Küresel Piyasalar Yoğun Veri Gündemi ve Fed Beklentileriyle Dalgalanıyor: Yatırımcılar Ne İzlemeli?
Küresel finans piyasaları, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına yön verecek kritik verilerin yanı sıra, küresel ekonominin gidişatına dair karışık sinyallerle hareketli bir döneme giriyor. Son açıklanan ekonomik göstergeler ve merkez bankalarından gelen mesajlar, yatırımcıların odağında yer alırken, özellikle Fed’in faiz indirim döngüsüne ne zaman başlayacağına dair beklentiler, piyasalardaki oynaklığı artırıyor. Bu süreçte hem makroekonomik veriler hem de şirket özelindeki gelişmeler, piyasaların yönünü tayin eden temel faktörler olarak öne çıkıyor.
ABD Piyasaları ve Federal Rezerv’in Yolu: Yavaşlama Sinyalleri ve Faiz İndirimi İhtimali
Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinden gelen son veriler, imalat sektöründeki daralmanın sürdüğüne işaret ederek Fed’in politika alanını genişletiyor. Dün açıklanan Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) mayıs ayında 48,7 seviyesine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu veri, imalat sektöründeki aktivitenin kritik 50 puan eşiğinin altında kalarak daralma bölgesinde seyrettiğini ve ekonomik büyümede ivme kaybının devam ettiğini gösteriyor. Analistler, bu tür verilerin Fed’in enflasyonla mücadelede attığı sıkılaşma adımlarının ekonomide soğumaya yol açtığının bir kanıtı olduğunu ve dolayısıyla faiz indirimine gitme olasılığını güçlendirdiğini belirtiyor.
Para piyasaları, ISM PMI verisinin ardından Fed’in bu yıl faiz indirimine gideceğine dair beklentilerini daha da pekiştirdi. Eylül ayında ilk faiz indirimine gidilme ihtimali %68’e, kasım ayında ise %98 gibi oldukça yüksek bir seviyeye ulaştı. Ayrıca, olası bir faiz indiriminin ardından bankanın aralık ayında ikinci bir faiz indirimi yapma ihtimali de %58 olarak fiyatlanıyor. Bu beklentiler, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizlerinin dün yaklaşık 11 baz puan gerileyerek %4,40 seviyesine inmesine neden oldu. Bu durum, yatırımcıların daha az riskli varlıklara yöneldiğini ve Fed’in yakın zamanda faiz oranlarını düşüreceği öngörüsünü yansıtıyor. Şu sıralarda ise tahvil faizleri %4,41 seviyesinde bulunuyor.
Dolar endeksi de bu gelişmelerden etkilendi ve dün %0,6 azalışla günü 104 seviyesinden tamamladı. Doların değer kaybetmesi, genellikle faiz indirim beklentileri ve risk iştahının artmasıyla ilişkilendirilir. Endeks, yeni günde önceki kapanışının %0,1 üzerinde, 104,1 seviyesinde seyrediyor. Yatırımcılar için bu hafta açıklanacak ABD istihdam raporu verileri büyük önem taşıyor. İşgücü piyasasının Fed’in çift mandate hedefi (maksimum istihdam ve fiyat istikrarı) üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, istihdam verileri Fed’in gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin önemli ipuçları sağlayacak.
New York borsasında dün karışık bir seyir izlendi. Teknoloji hisselerinin ağırlıkta olduğu Nasdaq endeksi %0,56 ve S&P 500 endeksi %0,11 yükselirken, Dow Jones endeksi %0,30 azalış kaydetti. Bu ayrışma, piyasada teknoloji ve büyüme odaklı hisselere olan ilginin devam ettiğini ancak daha geleneksel sektörlerin baskı altında kalabileceğini gösteriyor. ABD’de endeks vadeli kontratları ise yeni güne de karışık bir seyirle başladı.
Emtia Piyasalarında Son Durum: Altın ve Petrolün Dansı
Emtia piyasaları da Fed beklentileri ve arz-talep dinamikleriyle şekilleniyor. Altının ons fiyatı, Fed’in faiz indirimine gideceğine dair beklentilerin güçlenmesiyle dün %1 değer kazanarak günü 2 bin 351 dolardan tamamladı. Altın, genellikle faiz indirim beklentileriyle desteklenen ve güvenli liman olarak görülen bir yatırım aracıdır. Ancak yeni günde önceki kapanışına göre %0,1 düşüşle 2 bin 349 dolardan alıcı buluyor. Bu hafif düşüş, piyasalardaki kısa vadeli dalgalanmaların bir yansıması olarak değerlendirilebilir.
