Piyasalar Haftaya Güçlü Başladı

Küresel Piyasalar: Merkez Bankası Kararları, Enflasyon Verileri ve Faiz İndirimi Beklentileriyle Yeni Haftaya Bakış

Küresel finans piyasaları, yeni haftaya genel olarak pozitif bir başlangıç yaparken, yatırımcıların odak noktası yoğun veri gündemi ve merkez bankalarının para politikası adımları oldu. Özellikle Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) merakla beklenen faiz kararı ve ABD’de açıklanacak kritik istihdam raporu verileri, piyasaların yönünü belirlemede önemli rol oynayacak. Yurt içinde ise bugünün en kritik verisi, Türkiye ekonomisi için büyük önem taşıyan enflasyon rakamları olarak öne çıkıyor.

Dünya genelinde enflasyonla mücadelede son viraja girildiği düşünülürken, bu hafta Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) uzun süredir beklenen ilk faiz indirimini gerçekleştireceğine dair beklentiler oldukça güçlü. Piyasalar, ECB’nin 25 baz puanlık bir indirim yapmasını neredeyse kesin olarak fiyatlıyor. Ancak bu ilk adımın ardından bankanın önümüzdeki dönemde nasıl bir patika izleyeceği, faiz indirimlerinin hız ve sıklığına ilişkin belirsizlikler devam ediyor. Bu belirsizlik, ECB Başkanı Christine Lagarde’ın faiz kararının ardından yapacağı açıklamaların ve vereceği mesajların daha da dikkatle takip edilmesine neden oluyor. Lagarde’ın sözle yönlendirmeleri, piyasaların gelecekteki ECB adımlarına dair ipuçları aramasına zemin hazırlayacak.

Hafta içinde ABD cephesinden gelecek veriler de küresel piyasalar için kritik önem taşıyor. Özellikle ülkenin istihdam piyasasının sağlığına ışık tutacak tarım dışı istihdam verileri, analistler tarafından yakından izleniyor. Bu verilerden alınacak sinyaller, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek dönemde atacağı adımlara yönelik beklentileri doğrudan etkileyebilecek güçte. Güçlü bir istihdam piyasası, enflasyonist baskıları canlı tutarken, bir yavaşlama Fed’in faiz indirimine gitmesi için daha fazla alan açabilir. Bu nedenle, iş gücü piyasası verileri, Fed’in ‘şahin’ mi yoksa ‘güvercin’ mi bir duruş sergileyeceğine dair önemli göstergeler sunuyor.

Fed yetkililerinin kamuoyuna yönelik sözle yönlendirmeleri de yatırımcıların dikkatle takip ettiği başka bir faktör. Bu kapsamda, Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari’nin açıklamaları öne çıktı. Kashkari, enflasyonun tam olarak kontrol altına alınmadan borçlanma maliyetlerini düşürmenin, ülke refahının temelini oluşturan ekonomik istikrarı riske atacağını belirtti. Bu bağlamda, faizlerin “uzun” bir süre mevcut seviyelerinde sabit kalması gerektiğini vurgulayan Kashkari, Fed içinde hala güçlü bir ‘şahin’ duruşun varlığını gösterdi. Bu tür açıklamalar, piyasanın faiz indirim beklentilerini dengelemeye çalışırken, yatırımcıların farklı senaryoları göz önünde bulundurmasına neden oluyor.

Geçtiğimiz hafta cuma günü ABD’den gelen veriler, kişisel tüketim harcamalarının nisan ayında beklentilerin altında kalarak yavaşladığını gösterdi. Kişisel tüketim harcamaları, nisan ayında aylık bazda yüzde 0,2 ile piyasa beklentilerinin altında bir artış kaydederken, mart ayındaki yüzde 0,7’lik artışa kıyasla belirgin bir düşüş yaşadı. Bu yavaşlama, tüketici talebindeki ivme kaybına işaret ederek, ekonomik aktivitede bir soğumayı düşündürüyor.

Fed’in enflasyon göstergesi olarak öncelikli olarak takip ettiği ve gıda ile enerji kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi de nisan ayında aylık bazda yüzde 0,2 ile beklentilerin altında, yıllık bazda ise yüzde 2,8 ile öngörülerle paralel bir artış kaydetti. Mart ayında aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 2,8 artış gösteren çekirdek PCE, enflasyonun genel olarak Fed’in yüzde 2 hedefinin üzerinde kalmaya devam etse de, aylık bazda ivme kaybettiğini gösteriyor. Bu veriler, Fed’in enflasyonla mücadelesinde bir miktar ilerleme kaydettiğine işaret ederek, faiz indirimi yanlısı argümanları güçlendirdi.

