken genel seçimlerin sonuçları sonrasında piyasalarda temkinli duruşun devam ettiği gözlemlendi. Fransa’da erken genel seçimlerin ikinci turu sonucunda sol ittifak ilk sıraya yerleşirken, Cumhurbaşkanı Macron’un ittifakı ikinci sırada kaldı. İlk turun birincisi aşırı sağ ise üçüncü sıraya geriledi. Analistler, aşırı sağa karşı Macron ve sol partiler arasında üstü kapalı bir işbirliğinin oluştuğunu ancak seçimlerin 2. turunda hiçbir ittifakın Mecliste hükümet kurmak için gerekli salt çoğunluğa ulaşamadığını hatırlatarak, bu durumun yatırımcıların belirsizlik ve risk algısını artırdığını ve dolayısıyla temkinli davranmalarında etkili olduğunu vurguladı. Siyasi istikrarsızlık endişeleri, Euro Bölgesi ekonomisine yönelik beklentileri de olumsuz etkiliyor.

Avrupa piyasalarında dün yüzde 0,1 azalışla 1,0826’dan günü tamamlayan avro/dolar paritesi, şu sıralarda önceki kapanışının hemen üzerinde 1,0830 seviyesinden işlem görüyor. Paritedeki bu sınırlı hareketlilik, hem Fed’in hem de Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) gelecekteki politikalarına dair beklentilerin dengeli olduğunu gösteriyor. Ülke bazında bakıldığında ise İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,13, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,63 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,02 gerilerken, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,17 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratları, yeni güne karışık bir seyirle başladı ve bölgedeki siyasi ve ekonomik gelişmelerin yakından takip edildiğini bir kez daha ortaya koydu.

Asya piyasalarında da karışık bir seyir öne çıktı. Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) tahvil alım programını ne zaman ve ne kadar azaltacağına ilişkin haber akışı, Japon piyasalarının ve Japon yeninin kaderini belirlemede anahtar faktör olarak yatırımcıların odağında bulunuyor. Japon yeni, dolar karşısında son 38 yılın en düşük seviyelerine yakın seyrediyor olması, BoJ’un para politikasına yönelik baskıyı artırıyor. Güney Kore merkezli Samsung firmasının sendikalı çalışanlarının yan haklar ve maaşta iyileştirme talebiyle 3 günlük grevine devam etmesine karşın şirketin hisselerinde yüzde 0,2’lik bir artış kaydedilmesi dikkat çekiciydi. Öte yandan, Hyundai Motor’un ise işçi sendikasıyla geçici bir ücret anlaşması yaparak grevi önlediğine yönelik haber akışının ardından firmanın hisse fiyatı yüzde 3,3 değer kaybetti. Bu durum, piyasaların şirket haberlerine ve çalışma ilişkilerindeki gelişmelere ne denli hassas tepki verdiğini gözler önüne seriyor. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,3 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,2 yükselirken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,3 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 geriledi.

Yurt içinde ise dün dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,11’lik sınırlı bir artışla 10.864,08 puandan tamamladı. BIST 100 endeksi, küresel piyasalardaki belirsizliğe rağmen dirençli bir duruş sergiledi. Dolar/TL kuru ise dün yatay bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının hemen üzerinde 32,6765’ten tamamlamasının ardından, bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,7030 seviyesinden işlem görüyor. Dolar/TL’deki bu istikrarlı seyir, Türkiye ekonomisine yönelik beklentilerin belirli bir dengede olduğunu işaret ediyor. Ancak küresel dolar endeksindeki hareketler ve yurt içi ekonomik veriler, kurun ilerleyen günlerdeki yönünü belirlemede etkili olacaktır.

Türkiye ekonomisi açısından önemli bir gelişme olarak, dünyanın en büyük elektrikli araç üreticisi Çinli BYD firması ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında, Türkiye’de yatırıma yönelik yaklaşık 1 milyar dolarlık devasa bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma, Türkiye’nin elektrikli araç üretimi ve batarya teknolojileri alanında küresel bir oyuncu olma hedefine ulaşmasında kritik bir adım olarak görülüyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, bu stratejik yatırıma ilişkin imzalar, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu tarafından atıldı. Bu tür doğrudan yabancı yatırımlar, sadece sermaye girişi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda teknoloji transferi, istihdam artışı ve yerel tedarik zincirlerinin geliştirilmesi gibi çok yönlü faydalar sunuyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, elektrikli araç üreticisi Çin menşeli BYD firmasının Türkiye’ye yapacağı bu büyük yatırımın, orta vadede Türkiye’nin ihracatına ciddi katkılar sunmasını ve cari açığı daha da düşürmesini beklediklerini belirtti. BYD’nin Türkiye’deki üretim faaliyetleri, ülkenin elektrikli araç sektöründeki konumunu güçlendirirken, yüksek katma değerli ürünlerin ihracatıyla dış ticaret dengesine pozitif katkıda bulunacak. Ayrıca, bu yatırımın, Türkiye’nin yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşmasında ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme modeli oluşturmasında da önemli bir rol oynaması bekleniyor. Elektrikli araç teknolojilerindeki bu tür yatırımlar, gelecek nesil endüstrilerin Türkiye’de gelişmesine zemin hazırlayarak, uzun vadeli ekonomik refaha katkı sağlayacak.

Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, ancak yurt dışında Japonya’da makine siparişleri verisi ile Fed Başkanı Powell’ın konuşmasının yatırımcılar tarafından yakından takip edileceğini belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.900 ve 11.000 puan seviyelerinin önemli direnç noktaları olduğunu, 10.800 ve 10.700 seviyelerinin ise güçlü destek konumunda bulunduğunu kaydettiler. Küresel ve yerel dinamiklerin birleşimiyle, piyasaların önümüzdeki dönemde de volatil seyrini sürdürmesi bekleniyor. Bu nedenle, yatırımcıların dikkatli ve bilinçli adımlar atması büyük önem taşıyor. Özellikle Fed’in atacağı adımlar, küresel finansal sistemin rotasını belirlemede merkezi bir rol oynayacak ve tüm piyasalarda hissedilir etkiler yaratacaktır.

Piyasalarda bugün takip edilecek başlıca veriler ve gelişmeler ise şu şekilde:

  • 09.00 Japonya, Haziran ayı makine siparişleri
  • 17.00 ABD, Fed Başkanı Jerome Powell’ın konuşması