Petrol piyasasında ise endişe verici bir tablo hakim. OPEC+ grubunun son üretim planları, küresel piyasalarda arz fazlası endişelerini artırarak petrol fiyatlarında sert düşüşlere yol açtı. Petrol fiyatları dün %4 gerileyerek neredeyse son dört ayın en düşük seviyesine indi. Yeni günde de kayıplarını sürdüren ham petrol, %0,5 azalışla 77,76 dolardan satılıyor. OPEC+ grubunun 2024 sonuna kadar gönüllü üretim kesintilerini uzatma ve 2025’ten itibaren kademeli olarak artırma kararı, piyasada arzın talebi aşabileceği algısını güçlendirdi. Bu durum, küresel ekonomik büyüme beklentileri ve enflasyon görünümü açısından da önemli bir gösterge olarak takip ediliyor.
Teknoloji ve Hisse Senedi Özelinde Öne Çıkanlar: Yenilikler ve Dalgalanmalar
Şirket özelindeki haberler de piyasa hareketliliğinde önemli rol oynuyor. Yapay zeka devriminin öncü şirketlerinden Nvidia, yeni yapay zeka çipi “Rubin”i tanıtmasının ardından hisse fiyatı dün yaklaşık %5 yükseldi. Bu gelişme, yapay zeka sektörüne olan yatırımcı güveninin devam ettiğini ve Nvidia’nın bu alandaki lider konumunu pekiştirdiğini gösteriyor.
Müzik yayın platformu Spotify’ın hisseleri ise şirketin ABD’de Premium abonelik ücretlerini temmuz ayından itibaren artıracağını duyurması sonrasında %6’ya yakın değer kazandı. Bu adım, şirketin gelirlerini artırma ve karlılığını iyileştirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, 2021’de GameStop hisselerinde yaşanan çılgın dalgalanmada adıyla ün yapan “Roaring Kitty” sosyal medya hesabının arkasındaki isim olan Keith Gill’in yaklaşık 116 milyon dolar değerinde şirket hissesine sahip olduğuna dair ekran görüntüsü piyasalarda büyük yankı uyandırdı. Bu haber üzerine GameStop’un hisseleri piyasaların açılışından önce %70’in üzerinde değer kazanmış, günü ise %21 primle tamamlamıştı. Bu durum, “meme hisseleri” fenomeninin yatırımcı psikolojisi üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.
Ayrıca, dün New York Borsası’nda (NYSE) yaşanan teknik bir aksaklık, Warren Buffett’ın yatırım holdingi Berkshire Hathaway’in hisselerinin %99 değer kaybettiği gibi anormal durumların yaşanmasına neden oldu. Bu teknik sorun nedeniyle onlarca hisse senedinde sert düşüşler gözlenirken, NYSE daha sonra yaptığı açıklamada sorunu çözdüğünü ve etkilenen hisse senetlerinde işlemlerin yeniden başladığını duyurdu. Bu olay, piyasa altyapısının önemi ve olası aksaklıkların piyasa güveni üzerindeki potansiyel etkisi açısından dikkat çekiciydi.
Avrupa Piyasalarında Karışık Sinyaller ve Bölgesel Dinamikler
Avrupa borsalarında dün İngiltere hariç genel olarak pozitif bir seyir hakim oldu. Ancak bölge genelinde açıklanan ekonomik veriler karışık sinyaller verdi. Mayıs ayında imalat sanayi PMI, İngiltere’de 51,2 ve Avro Bölgesi’nde 47,3 ile beklentilerin altında kalırken, Almanya’da 45,4 ile tahminlere paralel gerçekleşti. Bu veriler, Avro Bölgesi’nde imalat sektörünün halen toparlanma mücadelesi verdiğini gösteriyor.
Fed’in bu yıl faiz indirimine gideceğine yönelik beklentilerin güç kazanmasıyla yükseliş eğilimini üst üste dördüncü işlem gününe taşıyan avro/dolar paritesi, bugün 1,0920’ye çıkarak, 21 Mart’tan bu yana en yüksek seviyesini test etti. Bu yükseliş, doların küresel piyasalardaki zayıflığından ve Euro Bölgesi’ne yönelik görece daha olumlu beklentilerden besleniyor. Parite şu sıralarda 1,0910’dan işlem görüyor. Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi %0,15 gerilerken, Fransa’da CAC 40 endeksi %0,06, Almanya’da DAX 40 endeksi %0,60 ve İtalya’da MIB 30 endeksi %0,52 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise yeni güne karışık bir seyirle başladı. Bugün gözler özellikle Almanya’da açıklanacak işsizlik verilerine çevrilmiş durumda; bu veri, Avrupa ekonomisinin sağlığı hakkında önemli ipuçları sunacak.
