Emtia Piyasalarında Temmuza Damga Vuran Değişimler: Altın Zirvede, Diğerleri Baskı Altında
Emtia piyasası, geride bıraktığımız ayda küresel ekonomiye dair artan belirsizlikler, merkez bankalarının para politikalarına yönelik beklentiler ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle oldukça dalgalı bir seyir izledi. Özellikle ABD seçimlerine ilişkin soru işaretleri, Çin ekonomisindeki yavaşlamaya yönelik süregelen endişeler ve bazı bölgelerde iyileşen hava koşulları, birçok emtianın fiyatında önemli düşüşlere neden oldu. Ancak bu genel düşüş eğiliminin aksine, **altının ons fiyatı** pozitif bir ayrışma sergileyerek rekor seviyeleri test etti ve yatırımcıların güvenli liman arayışındaki önceliğini bir kez daha kanıtladı.
Temmuz ayı boyunca altın, ons bazında gösterdiği %5,2’lik dikkat çekici değer kazancıyla dikkatleri üzerine çekti. Değerli metalin fiyatı, bu yükselişle birlikte 2.483,72 dolar seviyesine ulaşarak tüm zamanların en yüksek rekorunu test etti. Altındaki bu güçlü yükselişin arkasında birden fazla kritik faktör yer alıyordu. Başta, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) eylül ayında faiz oranlarını düşürmeye başlayabileceğine dair piyasa beklentilerinin önemli ölçüde güçlenmesi geldi. Ülkede tüketici enflasyonunun yavaşladığına işaret eden makroekonomik veriler ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın enflasyondaki düşüş eğilimini teyit eden güvercin açıklamaları, yatırımcıların risk iştahını artırırken, altının cazibesini pekiştirdi. Düşük faiz ortamı, faiz getirisi sunmayan altının alternatif yatırım araçlarına kıyasla daha cazip hale gelmesini sağladı. Ayrıca, doların diğer para birimleri karşısında gösterdiği zayıf performans da, dolar dışı alıcılar için altının daha uygun hale gelmesine yol açarak talebi destekledi. Küresel ekonomiye ilişkin süregelen belirsizlikler ve bazı bölgelerdeki jeopolitik gerilimler de altının **güvenli liman** olma özelliğini ön plana çıkararak değer artışını destekleyen diğer unsurlar olarak öne çıktı. Bu durum, altının hem enflasyonist baskılara karşı bir koruma aracı hem de ekonomik çalkantılar anında sığınağı olma rolünü bir kez daha teyit etti.
Altının bu parlak performansının aksine, diğer değerli metaller ay boyunca düşüş eğilimi gösterdi. Gümüş fiyatları %0,4, platin %1,8 ve paladyum fiyatları %4,9 oranında geriledi. Gümüşün, altından farklı olarak sadece bir değerli metal olmasının yanı sıra, endüstriyel kullanım alanlarının da geniş olması, fiyatlarını küresel ekonomik aktivitedeki yavaşlama beklentilerine karşı daha hassas hale getirdi. Analistler, Fed’in faiz indirimlerine başlayacağına yönelik beklentilerin güçlenmesine rağmen, gümüş yatırımcılarının hala bankanın faiz indirimlerinin zamanlaması ve hızı konusunda temkinli bir tutum izlediğini vurguladı. Bu temkinli yaklaşım, gümüşün endüstriyel talebe olan bağımlılığı nedeniyle ortaya çıktı. Ayrıca, ABD’de başkan adayı Donald Trump’ın seçilmesi durumunda yeşil enerji yatırımlarının sekteye uğrayabileceği ve arka planda kalabileceği dile getirildi. **Yeşil enerji projelerinde**, özellikle güneş panelleri, elektrikli araç bataryaları ve diğer yüksek teknoloji uygulamalarında gümüşün yoğun olarak kullanıldığı göz önüne alındığında, Trump’ın politikalarının bu emtia aracının talebi üzerinde ciddi belirsizlikler yaratabileceği yorumları piyasada endişeye yol açtı. Platin ve paladyum da, özellikle otomotiv sektöründeki talep dinamikleri ve küresel sanayi üretimindeki zayıflama beklentilerinden olumsuz etkilendi.
Baz metaller piyasasında ise karışık, ancak genel olarak aşağı yönlü bir eğilim gözlendi. Bakır, %0,2’lik küçük bir artışla bu grupta pozitif ayrışmayı başardı. Ancak alüminyum fiyatları %8,5, kurşun %5,5, nikel %4,4 ve çinko %8,3 oranında önemli azalmalar kaydetti. Bu düşüşlerin ana nedeni, dünyanın en büyük baz metal tüketicisi olan Çin ekonomisine yönelik zayıf talep sinyalleriydi. Çin’den açıklanan makroekonomik veriler, ülkenin sanayi ve inşaat sektörlerinde talebin zayıflamaya devam ettiğini açıkça gösterdi. Ayrıca, Çin’i yöneten Komünist Parti’nin (ÇKP), ülkenin gelecek on yıldaki ekonomik hedeflerini belirleyecek reform konulu 3. Genel Oturumu’ndan (plenum) ekonomiyi destekleyecek güçlü ve somut kararların çıkmaması da baz metaller üzerinde satış baskısını daha da artırdı. Yatırımcılar, Çin ekonomisinin beklenen toparlanmayı gösterememesi nedeniyle endüstriyel metal talebinde daha fazla düşüş olabileceği endişesini taşıdı. Buna karşın, bakırın pozitif performansı dikkat çekiciydi. Londra Metal Borsası (LME) ve Güney Kore’deki bakır stoklarında yaşanan önemli azalmalar, küresel arz endişelerini tetikleyerek bakır fiyatlarını yukarı yönlü destekledi. Bakırın, özellikle elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji altyapısı ve genel endüstriyel gelişim için kritik bir metal olması, uzun vadeli talep beklentileri nedeniyle piyasanın genel düşüşünden sıyrılmasına yardımcı oldu.
