Küresel Piyasalar Fed ve Ticaret Gündemiyle Yükselişte: Faiz İndirimi Beklentileri ve Teknoloji Devlerinin Rekorları
Haftanın ilk işlem gününde ABD pay piyasaları, Federal Rezerv’in (Fed) bu hafta açıklayacağı kritik para politikası kararlarına odaklanmış bir şekilde pozitif bir seyir izledi. Yatırımcılar, ABD ekonomisinden gelen son verilerin ışığında faiz indirimi beklentilerini güçlendirirken, önde gelen endeksler kayda değer artışlarla günü tamamladı. Küresel ekonominin seyrini belirleyecek önemli kararlar öncesinde piyasalardaki bu iyimser hava, yatırımcıların geleceğe yönelik beklentilerini yansıttı.
Kapanışta, sanayi devlerini temsil eden Dow Jones endeksi yüzde 0,11 oranında bir yükselişle 45.884,19 puana ulaşarak güne olumlu bir notla veda etti. Geniş tabanlı S&P 500 endeksi ise yüzde 0,47’lik bir artışla 6.615,31 puana yükseldi ve piyasanın genel sağlığının göstergesi olarak olumlu bir performans sergiledi. Teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq endeksi, yüzde 0,94 gibi daha yüksek bir kazançla 22.348,75 puana çıkarak teknoloji sektöründeki dinamizmi ve büyüme potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu yükselişler, piyasalardaki genel risk iştahının arttığına ve yatırımcıların ekonomik belirsizliklere rağmen geleceğe daha umutlu baktığına işaret etti.
Piyasalardaki bu olumlu seyrin ardında yatan en temel beklenti, hiç şüphesiz Fed’in para politikası duruşundaki olası değişiklikler oldu. Özellikle ABD’de iş gücü piyasasının son dönemde zayıflama sinyalleri vermesi, faiz indirimi beklentilerini önemli ölçüde güçlendirdi. Ekonomik veriler, enflasyonun kontrol altına alınması ve istihdamın korunması dengesi arasında Fed’i daha güvercin bir duruşa ittiği şeklinde yorumlandı. Bu bağlamda, piyasa analistleri ve yatırımcılar, Fed’in çarşamba günü politika faizini 25 baz puan düşürmesine neredeyse kesin gözüyle bakmaya başladı. Bu beklenti, özellikle borçlanma maliyetlerinin düşeceği ve şirketlerin yatırım ortamının iyileşeceği yönündeki öngörülerle hisse senetlerine yönelik ilgiyi artırdı.
Bu hafta gerçekleşecek iki günlük Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından Fed’in açıklayacağı kararlar, yalnızca faiz oranlarını değil, aynı zamanda ekonomik projeksiyonları da içerecek. Bu projeksiyonlar, Fed üyelerinin enflasyon, ekonomik büyüme ve istihdam gibi temel makroekonomik göstergelere ilişkin orta ve uzun vadeli beklentilerini ortaya koyacak. Özellikle “nokta grafiği” (dot plot) olarak bilinen faiz oranı tahminleri, gelecek dönemdeki faiz indirimi veya artırımı beklentilerini şekillendirmede kilit rol oynayacak. Toplantının ardından Fed Başkanı Jerome Powell’ın düzenleyeceği basın toplantısı da piyasalar için büyük önem taşıyor. Powell’ın açıklamaları, Fed’in para politikasının gelecekteki seyrine, olası ek faiz indirimlerinin zamanlamasına ve ekonomik görünüm hakkındaki değerlendirmelerine ilişkin daha fazla ipucu arayan yatırımcılar için belirleyici olacak. Bu nedenle, yatırımcılar Powell’ın her kelimesini dikkatle takip edecek.
Fed toplantısı öncesinde Washington’dan gelen bir diğer önemli haber ise eski ABD Başkanı Donald Trump’ın bankaya yönelik faiz indirimi çağrılarını yinelemesiydi. Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerindeki hesabından yaptığı paylaşımlarda, faiz oranlarının “derhal ve beklenenden daha büyük oranda” indirilmesi gerektiğini vurguladı. Trump’ın bu tür açıklamaları, genellikle Fed’in siyasi bağımsızlığına yönelik tartışmaları alevlendirse de, genel piyasa beklentileriyle örtüşen bir çağrı olması dikkat çekti. Onun ekonomiyi canlandırmaya yönelik bu baskısı, özellikle seçim yılı yaklaşırken politik gündemde faiz oranları konusunun ne kadar merkezi bir yer tuttuğunu gösterdi.
Öte yandan, ticaret cephesinde de önemli gelişmeler yaşandı. ABD ile Çin heyetlerinin İspanya’nın Madrid kentinde gerçekleştirdiği üst düzey toplantıya ilişkin haber akışı yakından takip edildi. ABD Başkanı Donald Trump, bu görüşmelerin “çok iyi” geçtiğini bildirerek küresel ticaret ortamında potansiyel bir yumuşamaya işaret etti. Trump’ın bu iyimser değerlendirmesi, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari ilişkilerin geleceğine dair umutları artırdı. Küresel ticaret hacminin ve tedarik zincirlerinin sağlığı açısından bu tür görüşmelerin olumlu seyri, piyasalar üzerinde her zaman önemli bir etkiye sahiptir.
