Mücevher İhracatı Sert Darbe Aldı

Mücevher Sektörü Alarmda: Altın Kotası İhracatı Vuruyor, Burak Yakın’dan Kritik Uyarılar

Türkiye’nin yüksek katma değerli ürün gruplarından biri olan mücevher sektörü, son dönemde karşılaştığı zorluklarla uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) Başkanı Burak Yakın, sektörün yaşadığı sıkıntıları ve özellikle altın kotasının ihracata olan olumsuz etkilerini çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Yakın’ın açıklamaları, Türkiye ekonomisi için döviz kazandırıcı faaliyetlerin önemine bir kez daha dikkat çekerken, acil çözüm bekleyen bir krize işaret ediyor.

Altın Kotasının İhracata Darbesi: Türkiye’de Altın Neden Pahalı?

Mücevher sektörünün en temel hammaddesi olan altın, Türkiye’de uygulanan kota nedeniyle uluslararası piyasalardan çok daha yüksek fiyatlara alıcı buluyor. Burak Yakın, bu durumun sektör için adeta “kıyamet alameti” olduğunu vurguluyor. Geçtiğimiz dönemlerde kilogram başına 3.000 USD seviyelerinde seyreden uluslararası piyasa ile Türkiye iç piyasası arasındaki fiyat farkı (makas), son gelişmelerle birlikte 6.000 USD’ye kadar yükselmiş durumda. Bu devasa makas, mücevher ihracatçılarını rekabet edemez hale getiriyor.

Yakın’ın ifadesiyle, “Altın fiyatlarındaki yükseliş ve kota nedeniyle Türkiye’deki altın fiyatlarının uluslararası piyasalardan da yüksek olmasının ve makasın 6 bin USD olarak sürekli yukarı çıkması sektör için artık kıyamet alametidir.” Bu durum, yalnızca ihracatçıları değil, aynı zamanda iç piyasada altın alan yatırımcıları da olumsuz etkiliyor. Her bir gram altın, uluslararası değerinin 6 USD üzerinde fiyatlanarak tüketiciye ulaşıyor. Bu, hem küçük yatırımcının aleyhine bir durum yaratıyor hem de altının finansal bir araç olarak cazibesini azaltıyor.

Altın kotası uygulaması, Türkiye’ye fiziksel altın girişini kısıtlayarak yerel piyasadaki arzı daraltma ve dolayısıyla fiyatları yükseltme mekanizmasıyla işliyor. Teorik olarak döviz çıkışını engelleme amacı güden bu politika, pratikte yüksek katma değerli ihracat yapan mücevher sektörünün maliyetlerini artırarak uluslararası rakipleri karşısında dezavantajlı konuma düşürüyor. Bir kilogram altın kullanarak üretilen ve ihraç edilen bir mücevherin kar marjı, çoğu zaman bu “makas”ın altında kalıyor. Bu da ihracat yaparken kar etmek yerine zarar etme anlamına geliyor ki, sürdürülebilir bir iş modeli için kabul edilemez bir durumdur.

Rakamlar Ne Anlatıyor? Mücevher İhracatındaki Gerçek Düşüş

Burak Yakın, mücevher ihracatı rakamlarını değerlendirirken, ham verilerin tek başına gerçeği yansıtmadığının altını çiziyor. Nominal düşüşün, altının uluslararası ons fiyatlarındaki artışla birlikte reel olarak çok daha büyük bir kayba işaret ettiğini belirtiyor. Geçen yılın aynı dönemine göre yıllık bazda yüzde 30’ları aşan bir düşüş yaşandığını ifade eden Yakın’ın aktardığı veriler oldukça düşündürücü:

2023 yılında 24 Mart tarihine kadar 1 milyar 546 milyon USD tutarında ihracatımız var. Bu yılın aynı döneminde ise 1 milyar 353 milyon USD ihracat yapabildik. Bu verilere göre yüzde 12,47 oranında bir azalma söz konusu. Ancak bu rakamlar doğru ama gerçek değil. Zira geçen sene onsu 1800-1900 USD bandında olan altın bu sene uluslararası piyasalarda 2200 USD seviyelerinde ki bu da yüzde 20 civarında bir artış anlamına geliyor. Bu veriyle entegre ettiğimizde değer olarak yüzde 12,47 olan düşüş reel olarak yüzde 30’ların üzerinde… Tabi bir de kg’da 6 bin Doları bulan bir makas var. Mücevher ihracatçısının karı zaten kg’da 5 bin Dolar… Bu da ihracat yaptığımız ama kar etmediğimizi gösteriyor. Olur bunlar, ticarette hep kar edeceğiz diye bir kural yok, kar ve zarar kardeştir. Hele ki Türkiye’mizin ekonomik durumu için biz bu fedakarlığı seve seve yaparız. Ama gördüğünüz gibi artık bu fedakarlık sektörün bitmesine neden oluyor. Sahuru, iftarı olunca oruç sağlıklı bir ibadet, ama belli bir süre sahuru da iftarı yapamazsak ölürüz.

Bu analiz, mücevher sektörünün karşı karşıya olduğu çifte darbeyi net bir şekilde ortaya koyuyor: Hem ihraç edilen ürün miktarı azalıyor hem de altın fiyatlarındaki artışa rağmen elde edilen gelir reel olarak düşüyor. Dahası, 6.000 dolarlık “makas” düşünüldüğünde, kilogram başına ortalama 5.000 dolar kar eden bir ihracatçının, bu fiyat farkı nedeniyle aslında zarar ettiğini veya en iyi ihtimalle başa baş geldiğini görüyoruz. Bu durum, fedakarlık yapma sınırlarını aşarak sektörün varoluşsal bir tehditle yüz yüze olduğunu gösteriyor. Yakın’ın “Oruç” benzetmesi, sektörün mevcut durumunun sürdürülemezliğini ve acil müdahale ihtiyacını güçlü bir metaforla ifade ediyor.