Analistler, geçen hafta aşağı yönlü revize edilen ABD büyüme verisinin ardından cuma günü açıklanan bu tüketim ve enflasyon verilerinin, Fed’in bu yıl içinde faiz indirimlerine başlaması için yeterli alana sahip olduğu görüşünü desteklediğini belirtti. Ekonomik aktivitede belirgin bir yavaşlama olmaksızın enflasyonun kademeli olarak düşmesi, Fed’e “yumuşak iniş” senaryosunu uygulama konusunda esneklik sağlayabilir. İlgili verilerin açıklanmasının ardından para piyasalarında, Fed’in eylül ayında ilk faiz indirimine gitme ihtimali yüzde 52, kasım ayında yüzde 66 ve aralık ayında ise yüzde 84 ihtimalle fiyatlanmaya başladı. Bu beklentiler, Fed’in yılın ikinci yarısında para politikasını gevşetmeye başlayacağına dair güçlü bir piyasa algısı olduğunu gösteriyor.

Söz konusu gelişmelerin etkisiyle, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi düşüş eğilimini üst üste üçüncü işlem gününe taşıyarak bugün yüzde 4,49 seviyesinde bulunuyor. Tahvil faizlerindeki düşüş, genellikle Fed’in faiz indirim beklentileriyle paralel hareket eder ve yatırımcıların daha az riskli varlıklara yöneldiğini veya gelecekteki faiz oranlarının düşeceğine dair bir beklentiyi yansıtır. Dolar endeksi ise 104,6 seviyesinde yatay bir seyir izlerken, altının ons fiyatı önceki kapanışının yüzde 0,2 altında 2 bin 323 dolardan alıcı buluyor. Altın fiyatları, Fed’in faiz indirim beklentileri ve jeopolitik gelişmeler arasında denge arıyor.

Enerji piyasalarında ise dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubu, yıl sonunda süresi dolacak mevcut üretim kesintisinin süresini bir yıl daha uzatma kararı aldı. Bu karar, küresel petrol arzının kontrol altında tutulması ve fiyatların desteklenmesi amacıyla alındı. Ancak karara rağmen, düşüş eğilimini üst üste dördüncü işlem gününe taşıyan Brent petrolün varil fiyatı bugün yüzde 0,5 değer kaybıyla 81 dolardan işlem görüyor. Bu düşüş, küresel talep endişeleri veya diğer makroekonomik faktörlerin OPEC+’nın arz kısıtlaması kararı üzerindeki etkisini sınırladığına işaret edebilir.

New York borsalarında geçtiğimiz cuma günü karışık bir seyir izlendi. Nasdaq endeksi yüzde 0,01 gibi marjinal bir gerileme kaydederken, S&P 500 endeksi yüzde 0,80 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,51 oranında artış kaydetti. Bu karışık performans, teknoloji hisseleri ile geleneksel sektörler arasındaki farklı dinamiklere veya yatırımcıların belirli sektörlere yönelik farklı beklentilerine işaret edebilir. ABD’de endeks vadeli kontratları ise yeni haftaya pozitif bir seyirle başlayarak, piyasalarda genel bir iyimserliğin devam ettiğini gösteriyor.

Avrupa borsaları da cuma gününü pozitif bir havada tamamladı. Bu hafta tüm gözler, ECB faiz kararının ardından banka Başkanı Christine Lagarde’ın yapacağı açıklamalara çevrildi. Analistler, ECB’nin bu hafta 25 baz puanlık bir faiz indirimine gideceğine kesin gözüyle bakıldığını ifade ederek, Lagarde’ın kararın ardından yapacağı açıklamalarda bankanın gelecek dönemde atacağı adımlara yönelik ipuçları aranacağını belirtti. Piyasanın en büyük beklentisi, bu ilk indirimin tek seferlik mi olacağı yoksa kademeli bir indirim döngüsünün başlangıcı mı olacağı yönünde.

Para piyasalarında, ECB’nin bir sonraki faiz indirimine ekim ayında gitme ihtimali yüzde 80 ile fiyatlanırken, avro/dolar paritesi, yeni haftaya önceki kapanışının hemen üzerinde 1,0850 seviyesinden başladı. Faiz oranı beklentilerindeki farklılaşma ve ekonomik görünümler, avro/dolar paritesinin seyrini belirlemede önemli bir rol oynuyor. Genel olarak, bir merkez bankasının faiz indirimi yapması beklenen para biriminin, faiz indirimine gitmeyen veya faizleri artıran bir merkez bankasının para birimine karşı değer kaybetmesi beklenir. Ancak küresel dinamikler ve diğer faktörler bu ilişkiyi karmaşık hale getirebilir.