Enerji grubuna baktığımızda ise, temmuz ayında Brent petrolün varil fiyatı %4 oranında azalırken, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı %19 gibi çok daha sert bir düşüş kaydetti. Brent petrol fiyatlarındaki bu düşüş, geçen ay Karayipler’i tehdit eden Beryl Kasırgası endişelerine rağmen gerçekleşti. Analistler, kasırga başlamadan önce olası üretim kesintilerine karşı önlem almak amacıyla petrol üreticilerinin yaptığı stokların, petrol fiyatlarındaki potansiyel yükselişi engellediğini belirtti. Bu durum, piyasada anlık arz baskısının hafiflemesine neden oldu. Ayrıca, küresel büyüme görünümündeki zayıflama beklentileri, genel petrol talebi üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Doğal gaz piyasasında ise düşüşler daha belirgindi ve daha keskin bir şekilde hissedildi. Özellikle küresel ölçekte talebin azalacağına yönelik öngörüler, doğal gaz fiyatlarını olumsuz etkiledi. Yüksek depolama seviyeleri, özellikle Avrupa’daki gaz stoklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) piyasasındaki artan arz kapasitesi, doğal gaz fiyatlarında önemli bir düşüşe yol açtı. Enerji emtialarındaki bu düşüşler, küresel ekonomideki yavaşlama sinyallerini ve arz-talep dengesindeki değişimleri yansıttı.
Tarım grubu ürünlerinde ise geçtiğimiz ay genel bir üretim artışı yaşanması, birçok tarım emtiasının fiyatlarında düşüşlere neden oldu. Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar incelendiğinde, buğdayda %8,1, mısırda %5, soya fasulyesinde %8,4 ve pirinçte %0,9’luk azalmalar kaydedildi. Bu düşüşler, bazı temel tarım ürünlerinin fiyatlarını çok yıllık dip seviyelere çekti. Örneğin, buğdayın kile fiyatı 5,1425 dolarla Ağustos 2020’den bu yana, mısırın kile fiyatı ise 3,9775 dolarla Kasım 2020’den bu yana en düşük seviyelerini gördü. Bu düşüşlerin temelinde yatan nedenler arasında, Kuzey Yarımküre’de birçok önemli tarım bölgesinde görülen iyileşen hava koşulları ve buna bağlı olarak beklenen rekor seviyedeki hasatlar vardı. Özellikle soya fasulyesi fiyatları, ABD ve Güney Amerika’daki verimli hasat beklentileriyle düşüş yaşarken, pirinç fiyatlarındaki düşüş ise dünyanın en büyük pirinç ihracatçılarından biri olan Hindistan’ın pirinç ihracatındaki kısıtlamaları kaldıracağına yönelik haberlerin küresel arz endişelerini azaltmasıyla ilişkilendirildi. Bu gelişmeler, küresel gıda arzında rahatlama beklentisi yaratarak fiyatları aşağı çekti.
Intercontinental Exchange’de libre bazında işlem gören diğer tarım ürünlerinde de benzer eğilimler görüldü. Pamuk fiyatları %5,1, şeker fiyatları ise %6,7 azalış kaydetti. Buna karşılık, kahve fiyatları %1,1 oranında arttı. Kakaonun ton başına fiyatı ise geçen ayı %9,6’lık sert bir düşüşle tamamladı. Mısır fiyatlarındaki bu iniş, petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte biyoyakıt talebine yönelik endişelerin artmasından kaynaklandı. Petrol fiyatlarının düşmesi, etanol gibi biyoyakıtların üretim maliyetini ve dolayısıyla talebini etkileyerek mısır piyasasına dolaylı bir baskı oluşturdu. Brezilya’da ve Vietnam’da devam eden kurak hava koşulları nedeniyle kahve üretimine yönelik endişelerin sürdürülmesi ise kahve fiyatlarında yükselişe yol açan en önemli etken oldu. Brezilya’da artan şeker üretimi ve Hindistan’da beklenen muson yağışlarının yükseliş kaydetmesi, küresel şeker arzının artacağı beklentisiyle şeker fiyatlarının düşmesine neden oldu. Kakao piyasasında ise Batı Afrika’da iyileşen hava koşullarından dolayı azalan arz endişeleriyle birlikte kakao fiyatları sert bir düşüş yaşadı. Genel olarak, tarım emtialarının, iklim değişiklikleri, bölgesel üretim koşulları ve hükümet politikaları gibi çeşitli faktörlere karşı yüksek hassasiyet gösterdiği bir ay geride kaldı. Bu durum, gelecek dönemde de tarım piyasalarındaki oynaklığın devam edebileceğinin sinyallerini veriyor.
Genel bir değerlendirme yapıldığında, temmuz ayı emtia piyasaları için oldukça dinamik ve zıt yönlü hareketlerin yaşandığı bir dönem oldu. Altın, merkez bankası politikalarına yönelik beklentiler ve küresel belirsizlikler karşısında güvenli liman arayışıyla öne çıkarken, endüstriyel metaller ve tarım emtiaları küresel ekonomik yavaşlama sinyalleri ve bazı bölgelerde artan arzın baskısıyla karşılaştı. Gelecek dönemde, küresel büyüme beklentileri, merkez bankalarının faiz politikalarındaki değişimler, jeopolitik gelişmeler ve iklim olayları, emtia piyasalarındaki yönü belirlemede kilit rol oynamaya devam edecektir. Yatırımcılar için bu karmaşık piyasa ortamında, detaylı analizler yapmak ve stratejik kararlar almak her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.