Başkan Trump, Madrid’deki görüşmelerin detaylarına ilişkin yaptığı açıklamada, “ABD ile Çin arasında Avrupa’da düzenlenen büyük ticaret toplantısı çok iyi geçti. Toplantı kısa süre içinde sona erecek. Ülkemizdeki gençlerin kurtarmayı çok istedikleri ‘belli bir’ şirketle ilgili de bir anlaşma sağlandı. Çok mutlu olacaklar. Cuma günü Başkan Şi (Cinping) ile görüşeceğim. İlişkilerimiz çok güçlü olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, bahsi geçen “belli bir şirket”in büyük ihtimalle TikTok olduğunu düşündürdü ve iki ülke arasındaki gerilimli alanlardan birinde önemli bir ilerleme kaydedildiğine işaret etti. Ticaret anlaşmalarının yanı sıra, teknoloji ve veri güvenliği gibi kritik konularda da karşılıklı anlayışın sağlanması, küresel istikrar açısından büyük önem taşıyor.
Nitekim, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de Trump’ın açıklamalarını teyit eder nitelikte bir bildirimde bulundu. Bessent, Çin ile TikTok konusunda bir çerçeve anlaşmaya vardıklarını belirterek, bu anlaşmanın ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından onaylanması gerektiğini ifade etti. TikTok’un ABD’deki faaliyetleri, ulusal güvenlik ve kullanıcı verilerinin korunması konularında uzun süredir devam eden endişelere neden oluyordu. Bu çerçeve anlaşması, bu endişelere yönelik ortak bir zemin bulunmaya çalışıldığını ve potansiyel bir çözüme yaklaşıldığını gösterdi. İki liderin nihai onayı, bu karmaşık meselenin geleceğini belirleyecek ve teknoloji devlerinin küresel operasyonları için emsal teşkil edebilecek nitelikte olacak.
Kurumsal tarafta da dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Elektrikli otomobil devi Tesla’nın hisseleri, şirketin üst yöneticisi (CEO) Elon Musk’ın yaklaşık 1 milyar dolarlık Tesla hissesi satın aldığının bildirilmesinin ardından yüzde 3,6 yükseldi. Musk’ın kendi şirketine olan bu devasa yatırımı, piyasaya güçlü bir güven mesajı olarak algılandı. Bu hareket, hem Musk’ın şirketin geleceğine olan inancını pekiştirdi hem de yatırımcıların hisseye olan ilgisini artırdı. CEO’ların kendi şirketlerinin hisselerini satın alması, genellikle içeriden bilgiye dayalı bir güven sinyali olarak kabul edilir ve bu durum hisse fiyatları üzerinde olumlu bir etki yaratır. Tesla’nın yenilikçi teknolojileri ve küresel elektrikli araç pazarındaki lider konumu, Musk’ın bu yatırımını daha da anlamlı kılıyor.
Teknoloji dünyasının bir diğer dev ismi, Google’ın ana kuruluşu Alphabet’in hisseleri de önemli bir değer kazandı. Yüzde 4,3’lük bir yükselişle Alphabet’in piyasa değeri ilk kez 3 trilyon doların üzerine çıktı. Bu kilometre taşı, şirketin reklam gelirlerindeki sağlam performansını, bulut bilişimdeki büyümesini (Google Cloud) ve yapay zeka alanındaki lider konumunu yansıtıyor. 3 trilyon dolarlık piyasa değeri, Alphabet’i dünyanın en değerli şirketleri arasına taşıyarak teknoloji sektöründeki hakimiyetini bir kez daha kanıtladı. Şirketin yapay zeka yatırımları ve inovasyon yeteneği, gelecekteki büyüme potansiyelini desteklemeye devam ediyor ve bu durum yatırımcılar tarafından da yakından takip ediliyor.
Bilişim altyapısı sağlayıcısı CoreWeave’in hisseleri ise, çip üreticisi Nvidia’dan en az 6,3 milyar dolar değerinde önemli bir sipariş aldığını açıklamasının ardından yüzde 7,6 gibi büyük bir oranla yükseldi. Bu gelişme, yapay zeka ve bulut bilişim altyapısına olan talebin ne denli yüksek olduğunu ve CoreWeave’in bu alandaki konumunu güçlendirdiğini gösterdi. Nvidia gibi bir sektör liderinden gelen bu ölçekte bir sipariş, CoreWeave’in teknolojik yeteneklerine ve büyüme potansiyeline olan güveni simgeliyor. Bu tür iş birlikleri, yapay zeka ekosistemindeki tedarik zincirinin dinamiklerini ve oyuncular arasındaki ilişkileri de gözler önüne seriyor.
Ancak, sektörün bir diğer önemli oyuncusu olan ABD’li çip üreticisi Nvidia’nın hisseleri için durum biraz daha karışıktı. Çin’in şirketin tekelleşme karşıtı düzenlemeleri ihlal ettiğini belirterek başlattığı soruşturmayı derinleştirme kararı almasıyla gün içinde yüzde 1’in üzerinde gerilese de, kapanışta yatay bir seyir izledi. Bu soruşturma, ABD ile Çin arasındaki teknoloji rekabetinin ve jeopolitik gerilimlerin bir yansıması olarak değerlendirildi. Çin’in yerel çip üreticilerini destekleme ve dışa bağımlılığını azaltma stratejileri kapsamında Nvidia gibi yabancı şirketlere yönelik denetimleri artırması, şirketin Çin pazarındaki operasyonları ve gelecekteki büyüme potansiyeli üzerinde belirsizlik yaratabilir. Ancak Nvidia’nın yapay zeka çiplerindeki liderliği ve küresel talebin devam etmesi, hissenin kapanışta toparlanmasına yardımcı oldu. Bu durum, piyasaların jeopolitik riskleri göz önünde bulundururken, teknoloji şirketlerinin temel gücünü de göz ardı etmediğini gösteriyor.