Asya Piyasaları ve Japonya’dan Döviz Müdahalesi Sinyali
Asya pay piyasalarında ise genel olarak negatif bir seyir öne çıktı. Bölgesel piyasaları etkileyen en önemli gelişmelerden biri, Japonya Maliye Bakanı Shunichi Suzuki’nin “Spekülasyondan kaynaklanan aşırı döviz hareketlerini engellemek için piyasaya müdahale ettik.” açıklaması oldu. Analistler, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) yaklaşık bir ay önce döviz piyasasına müdahale ettiğini düşündüklerini ifade ederken, ilk kez resmi bir ağızdan müdahalenin gerçekleştiğinin teyidinin alındığını belirtti. Bu müdahale, Japon yeni’nin dolar karşısında yaşadığı değer kaybını önlemeye yönelik bir adım olarak yorumlanıyor ve küresel döviz piyasalarında yankı buldu.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi %0,3, Çin’de Şanghay bileşik endeksi %0,1 ve Güney Kore’de Kospi endeksi %0,7 gerilerken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi %0,4 yükseldi. Öte yandan, altı hafta süren genel seçimlerin ardından oy sayımına geçilen Hindistan’da Sensex endeksi %3,9 azalış kaydetti. Hindistan’daki seçim sonuçlarının belirsizliği, yatırımcılar arasında temkinli bir bekleyişe neden oldu.
Türkiye Piyasalarında Olumlu Gelişmeler ve Dikkat Çeken Detaylar
Yurt içinde ise Borsa İstanbul, küresel piyasalardaki karmaşık atmosfere rağmen alıcılı bir seyir izledi. BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre %1,50 artışla 10.556,80 puandan tamamladı. Bu yükseliş, yerel piyasalara olan güvenin ve beklentilerin devam ettiğini gösteriyor.
Dolar/TL kuru, dün satıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının %0,1 altında 32,1867’den tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,1876 seviyesinden işlem görüyor. Türk Lirası’nın istikrarlı seyrini koruma çabası, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) aldığı önlemlerle destekleniyor.
Nitekim, Türkiye ekonomisi için oldukça önemli bir gelişme yaşandı: TCMB’nin swap hariç net rezervleri, 29 Mart 2024’ten itibaren gösterdiği 66,5 milyar dolarlık iyileşmeyle 31 Mayıs Cuma günü artıya geçerek 1,5 milyar dolara çıktı. Bu, TCMB’nin uzun bir sürenin ardından net rezervlerinde pozitif bölgeye geçmesi anlamına geliyor ve makroekonomik istikrar, para politikası kredibilitesi ve dış şoklara karşı direnç açısından kritik bir başarı olarak değerlendiriliyor. Net rezervlerdeki bu artış, Türkiye’nin döviz ihtiyacını karşılama kapasitesini güçlendirerek yatırımcı güvenine olumlu yansıyabilir ve enflasyonla mücadelede TCMB’nin elini daha da güçlendirebilir.
Gündemdeki Önemli Veriler ve Teknik Seviyeler
Piyasalar bugün de yoğun bir veri gündemiyle hareket edecek. Yatırımcılar, küresel ve yerel piyasaların yönünü tayin edebilecek önemli ekonomik göstergeleri yakından takip edecekler:
- 10.55 Almanya, mayıs ayı işsizlik oranı: Avrupa’nın en büyük ekonomisinin işgücü piyasası sağlığına dair önemli bir gösterge.
- 14.30 Türkiye, mayıs ayı reel efektif döviz kuru: Türk Lirası’nın uluslararası alım gücünü ve rekabetçiliğini yansıtan bir endeks.
- 17.00 ABD, nisan ayı fabrika siparişleri: İmalat sektöründeki genel aktivite ve gelecekteki üretim eğilimleri hakkında bilgi verir.
- 17.00 ABD, nisan ayı dayanıklı mal siparişleri: Büyük ve uzun ömürlü ürünlerin siparişlerini takip ederek yatırım harcamaları ve tüketici güveni hakkında sinyaller sunar.
- 17.00 ABD, nisan ayı JOLTS açık iş sayısı: ABD işgücü piyasasındaki talep ve dinamikleri gösteren, Fed’in dikkatle izlediği bir veri.
Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.600 ve 10.700 seviyeleri direnç olarak önemini korurken, 10.500 ve 10.400 puan ise destek konumunda bulunuyor. Bu seviyeler, kısa vadeli yatırım kararlarında yol gösterici olabilir.
Sonuç olarak, küresel piyasalar, Fed’in faiz politikası belirsizliği, enerji piyasalarındaki dalgalanmalar ve bölgesel ekonomik göstergelerin ışığında karmaşık bir seyir izlemeye devam ediyor. Türkiye piyasaları ise pozitif ayrışan gelişmelerle dikkat çekiyor. Yatırımcıların, açıklanacak verileri dikkatle takip etmesi ve piyasalardaki ani yön değişimlerine karşı hazırlıklı olması önem taşıyor.