Piyasalar ABD enflasyonuna kilitlendi

Küresel Piyasalar Nefesini Tutuyor: ABD Enflasyonu, Fed Faiz Kararları ve Ticaret Gerilimleri Odağında

Önümüzdeki hafta küresel piyasalar için oldukça yoğun ve kritik bir dönem olacak. Yatırımcıların odağında, ABD’den gelecek enflasyon verileri yer alırken, dünya genelindeki önemli makroekonomik göstergeler de yakından izlenecek. Geçtiğimiz hafta piyasalarda yaşanan hareketlilik, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine gideceğine dair beklentilerin güçlenmesi, ABD’nin ticaret politikalarına yönelik adımları ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle şekillendi. Bu dinamik süreçte, ekonomik verilerden alınacak her sinyal, gelecek dönem piyasa hareketleri için belirleyici olacak.

Geçen hafta, küresel piyasalar genel olarak pozitif bir seyir izledi. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine yönelik beklentilerin artması, ABD’nin ticaret alanında daha fazla ülkeyle anlaşabileceği yönündeki öngörüler ve bazı teknoloji şirketlerinin planlanan tarifelerden muaf tutulacağına ilişkin açıklamalar bu olumlu atmosferin oluşmasında etkili oldu. Özellikle, ABD’de beklentilerin altında kalan istihdam verilerinin ardından ülke ekonomisinin ivme kaybedebileceği endişeleriyle haftaya temkinli başlayan piyasalar, Fed’in faiz indirimi ihtimalinin kuvvetlenmesiyle birlikte yükseliş eğilimine girdi. Ancak tüm bu gelişmeler ışığında, gözler artık gelecek hafta açıklanacak ABD’nin enflasyon verilerine çevrilmiş durumda.

Fed’in Faiz Politikaları ve Piyasa Beklentileri

Analistler, ABD’deki enflasyon verilerinden elde edilecek sinyallerin, Fed’in gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin önemli ipuçları sunacağını belirtiyor. Piyasalar, Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) temmuz ayında aylık bazda yüzde 0,2 ve yıllık bazda yüzde 2,8 artmasını bekliyor. Söz konusu verinin tahminlerden sapması durumunda, başta dolar olmak üzere varlık fiyatlarında ciddi oynaklıklar yaşanabileceği öngörülüyor. Enflasyon verilerinin açıklanacağı kritik haftaya girilirken, para piyasalarında Fed’in eylül ayındaki toplantısında faizleri 25 baz puan düşüreceğine neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Ayrıca, bankanın yıl sonuna kadar bir faiz indirimi daha yapabileceği ihtimali de Ekim için yüzde 53, Aralık için ise yüzde 65 ile fiyatlanmış durumda. Bu da yatırımcıların Fed’in para politikasında daha güvercin bir duruş sergileyeceğine dair güçlü bir beklenti içinde olduğunu gösteriyor.

ABD’de geçtiğimiz hafta yayımlanan Tüketici Beklentileri Anketi’nin sonuçları da, tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisinin temmuz ayında yüzde 3,1’e çıktığını ortaya koydu. Bu durum, enflasyonist baskıların devam edebileceği ve Fed’in bu durumu dikkatle izleyeceği şeklinde yorumlanıyor. Fed’in iki temel görevi olan tam istihdam ve fiyat istikrarı arasında nasıl bir denge kuracağı, önümüzdeki dönemde alınacak kararların temelini oluşturacak.

ABD’nin Ticaret Politikaları ve Küresel Etkileri

Dünya genelinde ABD’nin tarifeler konusunda attığı adımlar, geçtiğimiz hafta piyasalarda oynaklığı artıran temel unsurlar arasında yer almaya devam etti. ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü karşılıklılık esasına dayanan ve oranları değişen tarifelerin yürürlüğe girdiğini duyurdu. Bu hamle, küresel ticaret arenasındaki gerilimleri bir kez daha gündeme taşıdı. Trump ayrıca, Rusya’dan petrol alımını sürdürmesine yanıt olarak Hindistan’a yüzde 25 oranında ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören kararnameyi imzaladı. Bu kararlar, ABD’nin korumacı ticaret politikalarını daha da genişlettiği ve özellikle stratejik ortaklıklarını da etkileyebilecek adımlar atabileceği sinyallerini verdi.

Bunun yanı sıra, Trump’ın ithal çip ve yarı iletkenlere yaklaşık yüzde 100 oranında gümrük vergisi getireceklerini belirtmesi, teknoloji sektöründe önemli endişelere yol açtı. Ancak, ABD’de mal üreten şirketlerin planlanan vergilerden muaf tutulacağını açıklamasının ardından, yatırımcıların tedarik zinciri üzerindeki olası olumsuz etkilerine ilişkin endişeler bir miktar azaldı. Bu muafiyet, yerel üretimi teşvik etmeyi ve küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasını hızlandırmayı hedefleyen bir strateji olarak değerlendirildi. Yine de, genel olarak ticaret gerilimlerinin devam etmesi, küresel ekonomik büyüme beklentileri üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.

Fed Yetkililerinden Gelen Sinyaller ve Yönetim Kurulu Değişiklikleri

Fed yetkililerinin açıklamaları ve yönetim kurulundaki değişiklikler de piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, tarifelerin enflasyonist etkilerinin geçici olup olmayacağı konusunda şüpheci olunması gerektiğini belirterek, bu yıl için tek faiz indiriminin muhtemel olduğunu düşündüğünü ifade etti. Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ise, ABD ekonomisindeki yavaşlamayla kısa vadede faiz indiriminin olabileceğini ve yıl sonuna kadar iki faiz indirimi öngördüğünü dile getirdi. Bu farklı görüşler, Fed’in içindeki tartışmaların ve gelecek politika kararlarının ne kadar karmaşık olabileceğinin bir göstergesi niteliğinde.

Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook, temmuz ayına ilişkin istihdam raporunu “endişe verici” olarak nitelendirerek, bunun ABD ekonomisi için bir dönüm noktasına işaret edebileceğini kaydetti. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly de iş gücü piyasasında daha fazla zayıflamanın önüne geçmek için gelecek aylarda faiz oranlarını muhtemelen ayarlamaları gerekeceğini belirtti. St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem ise, bankanın hem enflasyon hem de istihdam hedefleri açısından risklerle karşı karşıya olduğunu ve faiz indiriminin uygun olup olmadığına karar verilirken, bu hedeflerden hangisinin daha ciddi bir tehdit olarak görüldüğünün değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu açıklamaların bütünü, Fed’in mevcut ekonomik koşullar altında oldukça dikkatli ve veri odaklı hareket etme gerekliliğini vurguluyor.

Bu gelişmelerin yanı sıra, ABD Başkanı Trump, Fed Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrılacak Adriana Kugler’in yerine Ekonomik Danışmanları Konseyi Başkanı Stephen Miran’ı aday gösterdiğini duyurdu. Miran’ın Fed Yönetim Kurulu’nda 31 Ocak 2026’ya kadar görev yapacağını belirten Trump, bu süreçte söz konusu görev için kalıcı bir aday belirlemek amacıyla çalışmaların devam edeceğini aktardı. Trump’ın bankanın yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan Kugler’in yerine Ekonomik Danışmanları Konseyi Başkanı Miran’ı aday göstermesi, bankanın yönetiminin daha “güvercin” (faiz indirimi yanlısı) bir tutum benimseyeceğine dair beklentileri artırdı. Ayrıca, gelecek dönem Fed Başkanlığı için de birçok isim gündeme gelirken, mevcut Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller’ın adı basında sıkça yer almaya devam ediyor. Waller, faiz indirimini destekleyici açıklamalarıyla bilinirken, bu ismin olası başkanlığında Fed’in para politikalarında gevşemeye gidebileceği beklentilerini güçlendirdi.

Jeopolitik Gelişmeler ve Diplomatik Temaslar

Ekonomik gündemin yanı sıra, jeopolitik gelişmeler de piyasaların radarında yer alıyor. ABD Başkanı Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında planlanan görüşmenin yakın zamanda gerçekleşmesi bekleniyor. İki liderin görüşme ihtimalinin olduğu haberlerinin ardından Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov, yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmenin ilerleyen günlerde yapılması konusunda mutabık kalındığını belirterek, “Taraflar, hazırlıklara başladı.” dedi. Rusya Devlet Başkanı Putin de Kremlin Sarayı’nda BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan’ı ağırlarken gazetecilerin sorularını yanıtladı. Putin, ABD’li mevkidaşı Donald Trump ile görüşmesi için Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uygun yerlerden biri olduğunu söyledi. Bu tür yüksek profilli diplomatik temaslar, uluslararası ilişkilerdeki gerilimleri azaltma potansiyeli taşıdığı gibi, piyasalarda belirsizliği azaltarak pozitif bir hava yaratabilir.

Piyasa Reaksiyonları: Tahviller, Emtialar ve Döviz

Tüm bu gelişmelerin ışığında, ABD tahvil piyasalarında geçtiğimiz hafta satıcılı bir seyir hakim oldu. Bu durum, tahvil fiyatlarının düşerken faiz oranlarının yükseldiği anlamına gelmektedir. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,29 seviyesinde tamamladı. Tahvil piyasalarındaki bu hareketlilik, yatırımcıların Fed’in gelecekteki faiz kararlarına yönelik beklentilerini ve risk iştahındaki değişimleri yansıtır.

Emtia tarafında ise farklı bir tablo gözlendi. Altının ons fiyatı geçtiğimiz hafta yüzde 1 artışla 3 bin 398 dolara çıkarak güvenli liman talebinin devam ettiğini gösterdi. Benzer şekilde, gümüşün ons fiyatı da yüzde 3,5 yükselişle 38,33 dolara çıktı. Kıymetli metallerdeki bu yükseliş, küresel ekonomik belirsizlikler ve enflasyon beklentileriyle açıklanabilir. Öte yandan, Brent petrolün varil fiyatı ise yaklaşık yüzde 5 değer kaybıyla 65,8 dolara inerek haftayı tamamladı. Petrol fiyatlarındaki bu düşüş, küresel büyüme endişelerinin ve potansiyel talep daralmasının bir yansıması olarak değerlendirildi.

Döviz piyasalarında ise dolar endeksi, artan faiz indirimi ihtimalleriyle haftayı yüzde 1’lik bir azalışla 98,2 seviyesinden kapattı. Fed’in faiz indirimine gitme olasılığının yükselmesi, doların diğer majör para birimleri karşısında değer kaybetmesine neden oldu. Bu durum, ihracat yapan ABD şirketleri için olumlu bir gelişme olarak yorumlanabilirken, ithalat maliyetlerini artırma potansiyeli taşıyor.

Önümüzdeki hafta, ABD enflasyon verilerinin yanı sıra, küresel büyüme verileri ve Fed yetkililerinin yeni açıklamaları piyasalar için kritik önem taşıyacak. Yatırımcılar, bu verileri ve gelişmeleri yakından takip ederek portföy stratejilerini şekillendirmeye devam edecekler. Küresel ekonominin gidişatı ve para politikalarındaki olası değişiklikler, önümüzdeki dönemde piyasaların ana gündem maddeleri olmaya devam edecek.