Öte yandan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), Fransa’nın kredi notunu “AA”dan “AA-“ye düşürdü. Bu karara gerekçe olarak ülkenin bütçe pozisyonunun kötüleşmesi gösterildi. Açıklamada, Fransa’nın uzun vadeli kredi görünümünün ise “durağan” olduğu belirtildi. Bir ülkenin kredi notunun düşürülmesi, o ülkenin borçlanma maliyetlerini artırabilir ve uluslararası yatırımcıların güvenini sarsabilir. Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, kredi notu düşürülmesinin ardından kamu harcamalarında kesintiye gidileceğini ve tasarruf tedbirleri uygulanacağını duyurarak, karara ilişkin ilk tepkisini gösterdi. Bu durum, Fransa’nın bütçe disiplinini sağlama yolunda ek adımlar atacağının sinyalini veriyor.

Cuma günü Avrupa piyasalarında, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,54, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,18, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,01 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,13 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar da yeni haftaya pozitif bir seyirle başladı. Bu genel iyimserlik, ECB’nin beklenen faiz indirimi ve bölge ekonomisine yönelik umutlarla destekleniyor olabilir.

Asya pay piyasalarında ise Çin hariç genel olarak pozitif bir seyir öne çıktı. Bugün Çin’de açıklanan Caixin imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verisi, beklentileri geride bırakarak yaklaşık son 2 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Caixin imalat sanayi PMI, mayıs ayında 51,7’ye yükselerek Haziran 2022’den bu yana en iyi performansını kaydetti. Bu güçlü veri, Çin ekonomisinin aktivitesine ilişkin artan endişeleri sınırlı da olsa yatıştırdı ve ülkenin toparlanma sürecine dair umutları artırdı. PMI endeksinin 50’nin üzerinde olması, imalat sektöründe genişlemeye işaret ederken, 50’nin altındaki değerler daralmayı gösterir.

Öte yandan, Japonya’da açıklanan verilere göre, imalat sanayi PMI 50,4 ile beklentilerin altında kalmasına rağmen, 50 eşik değerinin üzerinde geldi. Bu da sektördeki genişlemenin devam ettiğini ancak beklenen kadar güçlü olmadığını gösteriyor. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,3, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2,5 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,8 yükselirken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 geriledi. Çin’in güçlü PMI verisine rağmen Şanghay borsasının düşüşü, ülkenin emlak sektörü sorunları veya diğer yapısal endişelerin devam ettiğine işaret edebilir.

Yurt içinde geçtiğimiz cuma günü satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,77 azalışla 10.400,48 puandan tamamladı. Yeni haftaya başlarken, gözler yurt içinde açıklanacak enflasyon verilerine çevrildi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sıkı para politikası duruşu ve enflasyonla mücadele hedefi göz önüne alındığında, mayıs ayı enflasyon rakamları piyasalar için son derece kritik. AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, mayıs ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) aylık bazda yüzde 3,04 artacağını tahmin ediyor. Yıllık enflasyonun ise yüzde 75 civarında bir zirveye ulaşması ve ardından düşüşe geçmesi bekleniyor. Bu veriler, TCMB’nin faiz politikasına yönelik beklentileri şekillendirecek.

Dolar/TL kuru, geçen haftanın son işlem gününde dalgalı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının hemen üzerinde 32,2161’den tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,1970 seviyesinden işlem görüyor. Kurdaki sakin seyir, TCMB’nin rezerv güçlendirme adımları ve sıkı para politikası duruşunun etkilerini yansıtıyor. Ancak küresel dolar hareketleri ve yurt içi enflasyon dinamikleri, Dolar/TL’nin seyrini etkilemeye devam edecek.

Analistler, bugün yurt içinde enflasyon ve imalat sanayi PMI verilerinin, yurt dışında ise dünya genelinde imalat sanayi PMI verilerinin takip edileceğini belirtti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.300 ve 10.200 seviyelerinin önemli destek, 10.500 ve 10.600 puanın ise direnç konumunda olduğunu kaydetti. Bu seviyeler, kısa vadeli piyasa hareketlerinde yatırımcılar için referans noktaları oluşturuyor.

Piyasalarda bugün takip edilecek başlıca veriler ise şunlar:

  • 10.00 Türkiye, mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
  • 10.00 Türkiye, mayıs ayı Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE)
  • 10.00 Türkiye, mayıs ayı imalat sanayi PMI
  • 10.55 Almanya, mayıs ayı imalat sanayi PMI
  • 11.00 Avro Bölgesi, mayıs ayı imalat sanayi PMI
  • 11.30 İngiltere, mayıs ayı imalat sanayi PMI
  • 16.45 ABD, mayıs ayı imalat sanayi PMI
  • 17.00 ABD, mayıs ayı ISM imalat sanayi PMI