Türkiye İçin Fedakarlık: Mücevher Sektörünün Tarihi Katkıları ve Talepleri

Mücevher sektörü, doğal afetler, ekonomik dalgalanmalar gibi zorlu koşullarda her zaman Türkiye için seferber olmuş, önemli fedakarlıklar yapmış bir sektördür. Üretim, istihdam ve yüksek katma değerli ihracata katkı sağlayan bu reel sektör, bu zamana kadar devletten ne teşvik ne de hibe talep etmemiştir. Sektör temsilcileri, yalnızca adil ve rekabetçi piyasa koşullarında faaliyet gösterebilmeyi arzu etmektedir. Ancak, altın kotası gibi uygulamalar, sektörün bu fedakarlık kapasitesini tüketme ve hatta sektörün geleceğini tehlikeye atma potansiyeli taşımaktadır.

Mücevher sektörü, binlerce kişiye istihdam sağlayan, tasarım ve zanaatkarlığı bir araya getiren, Türkiye’nin kültürel ve ekonomik mirasına önemli katkılar sunan stratejik bir alandır. El işçiliğinin ve yenilikçi tasarımların ön planda olduğu bu sektör, her bir kilogram altını çok daha yüksek bir değere dönüştürerek ülke ekonomisine döviz kazandırmaktadır. Ancak mevcut politika, bu katma değerli süreci baltalamakta ve sektörün uluslararası arenadaki konumunu zayıflatmaktadır.

Küresel Vitrin İstanbul Jewelry Show ve Mevcut Zorluklar

Dünyanın en büyük mücevher fuarlarından biri olan ve uluslararası alanda büyük prestije sahip İstanbul Jewelry Show, bu sene 17-20 Nisan tarihleri arasında kapılarını açacak. Bu fuar, Türkiye’nin mücevher üretim kapasitesini, tasarım gücünü ve ihracat potansiyelini tüm dünyaya sergilemek için eşsiz bir platform sunuyor. Ancak, Burak Yakın’ın dile getirdiği gibi, mevcut altın fiyat farkı ve ihracattaki sıkıntılar, fuarın potansiyelini gölgelemektedir.

Yurt dışından gelen alıcılar ve yatırımcılar için Türkiye’deki yüksek altın maliyetleri, anlaşmaların ve yeni iş bağlantılarının önünde ciddi bir engel teşkil edebilir. Türk mücevher üreticileri, dünya standartlarında ürünler sunsalar bile, hammadde maliyetlerindeki bu dezavantaj nedeniyle rekabetçi fiyatlar sunmakta zorlanacaklardır. Bu durum, Türkiye’nin global mücevher pazarındaki itibarını ve pazar payını olumsuz etkileyebilir. İstanbul Jewelry Show gibi büyük organizasyonların verimliliği, sektörün genel sağlığıyla doğrudan ilişkilidir ve mevcut tablo, bu önemli etkinliğin tam potansiyelini sergilemesini engellemektedir.

Ekonomi Yönetimiyle İstişare ve Sektörün Beklentileri

Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Yakın, ekonomi yönetimiyle sürekli istişare halinde olduklarını ve gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtiyor. Sektörün sorunlarını her fırsatta dile getirmelerine ve çözüm önerileri sunmalarına rağmen, altın kotası uygulamasının mücevher ihracatına verdiği zararın önüne geçilememiş olması endişe verici. Ekonomi yönetiminin tüm çabalarına rağmen, bu uygulamanın sektöre verdiği büyük hasar, politika yapıcıların dikkatini bir kez daha çekmesi gereken kritik bir konudur.

Sektör temsilcileri, devletten özel bir ayrıcalık veya ek teşvik değil, sadece adil rekabet koşulları ve sürdürülebilir bir operasyonel ortam talep ediyor. Altın kotası uygulamasının ihracat yapan firmalar için revize edilmesi veya ihracatçıların uluslararası fiyatlardan altın tedarik edebileceği mekanizmaların oluşturulması, sektörün beklentileri arasında yer alıyor. Aksi takdirde, Türkiye’nin dünya mücevher pazarındaki güçlü konumu erozyona uğrayacak, üretim yurt dışına kayacak ve istihdam kayıpları yaşanacaktır.

Sonuç: Acil Önlemler Şart

Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Yakın’ın yaptığı uyarılar, Türkiye’nin mücevher sektörünün geleceği açısından kritik bir dönemeçte olduğunu gösteriyor. Altın kotasının yarattığı fiyat farkı, reel ihracat düşüşü ve uluslararası rekabet gücündeki kayıp, sektör için sürdürülemez bir tablo çiziyor. Mücevher sektörü, ülkemizin ekonomik kalkınmasına büyük katkılar sağlayan, yüksek katma değerli bir alandır ve bu krizin aşılması için acil ve etkili önlemler alınması gerekmektedir. Ekonomi yönetiminin, sektör temsilcileriyle iş birliği içinde, bu hayati soruna sürdürülebilir bir çözüm bulması, hem sektörün hem de ülke ekonomisinin menfaatine olacaktır. Aksi takdirde, Türkiye’nin global mücevher pazarındaki yıldızı sönme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Kaynak: Foreks